GÜNDEM - 14 Ocak 2026 Çarşamba 08:49

Antakya’da süt ürünleri üreten firma incelendi

A
A
A
Antakya’da süt ürünleri üreten firma incelendi

Hatay’da İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ekipleri, Antakya ilçesinde faaliyet gösteren süt ürünleri üretimi yapan firmada incelemelerde bulundu.


İl Tarım ve Orman Müdürü Abdurrahman Türkmen’in de yer aldığı incelemelerde; üretim süreçleri, hijyen ve kalite standartları ile tesisin faaliyetleri hakkında yetkililerden bilgi alındı. İl müdürü Türkmen; gıda güvenliğinin sağlanması ve yerel üretimin desteklenmesinin önemine dikkat çekti.


Ziyaret kapsamında; Hatay’da süt ve süt ürünleri sektörünün mevcut durumu, üreticilerin karşılaştığı sorunlar ile verimliliğin artırılmasına yönelik yürütülen ve planlanan çalışmalar değerlendirildi.



Antakya’da süt ürünleri üreten firma incelendi

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Konya Konya’da "Change araç" çetesine yönelik operasyon Konya’da "Change Araç" çetesine yönelik polis ekiplerince geçtiğimiz ay düzenlenen operasyonda piyasa değeri yaklaşık 95 milyon TL olan 115 adet "Change araç" ele geçirildi. Operasyonlar kapsamında 223 şüpheli hakkında adli işlem yapıldı. Konya Emniyet Müdürlüğü ekipleri tarafından gerçekleştirilen operasyonlar kapsamında, 83 adet gümrük kaçağı, 22 adet yakalamalı-hacizli, 5 adet çalıntı, 5 adet aranan olmak üzere toplam 115 adet change araca el konuldu. Konya Cumhuriyet Başsavcılığı ile Emniyet Genel Müdürlüğü Asayiş Daire Başkanlığı koordinasyonunda, Konya Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü ekipleri tarafından yapılan çalışmalar sonucu deprem, yangın veya trafik kazası sonucu kullanılamaz hale gelen araçlara ait şasi ve motor numaralarının, yasa dışı yollarla temin edilen çalıntı ve kaçak araçlara kopyalandığı belirlendi. Bu yöntemle araçların "hasarsız" ya da "tamir edilmiş" izlenimi verilerek iyi niyetli üçüncü şahıslara satıldığı tespit edildi. Araçlarla bağlantılı 223 şüpheli hakkında adli işlem yapılırken, 6 şüpheli tutuklandı, 4 şüpheli ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Konya Emniyet Müdürlüğü yetkilileri tarafından yapılan açıklamada, vatandaşların ikinci el araç satın alırken çok dikkatli olmaları, aracı iyi kontrol ettirmeleri gerektiği ve şüpheli durumlarda 112 Acil Çağrı Merkezi’ne bildirmeleri gerektiği ifade edildi.
Adana Geleneksel ve tamamlayıcı tıp uygulamalarıyla sağlığa bütüncül yaklaşım Geleneksel ve tamamlayıcı tıp uygulamalarının modern tıpla birlikte kullanıldığında yaşam kalitesini artırdığını belirten Geleneksel ve Tamamlayıcı Tedavi Ünitesi Sorumlu Hekimi Uzman Dr. Zeynep Cengiz Süner, "Kişiye özel planlamalarla, güvenilir ellerde uygulandığında sağlığı kaybetmeden korunmasına yardımcı olur" dedi. Geleneksel ve Tamamlayıcı Tedavi Ünitesi Sorumlu Hekimi Uzman Dr. Zeynep Cengiz Süner, Başkent Üniversitesi Adana Dr. Turgut Noyan Uygulama ve Araştırma Merkezi’nin, modern tıbbın yanında bilimsel temellere dayanan geleneksel ve tamamlayıcı tıp (GETAT) uygulamalarıyla da hastaların yaşam kalitesini artırmayı hedeflediğine dikkat çekti. Dr. Süner, "GETAT modern tıbbın alternatifi değil, tamamlayıcısıdır. Bilimsel çalışmalarla etkinliği kanıtlanmış yöntemleri kapsar. Dünya Sağlık Örgütü de bu uygulamaları desteklemektedir. Amacımız, bütüncül bir yaklaşımla kişinin sağlığını korumak, yaşam kalitesini artırmak ve gerektiğinde tedaviye yardımcı olmaktır" ifadelerini kullandı. Türkiye’de GETAT alanındaki ilk düzenlemenin 1991 yılında yayımlanan Akupunktur Tedavi Yönetmeliği ile yapıldığını söyleyen Uzman Dr. Süner, "2012 yılında ise Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü bünyesinde Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Daire Başkanlığı kurularak bu alandaki çalışmalar kurumsal bir yapıya kavuştu. Günümüzde ülkemizde 15 farklı GETAT uygulaması yasal çerçevede yürütülüyor. Başkent Üniversitesi Adana Dr. Turgut Noyan Uygulama ve Araştırma Merkezi’nde ise bu yöntemlerden özellikle ozon tedavisi, akupunktur ve mezoterapi uygulanıyor. Modern tıpta kullandığımız tedavilerin yanında, hastanın yaşam kalitesini artırmaya ve tedaviye destek olmaya yönelik uygulamalar yapıyoruz" şeklinde konuştu. Uygulamalarda güvenlik öncelikli GETAT yöntemlerinin çok geniş bir yelpazede kullanıldığını ve güvenli olduğunu belirten Dr. Süner, "En önemli nokta uygulamanın kim tarafından ve hangi şartlarda yapıldığıdır. Akupunktur, steril ve tek kullanımlık iğnelerle yapılan, herhangi bir kimyasal madde içermeyen bir uygulama. Örneğin, gebelik bulantısı ve kusması yaşayan bir kişide ağızdan ilaç alımı kısıtlı olabiliyor. Bu durumda akupunkturla, kimyasal madde vermeden hastaya destek olabiliyoruz. Ozon tedavisinde ise kanla işlem yapıyoruz, bu nedenle sterilizasyon ve doz ayarı çok önemli. Yanlış uygulamalar ciddi sağlık riskleri doğurabilir. Ozon tedavisinde hastanın kanı alınır, belirli dozda ozonla etkileştirilir ve tekrar hastaya verilir. Doğrudan ozon verilmez. Bu işlem sırasında amaç, ozonun başlattığı biyolojik reaksiyonlardan fayda sağlamaktır. Bu nedenle uygulamaların mutlaka hekim tarafından, uygun hastane şartlarında yapılması gerekir" diye konuştu. Sağlığı korumak tedavi kadar önemli Geleneksel ve tamamlayıcı tıp uygulamalarının yalnızca hastalıkların tedavisinde değil, sağlığın korunmasında da önemli bir rol oynadığını kaydeden Dr. Süner, "Sağlık bir bütündür, sadece hastalıkları tedavi etmek değil, sağlığı korumak da çok önemlidir. GETAT yöntemleri modern tıpla birlikte kullanıldığında yaşam kalitesini artırır. Kişiye özel planlamalarla, güvenilir ellerde uygulandığında sağlığı kaybetmeden korunmasına yardımcı olur. Başkent Üniversitesi Adana Dr. Turgut Noyan Uygulama ve Araştırma Merkezi’nde, bilimsel temellere dayalı, güvenli ve bütüncül yaklaşımlarla hastalara modern tıbbın yanı sıra geleneksel ve tamamlayıcı tıp uygulamalarıyla da hizmet veriyoruz" diyerek sözlerini tamamladı.
Konya Bocavirüs alarmı: 2 yaş altı çocuklar risk altında Kış aylarında artan solunum yolu enfeksiyonları arasında bocavirüs de yer almaya başladı. Uzmanlar, özellikle 2 yaş altı çocuklarda ağır zatürreye neden olabilen virüsün, hızlı nefes alma, öksürük ve ateş gibi belirtilerle kendini gösterdiğine dikkat çekiyor. Havaların soğuk seyrettiği şu günlerde solunum yolu enfeksiyonları da artış gösteriyor. Önlem alınmaması durumunda ölüme kadar uzanan rahatsızlık olan bocavirüse karşı uzmanlardan uyarı geldi. Necmettin Erbakan Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Enfeksiyon Hastalıkları Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Özge Metin Akcan, "Bocavirüs aslında yeni bir virüs değil, daha önceden de bildiğimiz bir virüs. Bir solunum yolu patojenidir. Özellikle 2 yaşın altındaki çocuklarda, üst solunum yolu enfeksiyonundan başlamak üzere, ağır zatürreye kadar klinik bulgularla bize gelebiliyor. Diğer solunum yolu patojenlere benzer; ateş, öksürük, burun akıntısı, halsizlik. Onun dışında, zatürreye ilerlediyse, hızlı nefes alıp verme, nefes alıp vermekte zorlanma gibi bulgularla bize gelebiliyorlar" dedi. "2 yaşın altındaki çocuklarda, ölümle sonuçlanabilir" Bocavirüsü, direkt normal testlerle tanıyamadıklarını anlatan Doç. Dr. Özge Metin Akcan, "PISA dediğimiz ayrıntılı moleküler testlerimizle tanıyabiliyoruz. Diğer solunum yolu virüsüne benzer şekilde, yine ortam havalandırması, öksürürken dikkat edilmesi, ellerin yıkanması gibi önlemlerin alınması gerekiyor. Spesifik tedavisi yok, yani özel bir tedavisi yok. Bir destek tedavisi vermemiz gerekiyor. Hasta kötüyse, yatırmamız gerekiyor ve yatırdıktan sonra da solunum desteğini sağlamamız gerekiyor. Sıvı alamıyorsa, beslenemiyorsa, bunların desteğini sağlamamız gerekiyor. 2 yaşın altındaki çocuklarda, özellikle ağırsa solunum yolu enfeksiyonu, hatta ölümle sonuçlanabilen solunum yolu enfeksiyonlarına neden olabiliyor. Diğer virüsler de aslında benzer şekilde kliniklere sebep olabiliyor ama özellikle bu bocavirüs dedirtecek bir klinik tablomuz yok; dediğimiz gibi, biz bunları ayrıntılı solunum tetkikleri alıp öyle değerlendiriyoruz ve diğer hastalarda da benzer şekilde yaklaşıyoruz" ifadelerini kullandı. "Bulaşıcı bir rahatsızlık" Doç. Dr. Özge Metin Akcan, "Kış aylarında, aslında pik yapıyor; diğer solunum yolu virüsleri gibi ama kış aylarında, artan bir yük söz konusu, diğer virüslerle beraber bu virüs dolaşımı söz konusu ve bu bulaşıcı bir rahatsızlık. Özellikle ne zaman bulaşıyor, öksürdüğümüz zaman, etrafa yayılan damlacık yoluyla, yine ellerimizle direkt bir yere dokunduğumuz zaman, oradan yine alabiliyorlar" diye konuştu.
Isparta Bir çekiciyi kurtarmaya giden iki çekici de çamura saplandı Isparta’da bir aracı çekmek için bölgeye giden çekici çamura saplanınca, yardıma gelen iki farklı çekici de aynı akıbeti yaşadı. Üç çekici, yaklaşık 3 saat süren uğraşın ardından bulundukları yerden çıkarıldı. Arkadaşını kurtarmak için gittiği bölgede kendi aracı da çamura saplanan Burak Gülgür, yaşadıkları trajikomik olayı, "Dün, arkadaşımın dükkânına uğrayıncaya kadar her şey gayet sıradandı. Sadece uğrayıp hâl hatır soracak, bir bardak çay içip dönecektim. Çayımı bile içemedim, eve sırılsıklam döndüm. Zaten bir daha da çay içmeyi düşünmüyorum, tövbe ettim" dedi. Isparta’da 13 yıldır oto kurtarma hizmeti veren Sefa Piryandı, geçtiğimiz gün otoparktan bir aracı çekmek üzere bölgeye gitti. Aracı kurtarıcısına yükledikten sonra daha kestirme olması için toprak yola giren Piryandı’nın çekicisi çamura saplandı. Kendi çabasıyla çıkamayan Piryandı, yardım için kendisini ziyaret etmek üzere yola çıkan meslektaşı Burak Gülgür’ü aradı. Ancak Gülgür’ün kurtarıcı aracı da henüz Piryandı’ya ulaşamadan çamura saplanarak hareket edemez hale geldi. Bunun üzerine Piryandı, son çare olarak iş yerindeki çalışanı Mehmet Demiralay’dan diğer kurtarıcı aracı alıp bölgeye gelmesini istedi. Fakat Demiralay’ın aracı da daha bölgeye ulaşmadan uzak bir noktada çamura saplanınca üç araç da aynı sonu paylaştı. Çamurda zincirleme kurtarma operasyonu Yaklaşık 3 saat süren kurtarma çalışmalarında ilk olarak Burak Gülgür, yoğun çabalar ile kendi aracını saplandığı yerden çıkarmayı başardı. Ardından Piryandı’nın çalışanı Demiralay, kurtarıcının kasasını çamurlu alana değdirerek aracı tekerlerini kaldırıp bulunduğu yerden kurtardı. Piryandı’nın çekicisinin de bulunduğu yerden çıkarılması ile ekipler dükkanlarına geri döndü. Trajikomik olay, sosyal medyada paylaşılmasının ardından vatandaşların büyük ilgisini çekti. Yaşananları izleyenler duruma gülerken, olayın kahramanları da yaşadıkları bu ilginç deneyimi tebessümle karşıladıklarını ifade etti. "Kurtarmaya gelen arkadaşım da çamura saplandı" 13 yıldır kurtarıcı hizmeti verdiğini dile getiren Sefa Pirayandı, yaşananları şöyle anlattı: "Hemen aşağıda yediemin otoparkı var. Bir ağabeyimizin arabası vardı, oradan onu alıp aracıma yükledim. Normalde sola dönmem lazımdı ama kestirme olsun diye sağa döndüm. Gidiyordum, bir şey yoktu. Biraz ilerledikten sonra bir anda çamura saplandım ve çıkamadım. Kasayı açıp kendimi kasayla ittirip çıkaracaktım fakat bu sefer de aracımda elektrik arızası oldu. Diğer arkadaşlara haber verdim, onlar geldi. Sözde beni kurtarmaya geldiler ama onlar da çamura saplandı. Arkasından üçüncü aracı çağırdık, o da gelirken kaldı. İşin garip tarafı bir arkadaşımız da taksiyle geldi, o da çamura saplandı. Sosyal medyada paylaştıktan sonra gelen yorumlar da komikti. Birisi ‘çekici tutulması’ yazmış, biri ‘çekmeye gelip çekemeyenler’ demiş. Ama tabii öyle bir şey yok, biz çeker alırız evelallah. En son beni kurtarmaya gelen ikinci arkadaş biraz uğraştıktan sonra bulunduğu yerden çıktı ve gitti. Üçüncü saplanan arkadaşın aracını da kasayla ittirerek çıkardık. Benim aracı da ona yükleyip oradan çıkarmayı başardık çok şükür. Çekici arkadaşlarıma tavsiyem, çamurdan uzak durun." "Bir bardak çay içmek için geldim, başıma gelmeyen kalmadı" Arkadaşı Sefa Piryandı’ya çay içmek üzere dükkana gelen Burak Gülgür ise yaşadıklarını, "Dün, Sefa’nın dükkânına uğrayıncaya kadar her şey gayet sıradandı. Sadece uğrayıp hâl hatır soracak, bir bardak çay içip dönecektim. Dükkândayken Sefa beni aradı, ‘Aracım çamura battı, bir gelmen lazım’ dedi. Bölgeye geldim ve biz de Sefa’nın kervanına katıldık, bizim araç da çamura saplandı. Sonra dükkândan Sefa’nın diğer aracını çağırdık. Biz kendi araçlarımızla uğraşırken, gelen arkadaşıma ‘Buradan girme’ demeye kalmadan o da çamura çakıldı. Gerçekten tuhaf bir durumdu. Çayımı da içemedim, eve sırılsıklam döndüm. Mümkün değildi o çayı içmek. Zaten bir daha da içmeyi düşünmüyorum, tövbe ettim. Dün ‘Artık araçları burada bırakalım, ağustos ayında gelip alırız’ diye düşündüğümüz anlar oldu. Durum tam olarak böyleydi. Neyse ki uzun uğraşlar sonunda bir şekilde kurtulduk. Mümkünse Sefa’ya çaya gelmeyin, selamı sabahı kesin" sözleriyle anlattı. "Ben de yardım etmek için içeri gireyim derken aynı yere saplandım" Piryandı’nın çalışanı Mehmet Demiralay, "Dükkânda sobayı yakmak için odun kırıyordum. Yaklaşık yarım saat geçti, kimseden ses çıkmadı. Ardından telefon geldi; ‘Bu sefer araba kaldı, hemen gel’ dediler. Bölgeye bir gittim, baktım ikisi de çamura saplanmış. Ben de yardım etmek için içeri gireyim derken aynı yere saplandım. Daha sonra bir şekilde kendi aracımı çamurdan çıkardım. Bu kez başka bir yoldan dolaşıp Sefa ağabeyimle birlikte diğer aracımızı da saplandığı yerden kurtardık. Sonrasında elektrikçi gelip arızayı giderdi. Dün çamurdan görünmüyorduk. Burak ağabeyime de çayı içiremedik, inşallah bugün içireceğiz" dedi.