ÇEVRE - 17 Mart 2026 Salı 11:36

Ağrı Dağı’ndan kayan kayakseverler, Ağrı Dağı’nın Iğdır tarafına kayak merkezi yapılması çağrısında bulundu

A
A
A
Ağrı Dağı’ndan kayan kayakseverler, Ağrı Dağı’nın Iğdır tarafına kayak merkezi yapılması çağrısında bulundu

Iğdır’da iki kayaksever, Türkiye’nin en yüksek dağı olan Ağrı Dağı eteklerindeki Korhan Yaylası’nda kayak yaptı. Dağcılar, 5 bin 137 metre rakıma sahip Ağrı Dağı’nın büyük bir kısmının Iğdır sınırları içinde bulunmasına rağmen bölgede bir kayak merkezinin olmamasının kabul edilebilir olmadığını belirterek yetkililere çağrıda bulundu.


Iğdır’da iki kayaksever, Türkiye’nin en yüksek dağı olan Ağrı Dağı’nın eteklerinde yer alan Korhan Yaylası’na giderek kayak yaptı. Doğal kar örtüsü ve geniş alanlarıyla dikkat çeken bölgede kayak yapan sporcular, Ağrı Dağı’nın kış turizmi açısından büyük bir potansiyele sahip olduğunu söyledi. Dağcılar, 5 bin 137 metre rakıma sahip Ağrı Dağı’nın Türkiye’nin en yüksek dağı olmasına rağmen Iğdır tarafında herhangi bir kayak merkezinin bulunmamasının önemli bir eksiklik olduğunu dile getirdi. Bölgenin hem doğal yapısı hem de manzarasıyla kış turizmi için uygun olduğunu belirten sporcular, yapılacak bir kayak merkezinin Iğdır turizmine ve ekonomisine büyük katkı sağlayacağını ifade etti. Kayakseverler ayrıca, Ağrı Dağı eteklerinde kış aylarında yeterli kar kalınlığının oluştuğunu ve uygun pist alanlarının bulunduğunu belirterek, Iğdır’a kazandırılacak bir kayak merkezinin hem yerli hem de yabancı turistleri bölgeye çekebileceğini söyledi. Dağcılar, yetkililerin bu potansiyeli değerlendirmesi gerektiğini vurgulayarak, Iğdır’ın kış turizminde de adından söz ettirebilecek bir şehir haline gelebileceğini ifade etti. Dağcılardan Çağatay Turhan, yaklaşık 1,5 saat süren tırmanışın ardından keyifli bir iniş gerçekleştirdiklerini belirterek, dağın yalnızca doğal güzelliğiyle değil, spor imkanlarıyla da dikkat çektiğini ifade ederek; "Bugün de burada Ağrı Dağı’nın yamaçlarında kaymak nasip oldu. Ağrı Dağı, bildiğiniz gibi birçok dinde kutsal kabul edilen bir dağ. Bana göre de çok farklı bir yere sahip. Gerçekten oldukça keyifli bir faaliyetti. Yaklaşık 1,5 saatlik bir tırmanışın ardından güzel bir iniş gerçekleştirdik. Bence insanların bu dağı daha iyi tanıması gerekiyor; açıkçası yeterince tanınmadığını düşünüyorum. Dağın güzelliğine oranla bilinirliği biraz düşük. Herkes Ağrı Dağı’nı biliyor ama burada kaç kişinin spor yaptığına, kaç kişinin kayak yaptığına baktığınızda sayı muhtemelen bir elin parmaklarını geçmeyecektir. Bence buranın bir an önce turizme kazandırılması gerekiyor." dedi.


Bölgede ilk kez kayak yaptıklarını dile getiren Iğdır Ağrı Dağı Arama Kurtarma ve Dağcılık Spor Kulübü Başkanı Muhammed Akkuş, amaçlarının Ağrı Dağı’nda kayak turizminin mümkün olduğunu göstermek olduğunu belirtti. Mevcut kar kalınlığının yaklaşık 2 metreye ulaştığı ve Mayıs ayı sonuna kadar kayak yapılabilecek şartların sürdüğünü belirten Akkuş; " İlk defa biz burada kayak yaptık. Bugün burada amacımız şuydu: Ben bir Iğdırlı olarak, "Neden Ağrı Dağı’nda bir kayak merkezi yok? Neden kayak turizmi yapılmıyor?" sorularını gündeme getirmek istiyorum. Biliyorsunuz, Ağrı Dağı dünyaca Everest’ten bile daha çok tanınan bir dağ aslında. Çünkü Everest’i daha çok dağcılar ve yüksek irtifa sporcuları bilir; ancak Ağrı Dağı kutsal bir dağ olduğu için dünyanın birçok insanı tarafından bilinir. Bu dağın bugüne kadar turizme kazandırılmamış olması Iğdır için, bölgemiz için ve ülkemiz için büyük bir kayıp. Biz bugün burada kayak yaparak, aslında burada kayak yapılabildiğini göstermek istiyoruz. Şu anda yaklaşık 2 metre kar var ve Mayıs ayının sonuna kadar burada kayak turizminin yapılabileceğini göstermek istedik. Bugün bu noktayı seçmemizin nedeni de şuydu: Burası, Küp Gölü’nün hemen arka tarafına denk geliyor. Buraya yapılacak bir teleferik hattı sayesinde, aynı zamanda Cehennem Vadisi’nin buzullarıyla kesişen bir noktaya ulaşılabilir. Bu sayede insanlar hem dağ turizmini hem inanç turizmini deneyimleyebilir, aynı zamanda Cehennem Vadisi’nin şelalelerini izleme ve Küp Gölü’nü görme şansı yakalayabilir. Bu nedenle amacımız, Iğdır’da yetkililerin bir an önce burayı turizme açmasıdır. Kayak turizmi, yamaç paraşütü turizmi gibi faaliyetler burada rahatlıkla yapılabilir. Nitekim daha önce düzenlenen bir festivalde burada yamaç paraşütü de yapılmıştı. Bu bölge, yamaç paraşütü için de oldukça uygun bir yer. Buradan tüm dünya dağcılarına, kayakçılara, turizmcilere ve yamaç paraşütü sporcularına çağrımızdır: Gelin, bu eşsiz coğrafyada birlikte faaliyetler gerçekleştirelim" dedi.



Ağrı Dağı’ndan kayan kayakseverler, Ağrı Dağı’nın Iğdır tarafına kayak merkezi yapılması çağrısında bulundu

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Baş diyetisyenden kurban eti uyarısı: "Kurban etini en az 12-24 saat dinlendirmemiz gerekir" Diyetisyen Filiz Beycan, Kurban Bayramı boyunca aşırı ve dengesiz beslenmenin ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğini belirterek, kurban etinin en az 12-24 saat dinlendirilmesi gerektiğini söyledi. Gülhane Eğitim ve Araştırma Hastanesi Baş Diyetisyeni Filiz Beycan, Kurban Bayramı’nda sağlıklı beslenme konusunda vatandaşlara uyarılarda bulundu. Bayram boyunca kontrolsüz et tüketiminin sindirim sistemi problemleri başta olmak üzere kolesterol, trigliserid ve tansiyon yükselmesine neden olabileceğini ifade eden Beycan, özellikle kurban etinin kesilir kesilmez tüketilmemesi gerektiğini söyledi. Bayram sabahında hafif bir kahvaltı yapılmasının önemli olduğunu belirten Beycan, "Kurban etini en az 12-24 saat dinlendirmemiz gerekir. Etin içerisindeki ölüm sertliği dediğimiz bir sertlik oluşur ve bu da sindirim sistemimizde problemlere yol açabilir. Yediğimizde eğer hazımsızlık, şişkinlik oluşmasını istemiyorsak etimizi mutlaka dinlendirmeliyiz. Onun için ilk önce kahvaltıda peynir, yumurta tarzı protein kaynaklarından oluşan, yanına zeytin, yeşillikler eklenmiş bir dilim tam buğday ekmeği tarzında bir kahvaltı yapabiliriz" dedi. "Gün içerisinde mutlaka 2,5 litre kadar su tüketmemiz gerekiyor" Et pişirme yöntemlerine de değinen Beycan, "Daha çok haşlama, ızgara veya fırında pişirme yöntemlerini tercih etmemiz gerekiyor. İçerisine ekstra tereyağı veya kuyruk yağı gibi yağlar kullanmamak lazım ki sağlığımız olumsuz etkilenmesin. Bir diğer önemli hususumuz sebze yemeklerini mutlaka tüketmemiz lazım. Hem etin sindirimini artırabilmek hem de içerisindeki demir emilimini artırabilmek için yanına sebze veya salata ilavesi yapmamız gerekiyor. Mutlaka yanında su tüketimi çok önemli. Böbreklerimize proteinden bir yük binecektir. Bu yükün hafifletilmesi için de gün içerisinde mutlaka 2,5 litre kadar su tüketmemiz gerekiyor. Aynı zamanda kahve ve çayın fazla tüketilmesi de vücuttaki sıvı ihtiyacını artıracağı için su tüketimi bu yönden de önemli" şeklinde konuştu. "Etin yanında asitli içecekler değil de ayran, su tarzı içecekler tercih edilebilir" Vatandaşların en sık yaptığı hatalardan birinin eti kesilir kesilmez tüketmek olduğunu söyleyen Beycan, "Eti kesilir kesilmez pişirmememiz gerekiyor ki sindirim sisteminde problemlere, hazımsızlığa, şişkinliğe, kabızlığa yol açmasın. Bir diğer husus yine etin yanında mutlaka sebze ve salatanın tüketilmesi gerekiyor. Bu da bizim sindirim sistemimizi daha rahatlatacaktır. Çok kızartmalı, yağlı değil de haşlama tarzı olabilir. İçerisinde baharatları çok fazla kullanmamak gerekir ki sindirim sistemimiz daha rahat çalışsın. Bunlara dikkat edebiliriz. Yine dediğimiz gibi su tüketimi çok önemli. Etin yanında mutlaka asitli içecekler değil de ayran, su tarzı içecekler tercih edebiliriz" ifadelerini kullandı. "Kolesterol hastaları haftada iki defa 90-120 gramı aşmayacak şekilde et tüketebilir" Kronik rahatsızlığı bulunan vatandaşların beslenmelerine daha fazla dikkat etmesi gerektiğini vurgulayan Beycan, "Eğer hastamız diyabet hastasıysa tatlı tüketmesini, hamur işi tüketmesini hiç istemiyoruz. Ancak ikramlık olarak meyve tüketebilir veya kuru yemiş, kuru meyve gibi hafif ikramlıklar tercih edilebilir. Bunun yanında eğer kalp damar hastalığı mevcutsa, kolesterol yükseklikleri varsa et miktarları çok önemli. Haftada iki defa 90-120 gramı aşmayacak şekilde et tüketmesi gerekiyor. Yine pişirirken yağlı değil de yağsız etleri tercih etmesini istiyoruz. Bunun yanında tansiyon hastalarımız için pişirirken içerisine ekstra tuz ilavesi yapmamalarını istiyoruz ki tansiyon yükselmesi meydana gelmesin. Sindirim ve mide problemleri olanlarda da daha çok haşlama öneriyoruz. Kızartılmış etler sindirim sisteminde problemlere yol açabilir" açıklamasında bulundu. "Eti tekrar dondurmuyoruz, aksi halde zehirlenme etkisi ortaya çıkabilir" Etin saklama koşullarına ilişkin de bilgi veren Beycan, etlerin küçük porsiyonlara ayrılması gerektiğini ifade ederek, "3-4 gün içerisinde tüketeceksek buzdolabında 0-4 derecede, bir hafta içerisinde tüketeceksek daha çok eksi 2 derecede saklayabiliriz. Ama uzun vadede, yaklaşık 6 ay kadar bir süre saklamayı planlıyorsak eksi 18 derecede dondurarak muhafaza etmemiz gerekiyor. Pişireceğimiz zaman da oda sıcaklığında, kaynar su altında veya kalorifer yanında çözdürme işlemi yapmamalıyız. Buzdolabı içerisinde uzun sürede çözdürme yapmamız gerekiyor ki bakterilerin oluşmasını önleyelim. Ve çözdürdüğümüz eti tekrar dondurmuyoruz. Eğer dondurursak zehirlenme etkisi ortaya çıkabilir" şeklinde konuştu. Bayram boyunca aşırı et tüketiminin halsizlik, baş ağrısı, tansiyon yükselmesi ve gut gibi sağlık problemlerine yol açabileceğini belirten Beycan, dengeli porsiyonlarla birlikte sebze tüketiminin ihmal edilmemesi gerektiğini sözlerine ekledi.
Erzurum "Gelin koçu" şampiyon Erzurumspor bayrağı ve mavi-beyaz balonlarla süslendi Erzurum’da Kurban Bayramı öncesi asırlardır sürdürülen "gelin koçu" geleneği bu yıl da renkli görüntülere sahne oldu. Erzurumspor FK bayrağı ve mavi-beyaz balonlarla süslenen koç, vatandaşların yoğun ilgisini çekti. Erzurum’un merkezine 17 kilometre uzaklıkta bulunan Aziziye ilçesine bağlı Söğütlü Mahallesi’nde Kurban Bayramı öncesi asırlardır sürdürülen "gelin koçu" geleneği bu yıl da yaşatıldı. Damat tarafı tarafından hazırlanan ve çeşitli süslemelerle donatılan koç, gelin evine götürülerek hem bereketin hem de iki aile arasındaki bağlılığın simgesi oldu. Erzurumspor coşkusu gelin koçuna yansıdı Bu yıl gerçekleştirilen gelenekte gelin koçu, kırmızı tüllerin yanı sıra şampiyon Erzurumspor FK’nın bayrağı vee mavi-beyaz balonlarla süslendi. Erzurumspor’un şehirde oluşturduğu şampiyonluk coşkusu gelin koçuna yansırken, ortaya renkli görüntüler çıktı. Erzurum’da uzun yıllardır sürdürülen gelenekte damat tarafı tarafından hazırlanan koç, çeşitli süslemelerle gelin evine götürülüyor. Bazı aileler tarafından altın takılarla da süslenen koç, aile büyüklerinin duaları eşliğinde teslim ediliyor. Özellikle Kurban Bayramı öncesinde sıkça görülen gelenek, yeni neslin ilgisiyle yaşatılmaya devam ediyor. "Koçumuza Erzurumspor FK bayrağını da taktık" Damat Mikail Şen, Erzurum’un köklü geleneklerinden birini yaşattıklarını belirterek, "Erzurum’un yüzyıllardır geleneksel adetlerinden biri olan kurbanlık koçumuzu süsledik, gelin tarafına götürdük. Tabii bu koç hem damat tarafının hem gelin ailesinin bağlılığını ve saygınlığını gösterir. Koçumuza bir de Erzurumspor FK bayrağını taktık. Bu sene Erzurumspor’un şampiyonluk sevincini de yaşadık. Hem Erzurum hem Erzurumspor adına herkesin bayramı kutlu olsun, hayırlı bayramlar" dedi.