EĞİTİM - 07 Eylül 2025 Pazar 09:07

Pazartesi başlayacak yeni eğitim-öğretim yılı öncesi alışveriş yoğunluğu

A
A
A
Pazartesi başlayacak yeni eğitim-öğretim yılı öncesi alışveriş yoğunluğu

Hatay’da uyum haftasının başlaması ve 2025-2026 eğitim-öğretim yılının pazartesi günü başlayacak olmasından dolayı kırtasiyelerde alışveriş yoğunluğu sürüyor.


Asrın felaketi olarak nitelendirilen depremde Hatay’da binlerce bina yerle bir olurken eğitim kurumları zarar görmüştü. Depremin hemen ardından başlayan şehrin inşa çalışmasıyla eğitim kurumları tadilatı yapılırken yeni okullar da hizmete açılmayı bekliyor. Uyum haftası 1 Eylül tarihinde başlarken, 2025 - 2026 eğitim öğretim dönemi 8 Eylül tarihinde başlayacak. Okul heyecanını çocuklarıyla birlikte yaşayan ebeveynler, evlatlarının okul ihtiyaçları için kırtasiyelerde yoğunluk oluşturuyorlar. Defne ilçesi Aşağıokçular Mahallesi’nde kırtasiye iş yeri olan Erkan Kılınç, yıllardan beri kırtasiyecilik yaparak öğrencilerin ihtiyaçlarını karşılıyor. Temel kırtasiye ihtiyaçlarının markası ve niteliğine göre fiyatlarının değiştiğini ifade eden Kılınç, okul çantalarının 150 TL ile 2 bin 500 TL arasında değiştiğini, defterlerin fiyatının 15 TL - 85 TL arasında satışa sunulduğunu dile getirdi. Okula yeni başlayan çocukların kırtasiye ürünleri alışverişinde uyarıda bulunan Kılınç, kanserojen gibi sağlıksız ürünleri almayıp güvendikleri yerlerden alışveriş yapmaları konusunda tavsiyede bulundu.



"Okula yeni başlayan öğrencinin maliyeti ürünün kalitesine ve niteliğine göre değişiyor"


Okula yeni başlayan bir öğrencinin bu yılki maliyetinin bin TL’den başladığını ifade eden kırtasiyeci Erkan Kılınç, "Okul yoğunluğu gayet iyi ve vatandaşların bize olan ilgisinden mutluyuz. Geçen seneyle bu sene arasında artık ülkemizde perakende sektöründe fiyatlar oturdu diyebilirim. Geçen yıldan bu yıla göre yüzde 25 fiyat artışı oldu. Biz malı hızlı sirküle edip yüksek iskonto indirim uygulamaya çalışıyoruz. Okula yeni başlayan öğrencinin maliyeti ürünün kalitesine ve niteliğine göre değişiyor. Bir öğrencinin temel kırtasiye malzemeleri, defter, kalemler, boya kalemleri, resim malzemeleri, yardımcı kaynak kitaplar, etiket gibi, kalemlik beslenme kutusu ve çantası malzemelerinin ihtiyaçları oluyor. Geçen yıl en ekonomik listeyi biz 750 TL bandında hazırlayabiliyor iken bu yıl ise bin TL bandına çıktı. Bu yıl yaklaşık yüzde 25 fiyat artışı oldu. Ortalama çanta fiyatları markası ve niteliğine göre 150 TL’den başlar ve 2 bin 500 TL’ye kadar fiyatlar değişiyor. Defterlerde ise 15 TL ila 85 TL arasında değişiyor. Bu sektör ithalata bağlı bir sektör olduğu için ülkemizde birçok sektörde olduğu gibi Çin’den çok hızlı bir şekilde daha ucuz, sağlıksız ve kanserojen madde içeren ürünler giriyor. Bu anlamda 8 belirlediğimiz marka var. Bunların haricinde çalışmamaya çalışıyoruz. Bizim burada sattığımız ürünler kanserojen madde içermeyen, sağlığa herhangi bir zararı olmayan ve kaliteli, sağlıklı ürünler olmasına dikkat etmeye çalışıyoruz" dedi.



"Ben büyüyünce bilgisayar mühendisi olmak istiyorum, yeni öğretim yılı hepimiz için iyi geçer"


Yeni eğitim öğretim dönemi için kırtasiye alışverişi yapan öğrenci Utku Kartal, "Yeni eğitim öğretime başlıyoruz. Ben de kırtasiyeye gelerek silgi, kalem, defter, çanta gibi eşyalar alacağım. Bu yıl 9’uncu sınıfa başlayacağım. Fiyatlar ne çok yüksek ne de çok düşük. Bir öğrencinin okula başlarken temel kırtasiye malzemesi olarak defter, kalem, silgi, çanta gibi eşyalara ihtiyacı oluyor. Ben büyüyünce bilgisayar mühendisi olmak istiyorum. Yeni öğretim yılı hepimiz için iyi geçer" ifadelerini kullandı.



Pazartesi başlayacak yeni eğitim-öğretim yılı öncesi alışveriş yoğunluğu

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Konya Hatice Hatun Mahalle Külliyesi Çocuk Mektebi’nde aileler eğitim seminerleri ile bilgilendiriliyor Konya’nın merkez Selçuklu İlçe Belediyesi Hatice Hatun Mahalle Külliyesi Çocuk Mektebi’nde ailelere yönelik olarak DEHB (Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu) konulu eğitim semineri gerçekleştirildi. Selçuklu Belediyesi, eğitim alanında yürütülen çalışmalar kapsamında, bünyesinde bulundurduğu Hatice Hatun Mahalle Külliyesi Çocuk Mektebi’nde, 4-6 yaş aralığındaki çocukların gelişimine katkı sunmak amacıyla velilere yönelik milli ve manevi değerler temelli eğitimler düzenleniyor. Velilerin çocuklarıyla sağlıklı iletişim kurmaları konusunda büyük destek olan ve gelişim süreçlerine dair farkındalık oluşturan eğitimlerin son oturumunda "DEHB (Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu)" konusu ele alındı. Alanında uzman Psikolojik Danışman ve Oyun Terapisti Ayşe Söğüt’ün katkılarıyla gerçekleştirilen seminerde velilere kapsamlı bilgiler aktarıldı. Söğüt, DEHB’nin özellikle 3-6 yaş aralığı çocuklarda ortaya çıktığını belirterek, çocukların dikkatini toplamakta zorlandığı, çok hareketli olabildiği ve bazen düşünmeden hareket ettiği bir durum olduğunu aktararak, ailelere tavsiyelerde bulundu. Bu durum ile karşı karşıya kalan velilerin sabırlı ve anlayışlı bir yaklaşım benimsemeleri, net kurallar ve düzenli rutinler oluşturmaları, çocuklarının güçlü yönlerini desteklemeleri ve gerektiğinde uzman desteğine başvurmalarının önemine değinen Söğüt, ayrıca okul-aile iş birliğinin çocuğun gelişim sürecindeki belirleyici rolüne dikkat çekti. Psikolog Ayşe Söğüt, "Ayrılık Kaygısı ve Okula Dönüş", "Oyun Terapisi Nedir, Ne Değildir?", "Gelişim Dönemleri ve Mizaç" ile "Sınır Koyma" gibi önemli başlıkları dönem boyunca velilere aktardı.
Gaziantep Prof. Dr. İrfan Koca: "Tetkik değil, hasta tedavi edilmelidir" Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. İrfan Koca, MR, tomografi ve kan tahlillerinin tanı sürecinin önemli araçları olduğunu belirterek, "Ancak bilimsel çalışmalar, bu tetkiklerin tek başına değerlendirilmesinin yanıltıcı olabileceğini göstermektedir. Uzmanlara göre doğru tanı; hastanın şikayetlerinin ayrıntılı şekilde ele alınması ve dikkatli bir muayene ile mümkündür" dedi. Prof. Dr. İrfan Koca, tetkiklerin ancak doğru klinik çerçevede anlam kazandığını vurgulayarak, şikayeti olmayan kişilerde bile yüksek oranlarda iz saptanabildiğini söyledi. Literatürde yer alan çalışmalara dikkat çeken Koca, "Şikayeti olmayan bireylerde yüzde 37 - yüzde 96 oranında omurga disklerinde aşınma / fıtık benzeri izler, Omuz görüntülemelerinde yüzde 78’e varan sıvı artışı (bursit), Diz MR’larında yüzde 43’e kadar kıkırdak hasarı, Kalça görüntülemelerinde yüzde 68’e varan eklem kenarı hasarı görülebiliyor. Ancak bu tanıların önemli bir kısmı, hastanın şikayetiyle doğrudan ilişkili olmayabilir" şeklinde konuştu. " Tetkikler tek başına belirleyici değildir" Prof. Dr. Koca, "Yeterli öykü alınmadan ve yeterli muayene yapılmadan gerçekleştirilen tetkikler, tek başına doğru tanıya götürmeyebilir. Ayrıca, bu şekilde tetkik temelli tanı ve tedavi girişimleri, bazı durumlarda yanlış tanı ve uygun olmayan tedavi risklerini de beraberinde getirebilir. Bu nedenle tetkiklerin, hastanın klinik durumu ile birlikte değerlendirilmesi esastır" ifadelerini kullandı. "Gereksiz işlemler ve yükler oluşabilir" Koca, "Şikayetle doğrudan ilişkisi olmayan izler üzerinden hareket edilmesi; gereksiz girişimlere, tedavilere ve bazı durumlarda ameliyatlara yol açabilir. Bunun yanı sıra hastalar gereksiz mali yük altına girebilir ve özellikle tomografi gibi yöntemlerle gereksiz radyasyon maruziyeti söz konusu olabilir. Hastaya yeterli zaman ayrılmadan, öykü alınmadan ve muayene yapılmadan doğrudan tetkiklere yönlendirilmesi; hekim-hasta ilişkisinin niteliğini zayıflatabilir. Oysa tıbbi değerlendirme, bireysel ve bütüncül bir yaklaşım gerektirir" ifadelerine yer verdi. "Kas-iskelet sistemi hastalıklarında çoğu zaman ameliyat gerekmez" Kendi alanına ilişkin önemli bir noktayı vurgulayan Koca, "Bel ve boyun fıtıkları, diz ve omuz problemleri gibi birçok kas-iskelet sistemi hastalığında, hastaların önemli bir kısmı ameliyatsız yöntemlerle yönetilebilir. Doğru değerlendirme yapılmadan yalnızca görüntülere bakılarak karar verilmesi, gereksiz cerrahiye yönlendirebilir" Şeklinde açıklamada bulundu. "Doğru sıra: öykü, muayene, gerekirse tetkik" Koca, "Öncelik her zaman hastanın şikâyetinin anlaşılması ve muayenedir. Tetkikler bu sürecin tamamlayıcı bir parçasıdır; tek başına belirleyici değildir. MR veya diğer tetkiklerde görülen her iz, tedavi gerektiren bir hastalık anlamına gelmez. Önemli olan, bu izlerin hastanın şikayetiyle uyumlu olup olmadığının doğru değerlendirilmesidir" diye konuştu.