EKONOMİ - 05 Ocak 2014 Pazar 12:44

Yulaf üretiminde artış

A
A
A
Yulaf üretiminde artış

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, yulaf üretiminin, 2013 yılında yüzde 11,9 artışla 210 bin tondan 235 bin tona yükseldiğini bildirdi.

Bayraktar, yaptığı açıklamada, nişasta, protein, B grubu vitaminler başta olmak üzere vitamin ve kalsiyum, magnezyum, potasyum, fosfor ve demir gibi mineraller açısından zengin şifalı bir bitki olan, daha çok hayvan yemi olarak kullanılan yulafın, özellikle son yıllarda ekmeğe katılarak yulaflı ekmek tüketiminin arttığını, tanelerinin diğer tahıl karışımları ve sütle birlikte kahvaltılık olarak kullanıldığını belirtti. Şemsi Bayraktar, Türkiye’de, 1996 yılında 1 milyon 615 bin dekar olan yulaf ekilen alanın son yıllarda 900 bin dekarın altına inse de verimdeki yükseliş nedeniyle üretimin, son yıllarda yeniden artmaya başladığını vurguladı.

Dekar başına yulaf veriminin 169-205 kilogramlardan, 233-254 kilogramlara çıktığını belirten Bayraktar, “2000 yılında 314 bin ton olan yulaf üretimi, 2007 yılında 189 bin 99 tona kadar indi. 2008 yılında 196 bin 99 ton olan üretim 2009’da 218 bin 286 tona çıktı. 2010 yılında yeniden gerileyen ve 203 bin 870 tona inen yulaf üretimi, 2011’de 218 bin 40 tona yükseldi. 2012 yılında 210 bin ton olan üretim, bu yıl 25 bin tonluk artışla 235 bin tona çıktı” dedi.

ÇANAKKALE BİRİNCİ, KOCAELİ İKİNCİ

Yulaf üretiminde 27 bin 967 tonla Çanakkale’nin birinci olduğuna ve yüzde 13,32 pay aldığına dikkati çeken Bayraktar, şunları kaydetti:

“Çanakkale’yi 21 bin 603 tonla Kocaeli, 19 bin 816 tonla Ankara, 14 bin 826 tonla Nevşehir, 13 bin 224 tonla Balıkesir, 12 bin 841 tonla Konya, 11 bin 654 tonla Karaman izledi. Kocaeli, ülke üretiminde yüzde 10,29, Ankara yüzde 9,44, Nevşehir yüzde 7,06, Balıkesir yüzde 6,3, Konya yüzde 6,11, Karaman yüzde 5,55 pay aldı.

Bu illeri 9 bin 384 tonla Antalya, 7 bin 860 tonla Niğde, 6 bin 69 tonla Bursa, 5 bin 871 tonla Sivas, 4 bin 906 tonla Uşak, 4 bin 545 tonla Kayseri, 4 bin 529 tonla Burdur takip etti.

52 ilde yulaf üretiliyor. En az yulaf üretimi yapılan iller 51 tonla Malatya, 46 tonla Erzincan, 45 tonla Elazığ, 40 tonla Edirne, 28 tonla Erzurum, 14 tonla Bayburt ve 10 tonla Karabük.”

“ÜRETİMİN YÜZDE 3,78’İ ÜRETİMDE VE KULLANIMDA KAYBEDİLİYOR”

2011 yılında üretilen 218 bin 40 ton yulafın 1744 tonunun üretimde, 6 bin 489 tonunun kullanımda olmak üzere 8 bin 233 tonunun, yüzde 3,78’inin kaybedildiğini ifade eden Bayraktar, 8 bin 690 ton ithalat, 26 ton ihracat yapıldığını, 10 bin 304 ton tohumluk, 110 bin 311 ton yemlik kullanıldığını, 97 bin 856 tonunun da tüketildiğini belirtti. Bayraktar, yulaf üretiminin artırılması, üretim ve kullanımdaki kayıpların azaltılması gerektiğine dikkati çekti.

“ÜRETİMİN 3’TE 1’İNDEN FAZLASINI RUSYA VE KANADA KARŞILIYOR”

Dünyada 2011 yılında 22 milyon 676 bin 189 ton yulaf üretildiğini, yulaf üretiminde 5 milyon 332 bin tonla Rusya’nın birinci sırada bulunduğunu bildiren Bayraktar, şöyle devam etti:

“Rusya’yı, 2 milyon 997 bin tonla Kanada, 1 milyon 381 bin tonla Polonya, 1 milyon 127 bin tonla Avustralya, 1 milyon 119 bin tonla İspanya ve 1 milyon 102 bin tonla Finlandiya takip etti. Finlandiya’yı 783 bin tonla Çin, 778 bin tonla ABD, 698 bin tonla İsveç,627 bin tonla Almanya, 613 bin tonla İngiltere izledi. Türkiye, 2011 yılındaki 218 bin 40 tonluk yulaf üretimiyle 224 bin 800 ton üreten Danimarka’nın ardından, 170 bin 50 ton üreten Yunanistan’ın önünde 18’inci sırayı aldı.

Dünya yulaf üretiminde Rusya’nın payı yüzde 23,51’i, Kanada’nınki yüzde 13,22’yi buluyor. Üretimin 3’te 1’inden fazlasını Rusya ve Kanada karşılıyor. Türkiye’nin payı yüzde 0,96 düzeyinde kalıyor.”

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kayseri Amca yeğen kavgasında baba ve oğula ayrı ayrı ceza Kayseri’nin Tomarza ilçesinde amca yeğen arasında çıkan kavgada yargılanan baba ve oğluna ayrı ayrı 7 yıl 6 ay hapis cezası verildi. Kayseri’nin Tomarza ilçesinde ocak ayında meydana gelen olayda; B.T. ile amcası Ö.T. arasında yaşanan kavgada silahlar konuşunca konu yargıya taşınmıştı. İddiaya göre; baba B.T. ve oğlu A.T., Ö.T.’nin evine gelerek önce silah ateş açmış, ardından da üzerine araç sürmüşlerdi. Tarafların birbirinden şikayetçi olduğu konuyla ilgili yargılamaya Kayseri 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam edildi. Tarafların katılmadığı duruşmada, Ö.T.’nin avukatı kasten yaralama suçunu kabul etmediklerini dile getirirken, B.T. ve A.T.’nin avukatı ise silah sıkmanın meşru müdafaa kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti. Mahkeme heyeti savcılık mütalaasından sonra bir ara talep etti. Aranın ardından açıklanan kararda, Ö.T.’nin kasten öldürmeye teşebbüs suçlamasının meşru müdafaa olmasından dolayı beraatına, Ö.T.’nin eşinin silahını kullanmasından 1 yıl 15 gün cezalandırılmasına, silahla tehdit suçundan 1 yıl 6 ay cezalandırılmasına ama iki ceza için de hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, F.T. içinde için de yaralamadan kaynaklı para cezasına çarptırılmasına, yine bu ceza için de hükmün uygulanmasının geri bırakılmasına karar verdi. Karşı tarafta yer alan yeğen B.T. ve oğlu A.T.’ye ise kasten öldürmeye teşebbüs suçlamasından ayrı ayrı 7 yıl 6 ay hapis cezası ve tutuklama kararı verildi. Mahkeme ayrıca B.T. hakkında mala zarar vermekten 3 ay, ateşli silahlar kanuna muhalefet suçundan ise 1 yıl 15 gün ceza verdi.
Ankara CHP lideri Özel: "Türkiye’de gıda enflasyonu dünyanın 17 katı" Cumhuriyet Halk Partisi(CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, "Türkiye’de gıda enflasyonu dünyanın 17 katı" dedi. CHP Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin TBMM Grup Toplantısı’nda konuştu. Geçen hafta Savunma, Havacılık ve Uzay Sanayii Fuarı’nı ziyaret ettiklerini ifade eden Özel, "Orada yerli teknolojilerimizi inceledik, firma ve kurumlarımızı ziyaret ettik. ASELSAN’dan HAVELSAN’a, TUSAŞ’ımızından TÜBİTAK’ımıza kadar tüm kurumlarımızı ve bu ekosisteme katkı sağlayan, çok önemli görevler yapan şirketleri, pırıl pırıl mühendisleri, gözleri pırıl pırıl gencecik insanları gördük. Çok önemli saatler geçirdik orada. Elbette savunma sanayiini bir partiye, bir döneme mal edenlere rağmen 1973’te kurulan TUSAŞ’ı, Cumhuriyet’in ilk yıllarında gökleri işaret eden Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ten başlayarak TUSAŞ’taki büyük atılımla birlikte bugünlere kadar nasıl geldiğimizi konuştuk. Kimin emeği, katkısı varsa ayırmadan, sakınmadan hepsine ayrı ayrı teşekkür ediyoruz. Orada da kimseyi ayırmadan ziyaretlerde bulunduk" ifadelerini kullandı. "Türkiye’de gıda enflasyonu dünyanın 17 katı" Yıllık enflasyonun yüzde 32,4’e yükseldiğini belirten Özel, " Dört ay önce 30’un biraz altındayken, yıl sonunda yüzde 16’ya düşecek demişlerdi. Yüzde 30’dan 16’ya doğru düşeceğini iddia ettikleri enflasyonu dört ayın sonunda yıllık yüzde 32,4’e getirdiler. Son dört aydaki enflasyon yüzde 14,6. Ancak bu sene her ay üst üste binen enflasyonlar büyük bir tehlikeye dikkat çekiyor. Yüzde 14,6 ile bir yılda hedeflenen yüzde 16’lık enflasyonu dört ayda tüketmiş, dört ayda oraya ulaşmış noktadayız. Bundan sonra enflasyondaki her artış kar topu gibi büyüyerek fiyatları daha yüksek, maaşları daha yetersiz bir hale getirecek. Nisan ayı enflasyonumuz yüzde 4,2 olarak gerçekleşti. Yani dünyadaki 100 ülkenin bir yıllık enflasyonundan fazla. Hani diyorlar ya ‘Enflasyon bütün dünyada sorun’, dünyadaki 100 ülke bir yılda bizim bir ayda yaşadığımız enflasyondan azını yaşıyor. O yüzden dünyanın gelişmiş ülkelerinde böyle bir sorun yok. Kaldı ki işsizlikte, yüksek enflasyonda, yüksek faizde, yoksullukta, gelir ve vergi adaletsizliğinde Avrupa birincisiyiz.. En önemli sorunlardan bir tanesi de birazdan çiftçilerimizden bahsederken bahsedeceğim. Gıda enflasyonu. Dünyanın 17 katı bir gıda enflasyonu ile boğuşmak durumundayız" dedi. "Diyanet İşleri kesim bedelini 18 bin lira olarak belirlemiş, 21 kat artırmış" Ak Parti iktidara geldiğinde en düşük emekli maaşının 257 lira ve en düşük emekli maaşı ile iyi bir koçun 150 lira olduğunu söyleyen Özel, "Bugün aynı iyi koç 45 bin lira, en düşük emekli maaşı 20 bin lira. 1,5 koç alan emekli, yarım koç alamayan, iki emekli birleşse bir kurbanlık alamayan duruma geldiler. Ak Parti iktidara geldiğinde asgari ücret emekli maaşından düşüktü ve 187 liraydı. İyi bir koç, 150 liraydı. Bir asgari ücret, bir kurbanlığın fazlasını alıyordu. Bugün asgari ücretli kurban almaya gittiğinde, elinde 28 bin lira var. Kurbanlık 45 bin lira. Bu sene Diyanet İşleri kesim bedeline 18 bin lira demiş. 21 kat artırmış. O Diyanet İşleri Başkanı’nı atayan bu hükümet, ikramiyeyi sadece dört kat artırmış. Sekiz yılda 21 kat artan Diyanet İşleri’nin hesabı, dört kat artan emeklinin ikramiye hesabı. Bu duruma getirdiler" şeklinde konuştu. "Kendi çalışmasıyla dünya kadar servet yapmış, malına çöktüler" Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek ve oğlunun hukuk süreci hakkında değerlendirmede bulunan Özel, "Böcek’in oğlunun ve gelininin kaydettiği, eşiyle mahrem görüntülerinden bir tanesini kamuoyuna verdiler. Hatta dilim varmıyor ama bu iftirayı atan siteyi hâlâ engellemiyorlar. Ele geçirilmiş bir delinin bir sitesi var. Oradan gelininin aslında Muhittin Böcek’in sevgilisi olduğu, çocuğun Muhittin Böcek’ten olduğu, oğluyla evlendirdiği gibi iğrenç iftirayla bir video servis ettiler. ‘Devamı gelecek’ dediler. Biz de basından okuduk, Gökhan Böcek’in sinir krizi geçirdiği, ‘Tamam getirin ne istiyorsanız imzalayacağım’ dediği ortaya çıktı. Sonra Muhittin Böcek’in ifadesi alınıyor. Muhittin Böcek’i okudunuz. ‘Adaylığımla ilgisi yok, partiye her zaman olan bağışlardı. Oğluma geniş zamanlı, ‘Parti bir şey isterse ver, demiştim. Genel Başkan, ‘Partimize sahip çıkın, maddi manevi arkasında olun kampanyanın’ demişti. Geniş zamanlı talimatım vardı geniş zamanlı aldı. Almış, götürmüş benim haberim yok.’ Çünkü Muhittin Bey’e mal varlığına el konulana kadar, kamyon muavinliği, otobüs şoförlüğü ile başlamış. Kendi çalışmasıyla dünya kadar servet yapmış, malına çöktüler. Torununa iftira attılar. Büyüyecek o çocuk, büyüyecek. Tarih önünde biz bunları ispatlamazsak o çocuk bu iftiralarla büyüyecek" ifadelerini kullandı.
İstanbul Çölyak hastalarına özel gıda kolisi desteği Kağıthane Belediyesi, çölyak hastalarının günlük yaşamını kolaylaştırmak amacıyla glütensiz gıda kolisi desteğini sürdürüyor. İlçe sınırları içerisinde ikamet eden çölyak hastalarına yönelik hazırlanan gıda kolileri belediye ekipleri tarafından vatandaşların evlerine ulaştırılıyor. Üç ayda bir düzenli olarak gerçekleştirilen çalışma kapsamında yaklaşık 200’e yakın glütensiz gıda kolisi ailelere teslim ediliyor. Özel beslenme gerektiren çölyak hastalarının ihtiyaçlarına destek olmak amacıyla hazırlanan kolilerde, glütensiz ürünlerden oluşan çeşitli temel gıda malzemeleri yer alıyor. Düzenli olarak sürdürülen destek kapsamında vatandaşların sağlıklı ve güvenli gıdaya erişimine katkı sağlanması hedefleniyor. Çölyak hastalığı; buğday, arpa, çavdar ve yulaf gibi tahıllarda bulunan gluten proteinine karşı vücudun verdiği reaksiyon sonucu ortaya çıkıyor. İnce bağırsaklarda oluşan hassasiyet nedeniyle besin emilimini olumsuz etkileyen hastalık; halsizlik, kansızlık, iştahsızlık ve sindirim sorunları gibi belirtilerle kendini gösterebiliyor. Kağıthane Belediyesi tarafından hazırlanan glütensiz gıda kolilerinin içerisinde; 3 paket un, köftelik bulgur, mısır nişastası, kakaolu fındık ezmesi, pirinç unu, arpa şehriye, mısır irmiği, tahinli kurabiye, susamlı çubuk, 3 paket makarna, karabuğday unu, kakaolu puding, 2 paket tane karabuğday ve mısır gevreği gibi glütensiz ürünler bulunuyor.
Edirne Edirne’de nefes kesen sel-taşkın tatbikatı Edirne’de Meriç Nehri’nde düzenlenen tatbikatta, sel ve taşkın afetlerine karşı kurumların müdahale kapasitesi sahada test edildi. Türkiye Afet Müdahale Planı (TAMP) 2026 Yılı Bölge Düzeyi Sel-Taşkın Müdahale Tatbikatı, Edirne’de geniş katılımla gerçekleştirildi. Tatbikat gereği taşkın nedeniyle bölgede mahsur kalan vatandaşların kurtarılması, tahliye çalışmaları ve koordinasyon süreçleri uygulamalı olarak canlandırıldı. AFAD başta olmak üzere emniyet, su altı arama kurtarma dalgıçları, jandarma, sağlık, itfaiye, Kızılay ve ilgili kurum ekipleri tatbikatta aktif görev aldı. Edirne dâhil 9 ilden takviye ekip, afet anında koordinasyonun en üst seviyede tutulması çerçevesinde Meriç Nehri üzerinde ortak operasyonla kabiliyetlerini sergiledi. Senaryo gereği nehrin ortasında mahsur kalan vatandaşların kurtarılması için harekete geçildi. Botlarla suya açılan dalgıç polisler ve Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) ekipleri, mahsur kalanları kurtararak tahliye etti. Meriç Nehri’nde su seviyesinin yükselmesi sonucu Karaağaç bölgesinde taşkın meydana geldiği varsayılarak arama-kurtarma, tahliye, sağlık, iletişim ve altyapı çalışmaları uygulamalı olarak gerçekleştirildi. Programda açıklamalarda bulunan Edirne Vali Yardımcısı Turgut Subaşı, afetlere karşı hazırlıklı olmanın önemine dikkat çekerek kurumlar arası koordinasyonun güçlü tutulmasının hayati önem taşıdığını belirtti. Subaşı, gerçekleştirilen tatbikatların afet durumlarında müdahale hızını ve etkinliğini artırdığını ifade etti. Gerçeğini aratmayan görüntüler Tatbikat ile ilgili açıklama yapan Edirne Vali Yardımcısı Turgut Subaşı, Edirne’nin özellikle Meriç ve Tunca nehirlerinden kaynaklı taşkın riski taşıdığını belirterek tatbikatın bu nedenle büyük önem taşıdığını vurguladı. Subaşı, "Karaağaç bölgesinde taşkın yaşanabileceği varsayımıyla senaryomuzu oluşturduk. Nehir kenarında bulunan vatandaşların ve araçların zarar görme ihtimaline karşı tüm müdahale gruplarımız görev aldı" diye konuştu. Tatbikatta sadece Edirne merkezden 996 personel, 146 araç, 15 bot, 5 dron, 1 mobil koordinasyon tırı, Kızılay ikram aracı ve 1 mobil baz istasyonunun katıldığını söyleyen Subaşı, "Ayrıca 18 saha olayı senaryosu ve 622 masa başı olayı üzerinden faaliyet icra edilmektedir. Dokuz destek ilinden ise 43 araç ve 194 personel katılmıştır. Yani toplamda 1200 kişiye yakın personelimiz burada tatbikata fiilen katılmaktadır" dedi. Tatbikatta 23 AFAD çalışma grubunun aktif rol aldığını ifade eden Subaşı, Edirne merkezle birlikte ilçelerde de kriz merkezleri oluşturulduğunu söyledi. Programda konuşan Afetlere Müdahale Genel Müdürü Sadi Ergin, Edirne’nin Arda, Meriç ve Tunca nehirlerinin birleşim noktasında bulunması nedeniyle sel ve taşkın riskinin yüksek olduğuna dikkat çekti. Bölgesel tatbikatların afet risklerine göre planlandığını belirten Ergin, "Türkiye Afet Müdahale Planı afetin anayasasıdır. Kurumlarımızın görevleri bu plan kapsamında net şekilde belirlenmiştir. Edirne’de her geçen yıl artan müdahale kapasitemizi test etmiş olduk" dedi. Ergin, AFAD’ın 2025 yılında 79 tatbikat gerçekleştirdiğini, bu yıl ise deprem, sel, orman yangını, çığ ve endüstriyel kazalar gibi farklı afet türlerine yönelik yeni tatbikatların planlandığını ifade etti. Afet yönetiminin dört seviyede yürütüldüğünü kaydeden Ergin, il, bölge, ulusal ve uluslararası kapasitenin gerektiğinde devreye alındığını söyledi.