GÜNDEM - 10 Aralık 2014 Çarşamba 09:57

Türkiye’nin 3. büyük köprüsü 'Nissibi'nin bitimine son 6 metre

A
A
A
Türkiye’nin 3. büyük köprüsü 'Nissibi'nin bitimine son 6 metre

İstanbul’da bulunan Boğaziçi ve Fatih Sultan Mehmet Köprüleri’nden sonra Türkiye’nin 3. büyük köprüsü olan Nissibi Köprüsü’nün iki yakasının birleşmesine sadece 6 metre kaldı.

Atatürk Baraj Göleti üzerine kurulan, Adıyaman-Kahta-Siverek-Diyarbakır'ı birbirine bağlayacak Nissibi Köprüsü’nde sona gelindi. Altı metre uzunluğundaki son segmentin yerleştirilmesiyle köprünün iki yakası birbirine kavuşacak.

Projesini Türk mühendis ve mimarların ‘Gergin Eğik Kablo Askılı Köprü’ tipinde hazırladığı Nissibi Köprüsü, modern ve çağdaş görünümüyle göz kamaştırıyor. Orta açıklığı 400 metre olan köprünün toplam uzunluğu 610 metreden oluşuyor. 96 metre yüksekliğinde pilonları, 24 buçuk metre genişliği olan köprü Adıyaman-Kahta-Siverek-Diyarbakır'ı birbirine bağlayacak.

Son segmentin Aralık ayı içerisinde montajlanmasının ardından yayaların geçiş yapabileceği köprünün, aydınlatma ve asfaltlama gibi işlemlerinin iki ay süreceği ve iki ay sonra araç trafiğine açılacağı belirtiliyor. Fatih Sultan Mehmet Köprüsü’nde olduğu gibi Nissibi Köprüsü'nde de mastik asfalt uygulaması yapılacak. Köprünün açılışını Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yapması bekleniyor.

“DOĞU İLE BATIYI NİSSİBİ BAĞLANACAK”

1992 yılında Atatürk Barajında su tutulmasıyla birlikte Adıyaman-Kahta-Siverek-Diyarbakır’ı birbirine bağlayan yol ve köprü sular altında kaldı. Doğu ile batı illerinin bağlantısını sağlayan yolun sular altında kalmasının ardından bölge halkı ekonomik ve kültürel kayıplar yaşadı. Baraj göleti nedeniyle bölgede ulaşım ilkel feribotlarla sağlanmaya başladı. Özellikle kültürel ve ekonomik bağları bulunan Kahta ve Siverek ilçeleri başta olmak üzere bölge halkı ekonomik anlamda mağduriyet yaşadı.

Atatürk Barajının suyunun tutulmasından tam 20 yıl sonra Dönemin Başbakanı olan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından verilen talimat sonrasında, eski Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Binali Yıldırım tarafından 26 Şubat 2012'de atıldı. Hakkari, Bitlis, Siirt, Şırnak, Batman, Mardin, Van, Diyarbakır illerinin Adıyaman üzerinden batı illerine olan ulaşımı sağlanacak. Köprü ile birlikte ‘çıkmaz sokak’ olan Adıyaman’ın, yolu açılacak. Diyarbakır’dan Kahta ilçesine mesafe 110 kilometre kısalacak.
Bölge halkı yapılacak olan Nissibi Köprüsü’nün bölge için çok önemli olduğuna dikkat çekerek, yıllardır yaşanan mağduriyetin son bulacak olmasından dolayı mutluluklarını ifade ettiler.

Türkiye’nin 3. büyük köprüsünün Siverek-Kahta arasına yapılıyor olmasının devletin bölgeye verdiği önemi gösterdiğini vurgulayan bölge halkı, ‘çözüm süreci’ ile birlikte bölgede yaşanan olumlu gelişmelerin ekonomik katkı sağlayacağına vurgu yapıyor.

Yörenin tarih ve kültür turizmi açısından yüksek potansiyeli, Nissibi Köprüsü'nün yapılması ile büyük bir ivme kazanacak ve köprü bölgenin sosyo-ekonomik kalkınmasına büyük katkılarda bulunacak.

“80 MİLYONA MAL OLAN KÖPRÜ 10 YILDA KENDİNİ AMORTİ EDECEK”

Karayolları 9. Bölge Müdürü Şamil Gülen, Nissibi Köprüsü’nün 80 milyon TL’ye mal olduğunu ancak 10 yıl içerisinde ülke bütçesine bu paranın gire döneceğinin altını çizdi.  Vatandaşların ulaşım mağduriyetinin giderileceğini belirten Şamil Gülen, “Fırat Nehri üzerindeki Atatürk Barajından dolayı Diyarbakır-Siverek-Kahta-Adıyaman yolumuz yıllar önce intikaya uğradı. Ulaşım ilkel feribotlarla gündüz, belli aralıkla sağlandı. Bir vatandaşımız Siverek’ten Kahta’ya gidecekse en az yarım saat bazen 1 saat bekliyordu. Böyle olunca Adıyaman’a gidenler, Siverek-Bozova üzerinden yolunu uzatarak gidiyordu. Bu hem trafiği aksatıyor hem de zaman kaybına neden oluyordu. Vatandaş ciddi sıkıntıyla karşılaşıyordu.

Tamamen Türk mühendis ve mimarları tarafından hazırlanan köprünün 2012 yılında temeli atıldı ve köprüde sona gelindi. Son bir segment kaldı. İnşallah Aralık ayının 20’sinden sonra onunda montajı yapılacak ve trafik yaya olarak sağlanabilecek. Asfalt ve aydınlatma iki ay sürecek ve muhtemelen ilk baharın öncesinde taşıtlara burayı açacağız. Buradaki avantajımız Diyarbakır’dan Kahta’ya giden vatandaşımız 110 kilometre daha az mesafe alacak. Zaman açısından bir buçuk saat süre kazanacak. Adıyaman’a giden sürücünün ise en az 45 kilometre mesafesi kısalacak. 

Biz burayı 80 milyon TL’ye mal ettik. Bu 80 milyon 10 sene içerisinde akaryakıt ve diğer girdilerle beraber ülke bütçesine geri dönecek. 10 senenin sonunda artıya geçecek. Buradaki tarihi yerler gezilebilecek. Kör nokta olan, ölü nokta olan ulaşım yeri aktif hale gelecek. Vatandaşımızın burada ulaşımdan dolayı mağduriyeti giderilecek” dedi.

AHMET ARSLANTAŞ
 

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Yozgat Binlerce yıllık Roma Hamamı, ziyaretçilerini ağırlamaya devam ediyor Yozgat’ın Sarıkaya ilçesinde bulunan ve halk arasında ‘Kral Kızı Hamamı’ olarak da bilinen 2 bin yıllık Roma Hamamı yerli ve yabancı turistleri ağırlıyor. Roma İmparatorluğu döneminde, yaklaşık 2 bin yıl önce inşa edildiği değerlendirilen hamam, Anadolu’da antik çağlardan günümüze kadar işlevini koruyarak ulaşan nadir yapılar arasında yer alıyor. Termal su kaynağı üzerine kurulan yapı, hem mimarisi hem de sürekli akan sıcak suyuyla dikkat çekiyor. Sarıkaya Belediyesi’nde Roma Hamamı’nın Sorumlu Şefi olarak görev yapan Rasim Şahin günlük ortalama 50 ile 200 arası ziyaretçi geldiğini belirtti. Şahin, okul gezisi için öğrencileri sıklıkla ağırlayan Roma Hamamı’na en son gelen ziyaretçilerin Fransız turistler olduğunu söyledi. Şahin, "Bisiklet ile dünya turuna çıkan iki tane Fransız arkadaş geldi. Burayla alakalı fikirlerini beyan ettiler. Buraya gelen ziyaretçilerin yorumları güzel. Karşılama, ağırlama, çay kahve ikramımız, fotoğraf çekimi olsun gerekli ilgi alakayı gösteriyoruz. Roma Hamamı’nı ziyarete gelen vatandaşlarımız için ören yerini ziyaretleri bittikten sonra rahatça oturup kahve içebilecekleri bir alanı bize sunan Sarıkaya Belediye Başkanı Osman Gözan’ın katkılarıyla tahsis edilmiştir. Ayrıca hediyelik eşya bölümümüz de mevcut" dedi. Yıl boyunca yerli turistlerin yanı sıra yurt dışından da gelen ziyaretçileri ağırlayan Sarıkaya Roma Hamamı, Yozgat’ın kültürel mirasının en önemli simgelerinden biri olarak öne çıkıyor.
İstanbul Adalet Bakanı Yılmaz Tunç: "Türkiye olarak daima Filistinlilerin yanında olmaya, insan haklarını savunmaya, adaleti savunmaya devam edeceğiz" Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, "Son iki yıldan bu yanda da soykırım suçu işleyen bir örgüt var karşımızda. Maalesef barış anlaşmasının da gerekleri yerine getirilmedi. Biz Türkiye olarak daima Filistinlilerin yanında olmaya, insan haklarını savunmaya, adaleti savunmaya devam edeceğiz" dedi. İstanbul’da "Sinmiyoruz, susmuyoruz Filistin’i unutmuyoruz" sloganıyla yeni yılın ilk sabahında Galata Köprüsü’nde düzenlenen mitinge binlerce vatandaş akın etti. Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’da mitinge katılanlar arasında yerini aldı. Miting alanında konuşan Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, "Bugün İstanbul’dan tarihi bir çağrı yapıyoruz. Yılın ilk gününde Filistin’de, Gazze’de zulmün sona ermesi adına çok önemli bir buluşmayı İstanbullular gerçekleştiriyor. Galata Köprüsü’nün üstünde muhteşem bir kalabalık var. İnsan hakları çağrısı yapıyorlar adalet çağrısı yapıyorlar. Maalesef 7 Ekim 2023’den bu yana 70 bini aşkın Filistin’li şehit edildi. Bunun yüzde 50’den fazlası kadın ve çocuklardan oluşuyor. Dünyanın gözü önünde soykırım suçu işlendi. Soykırım suçunu işleyenlerle ilgili olarak uluslararası hukuk maalesef işletilemedi. Uluslararası adalet divanın aldığı tedbir kararları icra edilemedi. Uluslararası ceza mahkemesinde açılan soruşturma ilerletilemedi. Batılı ülkeler İsrail’e destek çıktılar. İnsan haklarının ve adaletin savunucusu olmadılar. Türkiye olarak Cumhurbaşkanımızın liderliğinde hep Filistin davasını savunduk. Bu son iki yılın problemi değil bu bir asrı aşan bir sorun. Dünyanın kanayan yarası. uluslararası hukukun, Birleşmiş Milletlerin bütün kararları bugüne kadar hep yok saydı. Uluslararası hukuka, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin kararlarına uymayan onları takmayan bir devlet var. Son iki yıldan bu yanda da soykırım suçu işleyen bir örgüt var karşımızda. Maalesef barış anlaşmasının da gerekleri yerine getirilmedi. Hala orada çocuk ve kadın katliamı devam ediyor. Biz Türkiye olarak daima Filistinlilerin yanında olmaya, insan haklarını savunmaya, adaleti savunmaya devam edeceğiz. Buz gibi bir hava var ama İstanbullular akın akın Galata’ya geldiler. Burada bir millet ittifakının olduğunu hep beraber görüyoruz. Milletimiz duyarlılığını gösterdi. Milli İrade platformu da öncelik etti. Herkes burada top yekun Filistin’le ilgili olarak insanlığın vicdanının sesi oldu" dedi.
Yozgat Saraykent Yılan Boynu Tepesi, keşfedilmeyi bekliyor Yozgat’ın Saraykent ilçesinde yer alan ve Tunç Çağı’ndan Roma dönemine kadar pek çok medeniyete ev sahipliği yapan Yılan Boynu Tepesi, hem arkeolojik zenginliği hem de doğal manzarasıyla dikkat çekiyor. Yozgat’ın doğusunda yer alan ve tarihi ipek yolu güzergahındaki stratejik konumuyla bilinen Saraykent ilçesi, önemli bir kültür mirasını taşıyor. İlçenin Mareşal Fevzi Çakmak Mahallesi sınırları içerisinde bulunan Yılan Boynu Tepesi, bölgenin binlerce yıllık tarihini yüzeyindeki kalıntılarla gösteriyor. İlçe merkezinin yaklaşık 50 metre kuzeyinde, doğal kayalık bir alan üzerinde yükselen Yılan Boynu Tepesi, yaklaşık 250 metre çapındaki yerleşim alanıyla ilgi çekiyor. Yüzey araştırmalarında elde edilen seramik buluntular; tepenin Erken ve Orta Tunç Çağı, Demir Çağı ve Roma dönemlerinde aktif bir yerleşim yeri olarak kullanıldığına işaret ediyor. Dik yamaçları ve stratejik konumuyla antik çağlarda bir savunma veya gözetleme noktası olarak kullanıldığı tahmin edilen bölge, doğa yürüyüşü ve kültür turizmi meraklıları için ideal bir durak noktası oluşturuyor. İlçe sakinlerinden Tahsin Doğan ilk yerleşim alanının Yılan Boynu Tepesi eteklerinin olduğunu söyledi. Doğan, "Eskiler tepe başlarında yaşıyordu, biliyorsunuz. Orada bir uygarlık yaşamış. Sonraki kuşaklar tepenin eteklerine geçmiş. İlk önce bizim ailelerimiz ve ağaların aileleri yerleşmiş. Mezarlardan, arazi tutmalardan belli. Kitap yazmıştım, orada bahsettim. O tepede Göcenler isimli bir aile kalmış. 1530’lu yıllarda Yılanlı Hüyük diye geçiyor. Osmanlı’da Kanuni dönemi sonrası ekinlik arazilere yerleşmişler" diyerek tarihi sürece değindi.