GÜNDEM - 11 Aralık 2025 Perşembe 08:59

Yüksekova Selahaddin Eyyubi Havalimanı bölgenin en iyisi olma yolunda ilerliyor

A
A
A
Yüksekova Selahaddin Eyyubi Havalimanı bölgenin en iyisi olma yolunda ilerliyor

HAKKARİ (İHA) – Hakkari’nin Yüksekova ilçesinde 2015 yılında hizmete açılan Selahaddin Eyyubi Havalimanı, bölgedeki hizmet kalitesinde üstlendiği öncü rolü, başlattığı büyük çaplı tadilat çalışmasıyla taçlandırıyor.


Geçen 11 yıllık süre zarfında havalimanı, yalnızca çevre illerden değil, aynı zamanda komşu ülkeler İran ve Irak’tan gelen on binlerce yolcuyu da ağırladı. İstanbul ve Ankara gibi büyük metropollere güvenli ve kesintisiz ulaşım sağlayan havalimanı, bu metropollerden Yüksekova’ya da yoğun bir yolcu trafiği akışına ev sahipliği yaptı. "Bölgenin en iyisi olacak" hedefiyle yola çıkan Yüksekova Selahaddin Eyyubi Havalimanı, 11 yılın ardından kapsamlı bir tadilata girdi. Tadilat çalışmalarına yüklenici firma tarafından 24 Ekim’de tarihinde başlandı. Çalışmaların 7 Mart 2027 tarihinde tamamlanması hedefleniyor. Devam eden kapsamlı tadilat çalışmalarına rağmen, havalimanındaki uçak seferlerinin kesintisiz olarak devam ettiği bildirildi.


Yüksekova Selahaddin Eyyubi Havalimanı, tamamlanacak yenilenme süreciyle bölgedeki lider konumunu daha da güçlendirmeye hazırlanıyor.



Yüksekova Selahaddin Eyyubi Havalimanı bölgenin en iyisi olma yolunda ilerliyor

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Akalazya hastalığına modern tedavi yöntemi Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Altay Kandemir, Akalazya hastalığında kullanılacak yeni tedavi yöntemini anlattı. Kandemir, "Geleneksel olarak akalazya tedavisinde balon dilatasyon veya cerrahi yöntemler kullanılırdı. Günümüzde bu hedefe ulaşmada en modern ve etkili yöntemlerden biri POEM (Peroral Endoskopik Miyotomi) tedavisidir" dedi. Yemek yerken takılma hissi ve yutma güçlüğü ile kendini gösteren Akalazya hastalığında yeni bir tedavi çözümü geliştirildi. Zamanla beslenme yetersizliğine ve şiddetli kilo kaybına neden olan hastalığa karşı uyaran Liv Hospital Ulus Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Altay Kandemir, hastaların hayatını normale döndüren POEM (Peroral Endoskopik Miyotomi) yöntemini anlattı. Kandemir, endoskopik olarak gerçekleştirilen tedavinin Akalazya ile mücadelede yeni bir dönem başlattığını vurguladı. Akalazya nedir? Akalazya’nın yemek borusunun nadir görülen ancak yaşam kalitesini ciddi şekilde etkileyen bir hastalığı olduğunun altını çizen Prof. Dr. Altay Kandemir, "Bu hastalıkta, yemek borusunun alt ucundaki kasların gevşeyememesi ve yemek borusunun gıdaları mideye itme yeteneğini kaybetmesiyle karakterize bir hastalıktır. Sonuç olarak hastalar uzun süredir devam eden yutma güçlüğü, göğüs ağrısı, yemek sonrası takılma hissi, zamanla kilo kaybı gibi şikâyetler yaşar. Akalazya tedavisinde amaç, yemek borusunun alt ucundaki bu kasın gevşemesini sağlayarak yiyeceklerin mideye rahat geçmesini sağlamaktır. Geleneksel olarak akalazya tedavisinde balon dilatasyon veya cerrahi yöntemler kullanılırdı. Günümüzde bu hedefe ulaşmada en modern ve etkili yöntemlerden biri POEM (Peroral Endoskopik Miyotomi) tedavisidir" ifadelerini kullandı. "POEM, tamamen endoskopik olarak, yani ağız yoluyla girilerek gerçekleştirilen bir işlemdir" diyen Prof. Dr. Kandemir, vücudun dışında hiçbir kesi, dikiş veya yara izinin oluşmayacağını belirtti. POEM tedavisinin avantajlarından bahseden Kandemir, şöyle devam etti: "Ciltte kesi yoktur, tamamen ağız yoluyla yapılır. Hastanede yatış süresi genellikle 1-2 gün ile sınırlıdır. İyileşme süreci hızlıdır, hasta kısa sürede günlük yaşamına döner. Uzun dönem başarı oranları oldukça yüksektir. Daha önce balon, botoks veya cerrahi tedavi uygulanmış hastalarda da etkili bir seçenektir. Akalazyanın tüm tiplerinde uygulanabilir." İşlem süreciyle ilgili olarak da açıklamalarda bulunan Prof. Dr. Kandemir, "POEM işlemi genel anestezi altında, donanımlı bir endoskopi ünitesinde gerçekleştirilir. Endoskopla yemek borusuna girilerek, tıkanıklığa yol açan kaslara müdahale edilir ve yemek borusu çıkışı gevşetilir. Böylece gıdalar rahatça mideye iner" dedi. "Sağlığınızı ertelemeyin" Yutma güçlüğünün sadece bir konfor sorunu olmadığını, aynı zamanda beslenme yetersizliği ve akciğer komplikasyonlarına yol açabilen ciddi bir durum olduğunu kaydeden Prof. Dr. Altay Kandemir, "Yutma güçlüğü yaşayan hastaların, gecikmeden bir gastroenteroloji uzmanına başvurarak güncel tedavi seçenekleri hakkında bilgi alması büyük önem taşır" diye konuştu.
Mersin Köy okulu 2 öğrenci için açık: Öğrenciler karnelerini aldı Mersin’in Mut ilçesine 40 kilometre uzaklıktaki kırsal mahallede 2 öğrenci için açık tutulan köy okulunda da karne heyecanı yaşandı. Biri asker diğeri ise hemşire olmak isteyen 2 öğrenci karnelerini alırken öğretmenlerine olan sevgilerini dile getirdi. Mut ilçesine bağlı 360 nüfuslu Sarıkavak Mahallesi’ndeki Kürkçü İlkokulu’nda öğrenci sayısı her geçen eğitim öğretim dönemi nüfus azlığı nedeniyle düştü. Son 3 yıldır 10 öğrenci olan ilçe merkezine 40 kilometre uzaklıktaki okulda 2025-2026 eğitim öğretim döneminde biri yeni kayıt 2 öğrenci kaldı. Okulun tek öğretmeni Öğretmen Emine Kılıç, haftanın 5 günü aynı sınıfta ilkokul birinci sınıf öğrencisi 7 yaşındaki Ersan Özel ile dördüncü sınıf öğrencisi 10 yaşındaki Miray Güdür’e eğitim verdi. Özel okul gibi eğitim gören 2 öğrenci yarı yılı başarıyla tamamlayarak karnelerini aldı. Okula gelen İlçe Milli Eğitim Müdürü Erdal Dölek’te öğrencilere kitap hediye etti. 3 yıl önce 10 öğrenci vardı, 2 kaldı 3 yıldır okulda görev yaptığını anlatan öğretmen Emine Kılıç, "Burada ilk 10 öğrenciyle göreve başlamıştım. Şu an 2 tane öğrencimiz kaldı. Bunun nedeni köyün nüfusunun genellikle yaş almış nüfus olması, doğurganlık oranının az olması ve çocuk sayısının azalmasından kaynaklı. Ayrıca köyün merkeze uzak olması da bunu çok etkiledi. Şu an 2 tane öğrencimizle eğitim öğretime devam ediyoruz" dedi. Resmi törenleri ihmal etmediklerini de aktaran Kılıç, "Her hafta pazartesi ve cuma günü kesinlikle istiklal marşımızı okuyoruz. Bir tane öğrencimiz bile kalsa istiklal marşımızı okumaya devam edeceğiz" diye konuştu. Asker ve hemşire olmanın hayalini kuruyorlar Birinci sınıf öğrencisi Ersan Özel ise "Okulumu çok seviyorum arkadaşımı da, öğretmenimi de çok seviyorum. Asker olacağım, vatanımı koruyacağım" ifadelerini kullandı. Dördüncü sınıf öğrencisi Miray Güdür ise "Öğretmenimi çok seviyorum, okuldaki arkadaşımı çok seviyorum. Okulumuzda iki kişi olsak bile arkadaşımla güzel oyunlar oynuyoruz. Öğretmenimiz okuldan sonra bizimle etkinlik yapıyor, bize çiğköfte yapıyor, bize çorbalar yapıyor, makarna yapıyor. Onu çok seviyoruz, oda bizi çok seviyor. Onun değeri bizde çok fazla. Onu çok seviyoruz o bize her şeyi öğretti. Okuyunca hemşire olacağım. Hasta insanları iyileştireceğim, onların tedavilerine gireceğim, onların iyi olmasını sağlayacağım" şeklinde konuştu.
Hatay Depremde evi yıkılan ailenin yeni yuvası alev alev yandı Hatay’da depremde evi yıkılan Özlem Berrak ve ailesinin yaşadıkları yeni yuvaları yangında zarar gördü. Depremin ardından ikinci kez felaketi yaşayan Berrak, 1 yıldır yaşadığı yuvasının yeniden eski haline dönmesini istiyor. Edinilen bilgilere göre yangın, Defne ilçesi Çekmece Mahallesi’ndeki apartmanda meydana geldi. Özlem Berrak ve ailesinin yaşadığı 4. kattaki daire henüz bilinmeyen nedenle alevlere teslim oldu. Yangını fark eden ev sahibi Özlem Berrak durumu 112 Acil Çağrı Merkezi’ne bildirildi. İhbar üzerine olay yerine itfaiye ekipleri sevk edildi. Hatay Büyükşehir Belediyesi itfaiye ekipleri, yangını diğer odalara sıçramadan söndürdü. Asrın felaketinde evi yıkılan Berrak, depremi atlatmaya çalışırken yangınla birlikte ikinci kez felaketi yaşadı. Evlatlarıyla birlikte son anda yangından kaçmayı başaran Berrak ailesi, yuvalarının yeniden eski haline dönmesini istiyor. "Birden alevler yükselince müdahale edemedik" Evlatlarıyla evde oturdukları esnada alevlerin içinde kaldıklarını ifade eden Özlem Berrak, "Çocuklar birlikte yangın esnasında evdeydik. Oğlum yangın var anne dedi. Geldiğimizde kanepeler ve perdeler yanıyordu. Birden alevler yükselince müdahale edemedik. İtfaiye ekiplerine haber ettik. Ekipler de gelip müdahale ettiler. Yangını fark etmedik. Küçük oğlum koku var, yangın çıktı galiba diye söyledi. Geldiğimizde ise alevlerle karşılaştık. Apartman girişine inip yardım istedim, yardım edin diye bağırdım. Komşular da itfaiye ekiplerine haber verdiler. Depremde bu mahallede oturuyorduk. Depremde evimiz yan yattı ve sonrasında yıkıldı. Burada 1 yıldır yaşıyorum. Bu odada büyük oğlum kalıyor. Oğlum içeride değil de mutfaktaydı. Odasına geri döndüğünde odam yanıyor diye bağırmıştı. Çocuğumun odası komple yandı ve biraz da benim odama sıçradı. Evimizin eski haline dönmesini çok istiyorum" ifadelerini kullandı.