EKONOMİ - 19 Şubat 2019 Salı 09:26

Türkiye’nin 2018 yılı patent haritası

A
A
A
Türkiye’nin 2018 yılı patent haritası

2018 yılında Türk Patent ve Marka Kurumu’na yapılan patent başvurusu sayısının 7 bin 349 olduğunu açıklandı.

Adres Patent’in açıklamasına göre; 2018 yılında Türk Patent ve Marka Kurumu’na 7 bin 349 patent başvurusu yapıldı. 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’yla birlikte Türkiye’ de yapılan başvuruların kanunun yürürlüğe girdiği tarihten öncesindeki başvurulara kıyasla gözle görülür bir artış sağladığını ortaya koydu.

Patent başvurularında İstanbul ilk sırada

2018 yılına ait geçtiğimiz günlerde yayınlanan ve yerli yabancı tüm patent başvurularını açıklayan rapora göre; İstanbul, patent başvurularında ilk sıradaki yerini korurken, İstanbul’u, Ankara ve Bursa illeri takip etti. Geçen yılki patent başvuru sayısıyla dikkatleri çeken Manisa dördüncü sıradaki yerini aldı.

“Sınai Mülkiyet Kanunu patent başvurularını olumlu yönde etkiledi”

Adres Patent Genel Müdürü Cumhur Abdullah Akbulut, Türk Patent ve Marka Kurumu’nun yayınladığı raporun, 2017 yılında çıkarılan Sınai Mülkiyet Kanunu’nun patent başvurularını olumlu yönde etkilediğini ortaya koyduğunu söyledi. Akbulut, kanundan önceki patent rakamlarıyla kıyaslandığında İstanbul başta olmak üzere Anadolu şehirlerindeki başvuru sayılarındaki artış dikkat çekici olduğunu belirtti.

Bu dönemde; İstanbul’da, 3 bin 342 adet patent başvurusu yapıldığını aktaran Akbulut, “2017 yılından önce ise bu rakam 3 bin 96 olarak kaydedildi. Ankara’da da durum benzerlik gösterdi ve 738 olan başvuru sayısı 2018’de 931’e çıktı. Ülkenin genelinde rakamlara bakılınca rekor düzeyde artış Manisa’da görüldü. Sınai Mülkiyet Kanunu’ndan önce patent başvuru sayısı 100’leri bulmazken, Kanun’dan sonra patent başvuru sayısı yüzde yüz artış göstererek 236’ya çıktı” diye konuştu.

“Patentin öneminin daha anlaşılır olması için gösterdiğimiz çaba toplumun tüm kesimlerinde yankı bulmalı”
Cumhur Abdullah Akbulut,“10 Ocak 2017 tarihi itibari ile yürürlüğe giren 6769 Sınai Mülkiyet Kanunu ile birçok yenilik ve gelişmenin kapısı aralanmış oldu. Bunların en başında geleni faydalı model işlemlerinin araştırma kapsamına alınmış olmasıdır. Ki bu durum ülkemiz için nitelikli başvuruların artış göstermesine zemin oluşturmuştur. Bu kanunla birlikte özellikle üniversite - sanayi işbirliği kapsamında akademisyenlere tanınan haklar; sanayicilerin patentli ürünlerle yaptıkları ticarete getirilen vergi muafiyetleri bunlardan birkaçıdır” açıklamalarında bulundu.

Akbulut sözlerini şu şekilde tamamladı: “Genel olarak bakıldığında gerek Sınai Mülkiyet Kanunu olsun gerekse Ar-Ge teşvikleri olsun amaç Türkiye’nin Almanya veya Kore gibi patent ülkesi olabilmesini, katma değer üretmesini sağlamaktır. Bu sebeple patentin öneminin daha anlaşılır olması için gösterdiğimiz çaba toplumun tüm kesimlerinde yankı bulmalı. Buluşçuların teşvik edilmesi, üretim yapan firmaların desteklenmesi, Ar-Ge merkezlerinin katma değerli ürünlere yönelmesi, üniversite sanayi işbirliğinin daha etkin olması yanı sıra okul öncesi eğitimden itibaren üretmenin, buluş yapmanın önemi gibi konularda topyekûn çalışılması gerekmektedir. Bu gerekliliklerin ciddi bir devlet politikası ile desteklenmesiyle birlikte kendi markamız ve etiketimizle satışa sunulan ve patent korumasıyla ihracat yapılmasıyla Türkiye’deki patent sayılarının önemli rakamlara ulaşması mümkün olacaktır”  

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Onur: "Arvasi Hoca Türk milletinin manevi mimarlarından biridir" Gazeteci yazar Hüdâvendigâr Onur, büyük Türk milliyetçisi Ahmet Arvasi’nin aynı zamanda bir fıkıh âlimi de olduğunu belirterek, "Bu sahada ‘İlmihâl’ kaleme almıştır. Türk milletinin manevi mimarlarından biridir" dedi. Ülkücü hareketin sembol isimlerinden Erdem Karakoç’un düzenlediği haftalık ‘Vefa’ toplantıları devam ediyor. Koçoba’daki son etkinlikte büyük Türk milliyetçisi ve mütefekkiri S. Ahmet Arvasi anıldı. Erdem Karakoç, 12 Eylül öncesi zor zamanlarda Arvasi Hoca’nın yazılarıyla, konferanslarıyla bir nesli eğittiğini, yetiştirdiğini, batıl ideolojilere saplanmaktan koruduğunu söyledi. Karakoç ayrıca, Ahmet Arvasi’nin savunduğu davayı yaşayan ‘örnek bir şahsiyet’ olduğunu söyledi. MHP Şişli ilçesi eski başkanlarından Kamil Balyer de konuşmasında, Ahmet Arvasi’nin kadroya önem verdiğini belirterek, "Söylediğini yaşamaya gayret ederdi. Ülkücü hareketin manevi mimarlarından biridir. Bir davayı anlatmada, devlet yönetiminde, yapılacak her işte başarılı olmak için kadroların kalitesinin önemine değinirdi. O Ahmet Yesevi ruhluydu" dedi. "Yazılarında Türklük vurgusu çoktur" Gazeteci yazar Hüdavendigâr Onur da, Türk milliyetçilerinin yetişmesinde emeği olanlardan birinin Ahmet Arvasi olduğunu belirterek, "Yazıları dikkatle okunduğunda, satır aralarında Türk tarihine, din ve felsefeye, kısacası yaşadığı döneme ait tüm konulara değindiği görülür. Ahmet Arvasi’ye göre Türk milliyetçiliği, İslâm’ın çizdiği sınırlar içerisinde Türk’ün mutluluğunu arayan bir harekettir. Bu bir iddia değil tespittir" dedi. Hüdâvendigâr Onur, aynı zamanda Ahmet Arvasi’nin bir din bilgini olduğunu belirterek, "O, fıkıh âlimidir. İlmihâl kaleme almıştır. Şöyle der, ‘İlmihâl bilmeyen, ne İslam’ı bilir ne de onun dünya ve kâinata bakışını.’ Ülkücü hareketin, Türk milletinin manevi mimarlarından biridir" ifadelerini kullandı. Ahmet Arvasi’nin yaşadığı dönemin tüm sorunlarına değindiğini, çareler ürettiğini belirten Onur, Arvasi’nin güzel sanatlara verdiği önemden de bahsetti. Ahmet Arvasi’ye göre estetiğin bir ilim olduğunu belirten Onur, sözlerini şöyle tamamladı: "Arvasi’ye göre sanat, güzele ulaşmak ve çirkinden uzaklaşmaktır. Sanatkâr mutlak güzeli arar. Sinan imparatorluğumuzun temel taşlarından Süleymaniye çıkabileceğini, Selimiye çıkacağını ispatladı. Arvasi’ye göre bu muhteşem eserlerde hendesenin zaferi ve dinin zaferi vardır. İslâmiyet’e göre en güzel Allah’tır."