EKONOMİ - 27 Ekim 2015 Salı 12:02

Türkiye'ye gelen turist sayısı azaldı

A
A
A
Türkiye'ye gelen turist sayısı azaldı

Türkiye'yi ziyaret eden yabancı sayısı 2015 yılı Eylül ayında geçen yılın aynı ayına göre yüzde 2,31 azalış gösterdi.

Emniyet Genel Müdürlüğü’nden alınan geçici verilere göre; Türkiye'yi ziyaret eden yabancı sayısı 2015 yılı Eylül ayında geçen yılın aynı ayına göre yüzde 2,31'lik bir azalışla 4 milyon 251 bin 870 oldu. Eylül ayında Türkiye'ye gelen 4 milyon 251 bin 870 yabancı ziyaretçinin 247 bin 642'si (yüzde 5,82) günübirlikçi oldu. Eylül ayında Türkiye'ye gelen yabancı ziyaretçilerin en çok giriş yaptıkları sınır kapılarının bağlı olduğu iller sıralamasında ilk 5 il sırasıyla; Antalya yüzde 36,11 (1 milyon 535 bin 252) ile birinci, İstanbul yüzde 28,37 (1 milyon 206 bin 248) ile ikinci, Muğla yüzde 11,11 (472 bin 558) ile üçüncü, Edirne yüzde 6,65 (282 bin 574) ile dördüncü ve Artvin yüzde 5,27 (223 bin 939) ile beşinci şeklinde gerçekleşti.

2015 yılı Ocak-Eylül döneminde Türkiye'yi ziyaret eden yabancı sayısı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 1,10 azalış gösterdi. 2015 yılı Ocak-Eylül döneminde Türkiye'yi ziyaret eden yabancı sayısı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 1,10 azalış göstererek 29 milyon 758 bin 93 oldu. 2015 yılı Ocak-Eylül döneminde Türkiye'ye gelen 29 milyon 758 bin 93 yabancı ziyaretçinin 1 milyon 325 bin 351'i (yüzde 4,45) günübirlikçi oldu.

Ocak-Eylül döneminde Türkiye'ye gelen yabancı ziyaretçilerin en çok giriş yaptıkları sınır kapılarının bağlı olduğu iller sıralamasında ilk 5 il sırasıyla; İstanbul yüzde 32,36 (9 milyon 630 bin 127) ile birinci, Antalya yüzde 31,84 (9 milyon 475 bin 768) ile ikinci, Muğla yüzde 8,89 (2 milyon 644 bin 514) ile üçüncü, Edirne yüzde 8,49 (2 milyon 526 bin 781) ile dördüncü ve Artvin yüzde 5,15 (1 milyon 531 bin 324) ile beşinci şeklinde gerçekleşti.

2015 yılı Eylül Ayında Türkiye'ye en çok ziyaretçi gönderen ülkeler sıralamasında Almanya yüzde 15,62 (664 bin 300) ile birinci, Rusya Fed. yüzde 12,44 (528 bin 960) ile ikinci, İngiltere yüzde 8,56 (364 bin 13) ile üçüncü sırada oldu.

2015 yılı Ocak-Eylül döneminde Türkiye'ye en çok ziyaretçi gönderen ülkeler sıralamasında Almanya yüzde 14,83 (4 milyon 414 bin 382) ile birinci, Rusya Fed yüzde 11,12 (3 milyon 308 bin 303) ile ikinci, İngiltere yüzde 7,28 (2 milyon 166 bin 642) ile üçüncü sırada oldu.

Geçici verilere göre; 2015 yılı Eylül ayında Türkiye'ye giriş yapan vatandaş ziyaretçi sayısında geçen yılın aynı ayına göre yüzde13,56'lık (1 milyon 206 bin 37) bir artış, çıkış yapan vatandaş ziyaretçi sayısında ise yüzde 2,93'lük (1 milyon 397 bin 692) bir artış kaydedildi.

Geçici verilere göre; 2015 yılı Ocak-Eylül döneminde Türkiye'ye giriş yapan vatandaş ziyaretçi sayısında geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 8,50'lik (10 milyon 691 bin 245) bir artış oldu. Çıkış yapan vatandaş ziyaretçi sayısında ise yüzde 8,20'lik (10 milyon 543 bin 887) bir artış kaydedildi.
 

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Samsun Gebelikte oruç Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Opr. Dr. Zeynep Banu Erdoğdu, "Gebelikte oruç tutma kararı kişiye özeldir ve mutlaka doktor kontrolünde değerlendirilmelidir. Anne adaylarının kendilerini zorlamamaları ve vücutlarını dikkatle gözlemlemeleri gerekmektedir" dedi. VM Medical Park Samsun Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Kliniği’nden Zeynep Banu Erdoğdu, gebelikte oruç tutmanın zamanlamasının büyük önem taşıdığını belirterek, "Genel olarak gebeliğin ikinci trimester dönemi olan 4, 5 ve 6’ncı aylar oruç için daha uygun kabul edilmektedir. Son trimesterde ise bebeğin hızlı kilo alımı ve gelişimi nedeniyle oruç tutulması önerilmemektedir" diye konuştu. Anne adaylarının sağlık durumlarının mutlaka göz önünde bulundurulması gerektiğini vurgulayan Opr. Dr. Erdoğdu, "Bulantı, kusma ya da ek bir sağlık sorunu bulunmayan anne adayları, kendilerini yormayacak şekilde günlük yaşamlarını sürdürmelidir. Bu süreçte düzenli dinlenme, uyku düzeninin korunması ve günlük protein, kalori, vitamin ile sıvı ihtiyacının karşılanması büyük önem taşımaktadır" şeklinde konuştu. Gebelikte en önemli unsurun anne ve bebeğin sağlığı olduğunu ifade eden Erdoğdu, "Gebelikte oruç tutma kararı kişiye özeldir ve mutlaka doktor kontrolünde değerlendirilmelidir. Anne adaylarının kendilerini zorlamamaları ve vücutlarını dikkatle gözlemlemeleri gerekmektedir" ifadelerinde bulundu.
İzmir Alaçatı’da, sakızın 70 yıllık geçmişini anlattılar İzmir Alaçatı’da sakız üretiminin 70 yıllık geçmişi, üreticilerin tanıklıklarıyla gün yüzüne çıktı. Özdemir Kanga ve Selahattin Kanga kardeşler ile sakız üreticileri İbrahim Topal ve Hasan Ege Tütüncüoğlu, geçmişten bugüne uzanan üretim tekniklerini ve hatıralarını paylaştı. Sakızlar Restoran’da düzenlenen söyleşinin açılış konuşmasını yapan sakız üreticisi İbrahim Topal, Sakızlar Bahçesi’nin yalnızca bir üretim alanı değil, aynı zamanda Alaçatı’nın sosyal yaşamında önemli bir buluşma noktası olduğunu vurguladı. 1950’li yıllarda Hıdırellez kutlamalarının burada panayır havasında geçtiğini hatırlatan Topal, "Sakızlar hem üretim merkeziydi hem de insanların toplandığı nadir alanlardan biriydi" dedi. 13 yaşında sakız tarımı 1941 doğumlu Özdemir Kanga, henüz 13–14 yaşlarındayken Rıza Ertan’a ait Sakız Bahçesi’nde çalışmaya başladığını anlattı. Sakız üretiminin büyük bir titizlik ve sabır gerektirdiğini belirten Kanga, ağaçların özel tornavidalarla, belirli aralıklarla ve belli yükseklikten delinerek reçine akışının sağlandığını ifade etti. Ağaçların "bilek dalı" olarak adlandırılan kısmının üstüne çıkılmaması gerektiğini, aksi halde ağacın kuruyabileceğini söyleyen Kanga, genç ağaçların daha verimli olduğunu vurguladı. Yanlış budama ve bilinçsiz müdahalelerin sakız ağaçlarına zarar verdiğini aktaran Kanga, o dönem Sakız Adası’ndan gelen uzmanların havai köklendirme yöntemini uygulamalı olarak gösterdiğini de anlattı. Pirinç ayıklar gibi sakız temizledik Selahattin Kanga ise sakızın toplanmasından pazarlanmasına kadar geçen süreci ayrıntılarıyla paylaştı. Toplanan reçinenin belediye binası karşısındaki küçük bir alanda muşamba üzerinde kurutulduğunu belirten Kanga, "Pirinç ayıklar gibi taşını ayıklardık. Temizlenen sakızları küçük testilere doldururduk. İzmir’de öyle satılırdı" dedi. Bir sezonda 30–35 kilogramı bulan üretim yaptıklarını ifade eden Kanga, genç ağaçların ilk delindiğinde küçük parçalar halinde yoğun reçine verdiğini, ancak yaşlanan ağaçlarda verimin düştüğünü dile getirdi. Sakızın yaprağının sertliği ve kırılganlığının da kalite göstergesi olduğunu söyledi. Modern yöntemlerle 5 yılda ürün Sakız üreticisi İbrahim Topal ise günümüzde üretim tekniklerinin geliştiğini belirtti. Geçmişte iki yıl süren köklendirme sürecinin artık havai köklendirme yöntemiyle 6 aya kadar indirilebildiğini aktaran Topal, "15 yılda ürün verir denilen ağaçlardan 5–6 yılda ürün almayı hedefliyoruz" dedi. Sakız ağacının kayalık ve serin topraklarda daha iyi tutunduğunu, 20–25 metreye kadar kök salabildiğini ifade eden Topal, üretim sürecini hızlandırmaya yönelik çalışmaların sürdüğünü belirtti. Çeşme’de 25 bin yeni ağaç Sakız üreticisi Hasan Ege Tütüncüoğlu da tarihi kayıtlara göre 16. yüzyıldan 19. yüzyıla kadar Çeşme’de önemli miktarda sakız üretildiğini, ürünün vakıflar eliyle yönetildiğini anlattı. Günümüzde ise yeniden canlandırma çalışmaları kapsamında iki yılda yaklaşık 25 bin sakız ağacının dikildiğini açıkladı. Belediyenin gösterdiği yeşil alanlara 12 bin, devlet tarafından tahsis edilen alanlara 10 bin, özel mülkiyetlere ise yaklaşık 3 bin fidan dikildiğini belirten Tütüncüoğlu, dikilmeyi bekleyen 25 bin fidan daha bulunduğunu söyledi. Kamu arazilerinin tahsisi konusunda süreçlerin devam ettiğini ifade eden Tütüncüoğlu, uygun alan sağlanması halinde Çeşme’de sakız üretiminin yeniden güçlü bir ekonomik değer haline gelebileceğini dile getirdi. Söyleşi, Alaçatı’nın geçmişindeki üretim kültürünü hatırlatırken, sakızın yeniden bölgenin sembolik ve ekonomik değerlerinden biri olması yönündeki umutları da güçlendirdi.