ASAYİŞ - 01 Mayıs 2026 Cuma 08:39

Dönüş yapmak isteyen otomobile hafif ticari aracın ok gibi saplandığı kaza kamerada

A
A
A
Dönüş yapmak isteyen otomobile hafif ticari aracın ok gibi saplandığı kaza kamerada

Hatay’da otomobil ve hafif ticari aracın çarpışmasıyla yaşanan kazada 7 kişi yaralanırken, kaza anı güvenlik kamerasına yansıdı.


Kaza; Antakya - İskenderun D-817 kara yolu Cami durağı mevkiinde yaşandı. Belen Cumhuriyet Mahallesi’nden İskenderun istikametine geçmeye çalışan S.D. idaresindeki 31 B 7808 plakalı otomobil, ana yola çıkışı esnasında M.K. idaresindeki 31 B 4646 plakalı hafif ticari araçla çarpıştı. Kazada araçlarda bulunan 7 kişi yaralandı. Kaza anıysa anbean güvenlik kamerasına yansıdı. Görüntülerde; yola giriş yapmak isteyen otomobile, hafif ticari aracın ok gibi saplandığı görüldü.



Dönüş yapmak isteyen otomobile hafif ticari aracın ok gibi saplandığı kaza kamerada

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Antalya Antalya 2 bin 400 personel, 251 adet hava ve kara aracı ile muhtemel orman yangınlarına hazır Antalya’da orman yangınlarını önlemeye yönelik tatbikat gerçekleştirildi. Tatbikatta, 250 kişilik ekip ve çok sayıda ekipmanla alevlere müdahale senaryosu uygulandı. Antalya Konyaaltı Orman İşletme Müdürlüğü Düzlerçamı Yangın Ekip Binası’nda düzenlenen arazide uygulamalı tatbikata, 250 personelin yanı sıra dron, arazöz ve çok sayıda ekipman katıldı. Senaryo gereği ormanlık alanın farklı noktalarında çıkan yangınlara ekipler eş zamanlı olarak müdahale etti. Tatbikat kapsamında ekipler, kısa sürede organize olarak yangınlara müdahale edip kontrol altına aldı. Tatbikatı yakından takip eden Orman Bölge Müdürü Kemal Kayıran, "Esas amacımız bu tür çalışmaları ne kadar çok tekrar edersek, müdahaleler o kadar otomatik hale geliyor. Ekiplerimiz yangın konusunda tecrübeli olsa da kış sezonunda yangınların azalması nedeniyle zaman zaman bir duraksama yaşanabiliyor. Bu nedenle ekiplerimizi zinde tutmak ve reflekslerini canlı tutmak amacıyla bu tatbikatları gerçekleştiriyoruz. Böylece ekiplerimizin dinamizmini daha da artırıyoruz" dedi. "Amacımız yangını en aza indirmek" Antalya orman varlığının 1 milyon 180 bin hektar ve alan olarak Türkiye’de en fazla orman alanına sahip olduğunu aktaran Kemal Kayıran, "Ormanlarımızın büyük çoğunluğu kızılçam olduğu için yangın riski açısından 1. derecede öncelikli riskli bölgedeyiz. 14 işletmemizin 10 tanesi 1. derecede yangına riskli, 4 tanesi 2. derecede riskli. Dolayısıyla biz bu riski en aza indirmek amacıyla yangınlar çıkmadan yangını nasıl önleyebiliriz buna odaklanıyoruz" dedi. "15 bin 200 kişiye eğitim verdik" Bilinçlendirme faaliyetleri yürüttüğünü aktaran Kayıran, kamu personeli dışında çoban, avcı, öğretmen, öğrenci tüm kesimlere eğitim verdiklerini söyledi. Kayıran, "Şu anda bu kesimler içerisinde 15 bin 200 kişiye eğitim verdik, personelimizde de bin 300 kişiye eğitim verdik. Hedefimiz 1 Haziran’a kadar tüm köyleri gezip tamamına eğitim vermek ve bu yangınla ilgili bilinçlendirme faaliyeti anlatmak. Bunun için mücadele ediyoruz. Çünkü şunu biliyoruz ,söndürme işi yüksek maliyetli, dolayısıyla yangınları çıkmadan önlemek gayretindeyiz. Bu yıl yürürlüğe giren bir projemiz var, orman yangınlarını önleme projesi" şeklinde konuştu. "Orman bölgelerinde 42 adet kule mevcut" 2026 yılı organizasyonuna değinen Kayıran, orman bölgelerinin 7/24 kuleler aracılığıyla gözetlendiğini belirtti. Kayıran, "42 adet kulemiz var orman yangınlarını gözetleme kulemiz. Bunların 36 tanesi kameralı. Herhangi bir duman olduğunda kulelerimiz bizi uyarıyor ekiplerimiz de harekete geçiyorlar" dedi. "Toplam 251 adet hava ve kara aracı" 2 bin 400 personel ile hazır olduklarını ifade eden Kayıran, "Antalya’da 1 adet yönetim, 7 adet söndürme helikopteri ve 3 adet uçak, Gazipaşa’da İHA’mız var. Toplam 12 adet hava aracımız olacak. Kara araçlarımızda arazözü, ikmal ve ilk müdahale aracı olarak 205 adet, iş makinesi, dozer, greyder, 34 adet ,toplamda 239 adet kara aracımız olacak, Geçen yıl 200 yangınımız olmuştu toplamda bin 600 hektar alan zarar görmüştü biz bu alanların tamamının üzerindeki ağaçları temizledik ve arazi hazırlığını yaptık. O sahaları da sonbaharda en geç dikerek tekrar ormanlaştırmış olacağız" şeklinde konuştu. Dron kullanımının amacını anlatan Kayıran, "Şu an bazen ulaşamadığımız noktalar oluyor. Hortum taşımakta ve erzak götürmekte zorlandığımız noktalar oluyor. 50 kilogram kapasitesi var ormanın en uç noktalarına kadar ulaştırabileceğiz. Antalya’da 1 adet var ve şimdi bunun denemesini yaptık" ifadelerine yer verdi.
Ankara TZOB Başkanı Bayraktar: "Nisan ayında üreticide 31 ürünün 10’unda fiyat artışı olurken, 12’sinde fiyat düşüşü görüldü" Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, üretici market ile girdi fiyatlarında yaşanan değişimlere ilişkin, "Nisan ayında üreticide 31 ürünün 10’unda fiyat artışı olurken, 12’sinde fiyat düşüşü görüldü. 9 üründe ise fiyat değişimi olmadı" dedi. TZOB Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Nisan ayında üretici market fiyatlarındaki farklılıklarla, girdi maliyetlerinde yaşanan değişimleri değerlendirdi. Nisan ayında üretici ve market arasındaki fiyat farkının yüzde 393,7 ile en fazla elmada gerçekleştiğini belirten Bayraktar, elmadaki fiyat farkını yüzde 329,9 ile havuç, yüzde 245,3 ile yeşil soğan, yüzde 245,2 ile marul, yüzde 242,4 ile pırasanın takip ettiğini ifade etti. Ayrıca Bayraktar, kuru soğan ve patatesin depolarda azaldığını ve Çukurova’da yeni hasadın başladığını vurgulayarak, uzun süre yağan yağışlar nedeniyle patates ve soğanda çürümeler olduğunu sözlerine ekledi. "Nisan ayında üreticide 31 ürünün 10’unda fiyat artışı olurken 12’sinde fiyat düşüşü görüldü" Nisan ayında üretici ve market arasındaki fiyat farkı en fazla yüzde 393,7 ile elmada görüldüğünü belirten Bayraktar, "Elmadaki fiyat farkını yüzde 329,9 ile havuç, yüzde 245,3 ile yeşil soğan, yüzde 245,2 ile marul, yüzde 242,4 ile pırasa takip etti. Elma 4,9 kat, havuç 4,3 kat, yeşil soğan ve marul 3,5 kat, pırasa ise 3,4 kat fazlaya satıldı. Üreticide 18 lira 75 kuruş olan elma markette 92 lira 58 kuruşa, 11 lira olan havuç 47 lira 29 kuruşa,17 lira 64 kuruş olan yeşil soğan 60 lira 91 kuruşa, 23 lira 20 kuruş olan marul 80 lira 8 kuruşa, 13 lira 53 kuruş olan pırasa 46 lira 33 kuruşa satıldı. Nisan ayında fiyatı en fazla artan ürün markette yeşil soğan, üreticide kuru soğan olurken, fiyatı en fazla düşen ürün hem markette hem de üreticide patlıcan oldu. Nisan ayında markette 40 ürünün 18’inde fiyat artışı, 12’sinde ise fiyat azalışı görüldü. Nisan ayında markette fiyatı en fazla artan ürün yüzde 48,7 ile yeşil soğan oldu. Yeşil soğandaki fiyat artışını yüzde 29,9 ile ıspanak, yüzde 29,2 ile kuru soğan, yüzde 7,6 ile nohut ve yüzde 7,5 ile zeytinyağı takip etti. Markette fiyatı en fazla azalan ürün ise yüzde 74,3 ile patlıcan oldu. Patlıcandaki fiyat düşüşünü yüzde 53,7 ile salatalık, yüzde 39,7 ile sivri biber, yüzde 24,2 ile karnabahar ve yüzde 20,4 ile kabak izledi. Nisan ayında üreticide 31 ürünün 10’unda fiyat artışı olurken 12’sinde fiyat düşüşü görüldü. 9 üründe ise fiyat değişimi olmadı" ifadelerine yer verdi. "Kuru soğan ve patateste depolarda ürün azaldı" Üretici kısmında en fazla fiyat artışının yüzde 109,1 ile kuru soğanda görüldüğünü söyleyen Bayraktar, "Üreticide en çok fiyat düşüşü yüzde 64,7 ile patlıcanda görüldü. Patlıcandaki fiyat düşüşünü yüzde 61,1 ile sivri biber, yüzde 47,2 ile elma, yüzde 38,9 ile havuç ve yüzde 37,7 ile salatalık izledi. Üreticide en çok fiyat artışı yüzde 109,1 ile kuru soğanda görüldü. Kuru soğandaki fiyat artışını yüzde 42,4 ile beyaz lahana, yüzde 31 ile patates, yüzde 25,5 ile limon ve yüzde 21 ile karnabahar izledi. Kuru soğan ve patateste depolarda ürün azaldı ve Çukurova’da yeni hasat başladı. Uzun süre yağan yağışlar nedeniyle patates ve soğanda çürümeler olduğu tespit edilmiştir. Bu da rekoltenin düşmesine ve fiyatların artmasına neden oldu. Geçtiğimiz ay yaşanan aşırı yağışlar nedeniyle beyaz lahana, karnabahar ve ıspanakta arz azalmış, bu da fiyatların artmasına yol açmıştır. Limon fiyatları ise arzdaki azalış nedeniyle yükseldi. Hava şartlarının iyi gitmesi sebebiyle birim alandan alınan verim artmış, yaşanan bu arz artışı da patlıcan, sivri biber ve salatalık fiyatlarının düşmesine yol açtı. Elma ve havuçta ise talepte yaşanan azalma fiyatları düşürdü" dedi. "Nisan ayında Mart ayına göre besi yemi ve süt yemi yüzde 3,5 arttı" Gübre, besi yemi ve süt fiyatlarına ilişkin de açıklamalarda bulunan Bayraktar, sözlerini şöyle sürdürdü: "Ziraat Odalarımız aracılığıyla girdi piyasalarından aldığımız fiyat verilerine göre; Nisan ayında, Mart ayına göre amonyum sülfat gübresi yüzde 24,1, amonyum nitrat gübresi yüzde 17,6, ÜRE gübresi yüzde 8,6, DAP gübresi yüzde 8,1, 20.20.0 kompoze gübresi yüzde 5,3 oranında artış gösterdi. Geçen yılın Nisan ayına göre son bir yılda amonyum sülfat gübresi yüzde 104,3, amonyum nitrat gübresi yüzde 84,2, üre gübresi yüzde 76,2, 20.20.0 kompoze gübresi yüzde 58,3, DAP gübresi yüzde 56,8 oranında arttı. Nisan ayında Mart ayına göre besi yemi ve süt yemi yüzde 3,5, son bir yılda besi yemi yüzde 37,7, süt yemi yüzde 34,6 oranında arttı. Elektrik fiyatları yıllık olarak yüzde 25,1 oranında artarken tarım ilacı fiyatları yüzde 27,8 oranında arttı. Nisan ayında mazot fiyatı aylık olarak yüzde 3,1 oranında azalırken, yıllık yüzde 57,6 oranında arttı."
Isparta Doğadan koparılması yasak olan akzambak bitkisi Isparta’da laboratuvarda çoğaltılıyor Türkiye’de doğal olarak yetişen ve doğadan toplanması yasak olan akzambak bitkisi, Isparta’da laboratuvar ortamında çoğaltılıyor. Sağlık alanındaki kullanımıyla bilinen bitkinin üretimiyle hem doğa korunuyor hem de ekonomiye katkı hedefleniyor. Isparta Uygulamalı Bilimler Üniversitesi bünyesinde yürütülen çalışmalar kapsamında, doğada sınırlı şekilde bulunan ve korunması gereken akzambak bitkisi doku kültürü yöntemiyle laboratuvar ortamında çoğaltılıyor. Doğadan sökülmesi yasak olan bitkinin kontrollü şartlarda üretilmesiyle hem doğal popülasyonun korunması hem de üretimin sürdürülebilir hale getirilmesi amaçlanıyor. Laboratuvar ortamında gerçekleştirilen üretim sayesinde, çoğaltılması zor olan akzambak kısa sürede daha fazla sayıda elde edilebiliyor. Yaklaşık 6 ay süren üretim sürecinde bitkiler, steril şartlarda çoğaltılarak dış ortama uyum sağlayacak şekilde yetiştiriliyor. Bu yöntemle elde edilen akzambakların hem yurt içi kullanımda değerlendirilmesi hem de ihracata kazandırılması hedefleniyor. Doku kültürü laboratuvarında bitkiler kitleler halinde çoğaltılıyor Isparta Uygulamalı Bilimler Üniversitesi Ziraat Fakültesi Araştırma Görevlisi Tolga Polat, "Burası Isparta Uygulamalı Bilimler Üniversitesi Ziraat Fakültesi Eğitim, Araştırma ve Uygulama Çiftliği’ne bağlı Doku Kültürü Laboratuvarı. Yaklaşık 5 yıllık bir geçmişe sahip olan bu laboratuvarda bitkileri invitro ortamda çoğaltıyor, ardından dış şartlarda alıştırıyoruz. Bu şekilde vejetatif çoğaltma yaparak bitkilerin kitleler halinde üretimini sağlıyoruz. Şu anda ağırlıklı olarak akzambak bitkisi üzerinde çalışıyoruz ancak salep, soğanlı süs bitkileri, lale ve bazı meyve anaçları üzerine de çalışmalarımız sürüyor" dedi. Akzambak üretiminde hedef ihracat ve dışa bağımlılığı azaltmak Polat, "Akzambak üzerinde yoğunlaşmamızın nedeni özel sektör-üniversite iş birliği kapsamında yürütülen bir proje. Bu bitki Türkiye’de doğal olarak bulunuyor ancak doğadan sökülmesi yasak. Biz burada hem doğaya kazandırılması hem de ekonomik değeri yüksek olan bu bitkinin yurt dışı ihracatına katkı sağlamak amacıyla üretim yapıyoruz. Böylece dışa bağımlılığı azaltmayı hedefliyoruz" diye konuştu. Akzambak üretimi 6 aylık süreçte tamamlanıyor Üretim sürecine değinen Polat, "Akzambak soğanlı bir bitki. Öncelikle bitkinin pullarını alıp dezenfekte ediyoruz ve çoğaltma ortamına dikiyoruz. Yaklaşık 28 gün sonra bitkiler çoğalıyor ve bir bitkiden ortalama 5 yeni bitki elde edilebiliyor. Belirli bir sayıya ulaştıktan sonra köklendirme aşamasına alıyoruz. Köklenen bitkiler sera içerisindeki yoğun bakım ünitelerinde yaklaşık 12 gün tutuluyor ve dış ortama adapte ediliyor. Tüm süreç yaklaşık 6 ay sürüyor ve yıl boyunca devam ediyor" ifadelerini kullandı. Steril ortamda üretimle hızlı ve kontrollü çoğaltma sağlanıyor Doku kültürü çalışmalarının steril ortam gerektirdiğini vurgulayan Polat, "Kullandığımız tüm materyalleri otoklavda dezenfekte ediyoruz. Laminer kabinlerde, UV ışık altında steril şartlarda çalışıyoruz. Bu yöntem doğada yavaş çoğalan bitkilerin daha hızlı ve kontrollü şekilde üretimini sağlıyor. Kurulum maliyeti yüksek olsa da sonrasında ekonomik üretim imkanı sunuyor. Laboratuvarımızda özel sektör iş birliğiyle 8 kişi çalışıyor, ayrıca lisans ve lisansüstü öğrencilerimizin tez ve projeleri de burada yürütülüyor" dedi.