GÜNDEM - 29 Ağustos 2017 Salı 12:48

Vatan Şaşmaz son yolculuğuna uğurlandı

A
A
A
Vatan Şaşmaz son yolculuğuna uğurlandı

eşiktaş’ta lüks bir otelde öldürülen Vatan Şaşmaz, sevenlerinin gözyaşları arasında son yolculuğuna uğurlandı. Şaşmaz’ın eşi ve annesi gözyaşlarını tutamazken sevenleri de tabuta sarılarak dualar etti. Ünlü sunucunun cenaze törenine, 'Çocuklar Duymasın' adlı dizede birlikte rol aldığı set arkadaşları Pınar Altuğ ve Tamer Karadağlı da katıldı.

Beşiktaş’ta 5 yıldızlı bir otelde vurularak öldürülen ünlü sunucu ve oyuncu Vatan Şaşmaz’ın cenazesi, cenaze namazının kılınacağı Güzeltepe Birlik Camii'ne getirildi. Camiye çok sayıda ünlü isim akın etti. Caminin avlusu Şaşmaz'ın sevenleriyle dolup taşarken, Vatan Şaşmaz'ın annesi Safiye Şaşmaz ve eşi Yasemin Adalı’nın ayakta durmakta güçlük çektiği görüldü. Anne Şaşmaz ile Adalı burada bir sandalyede otururken gözyaşlarını tutamadı.

Anne Şaşmaz ve Yasemin Adalı taziyeleri kabul ederken ünlü sunucunun sevenleri de tabutu başında dualar ederek gözyaşı döktü. Cenaze namazı için Tamer Karadağlı, Pınar Altuğ, Ferdi Akarnur, Yusuf Adalı, Metin Uca, Melike Öcalan ve Yaşar Alptekin, İzzet Yıldızhan, Saruhan Ünel ve Tuğba Özay başta olmak üzere çok sayıda ünlü isim ve sevenleri camiye akın etti.

“Denilecek bir şey yok sözün bittiği yerdeyiz”

CVatan Şaşmaz'ın cenaze törenine katılan set arkadaşı Pınar Altuğ, “Söyleyecek bir şey kalmadı maalesef. En son sette beraberdik. Vatan benim çok eski arkadaşım. Çocuklar Duymasın'dan önce mankenlik zamanlarından. Denilecek bir şey yok sözün bittiği yerdeyiz” diye konuştu.

“Çok üzgünüz hepimiz şok olduk”

Tamer Karadağlı ise “Çok üzgünüz hepimiz şok olduk. Büyük bir kayıp çok sevdiğimiz bir kardeşimiz arkadaşımızdı. Ailesine yakınlarına ve sevenlerine başsağlığı diliyorum” şeklinde konuştu.

Kimsenin kimseyi öldürme hakkı olmadığını söyleyen Bora Öztoprak ise şunları söyledi:

“Allah'a inanan zaten onun adaletine inanıyordur. Onun adaleti de insanlar eliyle olmaz, çok yazık. Planlanmış olsa da olmasa da detaylarını bilmiyoruz. İşin içinde bir sürü şeyler dolaşıyor ama Vatan'ı çok seviyorum. Çok sevdiğim bir arkadaşımdı. Çok üzüldüm."

İzzet Yıldızhan, “Gerçekten çok üzücü bir olay. İkisi de insan, keşke olmasaydı. Ne yaşadıklarını bilmiyoruz tabi, geçmişle ilgili aralarında bir ilişki olduğu. O gün odaya ne için gittiği. Cinsi bir münasebet olmadığı kesinlikle açık zaten sadece bir görüşmeye gidilmiş. Herhalde bu bir nezaket görüşmesiydi. Ben baktım, hanımefendi beşinci ayda kendi sitesinde bir yazı yazmış. Yani 27 Ağustosta birlikte öleceklerini yazmış. Benim çok samimi arkadaşımdı ne diyeceğimi bilemiyorum” dedi.

"Sette son bir yemek yendi, veda yemeğiymiş"

"Kardeş gibiydi" diyen Mehmet Auf ise daha bir gün önce konuştuklarını söyleyerek, “Allah rahmet eylesin diyorum çok üzgünüz. Valla çok acı bir tesadüf çünkü sette son bir yemek yendi yani öyle bir sahne vardı. Veda yemeğiymiş, bir gün önce de konuştuk. Kapanışmış o konuşma o yüzden hala titriyorum bu konuda. Haberi internet üzerinden aldım. İnanmadım. Başta bir inkar süreci oluyor keşke tersi olsa diye ama gerçek söylenecek bir şey yok. Tüm ailesine sabır diliyorum” ifadelerini kullandı.

Ünlü sunucu Şaşmaz, kılınan cenaze namazı ve alınan helalliğin ardından defnedilmek üzere Çengelköy Mezarlığı’na götürüldü.

“Bu nasıl bir şey aklımız hayalimiz almadı, hala şoktayım”

10 yıldır beraber çalıştıklarını belirten Ferdi Akarnur, “Lafın bittiği yer. Ne diyeyim ki. Candan sevdiğimiz, güler yüzlü, saygılı, efendi biriydi. Bugüne kadar biz 10 yıldır çalışıyoruz, hiç kimseyi kırmamış bir insan. Ağzından bugüne kadar kötü bir laf duymadık. Bu nasıl bir şey aklımız hayalimiz almadı. Ben diziyi izlerken aldım haberi. Seti aradım onların da haberi yok. Hala şoktayım" diye konuştu.
Yaşar Alptekin ise “Sözün bittiği yer. Sonuçta vadesi dolan her insan vadesi dolduktan sonra burayı terk edecek. Ondan geldik ona gideceğiz. Rabbim geride kalan sevdiklerine sabır ihsan eylesin onda Allah rahmet eylesin. Güzel bir oyuncuydu, güzel kalpli bir insandı Allah rahmet eylesin. Beklenmedik bir vefattı bu” şeklinde konuştu.

Metin Başar - Doğancan Cesur - İsmail Coşkun - Murat Ergin 

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Bakan Ersoy: "Ülkemiz, dünyadaki sayılı büyük ve hızlı üretim kapasitesine sahip konservasyon merkezlerinden birine sahip" Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Türkiye’nin konservasyon ve restorasyon alanında dünyada sayılı ülkeler arasında yer aldığını belirterek, "Bugün ülkemiz, dünyadaki sayılı büyük ve hızlı üretim kapasitesine sahip konservasyon merkezlerinden birine sahiptir" dedi. Bakan Ersoy, Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü bünyesinde faaliyet gösteren Konservasyon Laboratuvarı’nda yürütülen çalışmaları yerinde inceleyerek, son yıllarda yapılan yatırımların Türkiye’yi arkeoloji ve kültürel miras alanında uluslararası ölçekte güçlü bir konuma taşıdığını vurguladı. "Ülkemiz, dünyadaki sayılı büyük ve hızlı üretim kapasitesine sahip konservasyon merkezlerinden birine sahiptir" Konservasyon laboratuvarlarında hem ekip hem de ekipman açısından ciddi yatırımların yapıldığını aktaran Bakan Ersoy, "Bunun somut sonucu olarak, bu merkezlerde bugüne kadar 251 binden fazla eser restore edilerek kültür hayatımıza kazandırıldı. Bugün ülkemiz, dünyadaki sayılı büyük ve hızlı üretim kapasitesine sahip konservasyon merkezlerinden birine sahiptir" ifadelerini kullandı. "Pek çok ülkeden ekipler, eğitim almak için laboratuvarlarımızı tercih ediyor" Türkiye’nin sahip olduğu teknik altyapı ve uzman insan kaynağının birçok ülke tarafından yakından takip edildiğini belirten Ersoy, "Pek çok ülkeden uzman ekipler, eğitim almak ve deneyim paylaşmak için laboratuvarlarımızı tercih ediyor. Bu durum, ülkemizi arkeoloji ve kültürel mirasın korunması alanında uluslararası düzeyde ayrı bir noktaya taşıyor" açıklamalarında bulundu. Ersoy, laboratuvarların yalnızca restorasyon çalışmalarıyla sınırlı kalmadığını, aynı zamanda kültür varlığı kaçakçılığıyla mücadelede de bilimsel veri ve teknik analizlerle kritik bir rol üstlendiğini ifade etti. Konservasyon altyapısına ilişkin bilgiler de paylaşan Bakan Ersoy, Genel Müdürlük bünyesinde 11 aktif laboratuvarın bulunduğunu ve 281 uzman personelle hizmet verildiğini söyledi. Kazılardan çıkan eserlerin, sergilenene kadar birçok bilimsel işlemden geçtiğini aktaran Ersoy, ahşap, taş, metal, bronz ve tekstil gibi farklı malzemeler için ayrı uzman ekiplerin görev yaptığını; müdahale yöntemlerinin laboratuvar analizlerine göre belirlendiğini kaydetti. Bakan Ersoy, tekstil konservasyonu çalışmalarına da değinerek, Mustafa Kemal Atatürk’ün Selanik’teki doğduğu evde sergilenen kişisel eşyalarının da bu laboratuvarda titizlikle korunduğunu hatırlattı. "Atatürk’ün ailesine ait kişisel eşyalar, Cumhuriyet Müzemizde geçici olarak sergilendikten sonra burada bakım ve onarımları yapılarak yeniden Selanik’teki Atatürk Evi’ne gönderildi" diyen Ersoy, laboratuvarların her türlü malzemeye müdahale edebilecek teknik yeterliliğe sahip olduğunu vurguladı. "256 noktada kazı çalışması yürütüyoruz" Geleceğe Miras Projesi kapsamında kazı faaliyetlerinin hızla arttığını kaydeden Ersoy, "Bugün 256 noktada kazı çalışması yürütüyoruz. Artan kazı bütçeleriyle, son 60 yılda yapılan çalışmaları önümüzdeki 4 yıl içinde gerçekleştirmeyi hedefliyoruz. Bu yoğunluk, konservasyon kapasitemizi daha da güçlendirmemizi zorunlu kılıyor" dedi. Bakan Ersoy, sahada ve laboratuvarlarda görev yapan tüm uzmanlara teşekkür ederek, Türkiye’nin kültürel mirasını bilimsel yöntemlerle koruma ve geleceğe aktarma kararlılığının artarak süreceğini ifade etti.