SPOR - 05 Haziran 2024 Çarşamba 11:19 | Son Güncelleme : 05 Haziran 2024 Çarşamba 11:21

Volkan Demirel: "Milli takımımızın çeyrek veya yarı final göreceğini umuyorum"

A
A
A

Teknik Direktör Volkan Demirel, A Milli Futbol Takımı'nın, 2024 Avrupa Futbol Şampiyonası'nda (EURO 2024) çeyrek ya da yarı final oynamasını umut ettiğini ve millilerin bunu başarabilecek genç ama yetenekli kadroya sahip olduğunu söyledi.

Almanya'da 14 Haziran - 14 Temmuz tarihleri arasında düzenlenecek EURO 2024 öncesi Teknik Direktör Volkan Demirel, A Milli Futbol Takımı'nın son durumu ve turnuvada millilerden beklentileriyle alakalı basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. Aynı zamanda İtalya ile ortaklaşa yapılacak 2032 Avrupa Futbol Şampiyonası'nda (EURO 2032) Türkiye'nin futbol elçisi de olan Demirel, eski takımı Hatayspor'un yanı sıra Fenerbahçe'nin yeni teknik direktörü Jose Mourinho ile ilgili de konuştu.

"İnşallah Avrupa'da ses getireceğiz"

Şampiyonaya kısa bir süre kaldığını ve bu yüzden heyecanlı olduğunu dile getirerek sözlerine başlayan Volkan Demirel, "Kendim 2008 Avrupa Şampiyonası'nı yaşadım. Orada çok güzel duygularla bırakmıştık. Ondan sonra arada bir süreç geçti tabii şimdi 2024. Ben çok umutlu bir turnuva olacağını düşünüyorum ülkemiz adına. Çünkü benim oynadığım dönem ile şu dönem arasına baktığımızda çok büyük bir fark var. Ne fark var dersiniz, daha çok yurt dışı tecrübesi olan, daha genç ama daha genç olmasına rağmen sahadaki olgunluğuyla hareket eden bir takıma sahibiz ve teknik direktörümüz de Montella. Ben kendisini çok takdir ediyorum. Hem Adana Demirspor‘da hem de milli takımda yaptığı organizasyon... Milli takımımız adına iyi geçeceğini düşündüğüm bir turnuva olacak. İnşallah gruptan çıkacağımıza kesin gözüyle bakıyorum. Ama bu eleme maçlarında skor belli olmaz. Karşınızdaki rakip kim olursa olsun o anki şartlarla günün imkanları size skor getirir. Ben bu anlamda milli takımımızın en azından çeyrek veya yarı final göreceğini hayal ediyorum, umuyorum. İnşallah da düşündüklerimizi gerçekleştiririz, çünkü buna ihtiyacımız var. Hem ülke olarak hem futbol olarak ihtiyacımız var. Futbol çok paydaşı olan bir oyun. Bu paydaşların da bir arada olması için futbolun günümüzde yukarılarda olması lazım. Bunun için de bunu yukarıya götürebileceğimiz en yakın yer Avrupa şampiyonası. Eminim ki tüm Türkiye birlik olup, zaten biz bu tarz organizasyonlarda birlik olmayı, beraberlik kurmayı çok seviyoruz. İnşallah bizim enerjimizle, takımımızın oyunuyla da Avrupa'da güzel bir ses getireceğiz" ifadelerini kullandı.

Volkan Demirel:

"Aidiyet duygusu ile mücadele edersek kupaya bir elle dokunabiliriz"

Başarılı çalıştırıcı, milli takımın genç ama bir o kadar da Avrupa tecrübesi anlamında çok kaliteli bir kadroya sahip olduğunu belirtti. Demirel, "Biz oynarken çok aidiyet duygularına sahip insanlardık. Bu bayrağı, bu ülkeyi her zaman aklımızın en uç seviyesine taşıdık ve öyle mücadele ettik. Bu aidiyet duygusu ile mücadele edersek bu kalitenin yanında, bence kupaya bile bir elle dokunabiliriz gibi geliyor. Tamamen bu tarz kısa şampiyonalarda günlük performanslar, günlük yaşanabilecekler size skorları yansıtıyor. Ama bu kaliteyi, bu aidiyet duygusuna taşırsak bizim takımımızın bu sene bunu başaracağını düşünüyorum. Öyle bir mutluluğa hasret kaldığımız için ben çok istiyorum. İnşallah da istediklerimiz kavuşacağız bu sene" cümlelerine yer verdi.

"Gönüllerin şampiyonu Hatayspor'dur bu sezon"

Teknik direktörlük kariyerine de değinen Volkan Demirel, yorgun olduğunu ve bir süre dinlenmek istediğini söyledi. 42 yaşındaki çalıştırıcı, "Çok zor bir dönemden geçtim. Elimden geldiği kadarıyla Hatay'ı bir yerlere taşımaya çalıştık ki taşıdık da. O yüzden gönlüm çok rahat. Ligde de kalabildiler. Zaten ben her zaman kalacaklarını düşünüyordum. Ama tabii ki sonuç almadan bunu göremiyorsunuz. Ben 1 ay önce ayrıldım ama orada çok güzel duygular biriktirdim. O yüzden onlarla gurur duyuyorum. Bütün zorluklara rağmen ellerinden gelen her şeyi yapmaya çalıştılar, bir gün bile şikayet etmeliler. Bence gönüllerin şampiyonu Hatayspor'dur bu sezon. Ben de artık bir tecrübe edindim. Yaşanmışlıkları hafızaya alıp, kaydettik. Biraz zaman vermek istiyorum kendime, çünkü çok yoruldum. Bu zamandan sonra da en doğru, en hayırlı yerde başlamak için çalışmalara devam edeceğiz" şeklinde konuştu.

"Mourinho'nun gelmesine mutlu oluyor insanlar, çünkü herkes başarı bekliyor"

Fenerbahçe'nin dünyaca ünlü Portekizli teknik direktör Jose Mourinho'yu göreve getirmesiyle alakalı görüşlerini aktaran Demirel, "İsim olarak çok büyük bir isim. En ufak bir çocuğa bile sorsanız Mourinho ismini herkes biliyor. Tabii ki Türkiye'de bunun karşılığı reklam olarak çok büyük ama lig başlamadan, bu süreci görmeden yorum yapmak çok yanlış olur. İnşallah başarılı olur. Mourinho'nun gelmesine mutlu oluyor insanlar, çünkü herkes bir başarı, bir hedef bekliyor. Bu hedefe götürülebilecek bir isim mi, evet. Ama Türkiye, şartlar... İsminiz ne olursa olsun doğru planlamayla hareket edilirse zaten başarı kaçınılmaz oluyor. İnşallah da düşündükleri gibi bir sezon olur" değerlendirmesinde bulundu.

"Fenerbahçe'ye ben hayatımı borçluyum"

Fenerbahçe'nin, Jose Mourinho için Ülker Stadyumu'nda imza töreni düzenlediği gün eşi ile birlikte motosikletle Kadıköy'den geçerken sarı-lacivertli taraftarların arasında kaldığı anlardan da bahseden Volkan Demirel, "Ben motor sevdalısı bir insanım. Seviyoruz eşimle beraber motorla gezmeyi. O kaskı korunma amacıyla takmıştık tamamen. O gün açıkçası unuttum, marinadaydık. Böyle bir kutlama olduğunu biliyordum ama o an aklımdan çıkmış. Girmiş bulunduk ama girince de taraftarlar tanıdı. Kaskla bile tanınıyorum. Bence buradan bakmak lazım olaya. Bunlar benim adıma çok mutluluk verici şeyler. Benim büyüdüğüm yer. Fenerbahçe'ye ben hayatımı borçluyum. O yüzden onların beni kaskla bile tanıması çok büyük mutluluk" dedi.

Uygar Aydın - Oğuzhan Ort

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kayseri Talas’ta duygu dolu İstiklal Marşı ve Çanakkale Zaferi Anma Programı Talas Belediyesi, İstiklâl Marşı’nın kabulü ve Çanakkale Zaferi münasebetiyle anlamlı bir anma programına ev sahipliği yaptı. Talas Belediyesi Meclis Salonu’nda düzenlenen programa Talas Belediye Başkanı Mustafa Yalçın’ın yanı sıra İlçe Milli Eğitim Müdürü Osman Malkoçoğlu, belediye başkan yardımcıları, birim müdürleri, Talas Şehit Mahmut Yıldırım Anadolu Lisesi idareci, öğretmen ve öğrencileri katıldı. Saygı duruşu ve İstiklâl Marşı’nın okunmasıyla başlayan programda tarihçi, emekli öğretim görevlisi Ahmet Nedim Kilci, Millî Mücadele yıllarını ve Çanakkale’de verilen destansı mücadeleyi sunum ve videolar eşliğinde anlattı. Kilci, konuşmasında Çanakkale ruhunun ve İstiklâl Marşı’nın arkasındaki fedakârlıkları genç nesillere aktarmanın önemine dikkat çekti. Gelecek nesillere Çanakkale ruhu "Üstat Mehmet Akif Ersoy’u sadece anmak değil anlamak; vatan uğruna canını ve kanını verenleri anmak ve anlamak için toplandık" diyen Kilci, Talas Belediyesinin Çanakkale ruhunu yaşatmak için önemli çalışmalar yürüttüğünü belirtti. Kilci, "Talas Belediyesi olarak bir şeyi başardık. Çanakkale’yi bir güne sığdırmadık. 18 Mart’ta şehitlerimizi bir gün anıp 19 Mart sabahı unutmadık. Gerek kalıcı müzemiz gerekse gezici müzemizle gençliğe Çanakkale ruhunu yaşatmak için elimizden geleni yaptığımıza inanıyorum" ifadelerini kullandı. Çanakkale Zaferi’nin yalnızca bir askeri başarı değil, aynı zamanda büyük bir fedakârlık destanı olduğunu vurgulayan Kilci, "Biz 18 Mart’ı zafer olarak anlatıyoruz ama bu zafere giden yolda aziz milletimizin neler çektiğini çoğu zaman düşünmüyoruz. Çanakkale destanını en iyi anlatan kişi ise Mehmet Akif Ersoy’dur. Üstelik Çanakkale Harbi’ni hiç görmeden kaleme aldı. İstiklâl Marşı için açılan yarışmaya para karşılığı katılmak istemedi, ikna edilince yazdı. Onlarca eser yazıldı ancak kabul edilmedi. Mehmet Akif’in dizeleri Türkiye Büyük Millet Meclisi kürsüsünden okunurken gözyaşları ve büyük bir duygusallık içinde kabul edildi" diye konuştu. Her defasında ağlatan program Talas Belediye Başkanı Mustafa Yalçın da bu tür programların milli duyguları canlı tuttuğunu belirterek, "Ben bu konferansı defalarca kez izledim. Ancak her defasında insan kendini tutamıyor. İyi ki bu duygularımız var. Hocamız ömrünü verdiği konuları bizlerle paylaştı, kendisine teşekkür ediyorum. Bugüne kadar canını veren bütün şehitlerimiz için buyurun bir Fatiha okuyalım. Salonu dolduran herkese duyarlılığı için ayrıca teşekkür ediyorum" dedi. Grup Şantiye gönüllere dokundu Grup Şantiye seslendirdiği duygu yüklü türkülerle salondaki atmosferi daha da anlamlı hale getirdi. Programın sonunda ise katılımcılar ellerinde Türk bayraklarıyla "Ölürüm Türkiyem" türküsünü hep birlikte söyleyerek duygu dolu anlar yaşadı.
İstanbul Kanseri yenen Almira için Tuzla’da 22 Mart’ta gökyüzü balonlarla donatılacak Kanseri yenerek hayata yeniden tutunan 5 yaşındaki Almira için Tuzla’da anlamlı bir kutlama düzenlenecek. Almira’nın annesi Leman Rüzgar’ın sosyal medyadan yaptığı çağrı sonrası Almira ile buluşan Tuzla Belediye Başkanı Av. Eren Ali Bingöl, Tuzlalı vatandaşları 22 Mart’taki kutlamaya davet etti. Tedavi sürecini başarıyla tamamlayan Almira, hayalini gerçekleştirmek ve sevinç içinde kutlama yapmak için Tuzla’da balon uçurmak istediğini dile getirdi. Almira’nın bu isteği üzerine Tuzla Belediyesi de özel bir etkinlik organize etti. Almira’nın annesi Leman Rüzgar, sosyal medya platformu X’ten yaptığı paylaşımda Tuzla Belediye Başkanı Av. Eren Ali Bingöl ve Tuzla Belediyesi’ne seslenerek, "Balonlar bu sefer Almira için 22 Mart’ta Tuzla Meydanı’nda uçuyor. Almira kanseri yendi. Doğum gününde bir balon ile bize eşlik eder misiniz?" dedi. Almira’nın annesi Rüzgar’ın çağrısına yanıt veren Başkan Bingöl, Almira ile bir araya gelerek 22 Mart Pazar günü Tuzla Sahil Tören Alanı’nda gerçekleştirilecek etkinliğe tüm Tuzlalıları davet etti. "Almira’nın sonuna kadar yanındayız" Almira’nın kanseri yendiğini belirten Başkan Bingöl Tuzla’da bir kutlama yapmak istediklerini belirterek, "22 Mart günü saat 14.00’te Tuzla Sahil Tören Alanı’nda bir araya geliyor ve kanseri yenişini kutluyoruz. Bu umutlu yolculuğunda Almira’nın sonuna kadar yanındayız. Tüm Tuzlalı komşularımızı bekliyorum" dedi.
Tunceli Tunceli’de şehit mezarları için bakım ve onarım seferberliği başlatıldı Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından 81 ilde başlatılan şehit mezarlarının bakım, onarım ve temizliği çalışmaları kapsamında Tunceli’de de şehit kabirleri için seferberlik başlatıldı. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı koordinasyonunda, Türkiye genelindeki şehit mezarlarının bakım, onarım ve temizliğini kapsayan çalışma kapsamında Tunceli’de de şehit kabirleri için seferberlik başlatıldı. Çalışmalarla hem şehit mezarlarının düzenli bakımının yapılması hem de mevcut durumlarının kayıt altına alınarak gerekli çalışmaların planlanması amaçlanıyor. Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Aile ve Sosyal Hizmetler Tunceli İl Müdürü Hüseyin Okan, şehitlerin hatırasını yaşatmanın ve emanetlerine sahip çıkmanın en önemli sorumluluklardan biri olduğunu vurguladı. Aile ve Sosyal Hizmetler Tunceli İl Müdürü Hüseyin Okan, "Bugün burada, vatanımızın birliği, milletimizin huzuru ve bağımsızlığı için canlarını feda eden aziz şehitlerimizi rahmet, minnet ve saygıyla anmak üzere bir araya gelmiş bulunuyoruz. Bizler Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı olarak, aziz şehitlerimizin emanetlerine sahip çıkmayı en temel sorumluluklarımızdan biri olarak görüyoruz. Bu toprakları bizlere vatan kılan, gölgesinde huzurla nefes aldığımız al bayrağımıza rengini veren aziz kahramanlarımıza olan minnet borcumuzun küçük bir nişanesini sunmak üzere Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı olarak, 81 ilimiz genelindeki tüm şehit mezarlarının bakım, onarım ve temizliğini kapsayan büyük bir seferberliği bugün itibarıyla başlatmış bulunuyoruz. Aynı zamanda şehitlerimizin mevcut durumlarını da kayıt altına alarak gerekli çalışmaların yapılması için takip ediyoruz" dedi.
İstanbul E-ihracatta yeni güç merkezi Türkiye: "Avrupa’nın e-ihracat hikayesi Anadolu’dan yükselebilir" Türkiye, üretim kapasitesi, bölgesel erişim gücü ve gelişen lojistik altyapısıyla global e-ticarette giderek daha stratejik bir konuma yerleşiyor. Bu yükseliş yalnızca büyük şehirlerle sınırlı kalmayıp, Anadolu’daki üretim ekosistemi de Avrupa’dan Körfez’e, Amerika’dan Asya’ya uzanan ticaret ağlarında önemli bir rol üstleniyor. Küresel ticaretin dijitalleşmesi, e-ihracatı yalnızca büyük ölçekli şirketlerin değil, Türkiye’nin farklı şehirlerinde üretim yapan işletmelerin de büyüme gündemine taşıdı. Dijital pazaryerleri ve sınır ötesi satış modelleri sayesinde artık üretim kabiliyeti olan firmalar, bulundukları şehirden bağımsız biçimde uluslararası müşterilere daha doğrudan ulaşabiliyor. Global Seller Academy Kurucu Ortağı Hasan Basri Demir’e göre bu yükseliş yalnızca büyük şehirlerle sınırlı değil; Anadolu’daki üretim ekosistemi de Avrupa’dan Körfez’e, Amerika’dan Asya’ya uzanan ticaret ağlarında daha güçlü bir rol üstleniyor. Hasan Basri Demir, Türkiye’nin son yıllarda yalnızca üretim yapan bir ülke olarak değil, aynı zamanda global e-ticaret için güçlü bir tedarik, operasyon ve dağıtım merkezi olarak öne çıktığını belirtti. Küresel e-ticarette artık yalnızca maliyetin değil tedarik sürekliliği, operasyonel çeviklik ve pazarlara hızlı erişim de belirleyici hale geldiğini belirten Demir, ülkenin sahip olduğu üretim derinliği ve coğrafi avantajla yeni dönemin öne çıkan merkezlerinden biri haline geldiğini aktardı. "Türkiye, yeni dönemde daha kritik bir merkez" Uluslararası markalar ve pazaryerleri, tedarik zincirlerini daha esnek, daha erişilebilir ve daha hızlı yönetilebilen yapılar üzerinden yeniden şekillendiğini aktaran Demir, "Türkiye; üretim çeşitliliği, bölgesel erişim avantajı ve lojistik kabiliyetiyle global e-ticaretin yeni merkezlerinden biri olarak konumlanıyor. Avrupa, Orta Doğu ve Asya arasında kurduğu güçlü bağlantı, bu rolü daha da pekiştiriyor" dedi. "Global pazar yerleri Türk satıcılarla daha güçlü bir yapı kuruyor" Türkiye’nin global e-ticaretteki gücünün yalnızca coğrafi avantajlardan kaynaklanmadığını vurgulayan Demir, "Türk üreticiler ve satıcılar; ürün çeşitliliği, hızlı adaptasyon kabiliyeti ve rekabetçi yapılarıyla global pazaryerleri için önemli bir değer oluşturuyor. Bu tablo yalnızca firmaların büyümesini değil, platformların daha güçlü, daha sürdürülebilir ve daha zengin bir ürün ekosistemi kurmasını da destekliyor" diye konuştu. "Avrupa’nın yeni e-ihracat hikayesi Anadolu’dan yükselebilir" Dönüşümün en dikkat çekici boyutlarından biri Anadolu’nun artan rolü olduğunu belirten Demir, "Bugün birçok marka için asıl ihtiyaç, yalnızca ürün bulmak değil; güvenilir, sürdürülebilir ve hızla devreye alınabilir bir tedarik yapısı kurabilmek. Anadolu’daki üretim gücü, Türkiye’yi Avrupa pazarı için daha güçlü ve daha tamamlayıcı bir partner haline getiriyor. Bu gelişme, Anadolu’daki üreticiler, KOBİ’ler ve girişimciler için de yeni fırsatlar oluşturuyor. E-ihracatın yaygınlaşmasıyla birlikte, yalnızca büyük şehirlerdeki firmalar değil, farklı şehirlerde üretim yapan işletmeler de küresel pazarlarda daha güçlü bir karşılık buluyor" şeklinde konuştu. "Kamu tarafındaki yaklaşım dönüşümü hızlandırıyor" Sektör temsilcilerine göre Türkiye’de e-ihracatın daha görünür, daha erişilebilir ve daha sistemli bir alan haline gelmesinde kamu tarafında son yıllarda atılan adımların da önemli payı bulunuyor. Özellikle Ticaret Bakanlığı’nın bu alandaki yönlendirici yaklaşımı, firmaların sınır ötesi ticarete daha hazırlıklı ve daha planlı ilerlemesini destekliyor. Hasan Basri Demir ise, "Türkiye’de e-ihracatın gelişmesi açısından Ticaret Bakanlığı’nın son dönemde ortaya koyduğu vizyon çok kıymetli. Özellikle E-İhracat Daire Başkanlığı’nın bu alanı sahiplenmesi, farkındalığın artması ve firmaların daha planlı hareket etmesi açısından önemli bir zemin oluşturdu" ifadelerini kullandı. "Yeni başarı hikayeleri Anadolu’dan çıkacak" Demir’e göre önümüzdeki dönemde Türkiye’nin e-ihracattaki yeni başarı hikayeleri, büyük ölçüde Anadolu’daki üreticiler, girişimciler ve KOBİ’ler üzerinden şekillenecek. Türkiye’nin üretim derinliği, girişimcilik enerjisi ve coğrafi avantajının güçlü olduğunu ve bu portalın e-ihracatla birleşmesi, firmalar kadar Türkiye’nin küresel ticaretteki konumu açısından da önemli bir sıçrama anlamına geldiğini belirten Demir, "Önümüzdeki dönemde e-ihracatın merkezinde yalnızca büyük şehirler değil, Anadolu’nun üretim gücü de olacak. Türkiye yeni dönemde tedarik, üretim ve lojistik açısından daha kritik bir rol üstlenirken, Anadolu da bu dönüşümün en güçlü taşıyıcılarından biri haline gelecek" dedi.