TEKNOLOJİ - 19 Kasım 2014 Çarşamba 16:08

TTNET’ten virüs uyarısı

A
A
A
TTNET’ten virüs uyarısı

Sahte e-posta adreslerinden fatura bilgileri gönderildiğini tespit eden TTNET, bu yolla bulaşan virüs konusunda abonelerini uyardı.


Türk Telekom'dan kullanıcılarının e-postalarına gelen sahte faturalar hakkında yaptığın açıklamada, "Son günlerde TTNET adına hazırlanmış, sahte TTNET faturası gönderildiği tespit edilmiştir. Bu e-postalar "XXXXXX Hesap Nolu Kasım 2014 Faturanız" başlığı içermektedir. Gönderim yapan adres olarak bilgi@ttnet-fatura.com ve benzeri adresler görünmektedir. Bu e-posta adresi TTNET’e ait değildir. Gelen bu e-postalardaki bağlantıya tıklandığı takdirde TTNET’e ait olmayan http://efatura.ttnet-fatura.com ve benzeri adreslere yönlendirme yapılmaktadır. Bu adreste görünen "İNDİR" butonu tıklandığında ise bilgisayara virüs bulaştırılmaktadır" dedi.

TTNET, güvenlik sıkıntısı yaşamamak için dikkat edilmesi gereken hususları ise şöyle sıraladı:
"TTNET adına gönderilen fatura bilgilendirme e-postasının faturahatirlatma@ttnetbilgilendirme.com.tr adresinden geldiğinden emin olun. Bu adres dışında gelen TTNET faturası e-postalarına itibar etmeyin. https://efatura.ttnet.com.tr adresi dışında başka bir adrese yönlendirilirseniz sayfayı kapatın. Daha önce bu adresi ziyaret ettiyseniz ve ilgili İNDİR butonuna tıkladıysanız, bilgisayarınızı güncel bir anti-virüs yazılımı ile temizleyin. Şüpheli durumlar için çağrı merkezimiz ile 444 0 375 numaralı telefondan iletişime geçebilirsiniz." 

TTNET’ten virüs uyarısı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Eskişehir 2 çocuklu aile 2’si bebek 3 çocuğa daha yuva oldu Eskişehir’de 10 yıldır bir kız çocuğunun koruyucu ailesi olan Çiğdem ve Ercan Er çifti Eskişehir Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü’nden art arda biri 47 günlük, diğeri ise 43 günlük bebeğe Geçici Koruyucu Aile oldu. Eskişehir’de yaşayan Çiğdem ve Ercan Er çifti 2 çocuğundan aldığı tavsiye ile koruyucu aile olmaya karar verdi. Eskişehir Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü’nden gerekli eğitim ve malzemeleri alan Er çifti, 10 yıl önce bir özel gereksinimli bir kız çocuğuna Koruyucu Aile oldu. Kendi çocuklarının da ağabey ve ablalık yaptığı 13 yaşındaki özel gereksinimli kız çocuğu sonrasında ise aile bu kez Geçici Koruyucu Ailelik için başvuruda bulundu. Daha sonra 47 günlük bir kız bebeğe Geçici Koruyucu Aile olan aile, kurumdan aldıkları miniğe mevlit dahi okuttu. Yaklaşık 1 ay kadar baktıkları kız bebek, kurum aracılığı ile kalıcı koruyucu aileye teslim edildi. Bir bebeği yetiştirdikten sonra 2’ncisini kurumdan aldılar Teslim ettikleri minikten sonra evlerinde tekrar bir bebek bakmak isteyen aile, kuruma yeniden müracaat etti. 43 günlük olan erkek bebeklerine Geçici Koruyucu Aile olan Er çiftinin evinden bebek kokusu eksik olmuyor. Er çifti 2’si biyolojik 2’si ise kurumdan gelen çocuklar olmak üzere 4 kişilik çekirdek aile olarak hayatlarına devam ediyor. Öte yandan Çiğdem Er, Koruyucu Aileliği herkese tavsiye ettiğini, evlerindeki bebek kokusundan dolayı yuvalarında huzurun eksik olmadığını ifade etti. "Bir gönülle ihtiyacı olan bir aileye, bu yavrumuza teslim edeceğiz"" Konuyla alakalı Çiğdem Er, "İsmini söylemeyelim, ben Efe diyorum 43 günlük. Bebeğimiz zaten bu kurumla ilgili bilgi verilmişti bize. Eğitimlerimizi aldık, eğitimlerimizi aldıktan sonra kitlerimiz teslim edildi. Bebeğimiz geleceği zaman telefon geliyor. Durumuna göre gidiyoruz, imzalarımız atılıyor. Bebeğimiz hazır oluyor. Orada bebeğimizi alıyoruz. Evimizi mutlu mesut orada nasıl davranacağımızı, aldığımızda ne yapmamız gerektiğini, nasıl bir durumda geleceğini anlattılar. Bizim psikolojimizi, çocuğun psikolojisiyle ilgili güzel bilgiler verildi. Kullanacağımız şeyler hakkında güzel bilgiler verildi. Öyle eğitimler aldık. Daha önce de bir bebeğimiz olmuştu, 47 günlük güzel bir kızımız geldi. Kızım da 70 gün kadar kaldı Artık gülmeler ve tatlı tatlı konuşmalar başladığında gerçekten çok iyi, güzel bir aileye de teslim ettik. Hayırlısıyla bu bebeğimizi de benden daha çok sevecek, ilgilenecek, ihtiyacı olan bir yavruya, bir gönülle ihtiyacı olan bir aileye, bu yavrumuza teslim edeceğiz" dedi. "İnanın evine nefes oluyorlar, size hayat oluyorlar" Biyolojik annesi olduğu çocuklarının, kardeşlerine verdiği olumu tepkiler hakkında ise Çiğdem Er şöyle konuştu: "Biyolojik olarak 2 çocuğum var, 1 oğlum, 1 kızım var. Bir de 10 yıldır koruyucu ailelik yaptığım güzel bir kızım var. Koruyucu ailelik çok istediğim bir şey. Bir evlada dokunmak, bir cana dokunmak gerçekten çok istediğimiz bir şeydi ve kızım çok vesile oldu. Tekrar bir kardeşim olsun diye. Öylelikle koruyucu aile olduk. Kızıma ben hep hayat ağacı derim, nefesim derim. Kızım bize nefes oldu, Allah razı olsun. Kızım bizi seçti, bize geldi ve bizi anne baba olarak kabul etti. Zaten uygun olan, aileye göre çocuk değil; çocuğa göre ailedir. Eşimden Allah razı olsun, onun ve çocuklarımın desteği olmasa zaten ben yapamazdım. Çünkü ben de bir insanım, yorulabiliyorum. Eşim akşam geldiğinde onunla ilgileniyor, ev işleriyle ilgileniyor ya da kızım geldiğinde o yardımcı oluyor. Oğlum işten gelir gelmez ‘Anne bana ver’ diyor. Onların desteği olmadan hiçbir şey yapamazdım. Ben de çok memnunum, ‘Allah’ım beşiğimi ne olur boş koyma’ diye dua ediyorum. Bu kızın güzel sevimli iyi bir aileye gittikten sonra inşallah kurumda olursa tekrar bir bebeğe bir aileye bir can olmak isterim. Herkes denizyıldızı hikayesini bilir. Denizyıldızından ne kadar kurtarsak o kadar güzeldir. Gerçekten her eve yapabiliyorlarsa ve her eve bir yavru lazım. Gerçekten bir can kurtarmak gerekir. Bu çocuklara biz bakıyoruz. Tamam bu çocuklara bir can veriyoruz ama unutmayın, bizler için daha önemli. Kendinizi unutuyorsunuz. Oturduğunuz zaman kalan insanlar kendilerini sürekli dert bulurlar, hastalık bulurlar, sıkıntı bulurlar. Ama böyle bir cana dokunduğunuz zaman hayat bulurlar. Nefes alırlar, çok ciddi söylüyorum, nefes alırlar. Bir insanı yetiştirmek, hayata bağlamak, eğitimiyle her şeyiyle güzel bir hayata bağlamak kadar güzel bir şey var mı? Keşke herkes yapabilse. Tabii bu dediğim gibi gönül meselesi, kalp meselesi. İnanın evine nefes oluyorlar, size hayat oluyorlar. Geldikleri zaman bunlar benim oluyor ama giderken Çiğdem teyzesi olarak gittiği yere teslim ediyoruz."
İzmir Altay düşme hattından kurtuldu Altay, sahasında konuk ettiği Bornova 1877’yi 3-0 mağlup ederek puanını 18’e yükseltti ve bir haftadır bulunduğu düşme hattından çıkmayı başardı. İzmir’in en köklü kulüplerinden birisi olan Altay, ligde kalma mücadelesini sürdürmeye devam ediyor. Siyah-beyazlılar, geçtiğimiz günlerde 2020-21 sezonunda kaleci Adam Stachowiak’ın geçmiş dönemlerden kalan alacakları nedeniyle FIFA tarafından 6 puan silme cezası aldı. Bu kararın ardından 15 puana düşen İzmir ekibi, orta sıralardan alt sıralara gerileyerek 11. sıraya indi. Geçtiğimiz hafta Eskişehirspor’a deplasmanda mağlup olan Altay, rakiplerinin puan kazanmasıyla birlikte 13. sıraya gerileyerek düşme hattına girdi. Tehlikeli bölgede geçirdiği bir haftanın ardından 20. haftada birebir rakiplerinden Bornova 1877’yi sahasında 3-0 mağlup eden İzmir ekibi, rahat bir nefes alarak yeniden 11. sıraya yükseldi ve puanını 18’e çıkardı. Ancak siyah-beyazlılar, düşme hattıyla arasındaki farkı 1 puana çıkarabilse de henüz tehlikeli bölgeden tamamen uzaklaşmayı başaramadı. Sinan Kanlı: "9 puan değerinde maçtı" Altay Başkanı Sinan Kanlı da Bornova 1877 galibiyetinin ardından sosyal medya hesabı üzerinden yazılı bir açıklama yaptı. Alınan 3 puanın değerini vurgulayan Kanlı, "Bu müsabakanın galibiyeti, kağıt üzerinde 3, futbol matematiğine göre ise 9 puan değerindeydi. Müsabakanın önemi, takımımız üzerinde ilk yarıda bir miktar baskı oluşturdu; fakat devre arasında ve ikinci yarıda yapılan dokunuşlar işleri tekrar rayına koydu ve net bir galibiyetle müsabakayı kazandık. Bu galibiyette emeği olan ve aslanlar gibi çekinmeden mücadele eden takımımızı, Mehmet Can hocayı, teknik ekibini ve emeği olan herkesi canı gönülden tebrik ediyorum. Yapmış olduğumuz çağrıya karşılık vererek tribünlere gelen taraftarlarımıza da ayrıca teşekkür ediyorum" ifadelerini kullandı.
Erzurum Ertaş: Dildeki ve tabelalardaki yabancılaşma, sömürgecisine gönüllü kölelik halidir Türkiye Dil ve Edebiyat Derneği (TDED) Erzurum Şube Başkanı Murat Ertaş yaptığı açıklamada hayatımızın her alanında karşılaştığımız dildeki yabancılaşmaya tepki göstererek "Böyle devam ederse yüz yıl Türkçe kalmaz, tarihte onlarca örneği olduğu gibi dilini kaybeden milletler de tarih sayfasından silinir" dedi. TDED Erzurum Şube Başkanı Murat Ertaş açıklamalarına şöyle devam etti: "Dil bir milletin başta din olmak üzere kültürünün, töresinin, hayatı algılayış biçiminin, kurduğu medeniyetlerin şekillendirdiği en önemli kimlik gösterisidir. Dikkat ediniz ‘millet’ diyoruz. Halk dillerinden bahsetmiyoruz. Onlarca halk dilinin bir havuzu beslemesiyle oluşan dile millet dili denir. Türkçemiz bir halk ve kavim, bir etnisite dili değil büyük bir millet dilidir. Dünyaya, tarihe şanla şerefle insanlığı öğretmiş bir milletin dilini yozlaştırmak o milleti parçalamak ve nihayetinde yok etmek için planlanmış bir saldırıdır" "Dil meselesi bir bağımsızlık meselesidir" Dil meselesinin bir milli mücadele meselesi olduğunu vurgulayan Ertaş, "Yabancı markaların bayiliklerine bir şey diyemem ama Türkiye’deki diğer ürünlerin ve tabelaların, menülerin, apartman, toplu konut, eğitim kurumlarının ve daha birçok şeyin yabancı kelimelerle veya yarı yabancı yarı Türkçe dediğimiz bir garip dille, plaza diliyle adlandırılması kendisini tarih sahnesinden silmek isteyenlere, sömürgecilere bir milletin gönüllü olarak taşeronluk yapması, gönüllü köleliği kabul etmesi demektir. Bu garip hal, celladın âşık olma halidir. İş yeri tabelasında ve diğer işlerinde yabancı kelime hayranlığı açık olanın vatan, bayrak ve millet sevgisinden şüphe edilmelidir. Eğitim, ticaret ve belediye yasaları Türkçemizi korumak zorundadır ve yasalar bu amaçla yeniden düzenlenmelidir. Dil meselesi bir bağımsızlık meselesidir" şeklinde konuştu.