- 07 Ocak 2013 Pazartesi 11:46

30 YILDA BİRÇOK KİŞİYE SİGARAYI BIRAKTIRDI

A
A
A
30 YILDA BİRÇOK KİŞİYE SİGARAYI BIRAKTIRDI

Kahramanmaraş`ın Afşin ilçesine bağlı Çoğulhan beldesinde ikamet eden Sefer Yanık, geçirdiği felç nedeniyle tedavi gördüğü hastanede oda arkadaşının sigaradan dolayı yaşadığı sağlık sorunlarını gördükten sonra sigarayla mücadeleye karar verdi. Yanık, kahvehane ve sigara satıcılarını tek tek gezip sigaranın zararlarını anlatmaya başladı.
Geçirdiği trafik kazası sonrasında felç olan ve Kastamonu`da 6 ay rehabilitasyon merkezinde tedavi gören Sefer Yanık (62), kendisiyle aynı odada kalan arkadaşının sigaradan dolayı ameliyat olmasına ve yaşadığı zorluklara tanık oldu. Tedavi sonrasında iyileşen ve yeniden yaşama sarılan Yanık, babası ve tanıdığı bir avukatın sigaradan hayatını kaybetmesi, ayrıca oda arkadaşının yaşadıklarının da etkisiyle sigarayla mücadele etmeye karar verdi. Tedavi gördüğü hastanedeki odaları tek tek dolaşan ve sigara içenlerle görüşen Yanık, ikna ederek birçok kişinin sigarayı bırakmasını sağladı.
Tedavisi sonrasında memleketi Afşin ilçesi Çoğulhan beldesine dönen Sefer Yanık, mücadelesini beldesinde sürdürdü. Beldesi ve Elbistan ilçesinde yaşayan birçok kişinin sigarayı bırakmasını sağlayan Yanık, sigarayı bıraktırdığı kişilerden de bir daha içmeyeceklerine dair belge almaya başladı. Yanık, kendisine yemin edip sigarayı bırakanları bir müddet sonra tekrar ziyarete gidip sigara içip içmediğini kontrol ettiğini söyledi.
Sefer Yanık, sigarayı bırakmaları konusunda ikna ettiği insanların hayır duasını aldığını belirtti. İnsanlara sigarayı bıraktırmak için hiçbir kimyasal ya da bitkisel ilaç kullanmadığını, onları sadece bu konuda ikna ettiğini dile getiren Yanık, şöyle konuştu: ``1983 yılında geçirdiğim trafik kazası sonrasında felç oldum. Kastamonu Fizik Tedavi Merkezi`nde yattım. Benimle birlikte odada kalan bir arkadaşımın sigaradan dolayı ameliyatını gördüm. Ayrıca babam ve avukatım sigara içtiklerinden dolayı kanser olup hayatlarını kaybetti. Bu beni çok etkiledi. O tarihten sonra sigarayla mücadele etmeye başladım. İlk olarak yattığım hastanede odaları dolaşarak sigara içenlerle konuştum ve onları ikna etmeye çalıştım. O hastanede bazılarına sigarayı bıraktırdım. Daha sonra memleketime geldim ve burada sigarayla mücadele etmeye başladım."
Çoğulhan`da sigara içen çok sayıda kişiye sigarayı bıraktırdığını anlatan Yanık, sözlerini şöyle sürdürdü: "Daha sonra Elbistan`a giderek Elbistan`da mücadele etmeye başladım. İlk olarak tek tek kahvehaneleri gezdim ve sigara içenleri sigarayı bırakması için ikna ettim. Şu ana kadar Elbistan`da birçok kişinin sigarayı bırakmasını sağladım. Çoğulhan beldesinde bir irtibat bürosu oluşturdum ve burada sigarayla mücadelemi sürdürüyorum.``
Emekli muhtar olan Sefer Yanık, tek derdinin insanların sağlığına kavuşmasına yardımcı olmak olduğunu vurguladı. İkna ettiği kişilerin hayır duasını aldığını dile getiren Yanık, ``Benim tek çıkarım sigarayı bırakan kişinin evine iki ekmek daha fazla götürmesidir. Yaşamımın sonuna kadar sigarayla mücadele edeceğim`` diye konuştu. Yanık, sigarayı bıraktırdığı kişilerden kendi el yazılarıyla ``... tarihinde sigarayı bıraktım, bir daha içmeyeceğim`` yazılı bir belge alıyor ve bunları dosyasında tutuyor.
Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Sakarya Sapanca Gölü’nün geleceği akademik çalıştayda masaya yatırıldı Sakarya Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İdaresi (SASKİ) ve Sakarya Üniversitesi (SAÜ) iş birliğiyle düzenlenen "Sapanca Gölü Havzası’nın Sürdürülebilir Yönetimi Çalıştayı" başladı. Şehrin en stratejik su kaynağının geleceğinin akademik veriler ışığında ele alındığı çalıştayda, havzadaki kaçak yapılaşma ve iklim değişikliği tehditlerine dikkat çekildi. Sapanca Gölü’nün havza ölçeğinde sürdürülebilir yönetimi için birçok üniversiteden akademisyenler Sakarya’da bir araya geldi. Çalıştayın açılışında konuşan Sakarya Valisi Rahmi Doğan, Sakarya Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hamza Al, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Çevre Yönetimi Genel Müdürü Fatih Turan ve SASKİ Genel Müdürü Seyit Sakallıoğlu, gölün korunması için kurumlar arası iş birliğinin önemine vurgu yaptı. "6 bin civarında kaçak yapı var" Sakarya Valisi Rahmi Doğan, Sapanca Gölü’nün hem Sakarya hem de Kocaeli için hayati önem taşıdığını belirterek havzadaki yapılaşma tehlikesine dikkat çekip, "Sapanca Gölü yaklaşık 1 milyar 200 milyon ton içme suyu barındıran devasa bir havza. İki ilin toplam su kullanımı 130 milyon ton civarında ve bu rakam her geçen gün artıyor. Ancak göl etrafında çirkin bir yapılaşma görüyoruz. Tespitlerimize göre havzada 6 bin civarında bungalov olarak tabir edilen kaçak, ruhsatsız ve imarsız yapı var. Bu orantısız kullanım hem havzayı hem de göl suyunu kirletiyor. Bu ciddi tehlikeyle karşı karşıya olduğumuz bir gerçektir" dedi. "Türkiye su kaynakları bakımından riskli ülkeler arasında" SAÜ Rektörü Prof. Dr. Hamza Al, su yönetiminin dünyanın en büyük problemlerinden biri haline geldiğini ifade ederek, "Çalıştay başlıklarını yapay zekaya yüklediğimde; havza sisteminin bilimsel analizi, iklim değişikliği analizleri ve kuraklık senaryoları gibi zorlu başlıklar karşımıza çıktı. Yıllar önce ’su savaşları olacak’ dendiğinde fantastik geliyordu ancak bugün suyun en kıt kaynak olduğunu biliyoruz. Türkiye maalesef su kaynakları bakımından riskli ülkeler arasında yer alıyor" diye konuştu. Milyarlık altyapı yatırımı ve koruma kalkanı SASKİ Genel Müdürü Seyit Sakallıoğlu, gölü korumak adına dev bütçeli projelerin hayata geçirildiğini belirterek, "Gölümüzü korumak için yatırımlarımızı sürdürüyoruz. Ballıkaya ve Çamdağı baraj süreçleri hız kazandı. Geçtiğimiz yıl 253 kilometrelik içme suyu hattını yeniledik. Şimdi ise 13 milyon euroluk proje ve ilave 1 milyar liralık yatırım ile 7 ilçemizde 300 kilometrelik hat yenilemesi daha yapacağız. Ayrıca göl çevresindeki 9 kilometrelik kolektör hattını rehabilite ederek doğal mirasımızı güvence altına alıyoruz" ifadelerini kullandı. "Su, hava gibi bir yaşam kaynağıdır" Çevre Yönetimi Genel Müdürü Fatih Turan ise suyun stratejik bir kaynak olarak yönetilmesi gerektiğini vurgulayarak, "İklim değişikliği nedeniyle suyun, tıpkı hava gibi vazgeçilmez bir yaşam kaynağı olduğunu unutmamalıyız. Vatandaşlarımızda bireysel farkındalık oluşturacak çalışmalar gerçekleştirmeliyiz. Bakanlık olarak arıtılmış atık suların yeniden kullanımı ve sanayide geri dönüşüm için tesislerin enerji giderlerine destek sağlıyoruz" dedi. Akademisyenler ve SASKİ arasında yürütülecek bilimsel çalışmaların, Sapanca Gölü için yeni bir koruma stratejisi oluşturması hedefleniyor.
İzmir Hurda minibüste 16 yaşındaki gencin öldüğü yangın kamerada İzmir’in Çiğli ilçesinde, geceyi geçirmek için atıl durumdaki bir minibüse giren 4 arkadaştan biri, çıkan yangında feci şekilde can verdi. Yangının başlama ve büyüme anları saniye saniye güvenlik kameralarına yansırken, olayla ilgili 3 genç gözaltına alındı. Olay, sabah saat 06.00 sıralarında Küçükçiğli Mahallesi Atasanayi Sitesi’nde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, yaşları 15 ile 17 arasında değişen 4 arkadaş, iddiaya göre dün akşam birlikte vakit geçirdikten sonra eve gidecek otobüsü kaçırdı. Gençler, geceyi geçirmek amacıyla sanayi sitesinde park halindeki atıl ve hurda durumdaki 35 N 2886 plakalı minibüse girdi. Henüz belirlenemeyen nedenle başlayan yangın, kısa sürede hurda minibüsü alev topuna çevirdi. Çevredeki vatandaşların ihbarı üzerine olay yerine çok sayıda itfaiye, sağlık ve polis ekibi sevk edildi. İtfaiye ekiplerinin müdahalesiyle söndürülen yangın sonrası araçta yapılan incelemede, 16 yaşındaki Abdullah Elali’nin cansız bedenine ulaşıldı. Yangın anı güvenlik kamerasında Öte yandan o anlara ait güvenlik kamerası görüntüleri ortaya çıktı. Görüntülerde; atıl durumdaki minibüsün içinden dumanların yükseldiği, ardından alevlerin bir anda tüm aracı sardığı ve yangının hızla büyüdüğü anlar yer alıyor. 3 arkadaş gözaltına alındı Olay yerinde bulunan ve yangından kurtulan İ.K. (15), A.K. (16) ve P.Ö. (17), polis ekiplerince ifadeleri alınmak üzere gözaltına alındı. Gençlerin ilk ifadelerinde; geceyi otobüste geçirdiklerini, Abdullah Elali’nin elindeki sigarayı söndürmeden araç içine attığını, uyudukları sırada yangınla uyandıklarını ve kendilerini dışarı atarken arkadaşlarının içeride kaldığını söyledikleri öğrenildi. Abdullah Elali’nin cenazesi, olay yerindeki incelemelerin ardından otopsi yapılmak üzere İzmir Adli Tıp Kurumu morguna kaldırıldı. Polis, olayla ilgili geniş çaplı soruşturmasını sürdürüyor.
Ankara Yunus Emre Enstitüsü ile Moğolistan Devlet Üniversitesi arasında mutabakat zaptı imzalandı Türk dilinin zenginliğini ve kadim Türk kültürünün derin mirasını dünyaya tanıtan Yunus Emre Enstitüsü ile Moğolistan’ın en eski ve en köklü devlet üniversitesi olan Moğolistan Devlet Üniversitesi arasında kültürel ve akademik iş birliğine yönelik mutabakat zaptı imzalandı. Moğolistan Devlet Üniversitesi ile Yunus Emre Enstitüsü arasında imzalanan anlaşma kapsamında, Moğol Devlet Üniversitesi bünyesinde faaliyet gösterecek olan Ulanbatur Yunus Emre Türk Kültür Merkezi hayata geçiriliyor. Merkez aracılığıyla Türkçe öğretiminin yanı sıra ortak akademik projeler ve bilimsel araştırma faaliyetlerinin yürütülmesi planlanıyor. Anlaşmanın, iki ülke arasındaki akademik ve kültürel iş birliğini kurumsal bir zemine taşıması bekleniyor. Moğol Devlet Üniversitesi bünyesinde bulunan Türkoloji Bölümü’nün, gerçekleştirilecek faaliyetler için güçlü bir akademik altyapı oluşturacağı belirtiliyor. Bölümün uzman kadrosu ve akademik birikimi sayesinde gerçekleştirilecek etkinliklerin sürdürülebilir ve nitelikli bir yapıya kavuşması hedefleniyor. Özellikle Yunus Emre Enstitüsünün farklı kıtalarda uyguladığı ‘Tercihim Türkçe Projesi’nin, Türkoloji bölümünde öğrenim gören öğrenciler için yeni bir saha oluşturacağı ifade ediliyor. Proje kapsamında yürütülecek çalışmaların, öğrencilerin uluslararası düzeyde akademik deneyim kazanmalarına katkı sağlaması öngörülüyor. Öğrencilere sunulacak değişim programları ve burs imkânları ile iki ülke gençleri arasında kalıcı bağların tesis edilmesi de amaçlanıyor. Kültürel diplomasi boyutu öne çıkıyor İş birliğinin en dikkat çekici yönlerinden birini ise kültürel faaliyetler oluşturuyor. Merkez bünyesinde düzenlenecek sergiler, konserler, film gösterimleri, edebiyat buluşmaları, atölye çalışmaları ve akademik söyleşiler aracılığıyla Türkiye’nin köklü sanat ve düşünce birikimi Moğol kültürü ile bir araya getirilecek. Karşılıklı kültürel etkileşimi artırmayı hedefleyen bu etkinliklerin, toplumlar arasında kalıcı bir anlayış ve yakınlaşma zemini oluşturması bekleniyor. Kültürel programların, yalnızca akademik çevrelerle sınırlı kalmayarak daha geniş kitlelere ulaşması ve kamu diplomasisine katkı sunması hedefleniyor. Hayata geçirilecek bu çok boyutlu iş birliği modelinin, yükseköğretim alanında sürdürülebilir ortaklıkların geliştirilmesine katkı sağlaması ve iki ülke arasındaki kültürel ilişkileri uzun vadede daha da güçlendirmesi bekleniyor.