EKONOMİ - 18 Ağustos 2017 Cuma 09:21

Türk Amerikan ticari ilişkilerinde yeni sayfa

A
A
A
Türk Amerikan ticari ilişkilerinde yeni sayfa

Amerika Ticaret Odası TABA Türk Amerikan İş Adamları Derneği’ nin 31. Genel Kurulu’nda Ali Osman AKAT’ın Başkanlığı’ndaki liste üyelerden ciddi destek alarak seçildi.

TABA AMCHAM Türk Amerikan İş Adamları Derneği (TABA - AmCham) Türk ve Amerikan iş çevrelerine ticaret, ekonomi, finansman, sanayi ve benzeri konularda görüş bildirmek ve uygulamada yardımcı olmak, iki ülke arasındaki ticari, ekonomik ve kültürel ilişkileri geliştirmek amacıyla 1987 yılında merhum Cumhurbaşkanı Turgut Özal talimatı ile kuruldu. TABA, 1990 yılında da Amerikan Ticaret Odası (AmCham) olarak faaliyet göstermeye başlamıştır. AmCham bugün Amerika dışında, Kanada, Avrupa Birliği ülkeleri ve çevre ülkelerde de ticari ve ekonomik alanda faaliyet göstermektedir.

Geçtiğimiz günlerde gerçekleştirilen 31. Genel Kurul’da yeni yönetim kurulu seçimi de tamamlandı. Yeni yönetim kuruşu başkanı Ali Osman AKAT olurken, diğer yönetim kurulu üyeleri de şu şekilde sıralandı; Mustafa Necati IŞIK, Serdar KILIÇ, Gökyar KARŞIT, Süleyman SANLI, Hamit MÜCELLİT, Hakan ORDUHAN, Şansal TUR, Özgür RODOPLU, Coşkun İNCE, Hakan AVDAN, İzzet Serhat DEMİR, Ali Rıza ARSLAN EMSAŞ, İbrahim UYAR ve Dursun TOPÇU.

Yeni Yönetim Kurulu ile TABA Türk Amerikan Ticari ve ekonomik ikili ilişkilerini kurumsal bir yapı altında yürütülmesini ve bunun da TABA ve ticaret ve ekonomik odaklı olması hedefleniyor. İkili ilişkiler için Etkili ve Kurumsallaşmış mekanizmaların oluşturulması Amerika’daki lobi faaliyetlerinin ticaret kanalları üzerinden yürütülmesi gerektiğin konusunda hem fikir olan TABA 2 - 3 yıllık çalışma neticesinde adım adım muvaffakiyetler amaçlıyor.

TABA Yönetim Kurulu Başkanı olarak seçilen Akat, genel kurul toplantısında şu şekilde konuştu;
Kurulduğu günden bu güne kadar Ülkemiz ile Amerika arasında her alanda önemli bir köprü vazifesi gören TABA’ya bu günden sonra çok daha önemli görev ve sorumluluklar düşmektedir. Dünya’da siyasi ve ekonomik alanda birçok değişim yaşanmakta, her geçen gün zorlaşan rekabet koşulları, firmalarımızın da yeni stratejiler belirlemesine yol açmaktadır. İşte bu düşünceden yola çıkarak münferiden uğraşı ve mücadele yerine bilinçli, bilgili, tecrübeli ve birlikte hareket edebilme becerisine sahip olmak kaçınılmaz olmaktadır ve TABA olarak biz de bunu yapabilmek düşüncesiyle göreve talip olduk. Sadece genel kurul zamanlarında bir araya gelen değil, her zaman birlikten güç doğar felsefesiyle hareket eden bir yönetim ve Taba oluşturma azminde ve kararlılığındayız. Görevimizin ve sorumluluklarımızın farkında olarak sadece bir üye sıfatıyla desteğimizi değil sürekli birlikte çalışma yapan ve çalışmalarımızı takip edip sorgulayan, her türlü öneri ve taleplerini açıkça ortaya koyan tam bir sivil toplum oluşturmalıyız. Yeteri kadar tecrübe ve bilgiye sahip TABA üyelerimizin bu konuda daha başarılı işlere ve projeler imza atacağına olan inancımız tamdır. Türkiye ve Amerika arasında yapılacak çok işimiz var. Bu bilinç ve düşünceyle göreve talip olan ben ve değerli yönetim kurulu üyeleri ile yüksek istişare heyetimiz; Siz değerli üyelerimiz oylarına talip olduğumuzu bildirir, Genel kurul sonrasında oluşacak olan yeni heyetlere şimdiden başarılar diler, tüm heyeti saygıyla selamlarım.”
 

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Sinop Metin Külünk: "Mesele, hak ile batıl mücadelesinde kimin nerede durduğudur" Sinop Üniversitesi’nde düzenlenen "Yüzyılın Gençliği, Gençliğin Yüzyılı" programına katılan eski İstanbul Milletvekili Metin Külünk, İslam dünyasının son 5 asırdır bilgi üretiminde geri kaldığını belirterek, "Ta ki biz Haniflik odaklı, insanlık medeniyetini inşa edecek bilgiyi yeniden üretene kadar bu devran böyle döner. Mesele, hak ile batıl mücadelesinde kimin nerede durduğudur" dedi. Sinop Üniversitesi ve TÜGVA Sinop İl Temsilciliği koordinesinde; Yeniler, Geçerken, İlahinet ve Üniversiteli Aktif Gençlik öğrenci topluluklarının iş birliğiyle düzenlenen "Yüzyılın Gençliği, Gençliğin Yüzyılı" konferansında gençlerle bir araya gelen Metin Külünk, toplumsal yapılardaki sorgulama eksikliğine dikkat çekti. Üniversitelerden aile yapısına kadar "soru sorma" kültürünün baskılandığını aktaran Külünk, "Biz bugün soru sorma kabiliyetimizi kaybettik. Üniversitede hocaya, evde babaya, STK’da başkana soru sormaya kalksan ’sen ne anlarsın’ cevabıyla karşılaşıyorsun. Oysa Batı bugünkü gücüne sorgulayarak ve bilgiyi yöneterek geldi" ifadelerini kullandı. Dünyayı sarsan Epstein skandalı ve küresel sistemin işleyişine dair açıklamalarda bulunan Külünk, şu değerlendirmelerde bulundu: "Epstein adasındaki vahşeti, Satanistliği tespit etmek yetmez. Bu akıl, Habil ve Kabil mücadelesinden beri var olan bir batılın temsilidir. Bu yapı; BM, DSÖ ve çeşitli uluslararası sözleşmeler üzerinden küresel normlar oluşturacak gücü nasıl elde etti? Bilgiyi ve parayı ele geçirdiler. İnsan hakları ve demokrasi kavramlarının arkasına saklanarak, insanlığın genetik kodlarıyla oynayacak, dünya nüfusunu azaltmaya odaklanacak kadar fütursuzlaştılar. Biz bu soruyu sormadan sadece vahşeti seyrederiz." "5 asırdır mağlubuz çünkü bilgi üretmiyoruz" İslam aleminin tarihsel bir özeleştiri yapması gerektiğini vurgulayan Külünk, "Biz beş asırdır mağlubuz. Çünkü Biruni, İbn-i Sina, Farabi, Harezmi ve Ali Kuşçu yetiştiremiyoruz. Zihin ve fikir anarşisti yetiştirmiyoruz. Ta ki biz Haniflik odaklı, insanlık medeniyetini inşa edecek bilgiyi yeniden üretene kadar bu devran böyle döner. Mesele, hak ile batıl mücadelesinde kimin nerede durduğudur" diye konuştu. Sinop Valisi Mustafa Özarslan ile üniversite yönetimi, kurum temsilcileri ve çok sayıda öğrencinin katıldığı program, soru-cevap ve toplu fotoğraf çekimiyle sona erdi.
Bursa Fabrikaların tonlarca su çektiği İznik Gölü 200 metre çekildi Marmara Bölgesi’nin en büyük tatlı su kaynaklarından biri olan İznik Gölü, son yıllarda yaşanan su kaybıyla alarm veriyor. Kıyı şeridinde gözle görülür şekilde yaşanan çekilme, gölün adeta kurumaya yüz tuttuğunu ortaya koyuyor. Gölde su kaybının yalnızca kuraklıkla açıklanamayacağı yönünde değerlendirmeler yapılırken, gözler göl çevresindeki sanayi tesislerine çevrildi. Özellikle Gemlik hattında faaliyet gösteren bazı fabrikaların göl suyunu yoğun şekilde kullandığı iddiaları yeniden gündeme geldi. Özellikle sanayi tesislerinin su kullanımı ve yer altı su kaynakları üzerindeki baskının, gölün beslenme dengesini olumsuz etkilediği ifade ediliyor. Yüzölçümü ve doğal yapısıyla bölgenin en önemli ekosistemlerinden biri olan İznik Gölü, sadece bir su kaynağı değil; aynı zamanda turizm ve ekonomi açısından da hayati öneme sahip. Yaz aylarında yerli ve yabancı turistleri ağırlayan göl, sahil işletmeleri, balıkçılık faaliyetleri ve tarımsal sulama sayesinde binlerce kişiye geçim kapısı oluyor. Göldeki su seviyesinin düşmesiyle birlikte balıkçılık faaliyetlerinin zorlaşması, tarımsal sulamada yaşanan sıkıntılar ve kıyı turizminin olumsuz etkilenmesi, bölge ekonomisini doğrudan tehdit ediyor. İznik ve Orhangazi’de yaşayan birçok aile, geçimini göl sayesinde sağlarken, yaşanan çekilme geleceğe dair kaygıları artırıyor. Fabrikalar tonlarca su kullanıyor Gölden su kullanan fabrikaların, su saati bile kullanmadığına dikkat çeken İznik Ziraat Odası Başkanı Vedat Çakar, "Fabrikalar İznik Gölü’nden su çekiyor. Gemlik Gübre Fabrikası 2004 yılında özelleştirildi. 2020 senesinde dönemin büyükşehir belediye başkanı Alinur Aktaş bu fabrikanın gölden ne kadar su çektiğine dair bir yazı istedi ve bu fabrika bu soruya cevap bile veremedi. Çünkü su çekilen pompada bir su saati bile yok, saat konulmamış. 2021 yılında da saat konuldu ve 10 milyon metreküp su anlaşması yapıldı. 2004 ile 2020 arasında neden buraya su saati konulmadı. Bu yıllar arasında gölden ne kadar su kullanıldığını nereden bileceğiz. 2016 yılında kuraklık başladı. DSİ önlem olarak tarıma verilen sudan tasarruf yapıyor. Tarımdan tasarruf olmaz, tarım bu ülkenin ekonomisinin can damarıdır" şeklinde konuştu.
Denizli DTO’nun öncülüğünde Denizli’de Ramazan ayında temel gıdada sabit fiyat uygulaması başlatıldı Denizli Ticaret Odası (DTO) Başkanı Uğur Erdoğan, gıda sektöründeki 6 üyesi ile ülkede bir ilke imza atarak ramazan ayına özel temel gıda ve tüketim maddelerinde sabit fiyat uygulaması başlattı. DTO üyesi Denizli’deki 76 satış noktasında ramazan ayı boyunca un, ekmek ve tahıl ürünleri, pirinç, bulgur, makarna ve bakliyat ürünleri, şeker, tuz, çay ve sıvı yağ, süt ve süt ürünleri, yumurta ve temizlik ürünleri ile kişisel bakım ürünlerinde fiyat artışına gitmeyecek. DTO hizmet binasının 5’inci katında gerçekleştirilen imza törenine protokolde adı geçen firmaların sahipleri ile yetkilileri ve DTO Yönetim Kurulu Başkanı Uğur Erdoğan katıldı. Başkan Erdoğan, özveride bulunarak sosyal sorumluluktan kaçmadıklarını söylediği üyelerine duyarlılıklarından dolayı teşekkür etti. Protokol imzaladıkları firmalar ile Denizli Ticaret Odası’nın özellikle temel gıda ve ihtiyaç ürünlerinde fiyat istikrarının korunması, mevcut fiyat etiketlerinde olağan dışı artışlara gidilmemesi ve tüketici güveninin zedelenmemesi hususunda, azami dikkat göstereceklerin de altını çizen Başkan Erdoğan, "Bugün burada önemli bir protokole imza atmanın onur ve gururunu, Denizli’miz ile paylaşıyoruz. Gıda sektöründeki üyelerimiz ile, ramazan ayı boyunca raflarındaki temel gıda ürünlerinin etiket fiyatlarının değişmeyeceğine dair protokol imzalamak üzere toplandık. Bu üyelerimiz, ramazanda sabit fiyat uygulamasını gönüllü olarak taahhüt etmişlerdir. Bu mübarek ayın tüm üyelerimize ve vatandaşımıza bereket, sağlık ve hayırlı kazançlar getirmesini temenni ediyoruz. Protokolümüze imza koyan üyelerimize de gösterdikleri hassasiyetten dolayı teşekkür ediyoruz. Çok değerli iş insanlarımız Can Pekdemir’in 39 şubesi bulunan işletmeler, Derviş Gedik 11 şubesi bulunan işletmeleri, Rıza Bilgin 7 şubesi bulunan işletmeleri, Ümit Kurt 12 şubesi bulunan işletmeleri, Murat Tütüncü 4 şubesi bulunan işletmeleri, Hasan Hüseyin Pekdemir 3 şubesi bulunan işletmeleriyle Ramazan kampanyamıza katıldılar. Toplamda 6 marketimiz, Denizli’deki 76 farklı noktada satış yapan işletmeleri ile ramazan boyunca halkımıza hizmet verecekler. Hayırlı ve uğurlu olsun" dedi. Ramazan kampanyası, neleri kapsıyor? Kampanyaya, un, ekmek ve tahıl, pirinç, bulgur, makarna ve bakliyat, şeker, tuz, çay ve sıvı yağ, süt ve süt ürünleri, yumurta, temizlik ürünleri, kişisel bakım ürünleri marka gözetmeksizin dahil oldu. Başkan Erdoğan, "Üyelerimiz, azami dikkat göstereceklerdir" Ramazan ayının toplumsal dayanışmanın, paylaşmanın ve manevi değerlerin ön plana çıktığı, müstesna bir dönem olduğunu anımsatan DTO Başkanı Uğur Erdoğan, sözlerini "Bu özel zaman diliminde, ticari hayatımızın da aynı hassasiyet ve sorumluluk bilinciyle işletilmesi, büyük önem arz etmektedir. Denizli Ticaret Odamız ile üyelerimiz; özellikle temel gıda ve ihtiyaç ürünlerinde fiyat istikrarının korunması, mevcut fiyat etiketlerinde olağan dışı artışlara gidilmemesi ve tüketici güveninin zedelenmemesi hususunda, azami dikkat göstereceklerdir" diyerek tamamladı. Protokolün imzalanmasının ardından Başkan Erdoğan üyeleri ile günün anısına toplu halde fotoğraf çektirdi.