EKONOMİ - 10 Ağustos 2011 Çarşamba 15:34

Trabzon ihracatı bitme noktasında

A
A
A
Trabzon ihracatı bitme noktasında

Rusya Federasyonu'nun Sochi Limanı'nı kapatmasıyla başlayan sorun Trabzon ihracatını bitirme noktasına getirdi.

Konuyla ilgili bugün Trabzon Limanı'nda bir basın toplantısı düzenleyen Doğu Karadeniz İhracatçılar Birliği (DKİB) Başkanı Ahmet Hamdi Gürdoğan ve Liman İşletme Müdürü Muzaffer Ermiş, Rusya Federasyonu'nun Sochi Limanı'nı trafiğe kapatmasının ardından Trabzon'un ekonomisi ve ihracatına yaptığı olumsuz etkileri anlattılar.

DKİB Başkanı Ahmet Hamdi Gürdoğan, Trabzon ve bölge ekonomisi açısından önemli bir liman olan Sochi Limanı'nın trafiğe kapatılmasıyla bütün potansiyellerinin yok olduğunu ve Trabzon ekonomisi ile dış ticaretin bu durumdan büyük oranda zarar gördüğünü söyledi. Trabzon'un Sochi Limanı bağlantısı nedeniyle Türkiye'nin Rusya Federasyonu'na tek yolcu kapısı olma işlevini gördüğünü hatırlatan Gürdoğan, "Sadece ihracat açısından değil, önceki yıllarda binlerce yolcunun haftalık giriş çıkış yaptığı bu hatta yolcu kapasitesinin de bitme noktasına gelmesi olayın ekonomik boyutunu da büyütmüştür" dedi.
Sochi Limanı'nın kapatılması ile Trabzon Limanı'ndan çalışan Ro-Ro ve feribotların başta Samsun Limanı olmak üzere il dışındaki diğer limanlara yönelmesinin, ihracatçının faaliyetlerini bu illere taşımalarına yol açtığını ve bu durumun istihdam başta olmak üzere her yönden Trabzon ekonomisine büyük darbe vurduğunu kaydeden Gürdoğan, şunları söyledi: "Halen sevkiyatların yapıldığı Novorossiysk ve Tuapse Limanları'nda yaşanan aşırı yoğunluk, Rus Hükümetince alınan karar gereği Tuapse Limanı'na 11 metrenin üzerindeki araçların girişine müsaade edilmemesi ve bu limanların da 2011 yılından sonra karayolu trafiğine kapatılacak olmasının ihracatı durma noktasına getireceği endişesini taşıyoruz."

Bütün bu durumlar dikkate alındığında, ülke menfaatlerimiz açısından en uygun limanın Adler Limanı olduğu gerçeğinin gözler önüne geldiğini anlatan Gürdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: "bu limanın açılması konusunda şimdiden yoğun diplomasi faaliyetinde bulunulması gerekmektedir. Bugüne kadar Bakanlıklar düzeyinde yapılan görüşme ve temaslardan sonuç alınamadı. Sayın Başbakanımız, bakanlarımız ve milletvekillerimizden en büyük talebimiz, her geçen gün daha da geri giden Trabzon ilimiz ekonomisinin geçmişte olduğu gibi parlak günlerine dönüş yapabilmesi için Rusya ile ticari ilişkilerin geliştirilmesi amacıyla Trabzon Limanı-Adler Limanı arasındaki tarifeli gemi seferlerinin başlatılmasını sağlayacak üst düzey görüşmelerin bir an önce yapılmasıdır."

Trabzon Liman İşletme Müdürü Muzaffer Ermiş ise yaşanan sorunun sadece İhracatçılar Birliği'nin değil bölgenin ve Trabzon'un sorunu olduğunu söyledi. "Eskiden dışarıdaki boş alanda gemiden, kargodan geçilmiyordu. İğne atsanız yere düşmüyordu" diyen Ermiş, gelinen noktada ne yazık ki Eylül 2010 tarihinde Sochi'nin yük trafiğine kapatılmasıyla Trabzon'a büyük bir darbe vurulduğunu anlattı.

Bu kapatılmanın yolcu hareketlerine de bir darbe vurduğunu belirten Ermiş, sözlerine şöyle devam etti: "Bizim 8 feribot, 8 Ro-Ro olmak üzere 16 gemimiz düzenli olarak Sochi'ye yük taşımaktaydı. Bu zaman zaman 20 gemiye de çıkmaktaydı. Yani Trabzon Limanı'ndan her gün bir gemi Sochi'ye hareket ediyordu. Bu yolcu girişi çıkışı için de çok büyük avantaj sağlıyordu. Yük trafiğinin durması, yolcu gemilerinin yük amaçlı taşımacılık yaptıklarından yolcu trafiğini de durma noktasına getirmiştir. Bunun yanın da Trabzon'un özellikle Liman mevkiindeki esnaf da bu durumdan zarar gördü. Sochi'nin kapatılmasından önce İskele Caddesi'nden yukarı canlı bir hayat vardı, mağazaların hepsi doluydu ve arı kovanı gibi çalışıyordu şimdi dükkanlar mağazalar boşaltılmış. Buradaki sirkülasyon Samsun'a kaymış.Tabii ki Samsun da bizim bir ilimiz ancak bu anlayışla Samsun'un ihracatının da biteceği bir gerçek. Çünkü, Rusya Tuapse Limanı'nı da artık yük limanına kapatmış. Novorossiysk Limanı alternatif ancak burası o kadar yoğun bir liman ki daha çok kargo ve akaryakıt üzerinde ağırlıkla çalıştığı için Türkiye'den giden yaş sebze meyve narenciyeye çok itibar edilmiyor."

Devlet yetkilileriyle Tuapse, Kavkas, Novorossiysk, Sochi limanlarında incelemelerde bulunduklarını söyleyen Ermiş, şunları söyledi: "Bizim daha önce bildiklerimizi devlet yetkilileriyle paylaştık. İhracatçımız ısrarla Kavkas Limanı'na sürüklenmek isteniyor. Buradan ihracat mümkün değil zira, buradaki Kerç Boğazı'nda deniz donmaktadır. Daha önce burada donmuş ve mahsur kalmış gemiler bilinmektedir. Şu an Kavkas'da uyduruk bir liman vardır ve ihracatçımızın alması gereken hizmetlerin yapılması mümkün
değildir. Trabzon'un bölgenin ve Türkiye'nin ihracatının en ideal yapılacağı liman 40 metre mesafede yapılan ve bitmiş durumda olan Adler mevkiindeki İmeristky Limanı. Yolcu salonu da bitmiş durumda."
Türkiye'nin çok büyük miktarda ithalat yaptığı ve ihracatımızın çok cüzi kaldığı Rusya ile olan bu yaş sebze meyve, narenciye sorunumuzun mutlaka hükümet yetkililerince çözülmesi gerektiğini anlatan Ermiş, "Trabzon Limanı olarak kaybımız 2 milyon dolar. Ancak önemli olan bu şehrin kaybıdır. İşsizliğin had safhada olan şehrimizde 3 bin kişiyi istihdam etmiş bulunuyoruz. Trabzon'un önemli bir gelir kaybının olduğu ortadadır."
Öte yandan Trabzon Limanı ile Rusya arasında Ro-Ro ve yük gemileri ile feribot seferlerindeki yolcu, araç ve yük miktarlarında 2009 yılından bu yana düşüş yaşandı. Yaşanan düşüş rakamlara şu şekilde yansıdı:

"2009 yılında araç sayısı 7 bin 52, yolcu sayısı 56 bin 84, yük miktarı 258 bin 522 ton, gemi sayısı 547uya ile ticari ilişkilerin geli olarak gerçekleşirken, 2010 yılında araç sayısı 5 bin 117, yolcu sayısı 43 bin 550, yük miktarı 121 bin 895 ton, gemi sayısı 317 olarak gerçekleşti.
2011 yılının ilk 7 ayı sonunda araç sayısı 430, yolcu sayısı 8 bin 481, gemi sayısı 79 ve yük miktarı ise sıfır olarak gerçekleşti."

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Bakan Ersoy: "Ülkemiz, dünyadaki sayılı büyük ve hızlı üretim kapasitesine sahip konservasyon merkezlerinden birine sahip" Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Türkiye’nin konservasyon ve restorasyon alanında dünyada sayılı ülkeler arasında yer aldığını belirterek, "Bugün ülkemiz, dünyadaki sayılı büyük ve hızlı üretim kapasitesine sahip konservasyon merkezlerinden birine sahiptir" dedi. Bakan Ersoy, Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü bünyesinde faaliyet gösteren Konservasyon Laboratuvarı’nda yürütülen çalışmaları yerinde inceleyerek, son yıllarda yapılan yatırımların Türkiye’yi arkeoloji ve kültürel miras alanında uluslararası ölçekte güçlü bir konuma taşıdığını vurguladı. "Ülkemiz, dünyadaki sayılı büyük ve hızlı üretim kapasitesine sahip konservasyon merkezlerinden birine sahiptir" Konservasyon laboratuvarlarında hem ekip hem de ekipman açısından ciddi yatırımların yapıldığını aktaran Bakan Ersoy, "Bunun somut sonucu olarak, bu merkezlerde bugüne kadar 251 binden fazla eser restore edilerek kültür hayatımıza kazandırıldı. Bugün ülkemiz, dünyadaki sayılı büyük ve hızlı üretim kapasitesine sahip konservasyon merkezlerinden birine sahiptir" ifadelerini kullandı. "Pek çok ülkeden ekipler, eğitim almak için laboratuvarlarımızı tercih ediyor" Türkiye’nin sahip olduğu teknik altyapı ve uzman insan kaynağının birçok ülke tarafından yakından takip edildiğini belirten Ersoy, "Pek çok ülkeden uzman ekipler, eğitim almak ve deneyim paylaşmak için laboratuvarlarımızı tercih ediyor. Bu durum, ülkemizi arkeoloji ve kültürel mirasın korunması alanında uluslararası düzeyde ayrı bir noktaya taşıyor" açıklamalarında bulundu. Ersoy, laboratuvarların yalnızca restorasyon çalışmalarıyla sınırlı kalmadığını, aynı zamanda kültür varlığı kaçakçılığıyla mücadelede de bilimsel veri ve teknik analizlerle kritik bir rol üstlendiğini ifade etti. Konservasyon altyapısına ilişkin bilgiler de paylaşan Bakan Ersoy, Genel Müdürlük bünyesinde 11 aktif laboratuvarın bulunduğunu ve 281 uzman personelle hizmet verildiğini söyledi. Kazılardan çıkan eserlerin, sergilenene kadar birçok bilimsel işlemden geçtiğini aktaran Ersoy, ahşap, taş, metal, bronz ve tekstil gibi farklı malzemeler için ayrı uzman ekiplerin görev yaptığını; müdahale yöntemlerinin laboratuvar analizlerine göre belirlendiğini kaydetti. Bakan Ersoy, tekstil konservasyonu çalışmalarına da değinerek, Mustafa Kemal Atatürk’ün Selanik’teki doğduğu evde sergilenen kişisel eşyalarının da bu laboratuvarda titizlikle korunduğunu hatırlattı. "Atatürk’ün ailesine ait kişisel eşyalar, Cumhuriyet Müzemizde geçici olarak sergilendikten sonra burada bakım ve onarımları yapılarak yeniden Selanik’teki Atatürk Evi’ne gönderildi" diyen Ersoy, laboratuvarların her türlü malzemeye müdahale edebilecek teknik yeterliliğe sahip olduğunu vurguladı. "256 noktada kazı çalışması yürütüyoruz" Geleceğe Miras Projesi kapsamında kazı faaliyetlerinin hızla arttığını kaydeden Ersoy, "Bugün 256 noktada kazı çalışması yürütüyoruz. Artan kazı bütçeleriyle, son 60 yılda yapılan çalışmaları önümüzdeki 4 yıl içinde gerçekleştirmeyi hedefliyoruz. Bu yoğunluk, konservasyon kapasitemizi daha da güçlendirmemizi zorunlu kılıyor" dedi. Bakan Ersoy, sahada ve laboratuvarlarda görev yapan tüm uzmanlara teşekkür ederek, Türkiye’nin kültürel mirasını bilimsel yöntemlerle koruma ve geleceğe aktarma kararlılığının artarak süreceğini ifade etti.