DÜNYA - 23 Ekim 2010 Cumartesi 11:56

Türk mafyası Londra'yı ele geçirdi

A
A
A
Türk mafyası Londra'yı ele geçirdi

Londra'da iki çete arasındaki çatışmalarla bağlantılı bir davada ik kişi mahkûm oldu.

Çetelerden birinin bölgesinin milletvekili ise 'mafya-tarzı' çatışmalar olabileceğinden endişe ediyor.20 yaşındaki Yusuf Arslan geçen yıl Eylül ayında sokakta durdurulduğunda, silahlı polisler onu korkutmadı.

 

Tam aksine, çelik yeleği üzerinde, Scotland Yard's'ın Heckler & Koch marka yarı otomatik MP5'lerinden daha iyi silahlar bulabileceğini, Kuzey Londra'daki önemli yer altı aktörlerinden biri olduğunu söyledi.

 

Hackney Turks (Hackney Türkleri) çetesiyle kanlı bir çatışma içinde olan Tottenham Boys'un (Tottenham Çocukları) üyesi Arslan yalnızca birkaç hafta sonra tekrar kuzey Londra sokaklarını arşınlıyordu.

 

Hırvat yapımı Agram yarı otomatik silahıyla, Tottenham caddesinde Ford Transit marka bir aracı durdurdu.

 

Araçtakilere dört el ateş açtı. Ancak Nasır Demir ile Hamit Koban, araçlarını hızla geriye doğru sürerek, ciddi şekilde yaralanmadan kaçmayı başardı.

 

Arslan'ın son duruşmasında, perde arkasından şahitlik yapan Demir, masum bir işadamı olduğunu söyledi.Neden üzerine ateş edildiği sorulduğunda ise, "Çetelerle ilgili. Kontrol etmek istiyorlar çünkü. Eğer yollarına çıkarsanız, sizi yoldan çıkarırlar."Kıbrıslı Türkler dışarıda bırakıldığında, Londra'da yaklaşık 50 bin Türk, 200 bin de Kürt yaşıyor.

 

Çete savaşları

 

Tottenham Boys ve Hackney Turks çetelerinin ikisinde de hem Kürtlerin hem de Türklerin oldukları tahmin ediliyor.

 

Kanlı çatışmalar son 12 ay içinde iki kişinin, 23 yaşındaki Oktay Erbaşlı ve 21 yaşındaki Cem Düzgün'ün hayatına maloldu.

 

Tottenham Milletvekili David Lammy BBC'ye yaptığı açıklamada, Türkçe konuşan toplum içindeki çete aktivitelerinin ciddi boyutlarda olduğunu ve bu konuya daha çok odaklanılması gerektiğini söyledi.

 

Duruma müdahale etmek için Türkçe konuşan daha fazla sayıda yetkiliye ihtiyaç duyduklarını söyleyen Lammy, "Şiddetin artmasından ve daha fazla gencin hayatını bu paralel suç dünyasında kaybetmesinden endişe duyduğunu da belirtti.

 

Lammy, New York benzeri çeteleşmelerin ya da çetelerin hüküm sürdüğü toplulukların Londra'da oluşmasını istemediğini söyledi.

 

Londra emniyetinin üst düzey isimlerinden Sir Paul Stephenson, eleştirilere karşı çıkarak ''Bir zorlukla karşı karşıya olduğumuz doğru, ama bu sorunla mücadelede başarı da sağladık'' dedi.

 

Bir polis sözcüsü, Türkçe konuşan 24 güvenlik görevlisinin emniyet bünyesinde görev yaptığını, güvenli mahalleler için oluşturulan ekiplerden Hackney biriminden bazı yetkililerin de Türk polis teşkilatının konuğu olarak İstanbul, Kahramanmaraş ve Elbistan'ı ziyaret ettiklerini söyledi.

 

Sözcü, şimdi Hackney'de görev yapacak ekipleri yetiştirmek üzere bir eğitim programı hazırlanmakta olduğunu da sözlerine ekledi.

 

Göze göz, dişe diş

2007'de bir saldırıya uğrayan Arslan cinayete teşebbüs ve ruhsatsız silah bulundurmak suçlarından geçen ay mahkum oldu. Diğer sanıklardan Emre Kamalak silah bulundurma suçunu kabul ederken, Abdullah Çiçekdağlı ise silah taşımaktan beraat etti.

 

Üç kişi 9 Aralık 2009'da silahlı polisler tarafından bir takside gözaltına alınmıştı.

 

Soruşturmayı yürüten savcı Duncan Penny, Kingston Adliyesi'ndeki duruşmalar sırasında ''Bu olaylar, Tottenham Boys ve Hackney Turks grupları arasındaki uzlaşmazlıklarla yakından ilgili. Her iki olay da çeteler arasındaki rekabet ve ardından yaşanan göze göz, dişe diş esasına dayalı suçlarla birlikte ortaya çıktı'' dedi.

 

Penny'in anlatımlarına göre, Arslan Oktay Erbaşlı'nın ölümünden söz ederken kendisini kimin öldürdüğünü bildiğini, ama Hackney boys grubundan kimin sorumlu olduğunu bilmediğini söyledi.

 

Londra'da yaşayan Kürt kökenlilerin büyük bölümü Alevi.

 

Dalston semtindeki Alevi Kültür Merkezi'nin Başkanı İsrafil Erbil, ''Her şey diğer etnik gruplara karşı bir mücadele gibi başladı ama Tottenham ve Hackney semtleri arasındaki mahalle kavgasına dönüştü'' dedi.

 

Erbil, ''Başta genç çocukların bir kavgası gibi masum bir olay gibi başladı, ama uyuşturucu ve para da devreye girdi sonradan. Son zamanlarda bazılarının lüks arabalar kullandıklarını görüyorum, üstelik işleri yok'' diye konuştu.

 

Erbil'e göre, bu bir alternatif yaşam tarzı, kendilerini yalnız hisseden gençlerin bir gruba katılarak kendilerini güçlü hissetmeleriyle de yakından ilgili.

 

''Bir gence neden gruba katıldığını sordum. Birileri dövmüş kendisini, o da bir grup bulmuş ve bu grup da kendisine yardımcı olmuş'' diye de devam ediyor.

 

Londra Metropolitan Üniversitesi'nden Janroj Keleş, Kürtlerle Türklerin yaşadıkları sorunları inceleyen bir akademisyen.

 

Kuşak farkının altını çizerek, gençlerin dünyayı ebeveynlerinden daha farklı algıladıklarını kaydeden Keleş, ''Dans etmek, seks, tüketim toplumunun parçası olmak istiyorlar. Hip-hop ve çete kültürünün bir parçası olarak 'kendilerini iyi hissetmeye' çalışıyorlar'' diyor.

 

Keleş, aileler ve gençler arasındaki diyaloğun çok az olduğunu, dolayısıyla gençlerin ailelerin rehberliklerinden yoksun olduklarını vurgularken, ''Eğitim sistemi ihtiyaçlarına yanıt vermeyince çok sayıda genç Türk ve Kürt, sonuçlarını düşünmeden kolay para için uyuşturucu ve çetelere bulaştı'' görüşünü dile getirdi.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Diyarbakır Evde doğum yapan anne ve bebeği, saatler süren çalışmanın ardından kurtarıldı Diyarbakır’da sancısı gelen bir kadın evde doğum gerçekleştirdi. Anne ve bebeği, kar nedeni ile saatler süren çalışmanın ardından kurtarılarak hastaneye kaldırıldı. Diyarbakır’ın Çınar ilçesinde etkili olan yoğun kar yağışı ve tipi, 1 Ocak 2026 günü yaşanan bir doğum vakasında sağlık ekiplerini zamanla yarışan zorlu bir mücadeleye sürükledi. Saat 11.46’da Yeşiltaş Mahallesi’nden gelen doğum ihbarı üzerine Diyarbakır genelinde sağlık birimleri alarma geçti. Sağlık Komuta Kontrol Merkezi koordinasyonunda vakaya 1 kara ambulansı ve 1 UMKE timi olmak üzere toplam 6 sağlık personeli yönlendirildi. Hava ambulansı talebi, olumsuz hava şartları nedeniyle karşılanamazken, karadan ilerleyen ekipler yoğun kar, kapalı yollar ve tipi nedeniyle sık sık durmak zorunda kaldı. Ambulans ekibinin ilerleyememesi üzerine UMKE timi devreye girdi. Sahada ambulansa zincir desteği sağlandı, ancak Aşağı Kırlangıç köyü mevkiinde kar yağışının şiddetlenmesiyle ekipler yeniden mahsur kaldı. Bunun üzerine Çınar Kaymakamlığı ve Büyükşehir Belediyesi ile temasa geçilerek yol açma çalışmaları başlatıldı. Köy halkının traktör desteğiyle ekipler bir süre daha ilerleyebildi. Saatler süren çabanın ardından, yol açma çalışmaları ve saha koordinasyonunun güçlendirilmesiyle UMKE ekibi saat 18.15’te anneye ulaşmayı başardı. Olay yerinde doktor bilgisi dahilinde damar yolu açılarak tıbbi müdahale yapıldı, doğan bebeğin muayenesi gerçekleştirildi. Anne ve bebek, güvenli şekilde ambulans ekiplerine teslim edilerek Çınar 2 No’lu Acil Sağlık Hizmetleri İstasyonu tarafından saat 23.41’de SBÜ Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum ile Çocuk Hastalıkları Hastanesine nakledildi. Operasyonu yakından takip eden Diyarbakır İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Emre Asiltürk, zorlu süreçte görev alan UMKE Ekip Sorumlusu Salih Bülbül’e, ekibi adına gösterdiği özverili çalışmalardan dolayı teşekkür etti. Asiltürk, "Zorlu kış şartlarına ve saatler süren ulaşım güçlüklerine rağmen ekiplerimiz büyük bir koordinasyon ve özveriyle görevlerini yerine getirdi. UMKE, 112 acil sağlık ekiplerimiz ve vatandaşlarımızın desteğiyle anne ve bebeğimiz güvenli şekilde sağlık tesisimize ulaştırıldı. Diyarbakır’da vatandaşlarımızın sağlık hizmetine erişimi için her şartta sahadayız. Bu süreçte görev yapan tüm sağlık personelimize teşekkür ediyorum’’ dedi.
Düzce Tropikal misafirler kar yağışını görünce mest oldu Düzce’yi etkisi altına alan kar yağışı, kentin en uzak misafirlerine unutulmaz anlar yaşattı. Sri Lanka ve Ruanda gibi tropikal iklim ülkelerinden eğitim için kente gelen öğrenciler, hayatlarında ilk kez gördükleri kar karşısında şaşkınlıklarını gizleyemedi. Kent genelinde etkisini sürdüren yağışla birlikte kar kalınlığı şehir merkezinde 20, Konuralp ve Bahçeşehir bölgelerinde ise 40 santimetreye ulaştı. Kar yağışı, çocuklar kadar memleketlerinden binlerce kilometre uzaktaki üniversite öğrencilerini de mutlu etti. "Burada ilk defa kar görüyorum" Düzce Üniversitesi Hemşirelik Bölümü öğrencisi Sri Lankalı Mohoummead Ayizea, ülkesinin tropikal iklim kuşağında yer alması nedeniyle daha önce hiç kar görmediğini söyledi. Yağışın tadını çıkardığını belirten Ayizea, "Sri Lankalı olarak biz orada kar görmüyoruz. Tropikal olduğu için hava hep güneşli. En fazla yağmur yağıyor. Burada ilk defa kar görüyorum ve her gördüğümde çok heyecanlanıyorum. Karın tadını en güzel şekilde çıkartmaya çalışıyorum" dedi. "Bizim hayallerimizi yaşıyorsun" Ülkesinde kar yağışını hep televizyondan izlediğini belirten Ayizea, şöyle konuştu: "Kar yağışını hep filmlerde görüyorduk. Karlı günleri filmlerde gördüğümüz gibi burada da aynı şekilde kendimiz yaşadık. Arkadaşlarıma ve aileme kar görüntülerini çekip gönderiyorum, onlar da çok seviniyorlar. Karlı havalar, bembeyaz zeminler Sri Lankalılar için bir hayaldir. Kar görmeleri, birbirleriyle kartopu oynamaları hepsi onlar için hayal. Bana ’Bizim hayallerimizi yaşıyorsun’ diyorlar." Kar yağışı Ruanda’dan gelen öğrenciyi korkuttu Ruanda’dan gelen Receaip Moukizzia da eğitim için bir yıldır Türkiye’de bulunduğunu anlattı. Karla ilk karşılaştığında şaşkınlık yaşadığını ifade eden Moukizzia, "Türkiye’ye gelince çok mutlu oldum, şimdilik her şey yolunda. Afrika’da kar yağmıyor. Burada kar görünce hem şaşırdım hem korktum. Çok soğuk olduğu için korktum, soğuktan korkmuştum ama şimdi alıştım" ifadelerini kullandı. Millet Bahçesi’nde Türk arkadaşlarıyla bir araya gelen öğrenciler, kar topu oynayıp hatıra fotoğrafı çektirerek keyifli vakit geçirdi.