DÜNYA - 25 Nisan 2025 Cuma 14:15 | Son Güncelleme : 25 Nisan 2025 Cuma 14:16

Trump'ın Suudi Arabistan'a 100 milyar dolarlık silah satışı teklifinde bulunacağı iddiası

A
A
A
Trump'ın Suudi Arabistan'a 100 milyar dolarlık silah satışı teklifinde bulunacağı iddiası

ABD Başkanı Donald Trump'ın önümüzdeki ay ziyaret gerçekleştireceği Suudi Arabistan yönetimine 100 milyar dolarlık silah satışı teklifinde bulunacağı öne sürüldü.

İngiliz haber ajansı Reuters'ın 6 kaynağa dayandırdığı haberinde, ABD Başkanı Donald Trump'ın Mayıs ayında ziyaret gerçekleştireceği Suudi Arabistan'a değeri 100 milyar doların üzerinde bir silah satışı teklif edeceği belirtildi. ABD'li bir savunma yetkilisi, "Suudi Arabistan Krallığı ile savunma ilişkimiz, Başkan Trump'ın liderliği altında her zamankinden daha güçlü. Güvenlik iş birliğimizi sürdürmek, bu ortaklığın önemli bir bileşeni olmaya devam ediyor ve savunma ihtiyaçlarını karşılamak için Suudi Arabistan ile çalışmaya devam edeceğiz" ifadelerini kullandı. İki kaynak ise ABD'li Lockheed Martin savunma ve havacılık şirketinin C-130 nakliye uçağı da dahil olmak üzere bazı gelişmiş silah sistemi tedarik edebileceğini aktardı. Bir kaynak ise Lockheed'in füze ve radar sistemleri de tedarik edeceğini söyledi. Kaynaklar, savunma şirketlerinden bazı yöneticilerin bölgeyi ziyaret etmeyi düşündüğünü belirtti. Suudi Arabistan'ın yıllardır ilgilendiği belirtilen Lockheed üretimi F-35 jetleri için bir anlaşmanın görüşülmesinin beklendiğini söyleyen kaynaklar, Trump'ın ziyareti sırasında F-35 anlaşması imzalanması ihtimalinin ise düşük olduğunu kaydetti.

Washington-Riyad ilişkileri

ABD uzun zamandır Suudi Arabistan'a silah tedarik ediyor. Trump, başkanlığının ilk döneminde 2017'de Suudi Arabistan'a yaklaşık 110 milyar dolarlık satış önermişti. 2018 yılı itibarıyla sadece 14.5 milyar dolarlık satış başlatılmıştı. Satışlara ilişkin nihai onayı veren ABD Kongresi, Suudi gazeteci Cemal Kaşıkçı cinayetinin ardından anlaşmaları sorgulamaya başlamıştı. Joe Biden'ın görevde olduğu 2021'de Kongre, ağır sivil kayıplara yol açan Yemen savaşını sona erdirmesi ve Kaşıkçı cinayeti için baskı yapılması amacıyla Suudi Arabistan'a saldırı amaçlı silah satışını yasaklamıştı. Biden yönetimi, Rusya'nın Ukrayna'yı işgalinin küresel petrol tedariklerini etkilemesinin ardından 2022'de Suudi Arabistan'a yönelik tutumunu yumuşatmaya başlamıştı. Saldırı silahları satışına yönelik yasak, 7 Ekim saldırısının ardından ABD'nin Suudi Arabistan ile daha yakın bir şekilde çalışarak savaş sonrası Gazze için bir plan tasarlamasıyla 2024'te kaldırılmıştı.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Çanakkale Çanakkale’den Filistin’e destek Çanakkale’de İsrail’in Filistin’e yönelik saldırısı yönelik basın açıklamasında Dr. Öğretim Üyesi Ufuk Necat Taşçı, "Şu ana kadar tespit edilebildiği kadarıyla 72 binin üzerinde insan katil İsrail rejimi tarafından şehit katledilmiş vaziyette. Buna ek olarak çeşitli raporlar özellikle batı kaynaklı birçok üniversite buradaki göçüğün kaldırması ve gerekli araştırmaların yapılması sonrasında bu rakamın yüz binlerle ifade edilebileceğini belirtiyor" dedi. Çanakkale’de İsrail’in Filistin’e yönelik saldırısına yönelik protesto gerçekleşti. Basın açıklamasını gerçekleştiren Dr. Öğretim Üyesi Ufuk Necat Taşçı, "Şu ana kadar şehit edilen Filistinlilerin 21 bininden fazlası çocuk, bunların 450’si bebek, bin 29’u 1 yaş altında, 5 bin 31’i 5 yaş altında, toplam yaralı sayısının 170 bin üzerinde olduğunu biliyoruz. Yaralıların da 45 bininin çocuklardan oluştuğunu görüyoruz. İsrail saldırıları sonucu yaralanan çocukların 10 bin 500’ü kalıcı sakatlık yaşadılar. Aynı şekilde binden fazlası uzuv kaybı yaşadı. Gazze’de sağlık sistemi sistematik olarak hedef alındı ve soykırım amacı olarak İsrail tarafından sağlık, hastaneler, sivil altyapılar aktif bir şekilde kullanıldı. Bugün, sağlık sisteminin tamamen çökme noktasına geldiği görece ateşkese rağmen katil İsrail’in çocukları, kadınları hedef almaya devam ettiği bir süreçteyiz. Bu kırılgan ateşkes sürecinin içerisinde, İsrail’in ihlal ettiği kırılgan ateşkes sürecinde 4 bin çocuğun canları hala hazırda çok büyük risk altında. Gazze şeridinde 58 binden fazla çocuk, İsrail’in katliamı sonrasında ebeveynlerinden en az birini kaybetmiş durumda. Birleşmiş Milletler’in raporu sadece Şubat 2026’da 3 bin 700’den fazla çocuğun yetersiz beslenme nedeniyle hastaneye yatırıldığını ortaya koyuyor. Bunlardan 600’den fazla çocuk ağır yetersiz beslenme nedeniyle ve uzun vadeli gelişim riski gibi hastalıklarla yüzleşmek durumunda. Gazze’de çocukların yüzde 64’ü günde 2 veya daha az besin grubuna erişebilirken yüzde 90’dan fazlası yeterli derecede çeşitli besinlerle beslenememekte. Gazze’de 2026 yılı tahminlerine göre 37 bin hamile ve emziren kadın, 25 bin bebek, 101 bin 5 yaş 6 çocuk, 120 bin 5-17 yaş arası çocuk acil beslenme desteğine muhtaç durumda. Birleşmiş Milletler’in kendi raporlarına göre 100 okul direkt olarak İsrail tarafından hedef alındı. Öğretim yılına başlamış olan 700 bin öğrencinin eğitim hakkından eksik kaldığı ve 39 bin öğrencinin ise lise bitirme sınavlarına dahi giremediği günlerden geçiyoruz" dedi. Filistinlilere yönelik çıkarılan idam yasasının uluslararası hukuku ayaklar altına aldığını belirten Taşçı, "Batı Şeria’daki Filistinli esirlerin idam edilmesinin önünü açan yasa meclislerinde onaylandı. Katil, soykırımcı hükümetin, soykırımcı bakanı Itamar Ben-Gvir henüz dün ‘hayatlarını da ellerinden alacağım’ diye utanmadan açıklama yaptı dünyanın gözlerinin içerisine bakarak. İşgalci İsrail yönetiminin Filistinli siyasi tutukluları idam etmeye yönelik yeni yasası yalnızca tartışmalı bir düzenleme değil. Yine açık ve aleni bir şekilde uluslararası hukukun ve evrensel vicdanın zedelendiği ayaklar altına alındığı bir süreçtir. İsrail Meclisi, İran’a yönelik saldırıları fırsat bilerek Filistinli esirlere idam cezasını getirmiş, Netanyahu ve katil kabinesinin iktidar hırsı, siyasi ikbali sebebiyle İran saldırılarından bile adeta bir nebbaş ahlakıyla kendilerince ganimet üretmeye çalışmışlardır" ifadelerini kullandı. Taşçı, sözlerine şöyle devam etti: "Son 2,5 sene Gazze ödediği bedelle beraber bunu İsrail ve insanlık arasındaki bir çatışmaya dönüştürmüştür. O yüzden insanlığın ortak mirasına, vicdanına, ahlakına sahip çıkmak için daha önce çokça şehitler vermiş, yine ceberutlardan kendisini kurtarmış olan Çanakkale’den, bu şuheda şehrinden kardeşlerimize selamlarımızı, sevgilerimizi iletiyoruz. Onlar özgür kalana dek. Filistin kendi devletini kurana dek, uluslararası sistem bütün aktörler bu gerçekliği kabul edene dek hiçbirimizin susmayacağını buradan hepinize deklare ediyoruz." Basın açıklaması sonrasında Filistin halkına destek temalı kısa bir tiyatro gösterisi gerçekleştirildi.
Ankara Bakan Göktaş: "Amacımız mağduru koruyan, adaleti geciktirmeyen ve suça sürüklenmeyi kaynağında durduran bir sistemi inşa etmek" Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, "Amacımız mağduru koruyan, adaleti geciktirmeyen ve suça sürüklenmeyi kaynağında durduran bir sistemi hep birlikte kurmak ve inşa etmektir" dedi. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Göktaş, Cumhurbaşkanlığı Hukuk Politikaları Kurulu Başkanvekili Mehmet Uçum’un ev sahipliğinde, Çankaya Köşkü’nde gerçekleştirilen "Suça Sürüklenen Çocuklar Çalıştayı"na katıldı. Cumhurbaşkanlığı Hukuk Politikaları Kurulunca düzenlenen çalıştayı "kıymetli" bulduğunu belirten Göktaş, çalıştayda, suça sürüklenen çocuklar meselesini hukuk, sosyal politika, aile yapısı, eğitim, güvenlik ve dijital çevre boyutlarıyla ele alınacağını söyledi. Programda konuşan Bakan Göktaş, "Bugün artık biliyoruz ki çocuğun suça sürüklenmesi, birbiriyle bağlantılı birçok risk unsurunun aynı anda ortaya çıkmasıyla bağlantılıdır. Okuldan kopuş, devamsızlık, akran zorbalığı, aile içi sorunlar, sokak ve suç çevreleriyle temas, bağımlılık riski bu süreci beslemektedir" dedi. Suça sürüklenen çocuklar meselesinin son dönemde "üzücü ve hassas" bir gündem başlığı haline geldiğini ifade eden Göktaş, kamu vicdanını derinden yaralayan olayların art arda yaşanmasının bunun temel sebebi olduğunu vurguladı. "Okuldan kopuş, akran zorbalığı, aile içi sorunlar ve suç çevreleriyle temas, bu süreci beslemektedir" TBMM’de bu konuda bir araştırma komisyonu kurulmasının, meselenin artık daha geniş bir çerçevede ele alındığını ortaya koyduğunu anlatan Göktaş, "Bugün artık biliyoruz ki çocuğun suça sürüklenmesi, birbiriyle bağlantılı birçok risk unsurunun aynı anda ortaya çıkmasıyla bağlantılıdır. Okuldan kopuş, devamsızlık, akran zorbalığı, aile içi sorunlar, sokak ve suç çevreleriyle temas, bağımlılık riski bu süreci beslemektedir. Özellikle dijital mecralardaki zararlı içeriklerin çocukların risk alanlarıyla temasını artırdığını vurgulamak isterim" diye konuştu. "Oyunları kapatmak, yasaklamak gibi bir gündemimiz yok" Çocukları ve gençleri daha güvenli bir dijital ortamla buluşturmayı amaçlayan sosyal medya düzenlemesini, "kritik bir adım" olarak gördüklerine işaret eden Göktaş, şöyle konuştu: "Bugün birçok ülke, çocukları dijital ortamda karşılaşabilecekleri risklerden korumak için ciddi ve kapsamlı tedbirler alıyor. Biz de ülkemize özgü, dengeli ve uygulanabilir bir model geliştirmek amacıyla bir yılı aşkın süredir bu konuya çalışıyoruz. Bu çalışmalar sonucunda 15 yaş altındaki çocuklara yönelik sosyal medya düzenlemesinin temel çerçevesini oluşturduk. Bu yeni düzenlemeyle, sosyal ağ sağlayıcılara ve oyun platformlarına çocukların korunmasını esas alan önemli yükümlülükler getiriyoruz. Dijital platformların sorumluluğunu artıran ve çocuklarımızı çevrim içi risklerden koruyan daha sağlam bir yasal zemin oluşturuyoruz." Temel yaklaşımlarının yasaklayıcı bir anlayış olmadığını vurgulayan Göktaş, "Oyunları kapatmak, toptan yasaklamak gibi bir gündemimiz yok. Amacımız, Türkiye’de faaliyet gösteren yurt dışı kaynaklı oyun platformlarında, ulaşılabilir bir yasal temsilciyle kullanıcı haklarını koruyan bir sisteme geçmek. Ayrıca oyunların uygun oldukları yaş grubuna göre sınıflandırılarak sunulmasını sağlamak. Böylece dijital dünyada belirsizliği değil, korumayı esas alan yeni bir dönemi başlatmış olacağız" diye konuştu. Riskin ilk işaretini okulda, mahallede ve aile içinde fark edecek erken uyarı mekanizmalarını güçlendirmeyi hedeflediklerine dikkati çeken Göktaş, öncelikle çocuğun eğitimle bağını koruyan, aileyi destekleyen ve sosyal hizmet müdahalesini zamanında devreye alan yapıyı geliştirmeye devam etmeleri gerektiğini söyledi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde hayata geçirdikleri tüm politikaların merkezinde "Çocuğun iyilik halini koruma ve üstün yararını gözetme" ilkesinin bulunduğunu dile getiren Bakan Göktaş, bu anlayış doğrultusunda politika ve uygulamaları "Erken müdahale", "Aileyi güçlendiren koruyucu ve önleyici hizmetler" ve "Yoğun ve ihtisaslaşmış müdahale" olmak üzere üç aşamada hayata geçirdiklerini açıkladı. Çalıştayı, suça sürüklenmeyi üreten tüm faktörleri, toplumun vicdanıyla birlikte ele alan önemli bir platform olarak gördüğünü belirten Göktaş, şunları kaydetti: "Bu konu, tek bir kurumun, tek bir disiplinin ya da sadece bir mevzuat başlığının sınırları içinde değerlendirilemez. Burada konuştuğumuz mesele, doğrudan doğruya çocuğun korunması, toplum güvenliğinin güçlendirilmesi, adalet sistemimizin insan odaklı niteliğinin güçlendirilmesi meselesidir. Bu anlamda adalet ve güvenlik boyutunda yürüyen süreçlerle, sosyal hizmet müdahalesinin eş zamanlı ilerlemesinin önemli olduğuna inanıyoruz. Amacımız mağduru koruyan, adaleti geciktirmeyen ve suça sürüklenmeyi kaynağında durduran bir sistemi hep birlikte kurmak ve inşa etmektir."