POLİTİKA - 11 Eylül 2018 Salı 22:17

'Türkiye-Kazakistan ilişkileri altın çağını yaşıyor'

A
A
A
'Türkiye-Kazakistan ilişkileri altın çağını yaşıyor'

Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Yalçın Topçu, Türkiye-Kazakistan ilişkilerine ilişkin, “Her alanda çok büyük atılımlar yapıyoruz, bu güzel ilişkileri bozmak isteyen dahili ve harici güçlere karşı kardeşlik saflarımızı daha da sıkılaştırıp ülkelerimiz, bölgemiz ve insanlık için güvenliğe, barışa, adalete ve refaha katkısı olacak ortak kutlu yürüyüşümüzü devam ettiriyoruz” dedi.

Kazakistan Cumhurbaşkanlığı televizyonu, Cumhurbaşkanı Başdanışmanı ve Yerli Düşünce Derneği Onursal Başkanı Yalçın Topçu ile genel çerçevede Orta Asya coğrafyası, özelde ise Kazakistan konulu bir mülakat gerçekleştirdi. Topçu, Kazakistan Cumhurbaşkanı Nursultan Nazarbayev’in yarınki Ankara ziyaretini de değerlendirdi.

Kazakistan’ı Avrasya’nın kalbi olduğunu belirten Yalçın Topçu, “Dünyanın dokuzuncu büyük toprağına sahip ata yurdumuz Kazakistan, Türk dünyasının güvenlik şemsiyesidir. Kazakistan jeopolitik ve stratejik olarak 1991’den bu yana çok önemlidir. Kazakistan, sadece Avrupa ile Çin arasında değil, doğudan batıya ve kuzeyden güneye doğru ana geçiş yolu olması ile doğal bir kavşak olup, kıtalararası bağlantıda kilit bir ülkedir. Kazakistan Avrasya’nın kalbidir, merkezidir. Kazakistan, Avrasya’nın kalbi olmanın sorumluluğunu derinden hissetmektedir. Zira bu kalp teklediğinde, coğrafyanın ölümü ya da en azından hastalıklı bir yapıya sürüklenmesi kaçınılmazdır. Bundan dolayı Cumhurbaşkanı Nursultan Nazarbayev, sadece Kazakistan’ı öncelikli kılan bir politika izlememektedir” şeklinde konuştu. 

“Tüm Türk dünyasının aksakalı Nursultan Nazarbayev” 

Kazakistan Cumhurbaşkanı Nursultan Nazarbayev’in dünya siyasetine yön veren hamlelerine değinen Topçu, “Kazakistan’ın önemini bilen Türk dünyasının aksakalı Cumhurbaşkanı Nursultan Nazarbayev, sadece Kazakistan’ı öncelikli kılan bir politika izlememektedir. Bu nedenledir ki Sayın Nazarbayev bölgede ve dünyada barışı teşvik eden yapıcı bir dış politika izliyor ve arabuluculuk rolü üstleniyor. Tüm taraflarca kendisine duyulan saygı, güven, ‘aksakal’ kişiliği bu konuda hiç kuşkusuz oldukça önemli bir yere sahiptir. Türkiye-Rusya arasındaki uçak krizinin sonlandırılmasında ve Suriye krizinin çözümünde önemli bir katkı olarak kabul edilen Astana Süreci’nde tüm tarafların mutabık kaldığı, sözü dinlenen bir liderdir” dedi.

“Nazarbayev’in Türk Keneşi’ndeki önerileri takdire şayandır” 

Nazarbayev’in dünya barışı için üstlendiği sorumlulukların yanında Türk devletlerinin birlikte hareket etmesi için gösterdiği hassasiyete de değinen Topçu, sözlerini şöyle sürdürdü: 

“Türk Devlet Başkanları Zirveleri’nin tümüne katılan tek lider Sayın Nazarbayev’dir. Kazakistan’ın en kalabalık ilinin adının ‘Türkistan’ olarak değiştirilmesi bile onun bu konudaki büyüklüğünü gösterir. Türk Dünyasında birlik arayışlarına yönelik çabaları ve bu konuda ‘Türk Dili Konuşan Ülkeler İşbirliği Konseyi’ veya ‘Türk Keneşi’ olarak adlandırılan yapının 3 Eylül 2018 tarihinde Kırgızistan’da gerçekleşen 6. Zirvesi’nde de ortaya koyduğu yapıcı öneriler dikkate şayandır. Üye devletler arasındaki ekonomik ve ticari ilişkileri derinleştirmenin önemini vurgulayan Aksakalımız, Hazar Anlaşması sonucu ortaya çıkan yeni statüden Türk Konseyi ülkelerinin de istifade etmesi gerektiğine değinmiştir. Bu çağrı, Hazar’a kıyıdaş 5 ülkeden 3’ünü oluşturan Türkmenistan, Azerbaycan ve Kazakistan kadar, bir Hazar havzası ülkesi olan Türkiye açısından da büyük bir önem arz etmektedir. Sayın Nazarbayev’in bu önerisi bile onun ne kadar derin bir stratejik düşünceye ve öngörüye sahip bir lider olduğunu göstermektedir.”

“Nazarbayev ve Erdoğan sayesinde ilişkilerimiz altın çağını yaşıyor” 

Türkiye-Kazakistan ilişkilerinin son dönemde yükselen seyrini iki ülkenin liderleri arasındaki muhabbete bağlayan Yalçın Topçu, “Nursultan Nazarbayev’in üstün liderliği ve ileri görüşlülüğü sayesinde aramızdaki mesafeler son bulmuş, ilişkilerimiz bağlamında, hamdolsun, çok ciddi atılımlar sağlanmıştır. Aynı zamanda, milletin ve ümmetin adamı Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın da özel ve içten çabalarıyla ilişkilerimiz adeta altın çağını yaşıyor ve giderek daha yüksek seviyelere ulaşıyor. Her alanda çok büyük atılımlar yapıyoruz, bu güzel ilişkileri bozmak isteyen dâhili ve harici güçlere karşı kardeşlik saflarımızı daha da sıkılaştırıp ülkelerimiz, bölgemiz ve insanlık için güvenliğe, barışa, adalete ve refaha katkısı olacak ortak kutlu yürüyüşümüzü devam ettiriyoruz” diye konuştu.

“Uzaktaki kardeşlerin ülkesi Türkiye” 

Son olarak iki ülke arasında her kademede karşılıklı ziyaretlerin önemini vurgulayan Topçu, “Türk dünyasını hedef alan tehdit ve risklerin bertaraf edilmesi, fırsatların daha etkin değerlendirilmesi açısından Türkiye-Kazakistan ilişkileri ve karşılıklı ziyaretlerimiz büyük önem arz etmektedir. Kardeş ülke, ata yurdumuz Kazakistan’ın Cumhurbaşkanı ve tüm Türk dünyasının Aksakal’ı Sayın Nursultan Nazarbayev’in bu günlerde ülkemize gelmesinden Türk halkı derin bir memnuniyet duymaktadır. Bu ziyaretler iki kardeş millet arasında, STK’larımız ve işadamlarımız tarafından da daha sık yapılmalıdır. Ben de bir sivil toplum kuruluşu olan Yerli Düşünce Derneği’nin Onursal Başkanı olarak, 29 Ekimde Türk Filmleri Haftası münasebetiyle ata topraklarımızda, Almatı’da olacağımızı memnuniyetle bildiriyorum. Sayın Aksakalımıza atamız Mağcan Cumabay’ın ifadesi ile uzaktaki Kardeşlerinin ülkesine ‘hoş geldin’ diyor; sağlıklı, hayırlı ve uzun ömürler diliyorum” açıklamasında bulundu.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kayseri Kaza süsü verilen cinayette sanıklar hakim karşısına çıktı AK Parti Develi İlçe Başkan Yardımcısı Eyüp Aslantürk’ü kaza süsü vererek öldüren sanıkların yargılanmasına başladı. Sanık B.E., "Maktulü aracın şoför koltuğuna taşıdık. F.P. maktulün kucağına, yan koltuğa da K.S.Y’nin oturdu. Ben de kendi aracımla takip ettim. Aracın vitesi boşta kaldığı için bir süre gidip su kanalına devrildi" dedi. Kayseri 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmaya tutuklu sanıklar B.E., K.S.Y., F.P. ve B.G. ile tutuksuz sanıklar M.T. ve A.T. ile taraf avukatları katıldı. Duruşmada savunma veren tutuklu sanık B.E. annesi hakkında asılsız ve çirkin sözler sarf ettiğini öne sürdüğü maktulü, kardeşi K.S.Y, bacanağı F.P. ve arkadaşı B.G. ile evinden alıp, korkutup bırakmayı amaçladığını söyledi. Olay günü, K.S.Y, F.P. ve B.G. ile maktulün evinin bulunduğu yere bırakıp iş yerine döndüğünü ifade eden B.E, diğer 3 sanığın evin elektriğinin bağlı olduğu trafonun kablosunu kestiğini, tanınmamak için kar maskesi takarak eve gittikleri ve maktulü aldıklarını ifade etti. Daha sonra maktulü kendi aracına bindiren 3 sanık ile yolda karşılaştıkları iddia eden B.E, "Maktulü bağ evine götürdük. Bende kar maskesi yoktu. Maktul beni tanıdığı için aracımdan inmedim, yüzümü görmesini istemedim. B.G. veya F.P. maktulün nefes almadığını söyledi. Baktım, nabzı atmıyordu. Daha önceden hastanede çalışmamdan dolayı bildiğim için, maktulü sert bir yere yatırarak kalp masajına başladım ve suni teneffüs yaptım. Kardeşim de ara ara bana yardım etti. Kaburgasındaki kırık kalp masajı esnasında oldu. Kendisini darp ettiğimiz iddiası doğru değildir. Panik yaptığımız için 112’yi aramak aklımıza gelmedi. Bulunduğumuz yer Erciyes yoluna yakın olduğu için aracıyla oraya bırakalım dedim. Farlarını açık bırakalım, trafik yoğun olduğu için yoldan geçenler görür yardım eder diye düşündük. Maktulü aracın şoför koltuğuna taşıdık. F.P. maktulün kucağına, yan koltuğa da K.S.Y’nin oturdu. Ben de kendi aracımla takip ettim. Aracın vitesi boşta kaldığı için bir süre gidip su kanalına devrildi. Biz şehir merkezine döndük" dedi. Sanık K.S.Y. ise maktulün annesi hakkında ağza alınmayacak laflar sarf ettiğini öne sürerek, maktulü korkutmak amaçlı bu eyleme giriştiğini, ancak olay bu noktaya geldiği için de pişman olduğunu belirtti. Sanıklar F.P. ve B.G. de maktulü kendilerinin öldürmediğini ve kalp krizi sonucu hayatını kaybettiğini öne sürerek, beraatini ve tahliyesini talep etti. Tutuksuz sanıklar M.T. ile kocası A.T. de herhangi bir dahilleri olmadıkları olayı daha sonra öğrendiklerini iddia ederek beraatlarını talep etti. Maktul Eyüp Aslantürk’ün eşi A. Aslantürk ise karşı tarafın aile dostu olduğunu ve aralarında bir husumet bulunmadığını söyledi. Eşinin son zamanlarda karşı tarafın bir yakınıyla gönül ilişkisi olduğunu kaydeden A. Arslantürk, "Eşimin kalp rahatsızlığı vardı. Daha öne kalp krizi geçirmişti. Son zamanlarda tavırları da değişmişti. Karşı tarafın bir yakınıyla görüşüyordu. Hayatında başka kadınlar da vardı. Telefonunda uygunsuz resimler gördüm. Bunu daha sonra çocuklarıma da anlatım. Netleştirip ona göre yoluma bakacaktım. İlk kez burada anlatıyorum. Şikayetçiyim" diye konuştu. Müşteki iki kardeş de sanıklardan şikayetçi olduklarını belirterek, adaletin yerini bulmasını istedi. Mahkeme başkanı tarafından yeniden söz verilen sanıklar ise maktulün kalp rahatsızlığı ve gönül ilişkisine ilişkin bilgi sahibi olmadıklarını anlattı. Duruşma eksiklerin giderilmesi için ileri bir tarihe ertelendi. Olay Hacılar ilçesi Erenler Caddesi’nde 50 SF 514 plakalı otomobille geçirdiği trafik kazasında hayatını kaybettiği zannedilen Eyüp Aslantürk’ün (57) ölümüyle ilgili şüphe üzerine Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma başlatıldı. 5 ay süren detaylı soruşturma sonucu 4’ü tutuklu 6 şüpheli hakkında iddianame düzenlendi. Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, tutuklu sanıklar B.E, K.S.Y, F.P. ve B.G’nin ’tasarlayarak öldürme’, ’cebir kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılmaya azmettirme’, ’kamu hizmetine tahsis edilmiş eşyaya zarar vermeye azmettirme’ ve ’gece vakti konut dokunulmazlığını ihlal etmeye azmettirme’ suçlarından cezalandırılmaları talep edildi. Tutuksuz sanıklar M.T. ve A.T. için de ’tasarlayarak öldürmeye yardım etme’, ’cebir kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılmaya yardım etme’, ’kamu hizmetine tahsis edilmiş eşyaya zarar vermeye yardım etme’ ve ’gece vakti konut dokunulmazlığını ihlal etmeye yardım etme’ suçlarından ceza talep edilen iddianame, Kayseri 2. Ağır Ceza Mahkemesince kabul edildi. Sanık, müşteki ve tanık beyanlarına yer verilen iddianamede, Eyüp Aslantürk’ün ölümüyle ilgili detaylı bilgiler yer aldı. Hazırlanan iddianamede sanık M.T’nin maktulün ailesini misafir ettiği olay gününde sanıklar B.E., K.S.Y., F.P. ve B.G.’nin eylemi gerçekleştirmek üzere harekete geçtikleri belirtildi. İddianame şu bilgilere yer verildi: "4 sanığın B.E’nin kullandığı araçla güvenlik kameralarına yakalanmamak için arka yollardan maktulün evinin bulunduğu yere gittiği, plan doğrultusunda sanıklardan K.S.Y.’nin evin elektriğinin bağlı olduğu trafonun kablosunu kestiği tespit edilmiştir. 3 sanığı evin arka kapı tarafına bırakan B.E.’nin aracıyla iş yerine geri döndüğü, evin kapısını açan maktulü darbeden kar maskeli 3 sanığın maktulün ağzını bez ve koli bandıyla, ellerini de plastik kelepçeyle bağladığı belirlenmiştir. Daha sonra maktulü kendi aracına bindiren 3 sanığın B.E.’nin nişanlısının üzerine kayıtlı parselde bulunan bağ evine gitmek üzere yola çıktığı, yolda sanıklardan B.E.’nin de aracıyla kendilerine katıldığı, sanıkların maktulü bağ evinin kömürlük olarak kullanılan deposuna götürdüğü tespit edilmiştir. Sanıkların sandalyeye oturttukları maktulü ağzı bağlı olarak darp ettikleri, göğsünde kaburga kırıkları oluşacak şekilde darp edilen maktulün olay yerinde hayatını kaybettiği belirlenmiştir. Sanıkların olaya trafik kazası süsü vermek amacıyla maktulü öldürdükten sonra aracının şoför koltuğuna taşıdığı, F.P.’nin maktulün kucağına, yan koltuğa da K.S.Y.’nin oturduğu, B.E.’nin aracıyla takip ettiği, F.P.’nin vitesi boşa alarak araçtan indiği ve aracı iterek su kanalına doğru yönlendirdiği tespit edilmiştir. Aracın çok fazla ilerlemeden durduğu, sanıkların diğer araç ile olay yerinden ayrıldığı belirlenmiştir."