SAĞLIK - 30 Ocak 2016 Cumartesi 16:04

“Zika virüsü Türkiye için tehdit oluşturmuyor”

A
A
A
“Zika virüsü Türkiye için tehdit oluşturmuyor”

Amerika Kıtası'nda etkili olan ve kısa sürede Avrupa'ya sıçrayan Zika virüsü birçok ülkede korku saçmaya başladı. Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan Bezmialem Vakıf Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Turan Aslan, hastalığın Türkiye için bir risk oluşturmadığını açıkladı.

Zika virüsünün görülebileceği yerler hakkında bilgi veren Prof. Dr. Turan Aslan,“İnsanlara enfekte (mikroplu) “Aedes” türü (Aedes aegypti) sivrisineklerin sokması sonucu bulaşır. Tropikal bölgelerde, aynı cins sivrisinek başka virüslerin de taşıyabilmektedir. Zika virüs’ün uygun koşulların oluştuğu, orta-batı Afrika, orta-güney Amerika ve güney-doğu Asya ve Pasifik’te bulunduğu bilinmektedir” dedi. Virüsün belirtilerini aktaran Prof. Dr. Turan Aslan, “Sivrisineğin sokmasını takiben, hastalık belirtilerinin ortaya çıkmasına kadar geçen süre kesin değildir, ancak birkaç gün ile bir iki hafta arasında değiştiği kabul edilir. Belirtiler: Orta şiddette ateş (38 derece), ciltte döküntü, küçük eklemlerde ve adalelerde ağrı, gözde kızarıklık-konjunktivit, genel kırgınlık hali ve baş ağrısı olarak özetlenebilir. Riskli kişilerde en az ikisi varsa, hastalık düşünülebilir. Normal koşullarda belirtiler yaklaşık bir haftada sonlanır” diye konuştu.

Hamilelerde, bebeğin anne karnında iken kaybedilmesine ya da mikrosefali denilen doğumsal anomalili bebeklerin doğmasına neden olduğunu ifade eden Prof. Dr. Aslan, buna karşın Türkiye'de riskin son derece az olduğuna dikkat çekti. Ülkemizdeki koşulların böyle bir salgının gerçekleşmesi için elverişli olmadığını söyleyen Prof. Dr. Turan Aslan, “Türkiye’nin şartları, sahip olduğu coğrafya hastalığın yayılmasını sağlayan özel bir cins sivrisineklerin yaşamasına uygun değil. Dolayısıyla ülkemiz için şu anda böyle bir risk söz konusu değil. Ancak Güney bölgelerimizde uygunsuz yaşam koşullarının oluşması halinde hastalık olabilir. Fakat içinde bulunduğumuz dönem içerisinde böyle bir şey pek söz konusu değil. Ancak, hastalığın bulunduğu bölgelere seyahat edip ülkemize dönen tek tük vakaların olabileceği ihtimaldir” dedi. 

“KÜRESEL İKLİM DEĞİŞİKLİĞİNİN ETKİSİ VAR”
Salgının yayılma sebeplerine değinen Prof. Dr. Turan Aslan, “ Neden yayıldığı konusunda tartışmalar sürüyor. Burada yayılımın hızlı olması, küresel bir iklim değişikliğinin olması, sivrisineklerin yaşayabileceği uygun ortamların meydana gelmesi nedeniyle yani bataklıkların, kurutulamayan su alanlarının olması söz konusu. Uygun ortamların iklim değişiklikleriyle artması sonucu sivrisinek sayısında kontrol edilemez bir artış olduğu görülüyor” açıklamalarında bulundu. 

“HAMİLELER DIŞINDA RİSK FAKTÖRÜ TAŞIYAN GRUP YOK”
Hastalığın bulaşma ihtimallerine de değinen Prof. Dr. Aslan, “Normal kişiler için bu hastalığın riski söz konusu değil, orta şiddetli bir virüs hastalığıdır. Sadece hamile bayanlar için riskli. Onun dışında diğer kişilerde bağışıklık geliştirerek normal sürecini tamamlayıp geçiyor. Spesifik bir tedavisi yok diyoruz ama bu tür hastalıklarda destek tedavisi dediğimiz önlemleri uygulamaya geçiririz. Yani, çokça istirahat edilmeli, bol sıvı alınmalı, sindirimi kolay gıdalarla beslenilmeli, şiddetli olduğunda ağrı-kesici ve ateş-düşürücüler kullanılabilir ve hastalığın normal sürecini tamamlaması beklenmelidir. Yakınmalar dayanılmaz olursa, mutlaka hastaneye baş vurulmalıdır. Halen özgün bir tedavisi ya da korunmak için aşısı mevcut değildir.”

ENDEMİK BÖLGELERE SEYAHAT EDECEKLER NE YAPMALI?
Virüsün görüldüğü bölgelere seyahat edecek kişilere korunma tavsiyelerinde bulunan Prof. Dr. Aslan, “Virüsün bulunduğu ülkelere seyahat halinde; sivrisineklerden korunmak için böcek kovucular ve cibinlikler kullanarak korunmaya çalışmak yanı sıra, olabildiğince kapalı elbiseler giyilmelidir. Böyle bir seyahatten dönüldüğünde hastalığın özgün belirtilerinden en az ikisi görülürse doktora müracaat edip tanıyı kesinleştirmek lazım. Teşhis için rutinde kullanılan bir tanı aracımız yoktur. Ancak araştırma laboratuvarlarında özel testler uygulanarak kesin tanıya gidilebilir.

Kişi hamile değilse hastalığın korkulacak bir tarafı söz konusu değil. Normal şartlarda ölüme yol açmayan viral bir hastalık olarak değerlendirmek uygundur. Panik yapılacak durum söz konusu değildir. İnsandan insana bulaşma yok; virüsü taşıyan özel bir sivrisinek türünün sokması ile bulaşabilir.” ifadelerini kullandı.
 

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kütahya El emeği eserler beğenildi Kütahya’nın Tavşanlı ilçesinde üç yıl önce bir hayalle yola çıkan Şerife Çelik Sanat Atölyesi, Bedesten AVM’de açtığı stantla kursiyerlerinin el emeği eserlerini görücüye çıkardı. Tavşanlı ilçesinde sanatseverler anlamlı bir sergide buluştu. Şerife Çelik Sanat Atölyesi bünyesinde eğitim alan kursiyerlerin uzun süren çalışmaları neticesinde ortaya koydukları eserler, Bedesten AVM’de düzenlenen sergiyle vatandaşların beğenisine sunuldu. İki gün boyunca açık kalan sergi, sanatseverlerden tam not aldı. Serginin açılışında konuşan atölye kurucusu Şerife Çelik, sanat yolculuğuna üç yıl önce büyük bir hayalle başladıklarını ifade etti. Başarının tesadüf olmadığını vurgulayan Çelik, "Üç yıl önce bir hayalimiz vardı ve bu yola çıktık. Ancak hiçbir hayalin sihirle gerçekleşmeyeceğinin, gerçekten büyük bir çaba gerektirdiğinin farkındaydık. Biz de çok çalıştık, pes etmeden emek verdik" dedi. Atölyenin yakaladığı başarının bir ekip işi olduğunu belirten Şerife Çelik, eğitmen kadrosuna ve kursiyerlerine teşekkür etti. Çelik, "Arkamızda gerçekten güçlü bir ordumuzun olduğunu söyleyebilirim. Hocalarımızla birlikte çok güzel ve özel işler yaptığımıza inanıyorum. Bugün burada sergilenen eserler, o disiplinli çalışmanın ve sanat aşkının bir meyvesidir" ifadelerini kullandı. Bedesten AVM’de kurulan stantta sergilenen tablolar ve el sanatı ürünleri, ziyaretçiler tarafından büyük bir ilgi ve beğeniyle karşılandı. Kursiyerlerin heyecanına ortak olan vatandaşlar, Tavşanlı’daki sanat faaliyetlerinin bu denli kaliteli bir boyuta ulaşmasından duydukları memnuniyeti dile getirdiler. İki gün süren etkinlik, hatıra fotoğraflarının çekilmesiyle son buldu.
Bursa Kışla birlikte gelen göz enfeksiyonlarına dikkat Kış aylarında gribal enfeksiyonların artmasına paralel olarak göz hastalıklarında da artış görülürken, uzmanlar vatandaşları bu konuda dikkatli olma konusunda uyardı. Kış aylarında sık karşılaşılan göz problemleri konusunda bilgi veren Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Adnan İpçioğlu, "Hastalarımıza kış aylarında rahatsızlık veren sorunlardan biri de göz kuruluğudur. Kışın havalar yağışlı ve karlı geçmesine rağmen nem oranı düşük olduğundan hava oldukça kurudur. Ayrıca kış boyunca yanan kaloriferler, çalışan klimalar yeterince havalandırılmayan kapalı ortamlar bu etkilerin daha da artmasına yol açar. Özellikle uzun süre bilgisayar karşısında çalışan meslek grupları kuru göz rahatsızlığı açısından risk altındadırlar. Çünkü uzun süreli konsantrasyon gerektiren durumlarda insanlardaki mevcut göz kırpma sayısı azalmakta ve gözler daha çabuk kurumaktadır. Gözlerde batma, sulanma ve kızarıklık şeklinde kendini gösteren göz kuruluğunda, hastalara önerilerimiz, çalışılan ortamın nemlendirilmesi, bilgisayar karşısında daha sık göz kırpma ve göz hekiminin önereceği gözyaşı damlalarının kullanılması şeklindedir" dedi. Bir diğer problemin de gözde sulanma, kızarıklık, çapaklanma ile başlayan konjonktivitler olarak adlandırılan sorun olduğunu ifade eden Medicana Bursa Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Adnan İpçioğlu, "Kış aylarında virüslere bağlı hastalıkların artmasına paralel olarak özellikle gribal enfeksiyonların artış gösterdiği dönemlerde viralkonjonktivitin görülme sıklığı artmaktadır. Toplu yaşam alanları bu açıdan risk altındadır. Hastalık gözde kızarıklık, sulanma, çapaklanma ve ışığa karşı hassasiyet artışı şeklinde şikayetlere neden olur. Genellikle tek gözde başlayıp daha sonra diğer gözde de şikayetler ortaya çıkar. Gözün kornea dediğimiz saydam tabakasını tutarak görme azalması yapabileceğinden en kısa zamanda bir göz hekimine başvurmak gerekir. Hastalıktan korunmak için özellikle gözlerin çok ovulup kaşınmamasına, başkasına ait havlu, makyaj malzemesi ve benzeri şahsi eşyaların kullanılmamasına, bu tür hastalık belirtileri olan kişilerle yakın temastan kaçınılmasına ve el hijyenine dikkat edilmesi gerekir" diye konuştu. Ultraviyole ışınlarının da göz açısından riskleri olduğunu belirten İpçioğlu, "Kış aylarında sıcaklığın az olması, ultraviyole ışınlarının zararlı etkilerinin de daha az olduğu anlamına gelmiyor. Kışın karların oluşturduğu parlama ve yansımalar bu etkileri daha da arttırmaktadır. Bu nedenle dışarıda uzun süre vakit harcama eğiliminde olan çocuklar, açık havada çalışan işçiler ve kar sporu yapanlar risk altındadır. Yaşa bağlı katarakt, yaşa bağlı makula dejeneresansı, pterjium, ve göz çevresi cilt kanserleri güneş ışığına bağlı göz hastalıklarından bazılarıdır" şeklinde konuştu.