GÜNDEM - 17 Şubat 2025 Pazartesi 08:58

Depremde kendilerine ev olan çadır şimdi ekmek tekneleri oldu

A
A
A

Hatay’da yaşayan 16 yıllık çift Sadık Kodalak ve Şükran Kodalak, ailesiyle birlikte depremde kaldıkları çadırı iş yerine dönüştürüp köftecilik yaparak hayata tutunuyor.

Kahramanmaraş merkezli depremlerde en çok hasara uğrayan Hatay’da, binlerce bina yerle bir olurken yaklaşık 25 bin insan hayatını kaybetti. Asrın felaketi olan depreme Sadık Kodalak ile ailesi, Antakya ilçesi Narlıca Mahallesi’nde yakalandı. Depremde evleri yıkılmayan Kodalak ailesi, evden sağ salim çıkarak kurtuldu. Evlerinin yanındaki hasarlı bina nedeniyle evlerine giremeyen Kodaklı ailesi, depremden sonra çadırda yaşamaya başladı. Hasarlı binanın yıkılıp enkazının da kaldırılmasıyla Kodalak ailesi, evlerine taşınarak yaşamaya başladı. Depremden önce nakliye işi yapan baba Kodalak, depremden sonra köftecilik yapmaya karar verdi. Deprem boyunca kaldıkları çadırı iş yerine dönüştüren aile köfteciliğe başladı. Depremde Kodalak ailesine ev olan çadırda iki aydır köftecilik yapan baba Kodalak, çadırda 16 yıllık eşiyle birlikte köfte satarak hayata tutunmaya çalışıyor.

Depremde kendilerine ev olan çadır şimdi ekmek tekneleri oldu

"Depremden sonra kaldığımız çadırı da iş yeri olarak kullanmaya başladık"

Depremde kaldıkları çadırı iş yerine dönüştüren baba Sadık Kodalak, "Depremden sonra bu çadırın içinde yaşıyorduk. Evimizin yanında sıkıntılı bir bina vardı. Sorunlu bina üzerimize yıkılma korkusuyla evimize geçemedik. Binayı yıkıp enkazını kaldırdıktan sonra evimize geçtik. Depremden sonra kaldığımız çadırı da iş yeri olarak kullanmaya başladık. Burada eşim ve çocuklarımla birlikte çalışıyoruz. Burada köftecilik yapıyoruz. Memleketimizde fazla insan olmadığı için akmasa da damlıyor misali geçiniyoruz. Eşim ve çocuklarım yanımda olduktan sonra başka bir şey istemem. Devletimizden ve milletimizden Allah razı olsun. Katkılarını ve desteklerini inkar edemeyiz. Devletimiz ve milletimizin desteğiyle en kısa zamanda Allah’ın izniyle ayağı kalkacağız" dedi.

Depremde kendilerine ev olan çadır şimdi ekmek tekneleri oldu

"Ben ve eşimin desteğiyle çocuklarımız için ayakta durmaya çalışıyoruz"

Depremden sonra eşiyle birlikte çadırda köfte yapan Şükran Kodalak ise, "Eşimle birlikte 16 yıldır evliyim. Bir kız ile bir oğlan çocuğum var. Köfteci Sadık olarak başladık. Burada köftecilik yapıyoruz. Depremden sonra kendi imkanlarımızla ayakta durmaya çalışıyoruz. Elhamdülillah işlerimiz iyi gidiyor. Eşimle beraber çalışıyorum. Eşime yardım ediyorum. Ben ve eşimin desteğiyle çocuklarımız için ayakta durmaya çalışıyoruz. Elimizden geleni yapıyoruz. Depremden sonra dışarıda kaldığımız için çadırımız oldu. Bir süre çadırda kaldıktan sonra evimize geçtik. Çadırımızı da iş yeri olarak kullandık" ifadelerini kullandı.

Ramazan İlın - Veysel Korkmaz  

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kilis Kilis Belediye Başkanı Bilecen’den tutuklanan CHP İl Başkanı Sapan’a destek açıklaması Kilis Belediye Başkanı Hakan Bilecen, cezaevi önünde yaptığı basın açıklamasında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde Mali Suçlarla Mücadele ekiplerince yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alınarak tutuklanan CHP Kilis İl Başkanı Mehmet Umut Sapan’a destek verdi. Kilis Ceza İnfaz Kurumu önünde açıklama yapan Kilis Belediye Başkanı Hakan Bilecen, "CHP İl Başkanım Umut Sapan 2 gün önce gözaltına alındı. Şu an tutukluluk süreci devam ediyor. Ben de kendisini ziyarete geldim. Avukatıyım ancak bugün kanunlar gereği belediye başkanı olduğum için açık görüş yapamadım, kapalı görüş gerçekleştirdik" dedi. Konunun siyaset üstü olduğunu ifade eden Bilecen, "Bu benim için siyaset değil. Siyasi konulardan çok uzak bir mesele. Umut Sapan benim kardeşim gibidir. Zamanında ben İYİ Parti’nin kurucu merkez ilçe başkanıyken, Abdi Bulut aday olduğunda ‘Umut Sapan’a karşı tek kelime edemem’ demiştim. Bugün de aynı noktadayım" diye konuştu. Süreç boyunca kimsenin kendisinden siyasi açıklama beklememesi gerektiğini belirten Bilecen, "Umut dışarı çıkacak ve kendisini ifade edecek. Biz bu tür uygulamaların doğru olmadığını düşünüyoruz. Ülkemiz çok gergin. Söylemlerime dikkat ederek konuşuyorum. Dün ve bugün Cumhuriyet Halk Partisi Genel Merkezi’ne polis zoruyla girilmesi, yaşanan gelişmeler ülkemizi geriyor, bizleri zora sokuyor" ifadelerini kullandı. Bir yandan belediye hizmetlerini sürdürdüğünü, diğer yandan avukat olarak hukuki süreci takip ettiğini dile getiren Bilecen, "Benim şu an bütün derdim Umut Sapan’ın dışarı çıkması için ne gerekiyorsa onu yapmak. Aynı zamanda onun avukatıyım. Adalet yerini bulacaktır. Bayramdan önce Umut Sapan’ın tahliye olacağına inanıyorum. Sonuçta tutuklama en son uygulanacak tedbirdir ancak ne yazık ki ilk tedbir olarak uygulandı. İlk defa Kilis halkından Umut için dua etmelerini istiyorum" diye konuştu.
Iğdır Nobel ödüllü Aziz Sancar’ın ardından Rektör Gürel’e de fahri profesörlük unvanı verildi Iğdır Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ekrem Gürel’e Azerbaycan Milli İlimler Akademisi tarafından "fahri profesörlük" unvanı verildi. Nobel ödüllü bilim insanı Aziz Sancar’ın ardından bu unvanı Türkiye’den alan ikinci isim olan Gürel için Azerbaycan’ın başkenti Bakü’de tören düzenlendi. Azerbaycan Milli İlimler Akademisi tarafından Iğdır Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ekrem Gürel’e "fahri profesörlük" unvanı verildi. Törende Azerbaycan Milli İlimler Akademisi Başkanı İsa Habibbeyli tarafından Prof. Dr. Gürel’e fahri profesörlük cübbesi giydirildi. Habibbeyli, Iğdır Üniversitesi’nin son yıllarda Türk dünyasıyla geliştirdiği akademik ilişkilerin dikkat çekici olduğunu belirterek, Gürel’in çalışmalarını takdirle takip ettiklerini ifade etti. Prof. Dr. Ekrem Gürel ise, kendisine verilen unvandan büyük onur duyduğunu belirterek, Türkiye ile Azerbaycan arasındaki kardeşlik bağlarına vurgu yaptı. Prof. Dr. Gürel, "Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ‘Sevinci sevincimiz, kederi kederimizdir’ dediği, Haydar Aliyev’in ‘İki devlet, tek millet’ sözleriyle ifade ettiği Azerbaycan’ın en köklü bilim kurumlarından birinden bu unvanı almak benim için büyük bir gururdur" dedi. Iğdır Üniversitesi’nin Türk dünyasıyla ilişkilerine de değinen Gürel, üniversiteyi "Türkiye’nin Türk dünyasına açılan kapısı" olarak konumlandırdıklarını belirterek, Azerbaycan başta olmak üzere Türk Cumhuriyetleri ile ortak akademik projeler ve öğrenci değişim programlarını artırmayı hedeflediklerini söyledi.