DÜNYA - 28 Şubat 2025 Cuma 22:32 | Son Güncelleme : 28 Şubat 2025 Cuma 22:35

Zelenskiy Beyaz Saray'dan ayrıldı

A
A
A
Zelenskiy Beyaz Saray'dan ayrıldı

Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy, ABD Başkanı Donald Trump ile Washington DC'de geçen gergin görüşmenin ardından Beyaz Saray'dan ayrıldı.

Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy'nin ABD Başkanı Donald Trump ile Washington DC'deki görüşmesi gergin geçti. Zelenskiy, görüşmenin ardından planlanan ortak basın toplantısına katılmadan Beyaz Saray'dan ayrıldı.

"İmzalanması öngörülen nadir mineraller anlaşması henüz imzalanmadı"

Beyaz Saray'dan yapılan açıklamada, "ABD ile Ukrayna arasında imzalanması öngörülen nadir mineraller anlaşması henüz imzalanmadı" denildi.

Trump görüşmenin ardından, "Zelenskiy'nin ABD'nin dahil olması halinde barışa hazır olmadığını tespit ettim. Barış için hazır olduğunda geri gelebilir" açıklamasını yapmıştı.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Erzurum Atatürk Üniversitesi, ITIL ve PRINCE2 programlarında dünya genelinde yetkili eğitim merkezi oldu Atatürk Üniversitesi, uluslararasılaşma vizyonu doğrultusunda önemli bir başarıya daha imza atarak, dünya çapında saygın sertifikasyon kuruluşlarından PeopleCert tarafından iki kritik alanda akredite edildi. Bu gelişmeyle birlikte üniversite, bilişim hizmet yönetimi ve proje yönetimi alanlarında küresel standartlarda eğitim ve sertifikasyon sunma yetkisi kazandı. Uluslararası akreditasyonla güçlenen kurumsal yetkinlik Atatürk Üniversitesi bünyesinde faaliyet gösteren Uluslararası Dil Sınavları Koordinatörlüğü, yürütülen kapsamlı denetim ve değerlendirme süreçlerinin ardından; bilişim hizmet yönetiminde uluslararası referans kabul edilen ITIL 4 Foundation ve proje yönetimi metodolojileri arasında küresel ölçekte öne çıkan PRINCE2 Project Management Foundation (Version 7) programlarını sunmaya yetkili Akredite Eğitim Organizasyonu (ATO) statüsünü elde etti. 2026 yılı itibarıyla geçerli olan bu yetkilendirme, üniversitenin yalnızca dil sınavları alanındaki güçlü konumunu değil, aynı zamanda profesyonel yönetim disiplinlerindeki iddiasını da pekiştirerek, bölgesel bir eğitim üssü olma vizyonunu daha ileriye taşıdı. Rektör Hacımüftüoğlu: "Küresel rekabette daha güçlüyüz" Atatürk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Hacımüftüoğlu, elde edilen akreditasyonun üniversitenin uluslararası eğitim standartlarına uyumunun somut bir göstergesi olduğunu belirterek şu değerlendirmelerde bulundu: "Üniversite olarak hedefimiz; öğrencilerimize ve profesyonellere yalnızca akademik bilgi sunmak değil, aynı zamanda uluslararası geçerliliğe sahip yetkinlikler kazandırmaktır. ITIL ve PRINCE2 gibi dünya çapında kabul gören programlarda yetkilendirilmemiz, eğitim kalitemizin uluslararası düzeyde tescillenmesi anlamına gelmektedir. Bu önemli adım, Erzurum’u ve üniversitemizi küresel bilişim ve proje yönetimi ekosisteminde stratejik bir merkez haline getirecektir. Mezunlarımızın ve paydaşlarımızın dünya iş piyasasında rekabet gücünü artırmayı sürdüreceğiz." Global yetkinlik merkezi olma yolunda somut adım Uluslararası Dil Sınavları Koordinatörü Öğr. Gör. Cengizhan Akdağ ise koordinatörlüğün gelişen vizyonuna dikkat çekerek, sunulan hizmetlerin kapsamının genişletildiğini ifade etti: "Koordinatörlük olarak temel amacımız, uluslararası standartlarda sınav ve eğitim hizmetleri sunarak bireylerin kariyer gelişimlerine katkı sağlamaktır. Bugüne kadar dil sınavları alanında elde ettiğimiz başarıyı, PeopleCert akreditasyonu ile bilişim ve proje yönetimi alanlarına da taşımış bulunuyoruz. ITIL 4 ve PRINCE2 Foundation programları sayesinde artık katılımcılara yalnızca dil yeterliliği değil, aynı zamanda profesyonel yönetim becerileri de kazandıracağız. Bu gelişme, ‘sınav merkezi’ kimliğimizi ‘global yetkinlik merkezi’ seviyesine taşıma hedefimizin önemli bir parçasıdır."
Van Van’da geleceğin diplomatları toprakla bağ kurdu Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi (Van YYÜ) yerleşkesinde, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü ve Genç Diplomatlar Topluluğu tarafından geniş katılımlı bir fidan dikme etkinliği düzenlendi. Dışişleri Bakanlığı Van Temsilcisi Büyükelçi Emre Zeki Karagöl ve öğrencilerin girişimiyle hayata geçen projede, kampüs içerisindeki meyve bahçesine çok sayıda fidan dikildi. Van YYÜ Rektörü Prof. Dr. Hamdullah Şevli, Büyükelçi Emre Zeki Karagöl, akademisyenler ve yaklaşık 100 öğrencinin katıldığı etkinlikte; elma, armut, şeftali, ayva, kiraz ve vişne gibi Van’ın yerel meyve fidanları toprakla buluşturuldu. Tarım ve Orman İl müdürlükleri ile üniversitenin Park ve Bahçeler Müdürlüğü’nün destek verdiği çalışmada, fidanlara ilk can suları protokol üyeleri ve öğrenciler tarafından verildi. Etkinlikte konuşan Rektör Prof. Dr. Hamdullah Şevli, nisan ortasında olmalarına rağmen kar yağışının ardından düzelen havayı değerlendirdiklerini belirtti. Rektör Prof. Dr. Şevli, "Buradaki temel amaç, öğrencilerimizde üniversiteye karşı bir aidiyet duygusu oluşturmak, onları toprakla buluşturmak ve bir ağacı sahiplenmelerini sağlamaktır. Bu aslında bir bütünleşme sürecidir ve oldukça güzel bir etkinlik oldu. Üniversitemizde ağaçlandırma faaliyetleri her yıl devam ediyor. Ancak son yıllarda özellikle Van’ın yerel meyveleri olan elma, armut, şeftali, ayva, kiraz ve vişne gibi türlere ağırlık vererek meyve bahçelerine de önem verdik. Burası üniversitemizin bir meyve bahçesidir. Bugün öğrencilerimiz, mevcut bahçedeki boşluklara yeni meyve fidanları dikti. İleride bu meyveler yetiştiğinde gelip tadabilecekler; böylece üniversiteyle aralarında güçlü bir bağ kurulmuş olacak" dedi. "Öğrencilerimizin üniversiteyle bir bağ kurmalarını istedim" Dışişleri Bakanlığı Van Temsilcisi ve aynı zamanda bölümde ders veren Büyükelçi Emre Zeki Karagöl ise projenin 1,5 ay önce öğrencilerle planlandığını dile getirerek, "Bu proje bizim 3-4 farklı projemizden bir tanesidir. Van YYÜ Park ve Bahçeler Müdürü Dr. Öğretim Üyesi Hilmi Kara’dan bunu gerçekleştirirken büyük destek aldık. Açıkçası öğrencilerin hem geleceğe bir şey bırakmalarını hem de toprak yoluyla üniversiteyle bir bağ kurmalarını istedim. Aynı zamanda bu projeyle doğa sorunlarına da dikkat çekmek istedik. Etkinlikte 30-40 kişi bekliyordum ancak uluslararası ilişkilerin farklı sınıflarından 100’e yakın katılım oldu. Hocalarımız da geldiler, sağ olsunlar. En başta rektörümüz geldi; kendisi bizi hiç yalnız bırakmıyor, onun için minnettarım. Hava da çok güzel, çok güzel bir proje oldu" diye konuştu. "Daha güzel bir gelecek için buradayız" Etkinliğe katılan öğrencilerden Hilal Ekinci, çevre kirliliği ve orman yangınlarına dikkat çekmek istediklerini vurgulayarak, "Son zamanlarda çevre kirliliği nedeniyle havamız da etkilendi. Orman yangınlarıyla ağaç sayımız azaldı. Biz de arkadaşlarımızla beraber daha güzel bir gelecek için ağaç dikmeye geldik" şeklinde konuştu. Etkinlik, meyve bahçesinde gerçekleştirilen fidan dikiminin ardından hatıra fotoğrafı çekimiyle tamamlandı.
Bitlis Polonyalı dağcılar Süphan Dağı’ndan kayakla indi BİTLİS (İHA) – Bitlis’in Adilcevaz ilçesi sınırındaki Süphan Dağı’na tırmanış gerçekleştiren Polonyalı dağcılar, olumsuz hava şartları nedeniyle zirveye ulaşamadan 3 bin 500 metreden kayarak inişe geçti. Doğu Anadolu Bölgesi’nin en yüksek zirvelerinden biri olan Süphan Dağı, bu kez uluslararası bir dağcılık etkinliğine ev sahipliği yaptı. Adilcevaz’daki 4 bin 58 metre yüksekliğe sahip olan Süphan Dağı’na sabahın erken saatlerinde tırmanışa başlayan Polonyalı dağcılar, havanın rüzgarlı olması nedeniyle zirveye ulaşamadan 3 bin 500 metreden kayarak inişe geçti. Kar kalitesinin uygun olması, sporcuların güvenli ve keyifli bir şekilde kayarak iniş yapmasına imkan sağladı. Polanyalı sporcu Michal Ostowicz, Türkiye’nin dağcılık ve kış sporları açısından büyük bir potansiyele sahip olduğunu belirterek, "Süphan Dağı hem teknik hem de doğal güzellikleri açısından oldukça etkileyici. Burada kayak yapmak bizim için unutulmaz bir deneyim oldu" dedi. Ostowicz, bir haftadır bölgede olduklarını belirterek, "Hava şartları çok kötü. Dün Nemrut Dağı’na tırmandık, bugün ise Süphan Dağı’na. Ancak sert rüzgar vardı. 3 bin 500 metreden kayakla inişe geçtik" diye konuştu. Polonyalı dağcıların yaptığı etkinliğin uluslararası tanıtım açısından önemli olduğunu vurgulayan yetkililer, bu tür organizasyonların artmasının hem turizme hem de bölge ekonomisine katkı sağlayacağını ifade etti.
Kocaeli Kurban Bayramı’nda parmağını kesti, başına gelmeyen kalmadı Kocaeli’de Kurban Bayramı’nda yaşadığı bıçak kesiğinin ardından başvurduğu iki özel hastanedeki yanlış tedavi iddiaları sebebiyle parmağı ampute edilen ve çalışma kabiliyetini kaybederek işinden olan Nurettin Güleryüz, "tıbbi ihmal" iddiasıyla tedaviyi yürüten doktorlar hakkında suç duyurusunda bulundu. Edinilen bilgiye göre, 7 Haziran 2025’te Kurban Bayramı dolayısıyla bıçak temizlerken sağ el başparmağını kesen Nurettin Güleryüz (34), bir özel hastanenin acil servisine başvurdu. İddiaya göre, hastanede detaylı tetkik yapılmadan pansuman uygulanan Güleryüz’e ilaç reçete edilerek taburcu edildi. Şikayetlerinin devam etmesi ve kanamanın durmaması üzerine ertesi gün aynı hastaneye tekrar giden Güleryüz’e bu kez dikiş atıldı. Parmağını hareket ettirememesi üzerine 19 Haziran’da Gebze’deki başka bir özel hastaneye başvuran Güleryüz, tendon yaralanması şüphesiyle tedaviye alındı. Farklı tarihlerde yapılan EMG ve MR tetkiklerinde sinir hasarı ile tendon kopması tespit edilen hasta, 2 Eylül’de ameliyat edildi. Süreç içerisinde parmağın çürüdüğü ve kurtarılamayacağının belirtilmesi üzerine Güleryüz, başvurduğu başka bir hastanede ampute operasyonu geçirdi. Öte yandan, ameliyatların ardından ağrıları devam eden Güleryüz’ün kolunda metal parça bulunduğu ve bu parçanın parmak bölgesinden dirseğe doğru ilerlediği öne sürüldü. Ayrıca, fabrikada temizlik personeli olarak çalışan Nurettin Güleryüz’ün hastane sürecinde işten çıkarıldığı da öğrenildi. "Yüzde 46 olan engellilik oranı yüzde 75’e yükseldi" Güleryüz’ün avukatı Barış Kurt, Gebze Cumhuriyet Başsavcılığına sunduğu şikayet dilekçesinde, özel hastanede görevli hekimlerin tıp kurallarına aykırı hareket ederek ihmalde bulunduklarını ileri sürdü. Olayın basit tıbbi komplikasyon olmadığını savunan Kurt, "Başparmakta oluşan kesilerde tendon ve sinir hasarı ihtimali basit muayene ile dahi anlaşılabilecek durumdur. Buna rağmen şüpheli hekimler gerekli özeni göstermemiştir. Doğru teşhis zamanında konulmuş olsaydı, gerekli cerrahi müdahale gecikmeden yapılacak ve müvekkil kalıcı sakatlık yaşamayacaktı. Müvekkilin yaralanma öncesinde yüzde 46 olan engellilik oranı, yaşanan süreç sonrası yüzde 75’e yükselmiştir. Bu durum müvekkilin yaşamını ve çalışma gücünü ciddi şekilde etkiledi. Sorumlular hakkında taksirle yaralama, görevi kötüye kullanma ve ihmali davranışla yaralama suçlarından soruşturma yürütülmesini talep ediyoruz" dedi. "Parmağı pansumanın ardından yapıştırıp gönderdiler" iddiası Yaşadıklarını anlatan Nurettin Güleryüz ise "Kurban Bayramı’nın ikinci günü bıçağı temizlerken yanlışlıkla parmağımı kestim. Özel hastaneye gittim ve doktorla görüştüm. Doktor bize parmağın yapıştırılması gerektiğini söyledi. Parmağı pansumanın ardından yapıştırıp gönderdiler ve ilaç yazdılar. İlaç yazdıkları halde herhangi bir film, röntgen çekilmedi. Parmağımın kanaması devam edince ikinci akşam yine hastaneye gittik. Parmağıma dikiş attılar ve yine röntgen, film çekmeden herhangi işlem yapmadan gönderdiler. Bu süreçte pansumanlarımızı yaptırdık. Bundan sonra bize 10 gün süresince pansuman yapmamız gerektiğini söylediler. Bayram tatili olduğu için hiçbir yere gidemedik" diye konuştu. "Çürümüş parmağı içeriye nasıl katlayabilirsiniz" Güleryüz, bayramın ardından başka bir özel hastaneye başvurduğunu anlatarak, "Buradaki hastanede acil ameliyata alınmam gerektiği söylendi. Burada da MR veya herhangi tetkik yapılmadan ameliyata alındım. Ondan sonra 2 kez daha ameliyat geçirdim. Bu süreçte doktorlar parmağımın kurtarılamayacağını söyledi. Parmağımın tendon damarı ve sinir damarı tutmadı. Parmağım çürümeye başladı. Bize yaptıkları teklif şu oldu; ’Parmağı bükeriz, katlayıp geriye bırakırız’ dediler. Biz de kabul etmedik. ’Çürümüş parmağı içeriye nasıl katlayabilirsiniz?’ dedik. Onlar da yapacak başka çarelerinin olmadığını söylediler. Biz de başka hastanelerden randevu aldık ve başka hastanelere gittik. Parmağın ampute edilmesi gerektiği söylendi. Parmağım ampute edildi. Büyük ihtimalle ikinci gittiğim hastane sebebiyle parmağımı kaybettim çünkü ameliyatlardan sonra herhangi röntgen ya da MR çekimi yapılmadı. Bunu doktora söylediğimiz halde doktor bizi dinlemedi. Bize ’iyiye gidiyor’ dedi" ifadelerini kullandı. "Pazartesi günü bunun için de operasyon geçireceğim" İkinci hastanedeki ameliyatların ardından kolunda ağrılar hissettiğini söyleyen Güleryüz, sözlerini şöyle noktaladı: "Doktorlara bileğime doğru ağrılarım olduğunu sürekli ifade etmeme rağmen beni dinlemediler. Sonradan kolumda metal kaldığını öğrendik. Bunun ihmal olduğunu düşünüyoruz. Çünkü kola metal nasıl girebilir? Ben 9 aydır çalışamıyorum. Kalp rahatsızlığım sebebiyle yüzde 46 engelliyken şu anda yüzde 75 engelli durumuna düştüm. Erken emeklilik dilekçesi verdim ancak henüz sonuç gelmedi. Bu konuda çok mağdurum. Yetkililerin bunu duymasını istiyorum. Savcılığa suç duyurusunda bulunduk. Yaklaşık 9 aydır henüz soruşturma izni gelmedi. Süreci bekliyoruz, henüz dava açılmış değil. Kolumda bırakılan metal ilerliyor. Pazartesi günü bunun için de operasyon geçireceğim. Çıkarılıp çıkarılamayacağı net değil. Elimde titremelerim var, çalışamıyorum ve işveren tarafından işten çıkarıldım. Yetkililerden destek ve konunun incelenmesini talep ediyorum."