GÜNDEM - 22 Mayıs 2026 Cuma 08:29

Hakkari’de 6 bina tahliye edildi

A
A
A
Hakkari’de 6 bina tahliye edildi

Hakkari Valisi İbrahim Taşyapan, tahliye edilen binaların bulunduğu alanda incelemelerde bulunarak, "Vatandaşlarımızın güvenliği önceliğimizdir" dedi.


Hakkari’de toplum sağlığı merkezinin temel kazısı sonrası meydana gelen zemin kayması sonrası 6 bina tahliye edildi. Olayın ardından bölgede geniş güvenlik önlemleri alınırken, ilgili kurum ekipleri tarafından teknik inceleme ve değerlendirme çalışmaları başlatıldı. Vali İbrahim Taşyapan, Vali Yardımcısı Burak Gürbüz, Emniyet Müdürü Attila Ayata ile birlikte tahliye edilen binaların bulunduğu bölgede incelemelerde bulunarak AFAD, itfaiye ve ilgili kurum yetkililerinden yürütülen çalışmalar hakkında bilgi aldı.


Vali Taşyapan, vatandaşların can ve mal güvenliğinin öncelikli olduğunu belirterek, gerekli tüm çalışmaların ilgili kurumlarca titizlikle sürdürüldüğünü ifade etti.



Hakkari’de 6 bina tahliye edildi

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Gaziantep SANKO Üniversitesi’nde "Afet Farkındalık Eğitimi" düzenlendi SANKO Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu (SHMYO) ve Gaziantep İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü iş birliğinde "Afet Farkındalık Eğitimi" düzenlendi. Programa konuşmacı olarak katılan Gaziantep Afet ve Acil Durum Müdürlüğü’nden Sosyal Çalışmacı Savaş Gök, "Afet anında panik yerine bilinçli hareket etmek hayat kurtarır" dedi. Afet farkındalığının toplumun her kesiminde yaygınlaştırılması gerektiğine dikkat çeken Gök, afetlerin ne zaman gerçekleşeceği belli olmayan ancak hazırlıklı olunması gereken durumlar olduğunun altını çizdi. Özellikle gençlerin afet bilinci konusunda eğitilmesinin önemine vurgu yapan Gök, "Doğru bilgi, doğru müdahalenin temelidir. Unutmayalım ki afetler her zaman beklenmedik anlarda meydana gelir. Ancak bilinçli ve hazırlıklı bireyler olarak hareket ettiğimizde kayıpları en aza indirmemiz mümkündür. Küçük gibi görünen tedbirler bile büyük kayıpların önüne geçebilir. Evlerimizde bir afet çantası hazırlamak, acil durum planı oluşturmak, toplanma alanlarını önceden bilmek ve afet anında paniğe kapılmadan doğru davranışları uygulamak hayati önem taşımaktadır. Özellikle siz gençlerin afet bilinci konusunda bilinçlenmesi hem kendi güvenliğiniz hem de toplumun geleceği açısından büyük değer taşımaktadır. Bugün burada sizlerle bilgi ve tecrübelerimizi paylaşarak afet anında yapılması gereken doğru davranış biçimlerini birlikte değerlendirmek istiyoruz" dedi. SANKO Üniversitesi SHMYO Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen programa, SANKO Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Güner Dağlı, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. M. Metin Bayram ile akademik ve idari personel ile öğrenciler katıldı.
İstanbul Bahçelievler’de 200 çocuğa bisiklet dağıtım töreni Bahçelievler Belediyesi’nce her ay düzenlenen bisiklet dağıtımının 40 ve 41’incisi gerçekleştirildi. Törende, kura ile belirlenen 200 Bahçelievlerli çocuğa bisikletleri teslim edildi. Bahçelievler Belediyesi tarafından çocukları sağlıklı yaşama teşvik etmek amacıyla her ay düzenlenen 100 çocuğa bisiklet dağıtımının 40 ve 41’incisi gerçekleştirildi. Kocasinan Merkez Mahallesi’ndeki "Bisiklet Çekilişi ve Dağıtım Töreni" programına Bahçelievler Belediye Başkanı Hakan Bahadır ve çok sayıda vatandaş katıldı. Törende toplam 200 çocuğa bisikletleri teslim edildi. Programa çocuklar ve aileleri yoğun ilgi gösterdi. Törende sosyal medya üzerinden yapılan başvurular arasından kura ile belirlenen 200 çocuk bisikletlerine kavuştu. Törende konuşan Bahçelievler Belediye Başkanı Dr. Hakan Bahadır, "Geçen sefer söylemiştik. 100 değil, Ramazan ayında dağıtamadığımız 100 bisikleti de bugün dağıtıyoruz. Bugün çekilişte çıkanlara 200 tane bisiklet dağıtıyoruz. Biliyorsunuz iki gün önce 19 Mayıs’tı. 19 Mayıs 1919’un ruhunu hep beraber yaşadık ve yaşattık. İlçemizden örnek vermek istiyorum. Kocasinan Mahmutbey Caddesi’ni herkes biliyor. Şirinevler Meydanı’nı biliyor. İncirli Meydanı’nı biliyor. Burada Türk polisi dolaşıyor. Türkiye Cumhuriyeti’nin zabıtası dolaşıyor. Çatalca, Silivri’de Türkiye Cumhuriyeti’nin jandarması dolaşıyor. Türkiye Cumhuriyeti kurulmadan önce Osmanlı’nın son döneminde Taksim’de, Karaköy’de, Galata’da İngiliz askerleri, İngiliz polisi vardı. 1920’lerde İstiklal Savaşı’nın bitimine kadar İngilizler İstanbul’daydı. İzmir’de Yunan askeri vardı. Fransızlar bir yerdeydi. İtalyanlar bir yerdeydi. Şu anda İran’a Amerika inmek istiyor. Irak’ta yaptılar aynı şeyi. Suriye’de yaptılar. Başka ülkelerde yapıyorlar. Lübnan’da katil siyonist Netanyahu yapıyor. Sanmayın ki sene 2026, adalet var, hak var. Haklı güçlü diye düşünmeyin. Aslında normali o. Haklı güçlüdür. Ama maalesef görüyorsunuz. Güçlü olanın haklı olduğu bir dönemdeyiz. O yüzden biz 19 Mayıs 1919’u çok önemsiyoruz. Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarının o çıktığı yolda, İstiklal Savaşı’nın ilk planlarını yaptığı yolda ve 1920’de meclisimiz açılıyor. Üç yıl sonra 29 Ekim 1923’te cumhuriyetimiz ilan ediliyor ve şu anda biz 103. yılındayız. Daha genç bir Türkiye’yiz" ifadelerini kullandı. Bisiklet alan çocuklardan Eymen Burak Yılmaz, "Daha önce de bir kere katılmıştım. İkinci başvurumda bana çıktı. Çok mutluyum. Heyecanlıyım. İkinci bisikletim olacak. Parklarda sürerim" dedi. Çekilişe kardeşi ile katılan Veysel Ezel de, "İlk katılımımız. Erkek kardeşim için katıldım. İlk bisikleti olacak" diye konuştu. Bisikleti alan Mustafa Ezel ise, "Çok mutluyum. Doktor Hakan Bahadır’a çok teşekkür ediyorum. Çocukları düşünmesi cidden çok güzel" dedi.
Antalya Antalya’da dron destekli soygun filmleri aratmayacak bin 400 saatlik kamera incelemesi ile aydınlatıldı Yurt dışından Antalya’da gelerek bir işyerinden içerisinde 8 milyon 338 bin TL’lik nakit para bulunan çelik kasa ile işyerinde bulunan değerli eşyaları çalan yabancı uyruklu 4 kişi Antalya Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü ekiplerin tarafından bin 400 saatlik kamera incelemesi ile yakalandı. Şahısların dron ile işyeri çevresini, iş yerine müşteri gibi gelerek içerde keşif yaptıkları, soygunun ardından yakalanmamak için 13 kilometre yaya ve bisikletle uzaklaştıkları, ardından araçla kaçtıkları belirlendi.15 Mayıs tarihinde Kepez ilçesi Altınova Sinan Mahallesi’nde bulunan bir deri ve deri ürünleri mağazasındaki çelik kasanın kimliği belirsiz kişi veya kişilerce içerisinde 8 Milyon 338 Bin TL nakit para bulunan çelik kasa ile iş yerinde bulunan değerli eşyalar çalındı. İhbar üzerine adrese giden Antalya Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü ekipleri olaya karışan şahısların yakalanması için çalışma başlattı. İşyerinde ve çevredeki çok sayıda güvenlik kameralarını incelemeye alan Asayiş Şube Müdürlüğü ekiplerinin dikkatini çeşitli zamanlarda işyerine gelen 4 şahıs çekti.13 kilometre yaya ve bisikletle kaçmışlarGeçmişe dönük yapılan güvenlik kamerası incelemesinde şüpheli şahısların birkaç kez işyerine gelerek planlama ve keşif faaliyetinde bulunduğunu belirledi. Bin 400 saatlik güvenlik kamerasını inceleyen ekipler 4 şüphelinin olayın ardından yakalanmamak için 13 kilometre boyunca dağlık ve ormanlık alanlarda bulunan stabilize yollardan yaya olarak ve bisiklet kullanarak ilerledikleri tespit etti. Şüphe çekmemek için işyerinden kilometrelerce uzağa park ettikleri yabancı ülke plakalı bir araç ile İstanbul’a gittiklerini belirleyen Antalya Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü ekipleri İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü ile yürütülen koordineli çalışmalarda sonucu şahısların kaçtığı yabancı plakalı aracı İstanbul Fatih’te olduğunu belirledi. Antalya Emniyet Müdürlüğü tarafından oluşturulan özel ekip ve İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü ile yürütülen ortak çalışma sonucu olayı gerçekleştirdikleri tespit edilen yabancı uyruklu şahıslar Fatih’te yakalandı.Araçta yapılan aramada iş yerinden çalınan ürünler çıktıİ. Z., F. T., F. C, ve I. H. isimli 4 yabancı şahsın olay sonrası kaçmak için kullandıkları araç içerisinde yapılan aramada işyerinden çalınan kürk ve deri çantaların bir kısmı ele geçirildi. Ayrıca yabancı uyruklu 4 şahsın Şile ilçesi Jandarma sorumluluk bölgesinde bulunan ve saklanmak için kullandıkları adreste yapılan aramalarda ise; hırsızlı olayında da kullanıldığı değerlendirilen 3 adet bisiklet, 1 adet dron, 2 adet telsiz, 1 adet şarjlı matkap ve bu matkaba ait 3 adet deforme olmuş uç, çelik kasadan çalındığı değerlendirilen paraların bir kısmı ve yine iş yerinden çalınan 2 adet deri çanta ile 2 adet deri cüzdan ele geçirildi. Antalya Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube ekipleri tarafından Antalya’ya getirilen yabacı uyruklu İ. Z., F. T., F. C, ve I. H. emniyetteki ifade işlemlerinin ardından çıkarıldıkları mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi.
Bitlis Köy okulunda büyüdü, köy çocuklarının umudu oldu Bitlis’in Tatvan ilçesi Koyunpınar köyünde görev yapan anasınıfı öğretmeni Hediye Kılıç, öğrencileriyle kurduğu güçlü bağ ve fedakârlıklarıyla takdir topluyor. Kendisi de bir köy okulunda yetişen genç öğretmen, çocukların hayatına dokunarak adeta bir eğitim neferi gibi çalışıyor. Hakkari’nin Şemdinli ilçesine bağlı Erdemli köyünde birleştirilmiş sınıfta eğitim alarak büyüyen genç öğretmen, yıllar önce kurduğu köy okulu öğretmeni olma hayalini bugün Bitlis’te gerçekleştiriyor. Yaklaşık 4 yıldır köy okulunda görev yapan Hediye Kılıç, öğrencilerine yalnızca akademik eğitim vermekle kalmıyor; aynı zamanda onların ablası, arkadaşı ve yol göstericisi oluyor. Sınıfı sinema salonuna çeviriyor, öğrencileri evlerinden alıyor Öğrencileriyle ders saatleri dışında da yakından ilgilenen Kılıç, sınıf ortamını haftanın belirli günlerinde sinema salonuna dönüştürerek çocuklarla çizgi filmler izliyor. Havanın güzel olduğu günlerde okul bahçesinde çeşitli etkinlikler düzenleyen fedakâr öğretmen, öğrencilerin sosyal gelişimine katkı sunmak için yoğun çaba harcıyor. Çocukların mutluluğunu ön planda tutan Kılıç’ın bu yaklaşımı, hem velilerin hem de köy halkının takdirini kazanıyor. Köy okulundaki öğrencilerini çoğu zaman evlerinden alarak okula getiren Hediye öğretmen, ders bitiminde de çocukları tek tek evlerine bırakıyor. Öğrencilerinin ayakkabılarını ve montlarını giydirmesi ise onun çocuklara duyduğu sevgi ve sorumluluk duygusunu gözler önüne seriyor. Okul duvarlarını öğrencileriyle renklendiriyor Zorlu şartlara rağmen görevini büyük bir özveriyle sürdüren Hediye Kılıç, okulun iç ve dış duvarlarını da öğrencileriyle birlikte renklendiriyor. Çizdiği figürler ve hazırladığı görsellerle köy okulunu daha sıcak ve eğlenceli bir eğitim ortamına dönüştüren öğretmen, öğrencilerin okula olan ilgisini artırıyor. Bitlis’te görev yapan köy okulu öğretmeni Hediye Kılıç’ın hikâyesi, eğitimde fedakârlığın ve sevginin en güzel örneklerinden biri olarak dikkat çekiyor. "Köy okulunda öğretmen olmak çocukların hayallerine dokunan kişi olmak demek" Bitlis’teki köy okulunda geçirdiği 4 yılı anlatan Hediye Kılıç, "Aslında bu hikâyenin benim için çok özel bir anlamı var. Çünkü ben de bir köy okulunda okudum. Belki de bugün yaptığım işi bu kadar severek yapmamın en büyük nedeni bu. Çocukluğumda bulunduğum sıralarda nasıl hayaller kurduysam, şimdi öğrencilerimin de aynı umutları taşımasını istiyorum. Tercih dönemimde birçok farklı seçenek vardı ama ben özellikle köy okulunu tercih ettim. Çünkü burada öğretmenliğin sadece ders anlatmaktan ibaret olmadığını biliyordum. Köy okulunda öğretmen olmak, bazen bir rehber, bazen bir abla, bazen de çocukların hayallerine dokunan kişi olmak demek" diye konuştu. "Göreve başladığım ilk günlerde okulun fiziksel şartları beni daha iyisini yapmak için motive etti" diyen Kılıç, sözlerine şöyle devam etti: "Çizim yeteneğimi kullanarak okulun duvarlarını renklendirdim, sınıfları çocukların severek vakit geçireceği alanlara dönüştürmeye çalıştım. Çünkü bir çocuğun kendini güzel bir ortamda hissetmesi öğrenme isteğini de değiştiriyor. Daha sonra öğrencilerimiz için bir kütüphane kurduk. Kitaplarla büyüyen çocukların hayal dünyasında büyüdüğüne inanıyorum. Elbette köy okulunda çalışmanın zorlukları da var. Burada sadece öğretmen olmuyorsunuz. Bazen soba yakıyorsunuz, bazen okulun temizliğiyle ilgileniyorsunuz, bazen de müdür yetkili olarak birçok sorumluluğu aynı anda üstleniyorsunuz. Yani aslında tek bir görev tanımınız olmuyor. Ama bütün bu zorlukların yanında çok özel güzellikler de var. Öğrencilerle kurduğunuz bağ çok daha samimi ve güçlü oluyor. Onların küçük bir başarıdaki mutluluğunu görmek bütün yorgunluğu unutturuyor." Köy okulu öğretmenliğinin büyük bir fedakârlıkla birlikte aynı zamanda büyük bir gönül işi olduğunu düşündüğünü ifade eden Kılıç, "Burada yaptığınız küçük bir dokunuş bile bir çocuğun hayatında büyük bir iz bırakabiliyor. Eğer bugün öğrencilerimin gözlerinde umut görebiliyorsam, bu benim için en büyük mutluluktur" dedi.