GÜNDEM - 12 Mayıs 2026 Salı 12:43

Yüksekovalı çiftçiden vefa örneği: Engelli hayvanları bebek şefkatiyle büyütüyor

A
A
A
Yüksekovalı çiftçiden vefa örneği: Engelli hayvanları bebek şefkatiyle büyütüyor

Hakkari’nin Yüksekova ilçesine bağlı Karlı köyünde hayvancılıkla uğraşan Osman Çakır, doğuştan engelli olarak dünyaya gelen oğlak ve kuzusuna bebek şefkatiyle bakıyor.


Yüksekova ilçesinde hayvancılık yapan Osman Çakır, sürüsünde dünyaya gelen ancak ayaklarındaki sakatlık nedeniyle yürümekte güçlük çeken bir oğlak ve bir kuzuyu ailesinin maskotu haline getirdi. "Onlar dilsiz canlılar, bize emanet" diyen Çakır, engelli yavruları biberonla besleyip özel alanlarda otlatıyor. Diğer hayvanların arasında ezilme tehlikesi yaşayan yavrular, Osman Çakır tarafından sürüden ayrılarak evin bahçesine alındı.



"Biberonla besleyip gözü gibi bakıyor"


Engelli yavruları günün büyük bölümünde yemyeşil otların arasında ailenin gözetiminde tutan Çakır, annelerini emmekte zorlanan yavrulara biberonla süt veriyor. Diğer hayvanlar meralara çıkarken, özel ilgi bekleyen kuzu ve oğlak, evin hemen yanındaki korunaklı alanda adeta birer çocuk gibi ilgi görüyor.



"Zarar görmesinler diye ayrı besliyorum"


Hayvanlarına duyduğu sevgiyi dile getiren Osman Çakır, yavruların durumunu şu sözlerle anlattı:


"Koyun ve keçilerim doğum yaptığında bu iki yavrunun ayaklarında sıkıntı olduğunu gördüm. Büyüdükçe durumları daha netleşti; yürümekte ve ayakta durmakta çok zorlanıyorlar. Onları meraya çıkarsam diğer hayvanların arasında ezilebilirler veya geride kalabilirler. Bu yüzden onları ayırdım. Onlara zarar gelmesin diye adeta çocuklarımız gibi bakıyoruz. Kendi ellerimizle besliyoruz, güneşten ve yeşillikten mahrum kalmamaları için her gün dışarı çıkarıyoruz."



Yüksekovalı çiftçiden vefa örneği: Engelli hayvanları bebek şefkatiyle büyütüyor

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Malatya Başkan Taşkın Çarşıbaşı Yenileme Alanı’nda incelemelerde bulundu Battalgazi Belediye Başkanı Bayram Taşkın, yapımı süren Çarşıbaşı Yenileme Alanı’nda incelemelerde bulunarak çalışmaların son durumu hakkında bilgi aldı. Taşkın, projenin yaz aylarında vatandaşların kullanımına açılmasının hedeflendiğini söyledi. Battalgazi Belediyesi tarafından Orduzu Çınar Park ile Pınarbaşı Göleti arasında yaklaşık 180 bin metrekarelik alanda hayata geçirilen Çarşıbaşı Yenileme Projesi’nde çalışmalar sürüyor. Açık ve kapalı sosyal alanlar, yürüyüş ve bisiklet yolları, geniş yeşil alanlar, çocuk oyun parkı, kütüphane ve otopark alanlarının yer aldığı proje tamamlandığında vatandaşlara doğayla iç içe yeni bir yaşam alanı sunacak. Proje kapsamında ayrıca bölgede ilk ve tek olma özelliği taşıyan bin 400 metrekarelik akvaryum ile bin metrekare kapalı alana sahip çocuk oyun alanı da yer alacak. Çalışmaları yerinde inceleyen Battalgazi Belediye Başkanı Bayram Taşkın, teknik ekipten bilgi alarak proje alanında değerlendirmelerde bulundu. "Hemşerilerimize kesintisiz bir yaşam ve dinlenme alanı sunacağız" Battalgazi Belediye Başkanı Bayram Taşkın, projenin Malatya’nın önemli yaşam alanlarından biri olacağını belirterek, "Bugün Battalgazi’mize kazandıracağımız büyük eserin içerisinde şantiyede arkadaşlarımızla bir çalışma yaptık, brifing aldık. Daha önce de Malatya kamuoyu ile paylaşmıştık. Çınar Park’tan başlayıp Orduzu Pınarbaşı Göleti’ne kadar uzanan 180 dönümlük alanda geçtiğimiz yıl başlattığımız yenileme projemizde artık inşaat aşamasındayız. Hedefimiz, yeni yerleşim alanlarına taşınacak hemşerilerimiz buraya yerleşmeden bu alanı kullanılabilir hale getirmek. İnşallah haziran sonu, temmuzun ilk haftaları gibi vatandaşlarımızın hizmetine sunmayı planlıyoruz. Şu anda kaba inşaat çalışmalarını tamamladık. Yağışlardan dolayı ince işçilikte zaman zaman gecikmeler yaşansa da hedefimiz önümüzdeki iki ay içerisinde tüm çalışmaları bitirmek. Çınar Park’ı da baştan sona yeniledik, alanını büyüttük. Nişan, kına ve toplu organizasyonların yapılabileceği sosyal bir mekâna dönüştürdük. Bu nedenle bölgede ciddi bir otopark planlaması yaptık. Hem Çınar Park çevresinde hem de gölet kısmında yaklaşık toplam bin araçlık otopark alanı oluşturuyoruz. Vatandaşlarımız hafta sonlarında ve akşam saatlerinde rahatlıkla gelip vakit geçirebilecek. Buradan başlayıp gölete kadar uzanan kesintisiz yürüyüş alanları, dinlenme noktaları ve sosyal yaşam alanları oluşturuyoruz. Suyun görselliğini daha görünür hale getirdik. Gelen vatandaşlarımız suyun sesiyle, doğayla ve korunmuş ağaçların gölgesinde huzurlu bir ortamla buluşacak. Yeşili mümkün olduğunca koruduk. Bu yönüyle sadece büyük bir park değil, aynı zamanda işlevselliğiyle de Malatya’nın en özel yaşam alanlarından biri olacak. Şimdiden Battalgazi’mize ve Malatya’mıza hayırlı olsun" ifadelerini kullandı.
Van İç Hastalıkları Uzmanı Yeler: "Günlük tuz tüketimini 5 gramla sınırlandırın" Van Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekim Yardımcısı ve İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Ayvaz Yeler, aşırı tuz tüketiminin mide kanseri, inme ve kalp krizi gibi hayati riskleri beraberinde getirdiğini belirterek, günlük tüketimin mutlaka 5 gramla sınırlandırılması gerektiğini söyledi. Vücut için gerekli bir mineral olan sodyumun, fazla tüketilmesi halinde kalp-damar hastalıkları, inme ve kanser gibi ciddi sağlık sorunlarına yol açtığı ifade ediliyor. Türkiye’deki günlük tuz kullanım miktarının sağlıklı sınırların yaklaşık 4 katına ulaştığı belirten uzmanlar, özellikle Van ve çevresindeki bölgesel yeme alışkanlıklarına dikkat çekiliyor. Bölgede yaygın olarak tüketilen otlu peynir, tuzlu balık ve salamura gibi gıdaların yüksek sodyum içeriği nedeniyle mide kanseri riskini artırdığı, bu nedenle yemeklere ekstradan tuz katma alışkanlığından vazgeçilmesi gerektiği kaydediliyor. Van Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekim Yardımcısı Uzman Doktor Ayvaz Yeler, tuzun normal insan vücudu için gerekli olan bir mineral olduğunu belirtti. Ancak yetişkin bir insanın alması gereken günlük tuz miktarı yalnızca 5 gram olduğunu ifade eden Dr. Yeler, "Bu oran çocuklar için 3 gramla; tansiyon ve böbrek hastaları için ise yine 3 gramla sınırlandırılmıştır. Türkiye’de bu oran günlük 17 ile 20 gram arasında seyretmekte, yani ortalama almamız gereken sodyum miktarının yaklaşık 3 ya da 4 katı fazla tüketilmesine neden olmaktadır. Bu durum, fazla tuzun vücutta yaptığı büyük hasarlara ve çeşitli hastalıklara sebebiyet vermektedir" dedi. "Tuz günlük 5 gramla sınırlandırmalı" Fazla tuzun ciddi hastalıklara yol açabildiğini dile getiren Yeler, "Vücuda alınan fazla miktarda tuz; özellikle hipertansiyon, kardiyovasküler hastalıklar, inme, kronik baş ağrısı ve dahi kansere bile neden olmaktadır. Ağızdan alınan yüksek miktardaki tuz, midede ‘atrofik gastrit’ dediğimiz midenin küçülmesine ve bunun temelinde kanserlere sebebiyet verebilmektedir. Bu nedenle tuzu günlük 5 gramla sınırlandırmalı, sağlığımıza dikkat etmeliyiz. Vücudun ihtiyacı olan 5 gramdan fazla tuzun en önemli kaynakları özellikle bölgesel yeme alışkanlıklarıdır. Mesela Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da yaygın olan tuzlu balık ve tuzlu peynir gibi gıdalar; özellikle Van bölgesi için konuşursak, içerdikleri yüksek sodyum oranıyla mide kanseri, tansiyon, inme, felç, kalp krizi ve kronik baş ağrısına neden olabilmektedir. Bu konuda mutlaka yemeğe ekstradan tuz katmamak; salamura, turşu ve tuzlu balık gibi yiyeceklerden kaçınmak gerekiyor. Özellikle edinmemiz gereken en önemli alışkanlık, yemek masaya geldikten sonra ekstradan tuz eklememektir" diye konuştu.
Kocaeli Otizmden üniversiteye uzanan Metehan’ın başarı hikayesi Kocaeli’de otizm tanısıyla başladığı yaşam mücadelesinde azmiyle örnek olan Metehan Altunışık, üniversite eğitimini de başarıyla tamamlayarak eğitim yolculuğunda hem kendini geliştirdi hem de "Otizm engel değil, farklılıktır" mesajıyla farkındalık oluşturdu. Seramikten pastacılığa uzanan üretim sürecinde sosyal hayata daha güçlü katılan Altunışık’ın başarı hikayesi ilham verdi. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi bünyesinde hizmet veren KO-MEK kursları, otizmli birey Metehan Altunışık’ın da hayatına dokundu. 2003 yılında İzmit’te dünyaya gelen Metehan Altunışık, henüz 17 aylıkken atipik otizm tanısı aldı. Ailesinin güçlü desteğiyle erken yaşlardan itibaren özel eğitimler ve sosyal kurslarla gelişimini sürdürerek, zamanla önemli ilerlemeler kaydetti. Üniversiteye hazırlık sürecinde ilk yıl istediği sonucu elde edemese de pes etmedi, ikinci yılında dershane ve eğitim koçu desteğiyle Kocaeli Sağlık ve Teknoloji Üniversitesi Bilgisayar Teknolojisi Ön Lisans Programı’nı kazandı. Üniversite eğitimini başarıyla tamamladıktan sonra stajını da KO-MEK’te bilgisayar alanında yaparak mezun olan Metehan Altunışık’ın bu başarı hikayesi herkese ilham oldu. KO-MEK’in sosyal eğitim anlayışı ile üretti Mezuniyet sonrası değişen hayat düzeni nedeniyle kaygı yaşayan Metehan, bu süreci KO-MEK Mehmet Ali Paşa Kurs Merkezi’nde aldığı seramik ve pastacılık eğitimleriyle aşmayı başardı. KO-MEK’in sosyal eğitim anlayışı sayesinde yeniden üretmenin mutluluğunu yaşayan Metehan, kurslar aracılığıyla sosyalleşmeye devam etti. Azmi ve kararlılığı takdir topladı Birçok sosyal sorumluluk projesinde aktif rol alan Metehan, KO-MEK İzmit İlçe Sergisi’nde seramik standında uygulama yaparak ziyaretçilere hem sanatını tanıttı hem de şu anlamlı mesajı verdi: "Otizm engel değil, farklılıktır." El emeğiyle ürettiği ürünleri sergileyip satışa sunarak aile ekonomisine katkı sağlayan Metehan Altunışık’ın azmi ve kararlılığı takdir topladı. "KOM-MEK hayata tutunduğum bir yer oldu" "KO-MEK benim için sadece kurs değil, hayata yeniden tutunduğum bir yer oldu" diyen Metehan Altunışık, "Burada hem öğrendim hem de kendime güvenimi yeniden kazandım. Ürettikçe mutlu oluyorum. Otizmin engel olmadığını ve doğru destekle herkesin başarabileceğini göstermek istiyorum" dedi.
Kırşehir Abdal geleneğini yaşatan öğrenciler, çaldıkları enstrümanları yapmayı da öğreniyor KIRŞEHİR (İHA) – Kırşehir’de abdal geleneğinden gelen öğrenciler, Teknik ve Anadolu Meslek Lisesi’nde eğitim alarak hem kültürlerini yaşatıyor hem de çaldıkları enstrümanların yapımını öğreniyor. Proje kapsamında öğrenciler, saz, davul ve zurna gibi geleneksel enstrümanları kendi elleriyle üretmeyi hedefliyor. Kırşehir’de özellikle Abdallar Mahallesi’nde yaşayan ve küçük yaşlardan itibaren müzikle iç içe büyüyen öğrenciler, okulda aldıkları eğitimle yeni bir meslek edinme fırsatı yakalıyor. Projede yer alan öğrencilerden Fevziya Çelik, kendilerine verilen destek sayesinde geleneklerini sürdürdüklerini belirterek, "Elimize davul ve zurna verdiler. Bizler de abdal geleneğini devam ettiriyoruz" dedi. Öğrencilerden Ali Çekiç ise çocukluk yıllarından itibaren saz, davul ve zurna ile büyüdüklerini ifade ederek, "Teknik ve Anadolu Meslek Lisesi’nde okuyorum. Zurna yapımını öğrendik. İnşallah kendi yaptığımız enstrümanlarla yolumuza devam edeceğiz" diye konuştu. Yeni meslek kapıları da açılıyor Projenin önemine dikkat çeken Motor Bölümü Öğretmeni Atilla Sönmez de, abdal geleneğinden gelen çocukların kendi enstrümanlarını yapmayı öğrenmelerinin gelecekte kendilerine yeni bir meslek kapısı açacağını söyledi. Sönmez, farklı bölümlerde eğitim gören öğrencilerin el yatkınlıklarına göre belirlenerek projeye dahil edildiğini aktararak, "Öğrencilerimizin hem kültürel değerlerini korumasını hem de üretime katılmasını amaçlıyoruz. El becerileri doğrultusunda seçilen öğrencilerle projenin amacına ulaşacağını düşünüyoruz" ifadelerini kullandı.