ASAYİŞ - 21 Mayıs 2026 Perşembe 01:20

Dörtyol’da ev yangını

A
A
A
Dörtyol’da ev yangını

Hatay’ın Dörtyol ilçesinde evin mutfak kısmında çıkan yangın, kısa sürede kontrol altına alındı.


Yangın, Dörtyol ilçesine bağlı Kışlalar Mahallesi’nde bulunan bir evde çıktı. Evin mutfak kısmının yandığını gören ev sahibi durumu 112 acil çağrı merkezine bildirdi. Bölgeye kısa sürede itfaiye ekibi sevk edildi. Olay yerine gelen Hatay Büyükşehir Belediyesi itfaiye ekipleri, yangına kısa sürede müdahale ederek alevleri büyümeden kontrol altına aldı. Yangında ev zarar gördü.



Dörtyol’da ev yangını

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Rize Yağmurun başkentinde 40 yıldır şemsiye tamir ediyor Rize’de 40 yıldır şemsiye tamiri yapan Orhan Tarlacı, babasından öğrendiği mesleği yaşatmaya çalışıyor. Rize’nin son şemsiye tamircisi olan Tarlacı’ya Artvin’den Trabzon’a, hatta İstanbul’dan bile bozuk şemsiyeler geliyor. Türkiye’nin en yağışlı şehirlerinden biri olan Rize’de, yağmur günlük hayatın vazgeçilmez bir parçası olurken, şemsiye de kent kültürünün en önemli simgelerinden biri olmayı sürdürüyor. Ancak teknolojinin, tüketim alışkanlıklarının ve ucuz ithal ürünlerin gölgesinde unutulmaya yüz tutan mesleklerden biri olan şemsiye tamirciliği, Rize’de hala küçük bir dükkanda yaşamaya devam ediyor. Rize merkezde yıllardır aynı dükkanda çalışan 61 yaşındaki Orhan Tarlacı, babasından öğrendiği şemsiye tamiri mesleğini yaklaşık 40 yıldır sürdürüyor. Çocuk yaşlarda başladığı çinko oluk ve lehim işlerini yıllar içinde şemsiye tamiriyle birleştiren Tarlacı, bugün Rize’de tek Karadeniz Bölgesi’nde ise bu işi yapan sayılı ustalardan biri olarak biliniyor. Tarlacı’ya Artvin’den Trabzon’a kadar birçok noktadan tamir için şemsiye gelirken, İstanbul’da yaşayan Rizeliler bile yaz aylarında bozuk şemsiyelerini Rize’ye getiriyor. Babasından öğrendiği mesleği 40 yıldır sürdürüyor Çocukluk yıllarından beri çinko oluk, lehim ve tamir işleriyle uğraştığını anlatan Orhan Tarlacı, mesleğin aileden kendisine kaldığını söyledi. Tarlacı, "Çocukluğumdan beri çinko, oluk ve lehim işleriyle uğraşıyorum. Bu bizim dede mesleğimiz. Dededen babaya, babadan da bize kaldı. Eskiden daha çok çinko oluk işi yapardık. Çatı olukları, sac işleri olurdu. O zamanlar bu işler çoktu. Sonradan çinko işi bitti, lehim işi azaldı. Yaklaşık 40 senedir de daha çok şemsiye tamiri ile uğraşıyorum. Elimizden geldiği kadar en iyi şekilde yapmaya çalışıyoruz" dedi. Eskiden Rize’de bu işi yapan çok sayıda usta bulunduğunu ancak zamanla mesleğin yok olmaya başladığını ifade eden Tarlacı, "Şu anda biliyorsunuz Rize’de şemsiye tamircisi yok. Eskiden vardı. Bakırcılar Sokağı’nda vardı mesela. O ustalar da yıllar önce vefat etti. Yaklaşık 15-20 sene oldu öleli. Ondan sonra bu işler bize kaldı. Biz de elimizden geldiği kadar devam ettirmeye çalışıyoruz" diye konuştu. "İstanbul’dan bile şemsiye getiriyorlar" Şemsiye tamiri yapan insan sayısının çok azaldığını söyleyen Tarlacı, "Ben hemen hemen 40 senedir bu işi yapıyorum. Rahmetli babam yapardı. Ben de ondan öğrendim. Babamdan bana kaldı. Bizden sonra ne olur artık bilemiyorum. Çünkü bu işi yapan da yetişmiyor artık. Şu anda Karadeniz’de şemsiye tamircisi yok gibi bir şey. Hopa’dan Trabzon’a kadar insanlar bana şemsiye getiriyor. Hatta İstanbul’dan bile geliyor. Yazın memlekete gelenler bozulan şemsiyelerini topluyor, getirip bana yaptırıyor. Çünkü artık şemsiye tamiri diye bir sanat kalmadı. Şemsiye tamiri bitti. Zaten sanatların çoğu bitti. Bizim asıl dede mesleğimiz çinko oluk işi. Sonra lehim işleri, lüks tamiri, şemsiye tamiri Lehim işinin her çeşidini yaparız. Mesela bakır kaplar delinir, onları lehimleriz. Eskiden bu işler çok olurdu. Şimdi o işler de bitti" ifadelerini kullandı. "Rize’de şemsiyesiz dışarı çıkılmaz" Rize’de yaşayan insanların hava durumuna bakmadan evden şemsiyeyle çıktığını söyleyen Tarlacı, kentte şemsiyenin günlük hayatın ayrılmaz bir parçası olduğunu anlattı. Tarlacı, "Burası Rize. Yağmurun başkenti. Burada insanlar evden çıkarken şemsiyesiz çıkmaz. Hava açık diye güven olmaz. Sabah güneş olur, öğlene yağmur yağar. Çarşıya çıkan adamın elinde mutlaka şemsiye olur. Burada şemsiye elde taşınır yani" şeklinde konuştu. Emekli olduğunu ve şemsiye tamirciliğini severek yaptığını söyleyen Tarlacı, "Ben emekliyim. Şükürler olsun. Bu işi geçim kaynağı olarak yapmıyorum artık. Harçlığımız çıkıyor işte. Ama sadece şemsiye tamiriyle ev geçindirmek zor. O yüzden lehim işi de yapıyoruz, başka tamir işleri de yapıyoruz" dedi. "Şimdiki şemsiyelerin ömrü yok" Eskiden kullanılan şemsiyelerin daha kaliteli olduğunu söyleyen Tarlacı, günümüzde satılan birçok ürünün kısa sürede kırıldığını ifade etti. Tarlacı, "Güneşli havalarda bakarsın üç-beş şemsiye gelir. Ama yağmurlu havalarda iş çoğalır. Özellikle kışın yoğun olur. Eskiden şemsiye ucuzdu. İnsanlar tamir yaptırmazdı. Atar yenisini alırdı. Ama şimdi en kötü şemsiye olmuş 350-400 lira. Bir de çoğu Çin malı. Eskiden kaliteli şemsiyeler vardı. Kobalt vardı, başka kaliteli markalar vardı. Onların parçaları çelik olurdu. Şimdi hepsi plastik" diye konuştu. Dükkanında hala eski şemsiyelerin parçalarının bulunduğunu belirten Tarlacı, "Eskiden çelik olan parçalar şimdi plastik olmuş. Çin şemsiyesi bunlar. Şimdi her şey Çin oldu zaten. Şemsiyeler de öyle. Şimdi öyle oluyor ki adam dükkandan sıfır şemsiye alıyor, müşteriye gösterirken şemsiye kırılıyor. Yepyeni şemsiye kırılıyor. Burada benim dükkanda bile sıfır kırık şemsiyeler var. Tamir etmem için getiriyorlar. Çünkü malzeme kalitesiz" ifadelerini kullandı. "Poşet poşet şemsiye getiriyorlar" Şemsiyelerin pahalanmasıyla birlikte tamire olan ilginin arttığını söyleyen Tarlacı, özellikle kadın müşterilerin çok sayıda şemsiye getirdiğini anlattı. Tarlacı, "Ama şimdi şemsiye pahalı olduğu için insanlar atamıyor. 350-400 liralık şemsiyeyi bir kere kırıldı diye çöpe atmak kolay değil. Getiriyor bana, 50 lira 100 lira verip yaptırıyor. Özellikle kadın müşteriler çok getiriyor. Poşet poşet bozuk şemsiye getiriyorlar. ’Bunları atmaya kıyamıyoruz’ diyorlar" şeklinde konuştu. "Şemsiye tamiri sabır ister" Şemsiye tamirinin göründüğünden daha zor bir iş olduğunu anlatan Tarlacı, "Şemsiye tamiri sabır işi. Zevkli iş ama çok sabır istiyor. Bazı şemsiyeler oluyor 8 telli, bazıları 16 telli oluyor. İçine el bile zor giriyor. Bazen tamir ederken 10 dakika uğraşıyorum, olmuyor, bırakıyorum. Sonra biraz bekleyip tekrar başlıyorum. Sabır olmadan yapılacak iş değil. Ama ben seviyorum bu işi. Benim için biraz da hobi oldu artık. Emekliyim sonuçta. Geliyorum dükkana, uğraşıyorum. Sanatımdan zevk alıyorum. Yaptığım işten memnunum. İnsanları memnun etmeye çalışıyorum" diye konuştu. "Bu işi sakın bırakma diyorlar" Müşterilerinin kendisine sık sık dua ettiğini belirten Tarlacı, mesleğin kaybolmasından dolayı insanların endişe duyduğunu söyledi. Tarlacı, "Allah sağlık verdiği sürece de yaparım herhalde. Ölene kadar devam ederim diye düşünüyorum. İki tane oğlum var. Birisi biraz yapar ama başka yerde çalışıyor. Diğeri de başka işte çalışıyor. Ben burada emekliliğimi sürdürüyorum işte. Müşteriler bana çok dua ediyor. Özellikle kadın müşteriler geliyor, ’Bu işi sakın bırakma’ diyor. ’Sen bırakırsan biz şemsiyeleri nereye yaptıracağız?’ diyorlar. ’Allah sana uzun ömür versin’ diyen çok oluyor. Çünkü artık yapan yok" ifadelerini kullandı. "Bizden sonra ne olur bilmiyorum" Gençlerin bu tür işlere ilgi göstermediğini söyleyen Tarlacı, "Şimdiki gençler de bu işe yanaşmıyor. ’Şemsiye tamirciliği mi olur?’ diyorlar. Küçümsüyorlar biraz. Çırak da yetişmiyor zaten. Bugün bir çırağa ne vereceksin? Günlük üç-beş şemsiye tamiriyle ancak kendi masrafını çıkarıyorsun. Benim kendi oğlum bile geliyor, 5-10 dakika duruyor, sonra gidiyor. Çünkü başka işte çalışıyor. Şimdiki gençler bu işlere meyilli değil. Ben çocukluğumdan beri aynı dükkandayım. Aynı yerde çalışıyorum. Dediğim gibi bu iş dedemden babama, babamdan bana kaldı. Bizden sonrası ne olur artık bilmiyorum. Belki tamamen biter, belki biri çıkar devam ettirir. Ama şu anda yapan yok. Kışın işler biraz iyi oluyor ama yazın pek iş olmuyor" dedi. Yıllardır aynı dükkanda şemsiyeleri tamir ederek mesleğini sürdüren Orhan Tarlacı, yağmurun eksik olmadığı Rize’de hem insanların şemsiyelerini hem de kaybolmaya yüz tutmuş bir zanaati ayakta tutmaya devam ediyor.
Bursa Osmangazi Belediyesi çocuklara çevre bilinci kazandırıyor Osmangazi Belediyesi, "Geleceğimiz İçin Bugünden Harekete Geç" etkinliğiyle çocuklara küçük yaşta çevre bilinci kazandırarak sıfır atık, geri dönüşüm ve doğayı koruma konularında farkındalık oluşturdu. Çocukların eğitimine büyük önem veren ve çevreye duyarlı nesiller yetiştirilmesi amacıyla çalışmalarını sürdüren Osmangazi Belediyesi, Candan Genceroğlu Kreş ve Gündüz Bakımevi’nde anlamlı bir etkinliğe imza attı. Dünya İklim Günü kapsamında gerçekleştirilen programda çocuklara sıfır atık, geri dönüşüm, enerji tasarrufu, doğal kaynakların korunması ve çevre kirliliğinin önlenmesi gibi konularda bilgilendirmelerde bulunuldu. Osmangazi Belediyesi İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Müdürü Rüveyşa Burça Sütçüoğlu tarafından minik öğrencilere çevreyi korumanın önemi anlatılırken, çocukların yaş seviyelerine uygun şekilde hazırlanan sunumlarda, günlük hayatta uygulanabilecek küçük davranışların doğanın korunmasına büyük katkı sağlayabileceği vurgulandı. Eğitici sunumun ardından gerçekleştirilen drama atölyesinde ise çocuklar çeşitli oyunlar ve canlandırmalar eşliğinde öğrendiklerini uygulama fırsatı yakaladı. "Küçük adımlar, büyük değişimlere sebebiyet verir" İklim değişikliğinin artık yalnızca geleceğin değil, bugünün de en önemli sorunlarından biri haline geldiğini belirten İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Müdürü Rüveyşa Burça Sütçüoğlu, bu doğrultuda çocuklarla bir araya gelmekten mutluluk duyduklarını ifade etti. Geleceğin teminatı olan çocuklarla çok verimli bir etkinlik gerçekleştirdiklerine değinen Rüveyşa Burça Sütçüoğlu, "Artan sıcaklıklar, kuraklık, su kaynaklarının azalması ve çevre kirliliği hepimizi etkiliyor. Ancak unutmamalıyız ki doğamızı korumak için atacağımız küçük adımlar, büyük değişimlere sebebiyet verir. Biliyoruz ki çevreye duyarlı bireyler, küçük yaşlarda yetişirler. Burada çocuklara vereceğimiz her güzel mesaj, gelecekte daha temiz, daha yeşil ve daha yaşanabilir bir dünya için umut olacaktır. Doğamızı korumak sadece kurumlarımızın değil, hepimizin ortak sorumluluğundadır. Atık azaltımı, suyun ve enerjinin tasarruflu kullanımı, geri dönüşümüne önem vermek ve çevre kirliliğini önlemek, geleceğimize atacağımız büyük adımlardır. Dünya İklim Günü’nün çevre bilincinin artması açısından bir vesile olmasını diliyor, ‘Gelecek İçin Şimdiden Harekete Geç’ diyoruz" ifadelerini kullandı.
İstanbul Bitkisel üretimin bir önceki yıla göre artacağı tahmin edildi Üretim miktarlarının, 2026 yılı ilk tahmininde bir önceki yıla göre tarla ürünleri olan tahıllar ve diğer bitkisel ürünlerde (yem bitkileri hariç) yüzde 12,6, meyveler, içecek ve baharat bitkilerinde yüzde 57,8 oranında artacağı tahmin edildi. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2026 yılı Bitkisel Üretim 1’inci Tahmini açıkladı. Buna göre, üretim miktarlarının, 2026 yılı ilk tahmininde bir önceki yıla göre tarla ürünleri olan tahıllar ve diğer bitkisel ürünlerde (yem bitkileri hariç) yüzde 12,6, meyveler, içecek ve baharat bitkilerinde yüzde 57,8 oranında artacağı tahmin edildi. Buna göre, yaklaşık üretim miktarlarının tahıllar ve diğer bitkisel ürünlerde 75,4 milyon ton, sebzelerde 33,3 milyon ton, meyveler, içecek ve baharat bitkilerinde ise 31 milyon ton olarak gerçekleşeceği öngörüldü. Tahıl üretiminin 2026 yılında bir önceki yıla göre artacağı tahmin edildi Tahıl ürünleri üretim miktarlarının 2026 yılında bir önceki yıla göre yüzde 21,7 oranında artarak yaklaşık 41,6 milyon ton olacağı tahmin edildi. Bir önceki yıla göre, buğday üretiminin yüzde 26,7 oranında artarak yaklaşık 22,8 milyon ton, arpa üretiminin yüzde 50,0 oranında artarak 9 milyon ton, çavdar üretiminin yüzde 12,3 oranında artarak 228,3 bin ton, yulaf üretiminin yüzde 4,3 oranında artarak 300 bin ton, mısır üretiminin ise yüzde 5,9 azalarak 8 milyon ton olacağı öngörüldü. Kuru baklagiller grubunda nohut, kuru fasulye ve kırmızı mercimek üretiminin sırasıyla 510 bin ton, 210 bin ton ve 385 bin ton olacağı tahmin edildi. Yumru bitkilerden patatesin ise bir önceki yıla göre yüzde 3,1 oranında azalarak 6,2 milyon ton üretileceği tahmin edildi. Yağlı tohumlardan soya üretiminin yüzde 12,7 oranında azalarak 129,9 bin ton, ayçiçeği üretiminin ise yüzde 16,2 oranında artışla 2,3 milyon ton olacağı öngörüldü. Şeker pancarı üretiminin yüzde 5,8 oranında artarak 22 milyon ton olarak gerçekleşeceği tahmin edildi. Sebze üretiminin 2026 yılında bir önceki yıla göre önemli bir değişiklik göstermeyeceği tahmin edildi Sebze ürünleri üretim miktarının 2026 yılında 33,3 milyon ton olacağı tahmin edildi. Sebzeler grubu ürünlerinden hıyarda yüzde 8,8, kuru sarımsakta yüzde 17,5, salçalık kapya biberde yüzde 2,3 oranında üretim artışı; domateste yüzde 0,6, karpuzda yüzde 1,9, kuru soğanda yüzde 13,5 oranında üretim azalışı olacağı tahmin edildi. Meyve üretiminin 2026 yılında bir önceki yıla göre artacağı tahmin edildi Meyveler, içecek ve baharat bitkileri üretim miktarının 2026 yılında bir önceki yıla göre yüzde 57,8 oranında artarak yaklaşık 31 milyon ton olacağı tahmin edildi. Meyveler grubunda, bir önceki yıla göre elmada yüzde 93,6, çilekte yüzde 1,4, şeftalide yüzde 88,6, nektarinde yüzde 107,7, kirazda yüzde 255,7, üzümde yüzde 53,0 üretim artışı öngörüldü. Turunçgil meyvelerinden mandalinada yüzde 46,3, portakalda yüzde 63,9, limonda yüzde 63,8 oranında üretim artışı öngörüldü. Sert kabuklu meyvelerden fındıkta yüzde 62,2, cevizde yüzde 95,1, Antep fıstığında yüzde 113,6 oranında üretim artışı olacağı tahmin edildi. Muz üretiminin geçen yıla göre yüzde 1,3 oranında azalacağı, zeytin üretiminin ise yüzde 55,7 oranında artacağı öngörüldü.