- 25 Mart 2020 Çarşamba 11:37

Iğdır Üniversitesi’nden Covıd-19 virüsüne karşı “Hidrojenle Zenginleştirilmiş Su Tedavisi"

A
A
A
Iğdır Üniversitesi’nden Covıd-19 virüsüne karşı “Hidrojenle Zenginleştirilmiş Su Tedavisi"

Iğdır Üniversitesi Covıd-19 virüsüne karşı ‘Hidrojenle Zenginleştirilmiş Su’ çalışması ile yeni bir ürün geliştirdi.

Iğdır Üniversitesi Covıd-19 virüsüne karşı ‘Hidrojenle Zenginleştirilmiş Su’ çalışması ile yeni bir ürün geliştirdi.


Iğdır Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Öğr. Üyesi Doç. Dr. Duried Alvazeer, üniversite bünyesinde bulunan Redoks Uygulamaları Araştırma Merkezinde gıda ürünleri ile ilgili yaptığı çalışmalara ilaveten ‘Hidrojenle Zenginleştirilmiş Su’ çalışması ile yeni bir ürün geliştirdi. Bu ürün COVID-19 hastalarının tedavisinde kullanılabilme imkânı sağlıyor.


Gıda alanında kullanılan diğer gazlardan farklı olarak hidrojen (H2); en hafif ve küçük element olma özelliğiyle, ürüne çok hızlı şekilde nüfuz ederek hem ürün içerisindeki hem de ortam atmosferindeki oksijen ve oksijen türevi serbest radikalleri indirgeyebilmekte olduğunu belirten Redoks Uygulamaları Araştırma Merkezi Kurucusu Iğdır Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Gıda Mühendisliği Bölümü Öğr. Üyesi Doç. Dr. Duried Alvazeer; “Kurutma veya paketleme alanında herhangi bir şekilde kullanılmamış olan H2’nin bu özelliğinden faydalanılarak gıdaların duyusal ve besinsel kalitesinin muhafaza edilerek daha yüksek kalitede ürün elde edilmesi ve raf ömrünün uzatılması istenmiş. Daha önce kullanılmış olan CO2 ve N2 gibi gazlara nispeten daha etkili olması amaçlanmış ve bu amaca ulaşılmıştır” dedi.


H2 sağlık alanında terapötik tıbbi gaz olarak dikkate alınmakta, bu alanda birçok çalışma yürütülmektedir diyen Alvazeer; “Yakın dönemde araştırmaya başlanmasına rağmen, 1000’den fazla bilimsel makale H2’nin 170’ten fazla farklı insan ve hayvan hastalığı modelinde ve özellikle insan vücudunun her organında terapötik potansiyele sahip olduğunu göstermektedir. Tatsız, kokusuz, yanıcı bir gaz olan moleküler hidrojen (H2) solunum terapisinde ve hidrojenle zenginleştirilmiş su üretiminde kullanılmaktadır. Çok düşük molekül ağırlığı ve hafif olması sebebiyle oldukça yüksek difüzyon özelliğine sahip olan hidrojenin hem solunum terapisi hem de hidrojence zenginleştirilmiş suyun tüketimi ile hücre altı birimlere kadar etki ederek birçok hastalık tedavisinde kullanılabilmektedir” dedi.


H2 Koronavirüs hastalığında (covid-19) tedavi yöntemi olarak kullanılabileceğini söyleyen Doç. Dr. Duried Alvazeer; “Kronik hepatit B (CHB) hastalığı olan kişilerde hidrojenle zenginleştirilmiş suyun; oksidatif stres, karaciğer fonksiyonu ve Hepatit B virüsü (HBV) DNA’sı üzerindeki etkisine yönelik yapılan bir araştırmada; karaciğer fonksiyonunun önemli ölçüde iyileştiği ve HBV DNA’sının belirgin şekilde azaldığı tespit edilmiştir. Çin sağlık ekibi, yeni koronavirüs pnömoni kılavuzunun 7. baskısında COVID-19 hastalarının tedavisinde solunum için % 66,6 H2 /% 33,3 O2 kullanımını önermiştir. Bu kapsamda özellikle COVID-19 üzerinde çalışan viral patoloji uzmanları, potansiyel ve ucuz bir tedavi yöntemi olarak H2 ‘yi dikkate alabilirler” dedi.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Manisa Özel’in yakın arkadaşı Demirhan Gözaçan gözaltına alındı Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) önceki dönem Manisa il yöneticilerinden Demirhan Gözaçan, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında sabaha karşı düzenlenen operasyonla gözaltına alındı. CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in yakın arkadaşı olan Gözaçan’ın evinde ve aracında arama yapıldığı öğrenildi. Uşak Belediye Başkanı Özkan Yalım’ın kamuoyuna yansıyan "1 milyon TL parayı Denizli’de, CHP il başkanlığı binası yakınında, Özgür Özel’in yakın arkadaşı olarak bildiğim Demirhan isimli şahsa, yine Özgür Özel’in talimatıyla çanta içerisinde nakit olarak teslim ettim" iddialarının ardından Demirhan Gözaçan bu sabaha karşı Manisa’da gözaltına alındı. Gözaçan’ın evi ve arabasında arama yapıldığı ve Manisa İl Emniyet Müdürlüğünden İstanbul İl Emniyet Müdürlüğüne götürüldüğü öğrenildi. CHP Manisa İl Başkanı İlksen Özalper tarafından yapılan yazılı açıklamada, son günlerde Demirhan Gözaçan’a yönelik iftira ve karalama kampanyalarının yürütüldüğü öne sürülerek, gözaltı işleminin "yetkisiz" şekilde gerçekleştirildiği ifade edildi. Açıklamada, "Cumhuriyet Halk Partisi önceki dönem il yöneticimiz Sayın Demirhan Gözaçan, son günlerde şahsına yöneltilen iftiralar ve karalama kampanyaları neticesinde İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nca yürütülen soruşturma kapsamında bu sabaha karşı şafak operasyonuyla yetkisiz bir şekilde gözaltına alınmış, evi ve arabası aranmıştır" denildi. Gözaçan’ın Manisa İl Emniyet Müdürlüğü’nden İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü’ne götürüldüğü belirtilen açıklamada, CHP Manisa İl Başkanlığı’nın sürecin takipçisi olacağı vurgulandı. İl Başkanı İlksen Özalper açıklamasında, "Cumhuriyet Halk Partisi Manisa İl Başkanlığı olarak sürecin takipçisi olacağımızı kamuoyuna saygıyla duyururuz" ifadelerine yer verdi.
İstanbul Tutuklu sanık Yener Torunler: "Çektiğim ve Murat Gülibrahimoğlu’na teslim ettiğim paranın miktarını bilemem" ‘Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü’ duruşmasının 36. oturumunda savunma yapan tutuklu sanık Yener Torunler, "Cebeci Maden Sahası ile ilgili görev ve sorumluluğum yoktur. Bankadan para çekilmesi ve yatırılması görevlerimin arasındadır. Çektiğim ve Murat Gülibrahimoğlu’na teslim ettiğim paranın miktarını bilemem" dedi. ‘Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü’ davasının ilk duruşmasının 36. oturumu, İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Marmara Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi’nde bulunan duruşma salonunda görülmeye devam edildi. Duruşmada Murat Gülibrahimoğlu’nun şirketinde güvenlik müdürü olan Yener Torunler savunma yaptı. Sanık Yener Torunler hakkında iddianamede yapılan değerlendirmede, örgüt yöneticisi Murat Gülibrahimoğlu’na bağlı hareket ettiği belirtilmişti. Torunler’in örgütün kurmuş olduğu kaçak hafriyat döküm sahasından sorumlu örgüt yöneticisi Gülibrahimoğlu’nun çantacısı olduğu, naylon faturalar ve banka üzerinde yapılan sahte çek bozdurma işlemlerini organize ettiği aktarılmıştı. "Cebeci Maden Sahası ile ilgili görev ve sorumluluğum yoktur" İddianamedeki suçlamalara karşı savunması sorulan Yener Torunler, Murat Gülibrahimoğlu’nun şirketinde güvenlik müdürü olduğunu söyleyerek "Bulunduğum mekanın korunmasını sağladım. Ben hiçbir dönem Murat Gülibrahimoğlu’nun korumalığını ve şoförlüğünü yapmadım. Bir de idari işler müdürlüğü yapıyordum. Şirketteki binek araçların bakımı, muayenesi ve diğer birimler ile ilgili lojistik destek veririz. Cebeci Maden Sahası ile ilgili görev ve sorumluluğum yoktur. Biz bir araç alınacaksa nerede kullanılacak bilemeyiz. Arıza falan varsa bunların giderilmesini sağlarım, resmi evrak işlerini hallederim. Bankadan para çekilmesi ve yatırılması görevlerimin arasındadır. İddianamedeki suçlamaların bana yöneltilmesi mümkün değildir. Mali içerikli kararların alınması süreçlerinde bir yetkim, dahilim yoktur" dedi. "Çektiğim ve Murat Gülibrahimoğlu’na teslim ettiğim paranın miktarını bilemem" Sanık Torunler savunmasının devamında "Bir insan varlığından bile haberdar olmadığı bir örgüte nasıl üye olabilir? Ben CHP üyesiyim. Başka hiçbir örgüte üye olmam mümkün değildir. Buraya nasıl dahil edildim anlamıyorum. Murat Gülibrahimoğlu Cumhuriyet Halk Partili değildir. Partime ilişkin herhangi bir konuda Gülibrahimoğlu’dan talimat almam mümkün değildir. Partimize yönelik böyle bir plan içerisinde kim olursa olsun gereğini yapmasını bilirim. Benim için Cumhuriyet Halk Partili olmak övünç kaynağıdır. Benim dışardan birileri ile partimi ele geçirmeye çalıştığım mı iddia ediliyor? Bu benim şahsıma hayatım boyunca yapılan en büyük hakarettir. Benim mal varlığım bellidir. Bir lokma haram para boğazımdan geçmedi. Ben parayı bankadan alıp Murat Gülibrahimoğlu’na teslim ederim. Ben 41 milyon TL çekmek ile suçlanıyorum. Bu benim işimin bir parçasıdır. Bu paranın çekimi yıllara yayılmıştır. 11 yıllık bir süreçte bu para çekilmiş. Söz konusu işlemler kişisel ve örgütsel bir menfaat için değil, işimin bir parçası olarak yerine getirildi. Çektiğim ve Murat Gülibrahimoğlu’na teslim ettiğim paranın miktarını bilemem. Para çekim işlemleri görev tanımım içerisindedir. Bu işlemlerde bir gizem, sır yoktur. Bu işlemler tek başına yapılmaz. Murat Gülibrahimoğlu’nun lüks bir yaşam tarzı olduğu herkesçe bilinir" ifadelerini kullandı. Ardından söz alan tutuklu sanık Ekrem İmamoğlu, Yener Torunler’e "İdari müdür olduğunuz için sormak istiyorum. Gözleminiz olmuştur. Market kartlarının nerede kullanıldığını, kimlere verildiği konusunda bir bilginiz varsa lütfen paylaşın" dedi. Sanık Torunler "Şirket olarak kart alırdık. Kamu kurumlarına, belediyeye, AK Parti teşkilatına da verirdik. Valiliğe verirdik. Valiliğin sosyal yardımlaşma adı altında dağıttığını biliyorum. Cumhuriyet Halk Partisi teşkilatına vermedik. Ama açık açık söyleyeyim vermek içimden gelirdi. Belediye olarak Üsküdar, Kartal, Sultangazi belediyelerine verdik" yanıtını verdi. Ekrem İmamoğlu ardından mahkeme heyetine "Siz buraya Enerji Bakanını, İstanbul’un iki valisini, Vakıflar Bankası Yönetim Kurulunu bu ve benzer kurumları çağırıp sorgulamadığınız sürece bu insanların burada kalması büyük bir acıdır. Sayın Bakanın bu mahkemeyi yetki altında tuttuğunu düşünüyorum. Bakan ‘İmamoğlu Suç Örgütü’ dedi. Bir bakan bunu diyemez. Bunları söyledi. Ben rüşvet havuzu, asrın yolsuzluğu gibi hususları aynen kendine iade ediyorum. Sizi etki altında tutmaya çalışan bir Adalet Bakanı ile karşı karşıyayız. Kendini yargıç zanneden Adalet Bakanına haddini bildirmek zorundasınız. Ben Türkiye’nin beka sorunu haline gelen bu bakan hakkında Sayın Cumhurbaşkanını uyarıyorum" ifadelerini kullandı. Duruşmaya ardından öğle arası verildi.