KENT HABERLERİ - 28 Ocak 2017 Cumartesi 11:37

Vali Dağlı: Hedef Arap ülkeleri

A
A
A
Vali Dağlı: Hedef Arap ülkeleri

Vali Zülkif Dağlı, 21. Doğu Akdeniz Uluslararası Turizm ve Seyahat Fuarı'nda (EMİTT) Düzce’nin turizmde tanıtımı için Arap ülkelerini hedeflediklerini söylerken, Dubai’de Nisan ayı sonunda açılacak fuara Düzce’nin de katılacağını bildirdi.

Düzce Valisi olarak ilk fuarına katılan Vali Zülkif Dağlı, “Gurur duydum, tüm ilçelerimizle birlikte ilimizi tanıtmaya çalışıyoruz” derken, yeni bir tanıtım atağından söz etti. Dubai’de nisan ayında düzenlenecek fuara Düzce’nin de katılacağını aktardı.

Vali Dağlı, “Bizim için önemli olan turizm. İstediğimiz bira daha üst gelir grubuna hitap eden gelir tarzı. Düzce’nin bunu hak ettiğini ve turizm cazibesi olduğunu zaten açıktır. Biz de burada olduğumuz sürece elimizden geldiği kadar tanıtımını yapmak suretiyle, tanıtıma ihtiyacımız var. Ben iyi gittiğimizi düşünüyorum. Nisan ayının sonu itibariyle Dubai turizm fuarında ilimiz adına bir stant açmak suretiyle ilimizi tanıtacağız, girişimlerimiz başladı. Hedef kitlemiz yurt dışında Arap ülkeleri” dedi. 

Ali Yıldız

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Samsun Çocuklarda nadir görülen diyafram fıtığı Samsun’da ilk kez tedavi edildi Samsun’da, tıpta nadir görülen (50 binde bir) diyafram fıtığı (morgagni hernisi) teşhisi konulan 6 yaşındaki hasta, Samsun Şehir Hastanesi Çocuk Cerrahisi Kliniği’nde ilk kez kapalı yöntemle gerçekleştirilen ameliyatın ardından sağlığına kavuştu. 7 yaşındaki Kadir Acar, sık tekrarlayan akciğer enfeksiyonu ve solunum sıkıntısı şikayetiyle Vezirköprü Devlet Hastanesi’ne başvurdu. Çekilen akciğer grafisinde Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Polikliniği’nden Uzm. Dr. Büşra Yılmaz, diyaframda olağan dışı bir görünüm fark ederek hastayı ileri tetkik için Samsun Şehir Hastanesi’ne sevk etti. Burada yapılan incelemelerde doğuştan diyafram fıtığı tanısı netleştirildi. Çocuk Cerrahisi Kliniği hekimlerinden Uzm. Dr. Ahmet Saraç ile Dr. Öğr. Üyesi Serap Samut Bülbül tarafından hastanede ilk kez kapalı yöntemle ameliyat edilen Kadir Acar, sağlığına kavuşturularak taburcu edildi. "Hastanemizde ilk kez bu ameliyatı gerçekleştirdik" Doğuştan diyafram fıtığını kapalı yöntemle ilk kez tedavi ettiklerini dile getiren Uzm. Dr. Ahmet Saraç, "Hastamızın göğüs boşluğuyla karın boşluğunu ayıran diyafram zarında doğuştan bir delik vardı. Bu deliğin içinden karın içi organları, bağırsaklar göğüs boşluğuna doğru gittiği için hastamızda zaman zaman solunum sıkıntısı ve akciğerlerde enfeksiyonlar olmaktaydı. Biz bunu tespit ettiğimiz anda, Samsun Şehir Hastanesi Çocuk Cerrahisi Kliniği’nde Dr. Serap Samut Bülbül ile birlikte bu operasyonu ilk kez laparoskopik yani kapalı yöntemle gerçekleştirdik. Hastamız 4 gün serviste yattıktan sonra şifa ile taburcu edilmiştir" dedi. "Kapalı ameliyat yapmamız sayesinde hastamız hem kısa sürede taburcu oldu" Tedavinin kapalı yöntemle yapılmasının hastanın iyileşme sürecine olumlu etkisi olduğunu dile getiren Dr. Öğr. Üyesi Serap Samut Bülbül, "Bu operasyon doğuştan bir anomali şeklinde gelişen bir hastalıktır ve genelde akciğer enfeksiyonları ya da herhangi bir bağırsakla ilgili şikayet olduğunda tesadüfen direkt grafilerde rastlanan bir durumdur. Bu hastamız, Vezirköprü Devlet Hastanesi’nden bir çocuk doktoru arkadaşımız aracılığıyla bize gönderildi. Kendisinin dikkatli gözlemi sonucu bir teşhis konuldu. Bize gönderildiğinde de bu ameliyat ilk defa hastanemizde kapalı olarak gerçekleştirildi. Eskiden bu ameliyatlar açık yöntemlerle yapılıyordu. Kapalı ameliyat yapmamız sayesinde hastamız hem kısa sürede taburcu oldu. Daha az ağrı duydu ve çok daha küçük bir yara yeri ile iyileşerek şifa ile kısa sürede evine taburcu edildi. Doktor Büşra Yılmaz, bunu akciğer enfeksiyonu tanısıyla yatırdığında akciğer grafisine dikkatli baktığında gözlemlemiş. Çok dikkatli bakmasa gözünden kaçabilecek bir durumdu. Ona da buradan teşekkür ediyoruz" diye konuştu. Öte yandan ailesi ile birlikte kontrole gelen Kadir Acar ise tedavisinde emeği geçen sağlık çalışanlarına teşekkür etti.
Kırıkkale Bir eğitimcinin unutamadığı 28 Şubat gerçeği: "Kütüphanede ‘Allah’ yazan kitap bile yasaktı" Kırıkkale’de okul müdürü olarak görev yapan Nurcan Şarlayan, 28 Şubat sürecinde başörtüsü nedeniyle hem üniversite yıllarında hem de meslek hayatında baskı gördüğünü söyledi. O dönemde kütüphanelerde Allah’ın isminin geçtiği kitaplar nedeniyle soruşturma açıldığını belirten Şarlayan, bugün o yıllarla kıyaslandığında "çağ atladık" diyerek çocukların daha özgür bir ortamda eğitim gördüğünü ifade etti. "Postmodern darbe" olarak nitelendirilen 28 Şubat sürecinde Kırıkkale’de okul öncesi öğretmeni olarak görev yapan Şehit Emre Güngör Anaokulu Müdürü Nurcan Şarlayan (57), başörtüsü nedeniyle baskı gördüğünü söyledi. Şarlayan, o dönemde yaşadığı zorlu süreci İHA muhabirine anlattı. 2 çocuk annesi Şarlayan, hem üniversite yıllarında hem de meslek hayatında çeşitli engellerle karşılaştığını söyledi. Üniversitede bazı derslere başörtüsü nedeniyle alınmadığını, yok yazıldığını ve başarısız gösterildiğini ifade eden Şarlayan, o dönemde eğitim hakkının kısıtlandığını dile getirdi. Göreve başladığı dönemde de benzer baskılarla karşı karşıya kaldığını aktaran Şarlayan, başörtüsü ile mesleği arasında tercih yapmaya mecbur bırakıldığını ifade etti. "Müslüman ülkede olarak ve böyle bir hakkımızın da olduğunu düşünüyorduk" O dönem zorlu bir süreç yaşadığını anlatan Şarlayan, "Bu süreci hala hatırladığımızda içimiz sızlıyor. Hiç olmaması gereken bir acıyı hissettik. Bu sürecin iki ayağı var diye yorumluyorum. Öğrencilik kısmında bir de meslek hayatında. Öğrencilik zamanında da yaşadık. Ankara’nın güzel bir üniversitesinde bazı hocalarımız özellikle sınıfa, derse almak istememeleri, derse giremediğimiz için yok yazıldığımız ve başarısız görünmemiz. Sonuçta okulu bu şartlarda bitirdik. Ama önümüzde başka bir zorlu süreç vardı. Mesleğimizi ya başörtülü olarak sürdürmek isteyip bunun mücadelesini vermek ya da geri çekilip evde oturmak. Biz başörtülü olarak çalışabildiğimizi umduk, bir Müslüman ülkede olarak ve böyle bir hakkımızın da olduğunu düşünüyorduk. Ama meslek hayatına başladığımızda bunun mümkün olmadığı çok acı gerçeklerle bizim önümüze serildi" dedi. "Müfettişe, ’inancım gereği bu şekilde bulunuyorum’ dedim" Okulu bu şartlarda tamamladığını belirten Şarlayan, meslek hayatında ise daha ağır baskılarla karşılaştığını kaydetti. Şarlayan, "Nelerdi bunlar; okulun kapısından içeriye bu şekilde giremezsin. Bir dönem yaşadığım, hala unutamadığım, müdür beyin okulun bahçe kapısında ’başını açacaksın’ demesi. Bize görevden alınma ya da istifa edeceksin seçeneği sunuldu. Görevden alınma yazısını yazmak için müfettiş geldiğinde ’bu görevden alınma yazınız, son kararınız bu mu?’ dedi. Ben de başka bir çarem olmadığını söyledim. ’inancım gereği bu şekilde bulunuyorum’ dedim. İfadelerini aynen söylüyorum, ’iki haftaya kadar da görevden alınırsınız’ şeklinde söyledi. Dosyam bakanlığa gittikten sonra nasıl bir şeyse kaybolmuş. Ben bir ay bekledim, dosyam gelmedi" ifadelerini kullandı. "Nihayetinde ’Dünya sizin olsun, Allah’ın rızası bize yeter’ diyerek istifa ettim" Yaşanan sürecin ailesini de derinden etkilediğini ifade eden Şarlayan, "Bebeğimiz dünyaya geldi. Sonra tabii yaşanan sıkıntıların etkisi var mı yok mu onu Allah bilir. Biz bebeğimiz doğduktan 3 ay sonra kaybettik bebeğimizi. Birçok arkadaşımız da inanır mısınız, benim bildiğim 3 arkadaşımız vefat etti bu süreci yaşamış olan. Muhakkak bedenen, ruhen etkilenmiş bir hayat yaşadık. İstifa etmek zorunda kaldım, görevden alınma yazısı da yazılmadığı için. İstifa dilekçeme de ’ailevi nedenler’ denildi. Sanki bina üzerinize yıkılmış gibi hissediyorsunuz. Nihayetinde ’Dünya sizin olsun, Allah’ın rızası bize yeter’ diyerek görevimden istifa ettim bir 5 yıl kadar" diye konuştu. "O kitapları kütüphanede tutamıyordum" O dönem Allah’ın isminin geçtiği kitapların dahi soruşturma konusu yapıldığını ifade eden Şarlayan, "Şu anda o dönemle kıyaslarsak çağ atlamış durumdayız. Çocuklarımıza bakıyoruz gördüğünüz gibi. Güzel bir Ramazan ortamı. O dönem de benim birkaç tane kitabım vardı. Mesela Allah’ın esmalarını anlatan cümleler vardı. İnanır mısınız, o kitapları kütüphanede tutamıyordum. Çocuklarla o kitapları anlatıyorduk, konuşuyorduk, sohbet ediyorduk. Bunda da cezai işlem uygulanan arkadaşlarımız vardı. Allah’ın isminin geçtiği ifadeler bulunduğu için soruşturma açılmıştı" şeklinde konuştu.
İstanbul Yurtta hava durumu Meteoroloji Genel Müdürlüğünden alınan tahminlere göre, yurdun genelinin parçalı ve çok bulutlu, ülke genelinin (Van dışında) yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Genellikle yağmur ve sağanak, iç ve doğu kesimlerde karla karışık yağmur ve kar şeklinde görülecek olan yağışların; Batı Karadeniz kıyıları, Doğu Akdeniz, İç Anadolu’nun doğusu, Orta ve Doğu Karadeniz ve Doğu Anadolu’nun batısında kuvvetli olması bekleniyor. Rüzgarın; Batı ve Orta Karadeniz’de kuzeyli yönlerden kuvvetli olarak (50-70 km/saat) esmesi bekleniyor. Sabah ve gece saatlerinde iç ve doğu bölgelerde buzlanma ve don olayı bekleniyor. Doğu Karadeniz’in iç kesimlerinin yüksekleri ile Doğu Anadolu’nun doğusunda yüksek kar örtüsüne sahip eğimli kesimlerinde çığ tehlikesi ile kar erimesi tehlikesi bulunmaktadır. Hava sıcaklığının yurdun iç ve batı kesimlerinde 4 ila 6 derece azalacağı, diğer yerlerde önemli bir değişiklik beklenmiyor. Rüzgarın ise yurdun batı kesimlerinde kuzeyli yönlerden, doğu bölgelerde güneyli yönlerden hafif ara sıra orta, Batı ve Orta Karadeniz’de kuzeyli yönlerden kuvvetli olarak (50-70 km/saat) esmesi bekleniyor. Bazı illerde beklenen hava durumuyla günün en yüksek sıcaklıkları ise şöyle: Ankara: Parçalı ve çok bulutlu, yağmur ve karla karışık yağmurlu, yüksekleri kar yağışlı 6 İstanbul: Parçalı çok bulutlu yağmurlu gece saatlerinden sonra karla karışık yağmurlu 10 İzmir: Parçalı çok bulutlu sağanak yağışlı 15 Adana: Parçalı ve çok bulutlu, sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Yağışların, yerel olarak kuvvetli olması bekleniyor. 18 Antalya: Parçalı ve çok bulutlu, sağanak yağışlı 18 Samsun: Parçalı ve çok bulutlu, yağmur ve sağanak yağışlı zamanla yüksekleri karla karışık yağmur ve kar yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Yağışların doğusunda kuvvetli olması bekleniyor. 11 Trabzon: Parçalı ve çok bulutlu, yağmur ve sağanak yağışlı zamanla yüksekleri karla karışık yağmur ve kar yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Yağışların kuvvetli olması bekleniyor. 14 Erzurum: Parçalı çok bulutlu, akşam saatlerinden sonra kar yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Yağışların gece saatlerinden sonra güney kesimlerinde kuvvetli olması bekleniyor. 4 Diyarbakır: Parçalı çok bulutlu sağanak yağışlı 14
Çankırı Kışın yoğun ilgi gören ’Keloğlan’ çorbası, Ramazan’ın da vazgeçilmezi Çankırı’da "Keloğlan çorbası" olarak da adlandırılan tarhana çorbası, besleyici ve tok tutucu özelliğiyle Ramazan ayında sofralardaki yerini alıyor. Kış aylarının sembolü haline gelen tarhana çorbası, içeriğindeki vitaminler, mineraller ve doğal antibiyotik özellikleri sayesinde soğuk algınlığı ve grip gibi hastalıklara karşı etkili bir koruma sağlıyor. Masallara konu olan ve Çankırı’ya ait olduğu bilinen Keloğlan ile özdeşleşen tarhana çorbası, yörede "Keloğlan çorbası" adıyla da anılıyor. Özellikle Ramazan ayında Çankırı’da ayrı bir öneme sahip olan bu çorba, 30 gün boyunca sofralarda yerini alıyor. İftar sofralarının vazgeçilmezi haline gelen Keloğlan çorbası, hem besleyici özelliği hem de tok tutucu yapısıyla oruç sonrası vücuda güç veriyor. Çankırı’da Ramazan denildiğinde akla ilk gelen lezzetlerden biri olan Keloğlan çorbası, yoğun ilgi görüyor. "Çankırı’da Ramazan ayında 30 gün boyunca tarhana çorbası tüketilmektedir" Keloğlan çorbasının Ramazan ayında yoğun ilgi gördüğünü söyleyen restoran işletmecisi Şahin Harmancı, "Keloğlan çorbası diye adlandırdığımız tarhana çorbası yöresel bir çorbamızdır. Bu çorbanın tarihi çok eskiye dayanmaktadır. Bu çorbayı nenelerimiz daha iyi yapar. Biz de bu tarifi işletmemizde satıyoruz. Gerçekten çok sağlıklı, adeta şifa kaynağıdır. Bu çorba için Türkiye’nin dört bir yanından Çankırı’ya gelenler vardır. Yöresel çorba için turistlerin Çankırı’yı tercih etmesi bile bize gurur veriyor. Biz Çankırı’da bu çorbaya Keloğlan çorbası diyoruz. Bildiğiniz gibi Keloğlan Çankırılıdır. Bu da Keloğlan’ın annesinin şifalı tarifinden yapılan bir çorbadır. Günümüzde ise köylerde nenelerimiz tarafından yapılmaktadır. Çankırı’da Ramazan ayında 30 gün boyunca tarhana çorbası tüketilmektedir. Kışın gerçekten birçok hastalığa karşı şifa kaynağı olmaktadır. Bu çorbanın yanında da Çankırı’nın coğrafi işaretli ürünü olan küpecik peyniri servis edilir. Bu peynir, çorbanın içine karıştırılarak tüketilir" dedi. "Ramazan’da başka çorbalar bu çorbanın yerini tutmaz" Ramazan ayında Keloğlan çorbası tükettiklerini söyleyen Döndü Harmancı, "Biz Keloğlan çorbasını kış için hazırlarız. Çankırı’da kışlık hazırlık kapsamında hemen her evde yapılır. Bu çorbayı Çankırı halkı özellikle Ramazan ayında daha çok tüketir. Ramazan’da başka çorbalar bu çorbanın yerini tutmaz" diye konuştu.