GENEL - 13 Nisan 2012 Cuma 17:33

SURİYE`DE KAN DURMUYOR

A
A
A
SURİYE`DE KAN DURMUYOR

BM Suriye Özel Temsilcisi Kofi Annan`ın kırılgan olarak nitelendirdiği ateşkes sürecinde iki yaralı Suriyeli öğle saatlerinde Hatay Reyhanlı Kavacık köyünden Türkiye`ye giriş yaptı. Yaralı getirilen iki Suriyeli, Reyhanlı Devlet Hastanesi`nde tedavi altına alındı.
Ateşkes sürecinin yaşanması beklenen Suriye`de bugün iki yaralı öğle saatlerinde Türkiye topraklarına giriş yaptı. Hatay`ın Reyhanlı ilçesine bağlı Kavacık köyü üzerinden geçiş yapan iki Suriyeli Reyhanlı Devlet Hastanesi`nde tedavi altına alındı.
Annesi ile birlikte Suriye`de yaşadıkları köyde Esad birlikleri tarafından üzerlerine ateş açıldığını belirten Zahir Osman, iki aydır yaşadıkları köyde saldırıların durmadığını ifade ederek yaşadıklarını şu sözlerle anlattı: "Biz mahallede misafirlikteyken Esad askerleri köye girdi. Bunun üzerinde biz de kendi evlerimize doğru kaçmak istedik. O esnada helikopter mahalledeki bir binayı vurdu. Binanın yıkılması ile pirket taşları 40 50 metre mesafeden kafama isabet etti. Esad askerleri bölgede mevcut olan
sağlık kuruluşları ve eczaneler ile özel muayenehaneleri imha ediyor. Esad yandaşları herhangi bir hastanın tedavi olma ihtimalini bırakmadan en küçük bebeğin bile sağ girip ölü çıkmasını istiyor.Sağlık kuruluşlarını bu yönde tehdit ediyorlar."
Yaralı oğlu ile birlikte sınırı geçen Hatice Osman da köylerinde kuşatmanın devam ettiğini öne sürerek ülkede kanın durmadığını söyledi. Hatice Osman; yaralıların hiçbir hastanede tedavi edilemediğini belirterek şunları söyledi: "Benim oğlumu da yaraladılar. Esad`ın askerleri tedavi olmasına izin vermedi. Kan kaybından ölecekti. Bir buçuk gün yaralı olarak oğlum öylece kaldı. Ondan sonra Türkiye`ye geldik. Türkiye`de bizi en iyi şekilde karşıladılar"
SURİYE MÜHİMMATLARI GİZLENİYOR
Yaşadıkları köyde Suriye yandaşlarının askeri mühimmatları ateşkes kararı gereğince gizlediklerini dile getiren Hatice Osman; sözlerini şöyle tamamladı: "Halep`deki köylerde gazeteciler geldi diye askerler silahlarını gizledi. Sonra onlar gittikten sonra halk sevinmeye başladı. Sonra da askerler; `Niye seviniyorsunuz` dedikten sonra ateş açıldı. Komşularımız yaralandı.Suriye harap oldu. Taş üstünde taş bırakmadılar."
Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Siirt Siirt’te doğa yürüyüşünde milyonlarca yıllık fosiller gün yüzüne çıktı Siirt’te gerçekleştirilen doğa yürüyüşünde milyonlarca yıllık fosiller gün yüzüne çıktı. Siirt Üniversitesi Öğretim Görevlisi Yılmaz Çekmen ve üniversite yürüyüş ekibi, Bağgöze köyü ve Botan Milli Parkı bölgesinde yaptıkları 15 kilometrelik yürüyüş sırasında dikkat çeken fosil kalıntılarıyla karşılaştı. Bağgöze köyündeki havuzlu çeşme bölgesine ulaşan ekip, köydeki çobanların çevredeki dağlardan topladıkları fosilleri sergileyerek adeta açık hava müzesi oluşturduğunu belirtti. Bölgedeki fosillerin milyonlarca yıl öncesine ait olduğu ifade edilirken, herhangi bir eğitim almadan fosilleri toplayan köylülerin bölgenin doğal tarihine ışık tuttuğu kaydedildi. Konuya ilişkin açıklamada bulunan Çekmen, bölgede 35 milyon, 66 milyon ve hatta 400 milyon yıl öncesine uzanan fosillerin bulunduğunu söyledi. Çekmen, bulunan kalıntılar arasında gastropodlar, ammonitler, deniz kestaneleri, istiridyeler ve farklı deniz canlılarına ait fosillerin yer aldığını ifade etti. Bölgedeki fosil yoğunluğunun, milyonlarca yıl önce burada deniz canlılarının yaşamış olmasından kaynaklandığını belirten Çekmen, yaşanan depremler ve jeolojik hareketler sonucu canlı kalıntılarının kireç ve toprak tabakaları altında fosilleşerek günümüze ulaştığını dile getirdi. Bağgöze ve Botan bölgesinin sahip olduğu fosil çeşitliliğiyle açık hava müzesi niteliğinde olduğunu vurgulayan Yılmaz Çekmen, bölgenin akademik açıdan detaylı şekilde araştırılması gereken önemli alanlardan biri olduğunu söyledi.
Aydın "Adnan Menderes idam edilmeden önce hemşehrilerinin silahlarını topladılar" Aydın’da medya ve darbelerin toplumsal etkilerinin ele alındığı "Medya ve Darbeler" konulu panelde bugüne kadar kaleme alınmayan bazı gerçekler dile getirildi. Panele katılan köylüler Adnan Menderes’in idam edildiği yıl, köylülerin önce tüm silahlarının toplandığını ardından Çine çayından karşıya geçişlerinin bile izin verilmediğini anlattılar. Köyün eski muhtarı Mehmet Demir, "O yıl köylülerimizin tarlaya gidişine bile izin verilmediği için ekilen pamuklar susuzluktan kurumuş" diyerek Aydın halkının baskı altında tutulduğunu belirtirken, köy halkından Lütfi Küçük ise "Ben de adını taşıdığım dedemden dinlerdim. Merhum Başvekil Adnan Menderes’i diam etmeden önce köylülerin evlerine baskın yapıp silah sayılabilecek ne varsa hepsini didik didik arayıp toplamışlar. Hemşehrileri Menderes’e sahip çıkar diye her türlü baskı yapılmış" dedi. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı Muğla Bölge Müdürlüğü koordinasyonunda Aydın Adnan Menderes Müzesi’nde gerçekleştirilen ‘Medya ve Darbeler’ panelinde 27 Mayıs 1960 darbesinin bilinmeyen yönleri de ele alındı. Panelde, Türkiye’de darbelerin medya üzerindeki etkileri ile medyanın darbeler sürecindeki rolü akademik ve tarihsel boyutlarıyla değerlendirilirken, 27 Mayıs 1960 Darbesi öncesi ve sonrasında Aydın’da yaşanan ve kayıtlara geçmeyen olaylar da dile getirildi. Panelin moderatörlüğünü, Aydın Adnan Menderes Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo, Televizyon ve Sinema Bölümü Sinema Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Turan Akkoyun yaptı. Hüsna Yılmaz, Bircan Kayacan ve İrem Delice’nin konuşmacı olarak katıldığı panelde en ilginç konuları ise köyün eski muhtarı Mehmet Demir ile köy sakinlerinden Lütfü Küçük dile getirdi. "Menderes idam edildiği yıl pamukların sulanmasına bile müsaade edilmedi" Panelde, ülkede yaşanan darbeler öncesi, darbe sırasında ve sonrasında medyanın tutumu durumu ve özellikle dış basının dış kaynaklı yazıları ve manşetleri de ele alınırken panel sonunda katılımcıların soruları cevaplandırıldı. 15 Temmuz hain darbe girişiminde demokrasiye sahip çıkan halkın 27 Mayıs 1960 darbesinde aynı refleksi niçin gösteremediğine ilişkin sorular üzerine söz alan köyün eski muhtarı Mehmet Demir ve köy halkından Lütfü Küçük, bu dönemde yaşananların pek çok kişi tarafından bilinmediğini ve o dönemde yazılmadığını belirtti. Menderes’i aslında hemşerilerinin sahip çıktığını ancak o dönem insanların evlerinin dışına çıkmasına bile müsaade edilmediğini belirten Demir ve Küçük, "1960 yılında Çakırbeyli ve çevresindeki pamuk tarlalarındaki pamuklar maalesef sulanmasına bile müsaade edilmediği için kurudu. Bu halkın pamuk tarlasına gitmesine bile askeri cunta müsaade etmedi. Maalesef bazı ortamlarda Menderes’in hemşerileri ‘Menderes’e sahip çıkmadı’ diye suçlanır. O zamanlar iletişim araçları yaygın değil. Demokrasinin durumu belli. Maalesef Menderes idam edilmeden önce ev ev dam dam bu memlekette aranmadık yer kalmamış. Dolma tüfekten tabancaya kadar vatandaşın tüm silahları yatak yorgan arasından alınıp toplanmış. Yetmemiş insanların evlerinden çıkıp tarlasındaki pamuğu sulamasına dahi müsaade etmemişler. O yıl pamuklar bile kurumuş" diyerek 27 Mayıs 1960 darbesinin Aydın’da kayda geçmeyen acı yönlerini dile getirdiler.