GÜNDEM - 03 Nisan 2017 Pazartesi 10:30

Zorunlu BES iptali nasıl yapılır? Zorunlu Bireysel Emeklilik Sistemi’nden nasıl çıkılır?

A
A
A
Zorunlu BES iptali nasıl yapılır? Zorunlu Bireysel Emeklilik Sistemi’nden nasıl çıkılır?

Zorunlu Bireysel Emeklilik Sistemi (BES) 1 Ocak 2017 itibariyle yürürlüğe girdi. Çalışan sayısına göre Ocak ayı ve Nisan ayında olmak üzere maaşlardan BES kesintisi yapılmaya başlandı. Zorunlu BES'e dahil olarak maaşlarında kesinti olan yüz binlerce çalışan sistemden nasıl çıkacağını merak ediyor. Cayma hakkını kullanmak için çalışanların ne yapması gerektiğini haberimizden detaylı bir şekilde öğrenebilirsiniz. BES'ten çıkmak için işte yapmanız gerekenler...

01 Ocak 2017 itibariyle Zorunlu Bireysel Emeklilik Sistemi (BES) yürürlüğe girdi. Kamu ve özel sektör çalışanlarından BES kapsamında kesinti yapılmaya başlandı. Yapılan kesintinin iade edilmesini ve Zorunlu Bireysel Emeklilik Sistemi'nden çıkmak isteyen çalışanlar bununla ilgili araştırmalara başladı. BES'e göre ham maaşın yüzde 3'ü kesilecek. Çalışanlar Zorunlu Bireysel Emeklilik Sistemi'nden cayma hakkına sahip. Peki Zorunlu Bireysel Emeklilik Sistemi’nden nasıl çıkılır? BES'ten cayma hakkını kullanmak için hangi adımlar izlenmeli. Maaşten yapılan kesintilerin iadesi nasıl olur?

Zorunlu BES’te yaş sınırı var mı?

1972 ve üstü doğumlu çalışanlar sisteme otomatik olarak dahil edildi. Yani 45 yaş altı çalışanlardan BES kesintisi olacak. Bu yaş üstü sisteme dahil olmayacak. Hali hazırda çalışanlardan 45 yaş altında olanlar da bireysel emekliliğe otomatik katılacak.

Zorunlu BES’ten çıkış hakkı var mı?

Zorunlu BES’in iptal edilme hakkı var ancak bunun için yasal bir süre bulunuyor. Çalışanlar, emeklilik planına dahil edildiğinin kendisine bildirildiği tarihten itibaren 2 ay içerisinden otomatik BES iptali için başvuruda bulunabilecekler. Katılımcılar, cayma süresinden sonra da sistemden istedikleri zaman çıkış yapabilecekler. Zorunlu BES’ten çıkış bildiriminin emeklilik şirketine ulaşmasını müteakip on iş günü içinde çalışanın ödediği katkı payları, varsa hesabında bulunan yatırım gelirleri ile birlikte çalışana iade edilecek. Emeklilik halinde ise hesabındaki birikimi en az 10 yıl süreli yıllık gelir sigortası sözleşmesi kapsamında almayı tercih eden çalışana birikiminin yüzde 5'i oranında ek devlet katkısı teşviki verilecek.

10 gün içinde paranızı iade edecekler

17.12.2016 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan “Bireysel Emeklilik Sistemi Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin” 22/E maddesinin birinci fıkrasına göre çalışan BES iptali talebini işverene ya da şirkete posta, e-posta gibi araçlarla iletmesi gerekiyor. Çalışan BES’ten çıkma isteğini ilettikten sonra on iş günü içinde kesintilerin iade edilmesi gerekiyor. İadenin gecikmesi durumunda temerrüt faizi ile iade yapılacak.

İşte Bireysel Emeklilik Yönetmeliği’ndeki BES iptali ile ilgili o madde:

“İlgili emeklilik planına göre çalışanın ücretinden kesilmek suretiyle yapılan ilk katkı payının şirket hesaplarına nakden intikal ettiği tarihi takip eden işgünü emeklilik planına dâhil edildiği şirket tarafından çalışana posta yoluyla veya güvenli elektronik iletişim araçları ile bildirilir. Çalışan, bu bildirimi müteakip iki ay içinde cayma hakkını kullanabilir. Cayma süresinden sonra da çalışan dilediği zaman sistemden ayrılabilir. Cayma talebi, çalışan tarafından posta yoluyla veya güvenli elektronik iletişim araçlarıyla ilgili emeklilik sözleşmesi hükümlerine göre işverene veya şirkete bildirilir. Cayma bildiriminin ulaşmasını müteakip on iş günü içinde ödenen katkı payları, varsa hesabında bulunan yatırım gelirleri ile birlikte çalışana iade edilir. Ödemenin geciktirilmesi durumunda doğan zararlar 04/12/1984 tarihli ve 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanunun 2 nci maddesi çerçevesinde belirlenen ticari işler için uygulanacak temerrüt faizi de yürütülerek karşılanır.” 

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Antalya Polenler bahar aylarında alerjik şikayetleri arttırıyor Bahar aylarında özellikle ağaç, çiçek ve çimen polenlerinin havaya karışmasının duyarlı kişilerde bağışıklık sistemini harekete geçirdiğine değinen Kulak Burun Boğaz Uzmanı Op. Dr. Doğukan Aydenizöz, "Bağışıklık sistemi bu polenleri zararlı algılayıp tepki verdiğinde, burun mukozalarında inflamasyon oluşur ve hapşırma, akıntı, kaşıntı gibi belirtiler ortaya çıkar. Bu süreçte gözlerde sulanma, kızarma ve hatta yorgunluk ile uyku kalitesinde bozulma gibi ek problemler de görülebilir" dedi. Medical Park Antalya Hastane Kompleksi Kulak Burun Boğaz Uzmanı Op. Dr. Doğukan Aydenizöz, bahar aylarında artan alerjik rinit şikayetleri ve alınabilecek önlemler hakkında açıklamalarda bulundu. Bahar aylarının gelmesiyle birlikte doğanın canlanmasının birçok kişi için keyifli bir dönem olduğunu dile getiren Op. Dr. Aydenizöz, "Ancak alerjik rinit hastaları için bu dönem tam tersi bir tablo oluşturabilir. Antalya gibi bitki çeşitliliği ve polen yoğunluğu yüksek bölgelerde, alerjik rinit şikayetleri Türkiye ortalamasının çok üzerinde görülebilir. Alerjik rinit, burun akıntısı, tıkanıklık, gözlerde yaşarma, hapşırma ve kaşıntı gibi belirtilerle kendini gösterir ve günlük yaşamı ciddi şekilde etkileyebilir" diye konuştu. Alerjik rinit neden artıyor Op. Dr. Aydenizöz, bahar aylarında özellikle ağaç, çiçek ve çimen polenlerinin havaya karışmasının duyarlı kişilerde bağışıklık sistemini harekete geçirdiğini ifade ederek, "Bağışıklık sistemi bu polenleri zararlı algılayıp tepki verdiğinde, burun mukozalarında inflamasyon oluşur ve hapşırma, akıntı, kaşıntı gibi belirtiler ortaya çıkar. Bu süreçte gözlerde sulanma, kızarma ve hatta yorgunluk ile uyku kalitesinde bozulma gibi ek problemler de görülebilir" dedi. "Uzman hekime danışılması gereken durumlar" Aydenizöz, alerjik rinit şikayetlerinin göz ardı edilmemesi gerektiğini belirterek, "Şikâyetler iş yaşamını, okul başarısını veya günlük konsantrasyonu etkiliyorsa, uyku düzenini bozuyorsa, sık sinüzit veya kulak problemleri gelişiyorsa ya da mevcut ilaçlarla rahatlama sağlanamıyorsa mutlaka doktora başvurulmalıdır" dedi. "Tedavi ve hekim kontrolü" Alerjik rinit tedavisinde antihistaminikler, burun spreyleri ve bazı durumlarda immünoterapi (aşı tedavisi) kullanılabildiğini ifade eden Op. Dr. Aydenizöz, "Tedavi planı mutlaka uzman hekimler tarafından kişiye özel olarak hazırlanmalıdır. Her hastanın şikayetleri ve hassasiyeti farklıdır. Özellikle şikayetler uzun sürüyorsa veya günlük yaşamı etkiliyorsa, profesyonel destek almak önemlidir" şeklinde konuştu. "Günlük yaşamda alınabilecek önlemler" Op. Dr. Aydenizöz, alerjik rinitin kontrolünde günlük önlemlerin büyük önem taşıdığını vurgulayarak şunları söyledi: "Kapalı alanlarda koku kontrolü: Ofis veya ev gibi kapalı ortamlarda parfüm, deodorant, oda spreyi, tütsü, sigara ve dumanlı ürünlerden uzak durulmalıdır. Kokuları sınırlamak: Evde parfüm ve deodorantları duş bölgesinde kullanıp kapıyı kapatmak, saç spreyi ve yoğun kokuları sınırlamak rahatlama sağlar. Çok ihmal edilen bir diğer konu da sigara içmek veya kapalı ortamlarda dumanına maruz kalmak da yine alerjik rinit ile beraber burun etlerinde şişmelere neden olup belirtileri daha da artıracaktır. Bunların birlikteliği erişkin ve çocuk fark etmeksizin tüm yaş gruplarında fazlaca görülmekle beraber, çocuklarda daha bariz olmak üzere geniz eti büyümesi, ağız açık uyuma ve horlama ile dolaylı olarak sık kulak iltihaplanmalarına sebep olup operasyonlara kadar giden sürece katkıda bulunabilmektedir. Polen yoğunluğu dönemlerinde dikkat: Özellikle polen yoğunluğunun yüksek olduğu sabah saatlerinde mümkünse dışarı çıkılmamalıdır. Temizlik önlemleri: Dışarıdan geldikten sonra kıyafet değiştirilmesi ve duş alınması önerilir. Evde cam ve klima kullanımı: Evde camları özellikle rüzgârlı havalarda kapalı tutmak, polen filtreli klima veya hava temizleyici kullanmak faydalıdır. Çamaşırların kurutulması: Çamaşırları dış ortamda kurutmamak, polenlerin giysilere yapışmasını önler." Alerjik rinitin, doğru önlemler ve uygun tedavi ile kontrol altında tutulabileceğine dikkat çeken Op. Dr. Aydenizöz, "Bahar aylarını daha konforlu geçirmek için belirtileri hafife almamak ve gerekirse sağlık kuruluşlarına başvurmak son derece önemlidir. Unutulmamalıdır ki, şikayetlerin göz ardı edilmesi hem yaşam kalitesini düşürür hem de uzun vadede komplikasyon riskini artırabilir" diyerek açıklamalarını sonlandırdı.