EKONOMİ - 17 Kasım 2009 Salı 17:36

TMSF, batan bankaları raf temizliği projesi'yle anlattı

A
A
A
TMSF, batan bankaları raf temizliği projesi'yle anlattı

TMSF Başkanı Ahmet Ertürk, bankacılık sisteminin 1994'ten 2003 yılına kadarki dönemde Türkiye ekonomisine maliyetine ilişkin olarak, bankalara 30 milyar doların üzerinde bir kaynak aktarımı olduğunu söyledi.

YELİZ CANDEMİR-TOLGA MEŞELİ/İSTANBUL

TMSF iki yılı aşkın bir süredir, 25 kişilik uzman bir ekiple hazırladığı Raf Temizliği Projesi'ni TMSF Başkanı Ahmet Ertürk'ün katıldığı bir basın toplantısıyla kamuoyuna sundu.

Toplantıda konuşan TMSF Başkanı Ahmet Ertürk, Raf Temizliği projesinin toplam maliyetinin yaklaşık 435 bin TL olduğunu belirterek, bu projenin TMSF'nin 6 yıllık çalışma döneminin hesabını verme olarak algılanabileceğini söyledi.

TMSF'nin önemli ölçüde işinin çatışmayı yönetmek olduğunu ifade eden Ertürk, "Borçlularla bir çatışma ortamı içerisinde çalıştık. Bu bizim tercihimiz değildi. Biz alacaklı kurum olarak alacağımızı maksimum düzeyde almak için elimizden geleni yaptık. Yasanın bize verdiği yetkileri sonuna kadar kullanma kararlılığı gösterdik. Borçlular ise maalesef önemli ölçüde borçlarını ödemekten kaçınma refleksiyle hareket ettiler" dedi.

Ertürk, "Sık sık şu suçlamayla karşılaştık, 'TMSF bizi tehdit etti, bize tehditle bunları yaptırdı.' TMSF'nin tehdit ettikleri dediği şey. TMSF'nin yasal kararlılığını göstermesidir" şeklinde konuştu.

TMSF'nin yaptığı her işin yargı denetiminden geçmekte olduğunu kaydeden TMSF Başkanı Ertürk, "Toprak grubuyla ilgili yaptığımız bütün ihaleler yargıda, yargının denetiminden geçmekte. Bunlarla ilgili lehimize bazı kararlar çıktı. Ama bu süreç devam ediyor" dedi.
Fonun banka çözümleme deneyimden bahseden Ertürk, toplam 25 bankanın 5 tanesinin iflas ve tasfiye sürecinde olduğunu, bunların 3 tanesinin bankacılık lisanslarının iptal edildiğini söyledi.

30 milyar doların üzerinde bankalara bir kaynak aktarımı olduğunu ifade eden Ertürk, "30 milyarın 18.5 milyar TL'sini geri kazanmışız. Bu yüzde 60 oranına tekabül etmektir ki, bu oran uluslar arası ölçekte başarılı bir oran" dedi.

"PAMUKBANK VE İMAR BANKASI DÖNÜM NOKTASI OLDU"

Batık bankalara değinen Ertürk, "2002-2003 döneminde Pamukbank ve İmar Bankası'nın zor duruma düşerek TMSF tarafından yönetimine el konması dönemin en büyük operasyonu oldu. Çünkü her iki bankanın toplam bilanço büyüklüğü, zararı ve kamuya yarattığı yük TMSF'nin el koyduğu diğer bankaların toplamıyla eş değerdi. Özellikle İmar Bankası dünya bankacılık tarihine olumsuz anlamda geçmeyi tam anlamıyla hak eden bir bankaydı" dedi.
İmar Bankası olayının aynı zamanda yasal alt yapının oluşmasında da bir dönüm noktası olduğunu kaydeden Ertürk, 5020 yasayla başlayan sürecin İmar Bankası tarafından tetiklendiğini söyledi.

"UZAN OPERASYONU ÇOK ÖNEMLİYDİ"


TMSF Başkanı Ertürk, "14 Şubat'ta yapılan uzan operasyonu ilk defa TMSF'yi bir fenomen olarak kamuoyunun önüne çıkardı. Uzan operasyonu şu anlamda çok önemliydi. Uzan operasyonu ilk defa kamuoyuna bazı şeylerin unutulmaya terk edilmeyeceğini, yapılanların hesabının en etkin, en vurucu şekilde sorulacağını gösterdi kamuoyuna" dedi.

"TOPLAM MALİYETİ 30 MİLYAR DOLARA ULAŞAN BİR KAYNAK BANKALARA AKTARILMIŞ DURUMDA "


Toplantıdan sonra basın mensuplarının sorularını yanıtlayan TMSF Başkanı Ahmet Ertürk, "Toplam maliyeti 30 milyara ulaşan bir kaynak bankalara aktarılmış durumda. Faiz oranlarının nasıl olacağı, hangi oranlarda uygulanacağı düzenine bağlı olarak 50 -65 milyar dolar düzeyine ulaşmakta. En son hazineden kullandığımız kaynak hazine tarafından fonun borcu olarak kayıtlarımıza geçiyordu. Bu işlemin bir borçlandırma işlemi değil, bu işlemin bir kamu kaynağının banka sistemini kurtarma işlemi olduğunu, dolaysısıyla fonun borçlu olarak gösterilmesinin hukuki olarak doğru olmadığını düşündük her zaman. TMSF'nin borcu olarak gösterilen rakam bir yasayla kayıtlardan silindi. Bu çıkarılan rakam 90 milyar TL. Bu da yaklaşık 65 milyar dolara tekabül ediyor" dedi.

"BANKA ÇÖZÜMLEME TARAFINDA 3 MİLYAR DOLAR ÜZERİNDE BİR GELİR BEKLENTİSİNE SAHİBİZ"

Ertürk, "Çözümleme süreci bitmiş değil. Burada yaklaşık 3 milyar doların üzerinde bir gelir beklentisine sahibiz. Bu nedenle TMSF'nin çözümle tarafı bir süre daha devam edecek" dedi.

"TMSF'DEN KAÇ TANE BAŞKANIN GELİP GEÇECEĞİNİ GÖRECEĞİZ"

Bundan sonraki TMSF yönetimleri bu perspektif ışığında çalışmalarını sürdüreceğini kaydeden Ertürk, "Kaç tane başkanın daha buradan gelip geçeceğini biz de birlikte göreceğiz" dedi.

"YASAL BİR DEĞİŞİKLİK YAPILMADIKÇA, GÖREVE DEVAM ETMEM MÜMKÜN DEĞİL"


Toplantıda görev sürecinin devamı hakkında bir soru sorulması üzerine Ertürk, "TMSF başkanlığının süresi 6 yıllık bir süre. Altı yıllık görev sürem 31 Ocak 2010 tarihi itibariyle bitiyor. Yasal düzenleme ikinci kez atamayı imkansız kılıyor, dolayısıyla yeni bir yasal değişiklik olmazsa göreve devam etmem mümkün değil" dedi.

Bu toplantının geçen altı yıllık dönemine yönelik kamuoyuna bir hesap verme anlamı taşıdığını ifade eden TMSF Başkanı Ertürk, "Aynı zamanda geçen altı yıllık sürecin bilançosunu da paylaşmış oluyoruz. Biz iyi iş yaptığımız ve başarılı olduğumuz kanısındayız. Bu algının kamuoyu tarafından da paylaşıldığına ve paylaşılacağına inanıyoruz. TMSF Başkanlık görevim bittikten sonra ne yapacağım benim de kendime sorduğum bir soru" dedi.

"RAF TEMİZLİĞİ PROJESİ 50 BİN SAYFA EVRAK İNCELENEREK HAZIRLANDI"

20 kitaplık Raf Temizliği Projesi, batan bankalarla ilgili 50 bin sayfa evrak, 7 bin doküman ve çok sayıda banka raporu satır satır incelenerek ortaya çıkarıldı. Yakın geçmişimizde yaşanan bankacılık sorunlarının sebep ve sonuçlarının daha net görülmesine ve anlaşılmasına katkı sağlamayı amaçlayan Raf Temizliği Projesi kapsamında her banka için ayrı bir kitap hazırlandı ve bankaların çözümleme süreçleri kronolojik olarak tüm detaylarıyla incelendi.
Kitaplarda ilk olarak bankaların Fona devir sebepleri ve kullanılan istismar yöntemleri anlatılıyor. Sonrasında çözümleme ve geri kazanım faaliyetleri, mali bünyelerini rehabilite etme, satış, devir ve birleştirme gibi çözümleme adımları ve hukuki süreçleri ortaya konuluyor.

"ÇÖZÜMLEME SÜREÇLERİ DETAYLI OLARAK ANLATILIYOR"

TMSF bilgi ve deneyimlerinin yazılı hale getirilerek kamuoyu ile paylaşılmasının hedeflendiği Raf Temizliği Projesiyle, özellikle 2000-2001 yıllarındaki faaliyetlerinde ağırlıklı bir yere sahip olan sorunlu banka çözümleme sürecinin "idari", "hukuki ve "mali" yönleri ele alınıyor.
Gerçekleştirilen işlemlerin saydamlığını ve hesap verilebilirliği artırmayı da amaçlayan proje, mevcut banka çözümleme faaliyetlerinin daha da geliştirilmesine yönelik olarak bu alanda yürütülecek yeni tasarım ve uygulama çalışmalarına örnek olma niteliği taşıyor.
Raf Temizliği Projesi'yle Fon tarafından banka çözümleme faaliyetlerinin hangi ortam ve koşullar altında, hangi kısıtlar ve öncelikler dikkate alınarak gerçekleştirildiği hakkında da kamuoyu bilgilendirilmiş olacak.

Raf Temizliği Projesi kapsamındaki kitaplar e-book olarak www.raftemizligi.com adresinde de yer alacak ve TMSF'nin uzman ekipleri kitaplarla ilgili güncellemeleri yapmaya devam edecek.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Antalya Fatih Tekke: "Her şeye rağmen kazanmamız gereken bir maçtı’’ Trabzonspor Teknik Direktörü Fatih Tekke, Alanyaspor maçının ardından yaptığı açıklamada, "Eksiklerimiz var ama her şeye rağmen kazanmamız gereken bir maçtı’’ dedi. Trendyol Süper Lig’in 29. haftasında Trabzonspor deplasmanda karşılaştığı Corendon Alanyaspor ile 1-1 berabere kaldı. Maçın ardından düzenlenen basın toplantısında konuşan Trabzonspor Teknik Direktörü Fatih Tekke, "Üzücü bir gün ama oyun olarak, her şeyiyle domine ettiğimiz, her şeyiyle istediğimizin olduğu pozisyonlarda kısırlık var ama oyun olarak her şeyiyle çok beğendiğim bir maç. Ama sonuç olarak kalemize gelmeden iki puan kaybettik. Eksikliklerimiz var ama her şeye rağmen kazanmamız gereken bir maçtı. Üzgünüz ama gerçekten zor bir deplasman da iyi bir oyun oynadık. Oyuncularıma da söyledim; üzülelim haftaya yine zor maç var. Her maç zor oluyor, kolay maçımız yok. Ama ön tarafta biraz daha tabi kreatif dediğimiz oyuncuların performansına ihtiyacımız var. Bugün açıkçası istediğimiz olmadı ama oyun olarak Alanyaspor takımının burada oynadığı her maçta üstünlüğü ile geçen bölümler çok var. Bu maçta onlar adına hiç olmadı, bence iyi hazırlamış olduğumuz bir maçtı. Benim de en çok üzüldüğüm şey de bu. Çok iyi hazırlandık istediğimiz gibi geçti ama sonuç olarak istediğimiz olmadı. Yapacak bir şey yok üzüleceğiz sonra haftaya devam edeceğiz’’ diye konuştu. "Bugün nasibimiz buymuş’’ Alanyaspor deplasmanında 2 puan kaybettiklerini ancak çalışmaya devam edeceklerini belirten Tekke, "Bugün oyunu değerlendirdiğinde genel hatlarıyla çok iyi çalıştığımız, çok iyi hazırlandığımız bir maç. Bu insanı kızdırabilir ama bugün olmadı. Dün olmuştu, ön taraftaki oyuncularımızın olmayışı Onuachu, Muçi gibi normalde değiştirmem gereken oyuncular var ama kulübemizde maalesef kenar oyuncusu sıkıntımız vardı. Dolayısıyla girenler çok istediğimiz katkıyı bu maçta iyi yapamadılar. Ama genel hatlarıyla Alanyaspor‘un tüm maçlarını izledim. Kalemize gelemediler ve iki puan kaybettik bu da her zamanki gibi benim ne olursa olsun bazen olmaz o kadar güzel olmaz ki buna yapacağınızı hiçbir şey yok. Bu tamamen benim inancımda Allah’ın izniyle oluyor. Bugün nasibimiz buymuş, çalışmaya hazırlanmaya adım adım gitmeye devam edeceğiz’’ ifadelerini kullandı.
Kayseri Bakan Bayraktar: "Bu sene sonunda ilk elektriği Akkuyu’dan üretmiş olacağız" Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Kayseri Ticaret Odası’nda (KTO) düzenlenen Türkiye’nin Enerji Vizyonu İstişare Toplantısı’nda yaptığı açıklamasında, "İnşallah bu sene sonunda ilk elektriği Akkuyu’dan üretmiş olacağız" dedi. KTO Konferans Salonu’nda düzenlenen toplantıya Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, AK Parti Genel Başkanvekili Mustafa Elitaş, Kayseri Valisi Gökmen Çiçek, AK Parti Kayseri Milletvekilleri Hulusi Akar, Sayın Bayar Özsoy, Murat Cahid Cıngı, Dursun Ataş, MHP Kayseri Milletvekili Baki Ersoy, Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Memduh Büyükkılıç, AK Parti Kayseri İl Başkanı Hüseyin Okandan, MHP Kayseri İl Başkanı Enes Ertuğrul Kalın, KTO Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Gülsoy, protokol üyeleri ve iş insanları katıldı. "Türkiye’nin enerjisinde temel 2 açmaz var" Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Türkiye’nin enerjide iki açmazı olduğunu söyleyerek, "Bir tanesi Türkiye enerji talebi artan bir ülke. Açmaz diyorum çünkü artan talebi karşılamak gerçekten çok önemli bir yatırım sürecini hem altyapı hem de üretim tarafını gerektiriyor. Çok ciddi bir finansmana ihtiyaç duyuyoruz ama bu aynı zamanda iyi bir şey çünkü ekonominiz büyürse enerji talebiniz artıyor. Şehirleşmeniz artarsa, insanların hayat standardı yükselirse enerji talebi artıyor. Kayseri’ye baktığımızda 2002 yılından bu güne rakamlara baktım. O gün için 420 bin abone varmış bugün 900 bin abone var. mesken abonesi 356 binmiş bugün o rakam 760 bin olmuş. Yani 2 katı civarında artan bir aboneleşme ve yeni tüketici var. Daha ilginç olan rakam şu; tüketime baktığımızda o günden bu güne yaklaşık 5 kat büyümüş. Şunu gösteriyor bunlar yani Kayseri’nin ekonomisi 4 milyar dolara yakın bir ekonomik büyüklükten bahsettik. Sanayisiyle, ticareti, tarımı, turizmiyle beraber Kayseri çok büyük bir ivme ile son 20 yıl içerisinde büyümüş. Dolayısıyla artan bir enerji talebi var. İkinci açmaz da Türkiye’de maalesef karşı karşıya olduğumuz ve şu anda ekonomimizin üzerinde de en önemli etkilerden bir tanesi Türkiye’nin enerjideki dışa bağımlılığıdır. Onun için milli enerji ve maden politikası olarak diyoruz ki biz Türkiye’yi mutlak suretle en hızlı şekilde enerjide dışa bağımlılıktan kurtarmamız lazım" dedi. "Bu senenin sonunda ilk elektriği Akkuyu’dan üretmiş olacağız" Bakan Bayraktar, sene sonunda Akkuyu’dan ilk elektriği üreteceklerini söyleyerek, "Türkiye kullandığı 3 birim enerjinin ikisini ithal ediyor. Doğalgaz, petrol, petrol ürünleri, kömür ithalatı ve malumunuz bunların fiyatlarını biz burada belirlemiyoruz. Bunlar küresel piyasalarda belirlenen emtialar. Dolayısıyla 2022 yılında 96 buçuk milyar dolar enerji ithalatına para ödeyen bir Türkiye var. Türkiye bunun için özellikle büyük bir potansiyelimizin olduğu yenilenebilir enerjiyi değerlendirebilir. Son 15 yılda 25 bin megawatı aşan güneş gücü 15 bin megawat civarında rüzgar gücüyle 40 bin megawata güneş ve rüzgarda ulaştık. Türkiye artık Somali’de derin denizlerde petrol arayan bir ülke. Mutlak suretle petrol ve doğalgaz üretimimizi arttıracağız. Akkuyu’da son aşamaya geldik. Bütün zorluklara, engellemelere rağmen biz bu yolda kararlılıkla ilerliyoruz ve inşallah bu senenin sonunda ilk elektriği Akkuyu’dan üretmiş olacağız. Fakat oraya Trakya’yı ve küçük modüler reaktörleri de ekleyerek ki nükleerin ikinci çağı başlıyor şimdi. Bir 1950’lerde başlayan bir dönemi var o dönemi maalesef biraz ıskalamış durumdayız ama inşallah bu nükleerin ikinci çağında küçük modüler rektörlerde Türkiye bu teknolojiye sahip olan ve üreten belki ileride inşallah ihraç edebilme kabiliyetine ulaşacak. Dolayısıyla nükleer bizim en önemli ajanda maddelerimizden bir tanesi" ifadelerini kullandı. "2026 yılı yenilenebilir enerjide yeni bir rekor yılı olacaktır" KTO Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Gülsoy ise, yapılan çalışmaların bakanlığın ne kadar gayretle çalıştığının açık ispatı olduğunu söyleyerek, "Enerjide Tam Bağımsız Türkiye hedefiyle; Karadeniz’deki doğalgaz keşiflerinden nükleer enerji hamlelerine, yenilenebilir enerji kaynaklarının devreye alınmasından stratejik madencilik faaliyetlerine kadar her bir projeniz, biz üreticiler için geleceğe dair en büyük teminat niteliğindedir. 2014 yılında 40 megavat olan güneş enerjisi kurulu gücümüzün bugün 25 bin megavatı aşmış olması; 12 yılda kat edilen 641 katlık bu mesafe, sizin ve bakanlığımızın ne kadar büyük bir gayretle çalıştığının en açık ispatıdır. Sizlerin ifade ettiği gibi; 2026 yılı yenilenebilir enerjide yeni bir rekor yılı olacaktır. Kayseri iş dünyası olarak bizler, bu rekorun en güçlü paydaşı olmaya hazırız. Bizim Kayseri Ticaret Odası olarak her fırsatta dile getirdiğimiz bir gerçeğimiz var. Ulaşım olmadan ticaret olmaz, enerji olmadan ise üretim olmaz. Ancak bugün bu söze bir ekleme daha yapmak gerekiyor. Depolama ve sürdürülebilirlik olmadan enerji yönetilemez. Güneşimiz var, rüzgarımız var ancak sanayicimizin çarklarını 7/24 kesintisiz döndürebilmesi için enerjiyi sadece üretmek yetmiyor, onu depolayabilmek de kritik bir önem arz ediyor. Sektörlerimizin yaptığı analizlerde de yenilenebilir enerjinin yönetilebilir olması için depolama çözümleri artık bir lüks değil, zorunluluktur. Kayseri mobilyadan tekstile, çelik kapıdan makine sanayisine kadar 4 milyar dolara yaklaşan ihracat, 1 milyar 730 milyon dolar ithalat hacmiyle anasının ak sütü gibi cari fazla veren Türkiye’nin üretim merkezleri arasında önemli bir yerde olan kadim bir şehirdir. Ancak bu çarkların dönmesi, üretim maliyetlerimizin en büyük kalemini oluşturan enerjinin sürdürülebilir ve makul maliyetlerle sanayicimize ulaşmasına bağlıdır. Kayseri girişimcisi, sadece devletten bekleyen değil, kendi enerjisini üretme iradesini de gösteren bir yapıdadır. İlklerin şehri olan Kayseri’de kurulan ilk elektrik santrali, 1926 yılında Atatürk’ün imzasıyla temelleri atılan ve 1930’da faaliyete geçen Bünyan Hidroelektrik Santrali’dir. Türkiye’nin en eski santrallerinden biri olan bu tesis, Kayseri ve çevresine enerji sağlamış olup, tarihi makineleriyle uzun yıllar hizmet vermiştir. Şehrimiz; güneş enerjisi (GES) başta olmak üzere yenilenebilir enerji yatırımlarında büyük bir iştaha sahiptir. Kayseri, 2035 yılı için koyduğunuz 120 bin megavatlık dev hedefin neresindedir? Biz diyoruz ki; Kayseri bu hedefin amiral gemisidir! Sanayicimiz kendi enerjisini üretme iştahıyla doludur" dedi. "KOBİ’lerimize yönelik daha rekabetçi olabilmeleri için özel teşvik ve tarife modelleri üretim azmimizi artıracaktır" Gülsoy, enerjiye talebin her geçen gün arttığını söyleyerek, "Her geçen gün enerjiye talep artmaktadır. Bu durum maliyetlerimizi de aşırı derecede yükseltmektedir. Bunun çözümü bizim gücümüz birlik ve beraberlik içerisinde yaşadığımız coğrafyadadır. Yenilenebilir kaynaklarla ve nükleer güçte kapasite artışıyla, ülkemizin ve sizlerin gayretleriyle enerji bağımlılığımızı düşürebiliriz. Ancak bu yolda ilerlerken bazı teknik bariyerlerin aşılması bizler için hayati önemdedir. İş dünyamızın temsilcilerinden gelen sorun ve talepleri zatıâlinize çözüm önerileriyle birlikte dosya halinde de sunacağız ama sanayicimizin ve ticaret erbabımızın bazı beklentilerini dile getirmek isterim. Yenilenebilir kaynakların şebekeye daha dengeli ve stabil aktarılması için depolama yatırımlarına yönelik teşviklerin verilmesi, sanayicimizin önünü açacaktır. İşletmelerimizin kendi çatılarına kurmak istediği GES yatırımlarında karşılaşılan trafo kapasite yetersizlikleri ve kota sorunlarının aşılması. Son yapılan mevzuat değişikliği ile saatlik mahsuplaşma en büyük problemlerimizden birisidir. Mahsuplaşma sisteminin aylık bazdan saatlik bazda uygulanmaya başlanması, özellikle üretim ve tüketim dengesinin gün içerisinde değişkenlik göstermesi nedeniyle yatırımcıların gelirlerini önemli ölçüde azaltmıştır. Mahsuplaşma sisteminin yeniden aylık bazda uygulanması, dağıtım bedellerinin maliyet esaslı, makul ve öngörülebilir bir seviyeye çekilmesi. Mevcut yatırımların korunmasına yönelik geçiş süreci düzenlemeleri yapılması, destek süresi sona ermiş santraller için ayrı bir tarife veya koruyucu mekanizma oluşturulması yeşil dönüşüm sürecimizi hızlandıracaktır. Zatıâlinizin de üzerinde hassasiyetle durduğunuz ’izin süreçlerini kısaltma’ gayretlerini takdirle karşılıyoruz. Bu süreçlerin hızlanması, 3 bin 500 megavatlık yeni kapasitelerin çok daha hızlı devreye girmesini sağlayacaktır. Enerji maliyetleri konusunda, özellikle stratejik üretim yapan KOBİ’lerimize yönelik daha rekabetçi olabilmeleri için özel teşvik ve tarife modelleri üretim azmimizi artıracaktır" dedi. "Kayseri iş dünyası olarak değişimden korkmayan, yenilikçi ve milli değerlerine bağlı bir kadim bir şehiriz" Kayseri’nin maden çeşitliliği bakımından da zengin bir şehir olduğunu belirten Gülsoy, , "Maden arama ve işletme süreçlerindeki bürokratik süreçlerin sadeleştirilmesi, bu cevherlerin ekonomiye kazandırılmasını sağlayacaktır. Rehabilitasyon bedelleri ödemelerinin nakit dışında banka teminat mektubu veya ipotek vererek karşılanması, ÇED süreçlerinin kısaltılması, akaryakıt sektöründe faaliyet gösteren üyelerimizin, özellikle asgari ücret ve genel gider artışlarından olumsuz etkilenmemesi adına; kâr marjlarının maliyet artışlarıyla uyumlu hale getirilerek işletme sermayelerinin korunmasını, sektörün anayasası hükmündeki 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu’nun, günün ekonomik gerçeklerine ve sektör paydaşlarının taleplerine göre güncellenerek daha dinamik bir yapıya kavuşturulmasını istirham ediyoruz. Kayseri iş dünyası olarak bizler; değişimden korkmayan, yenilikçi ve milli değerlerine bağlı bir kadim bir şehiriz. Sizin ortaya koyduğunuz ‘Milli Enerji ve Maden Politikası’na tam destek veriyoruz. İnanıyoruz ki; sizin rehberliğinizde enerji koridorlarının merkezi haline gelen Türkiye, üretimde de dünyanın en güçlü oyuncularından biri olmaya devam edecektir. Biz de diyoruz ki; Kayseri’nin üretim aşkı, sizin enerji vizyonunuzla birleştiğinde Türkiye’nin eli her zamankinden daha güçlü olacaktır. 80 milyar dolarlık yeni yatırım hedefinde Kayserili müteşebbislerin imzası mutlaka olacaktır. Bu toplantının; şehrimizin ve ülkemizin enerji vizyonuna yeni ufuklar açmasını temenni ediyorum" ifadelerini kullandı. Program konuşmaların ardından basına kapatılarak soru-cevap kısmı ile devam etti.