GÜNDEM - 25 Aralık 2025 Perşembe 11:03

Iğdır’daki aşiret liderleri ve kanaat önderlerinden ’şans oyunları’ tepkisi: "Milli değerlerle bağdaşmıyor"

A
A
A
Iğdır’daki aşiret liderleri ve kanaat önderlerinden ’şans oyunları’ tepkisi: "Milli değerlerle bağdaşmıyor"

Iğdır’da 25 aşiretin liderleri ile yaklaşık 150 kanaat önderi, şans oyunlarına karşı tepki gösterdi. Kadim Aşiretler Federasyonu Iğdır İl Başkanlığı öncülüğünde yapılan açıklamada, Milli Piyango, Sayısal Loto ve İddaa gibi şans oyunlarının toplum yapısına zarar verdiği savunuldu.


Topluluk adına bir konuşma yapan Kadim Aşiretler Federasyonu Iğdır İl Başkanı Ferhat Armağan, şans oyunlarını "bağımlılık yapan bir hastalık" olarak nitelendirerek, bu oyunların birey, aile ve toplum üzerinde ciddi tahribatlara yol açtığını ifade etti. Armağan, özellikle "milli" ifadesinin bu tür uygulamalarla birlikte kullanılmasına tepki göstererek, bunun toplumda rahatsızlık oluşturduğunu dile getirdi. Armağan konuşmasında" Memleketimizde üzülerek söylüyorum. Çok önemli, bağımlı bir hastalık olan Milli Piyango, Sayısal Loto ve İddaa gibi gerçekten toplumu, bireyi, aileyi ve toplumu ciddi manada hakikaten zarar veren toplumda fevkalade külli bir tahribat yapan bu hastalıkları bunun üstüne de üzülerek söylüyorum ki, milli kelimesinin kullanılması bizi, toplumu ciddi manada üzüyor" dedi. Armağan konuşmasında, binlerce yıllık bir medeniyete ve güçlü ahlaki değerlere sahip olunduğunu vurgulayarak, kumarın tüm kutsal dinlerde reddedilen bir davranış olduğunu söyledi:


"Bizim binlerce senelik medeniyetlerimiz var. Ahlakımız var, kemalatımız var. Bu kadar binlerce bütün nevi beşere sunduğumuz yüksek ahlak sahibi medeniyetimiz var. Bunlar milli olmamış da bu kadar toplumları bütün kutsal dinlerce hakikaten reddedilen, kabul edilmeyen en büyük büyük ahlaksızlık olarak görülen bu kumar bizim millimiz oldu? Dolayısıyla bu bizi ciddi manada üzüyor. Milli kelimesini bir defa asla ve asla kabul etmiyoruz. Bizim binlerce güzel ahlaklarımız bizim millilerimizdir. Bizi ve bütün medeniyete huzuru biz oradan almışız" dedi. Yılbaşı ve Noel kutlamalarına da değinen Armağan, bu tür uygulamaların toplumun inanç ve kültürel yapısıyla örtüşmediğini savundu. Yılbaşı süslemelerinin ve kutlamalarının giderek yaygınlaşmasının toplumsal yapıya zarar verdiğini öne süren Armağan, gençlere de "başka kültürleri taklit etmemeleri" çağrısında bulundu. Armağan, "Yılbaşı ve Noel Baba gibi hakikaten toplumumuza giderek yaygınlaşan marketlere kadar, dükkanlara kadar bu süslemeler ciddi manada topluma zarar veriyor. Ey bu vatan gençleri, Frenkleri taklide çalışmayınız. Avrupa’nın size ettikleri hadsiz zulüm ve adaletten sonra hangi aklıyla onları itibar ediyorsunuz? Ve ikinci konu, yılbaşı. Hakikaten kalbi külli ve vicdan-ı umumi dediğimiz toplumun kalbini, vicdanını ciddi bir şekilde zedeleyen yılbaşı ve Noel’dir. Biz Müslümanız elhamdülillah. Bizim gelenek ve geleneklerimiz bellidir. Bu bizim gelenek ve göreneklerimizde asla mevcut değildir. Şunu aktarmak isterim ki yılbaşı adı altında milyonlarca Hindi kesilirken bakıyorsun hiçbir ses yok. Fakat Müslümanların kurbanında milyonlarca ondan sonra kurban kesildiği zaman bütün dünyada, bütün Avrupa’da Müslümanlar tekrar katliam başladı diye hakikaten söz ediliyor.


Dolayısıyla bizi var eden bütün nevi beşere birlik ve beraberliğe En yüksek medeniyeti bize gösteren, kendi gelenek ve göreneklerimizi, kendi değerlerimizi, kendi milli olan manevi değerlerimizi yaşatmalıyız. Yoksa hakikaten toplum ve devletimizin bekası ciddi manada zarar görür" dedi.


Ferhat Armağan, "Buradan bütün siyasi partilere ve buradan bütün topluma hakikaten arzu ediyoruz. Onlara sesleniyoruz. Bir an önce kendi Gelenek ve göreneklerimize dönmemiz gerekir. Toplumumuzda ciddi bir ahlaksızlık maalesef kendisini gösteriyor.


Toplumumuzu ve aileyi ve bireyi yıkan gerek yılbaşı gibi, gerek piyango gibi, kumar gibi toplumu zehirleyen durumlardan hem kendimizi, hem ailemizi, hem şahsımızı kurtarmamız gerekiyor. Bundan dolayı bir şey aktarmak isterim ki Avrupa’nın zeka tarlaları dediğimiz şebu Bismarck ve tarih boyunca da bunun hep şahidini görmüşüz. İslamiyet’e bakarken, İslamiyet’i en yüksek seviyede bütün milletleri ayrı ayrı idare edecek yüksek medeniyete sahip olduğunu ikrar ediyorlar. Bu çok önemli. Acaba tarih boyunca bize medeniyeti, bize maddi manevi inkişafı gösteren bizim İslamiyetimiz, bizim Kur’an’ımızdan alacağımız gelenek ve geleneklerimiz varken bütün ondan sonra bütün devletlere zulmeden hakikaten şurada görüyoruz. Biz neden ondan sonra her fırsatta bu milleti inciten ve bütün kuvvetiyle bize düşmanlık besleyen bu insanların gelenek ve görenekleri alıp bunu uygulamak bizim milliyet-i imaniyemize, milliyet-i İslamiyetimize yakışmıyor. Bizim milliyetimiz İslamiyettir. Aklımız Kur’an ve imandır. Biz bu nazarla, biz bu hakikatla devam edersek inşallah geçmişteki ecdadımızın o kahraman maddi manevi muvaffakiyeti en Elbette ki Allah’ın izniyle biz ona tekrar kavuşacağız. Dolayısıyla toplumumuzdan şunu rica ediyorum ki bir an önce bu konulara eğilsinler. Bizim yerli ve milli olan gelenek ve geleneklerimizi muhafaza edelim. Yeni bir anayasa ile bizim ruhumuza, İslami ahlaklarımıza, bizim Anadolu’nun ruhuna uygun bir anayasa ile Gerçekten gelenek ve göreneklerimizi inşallah temin edelim. Yoksa İspanya’dan, yoksa Fransa’dan, Almanya’dan, İngiltere’den getirdiğimiz kanunların hiçbir zaman gözü ki bize Faydası yoktur. Yerli ve milli kendi kanunlarımızı inşallah bir anayasa ile yapmaya bu milletimiz gerçekten ihtiyaç hissediyor" dedi.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Ankara’da trafik kazasında vefat eden 14 yaşındaki kızın babası: "Makas atarak ilerleyen sürücü yaya geçidinde kızıma çarpmış, kanlar içindeydi" Ankara’da yaya geçidinde otomobil çarpması nedeniyle vefat eden 14 yaşındaki kız çocuğunun babası, "Makas atarak ilerlediği söylenen bir sürücü kızıma çarpmış. Yanına gittiğimde kanlar içindeydi" dedi. Olay, 19 Şubat akşamı Çankaya ilçesi Turan Güneş Bulvarı’nda meydana geldi. Alınan bilgilere göre, 14 yaşındaki Elif Güner’e yaya geçidinden karşı yola geçmeye çalıştığı sırada Yasin Aloğlu idaresindeki 06 BA 4825 plakalı otomobil çarptı. Kazada ağır yaralanan Güner olay yerinde hayatını kaybederken, gözaltına alınan Aloğlu çıkarıldığı mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi. Vefat eden lise 1’nci sınıf öğrencisi Güner’in cenazesi Karşıyaka Mezarlığında toprağa verildi. Kazayla ilgili konuşan Güner’in annesiyle babası ise Aloğlu’nun olay anında aracını süratli kullandığını ve makas atarak ilerlediğini ileri sürdü. "Makas atarak ilerleyen sürücü yaya geçidinde kızıma çarpmış" Olayla ilgili konuşan baba Dündar Güner, "Kızım iftardan sonra arkadaşlarıyla birlikte kahve içmek istemiş. Dışarıya çıktığında yaya geçinde durduğu sırada makas atarak ilerlediği söylenen bir sürücü kızıma çarpmış. Yavrumuzu bizden götürdü. Böyle bir acı yok. Arkadaşları olaydan sonra bizi aradı. Herkesten önce kızımın yanına gittim. Kanlar içinde gördüm. Kalbi durmuş. Çarpan kişi muhtemelen kaçmıştı. Sonradan tutuklandığını öğrendim. Kim olduğunu bilmiyoruz. Tek istediğimiz bu olayı görenlerin bize ulaşması. Benim kızım şu anda okulda olacaktı ama artık toprağın altında. Bu acının tarifi yok" dedi. "Çok güzel hayalleri vardı" Kızının ileride veteriner hekim olma hayali kurduğundan bahseden baba Dündar, "Hayvanları çok severdi. Çevresindeki tüm hayvanları beslerdi. Veteriner olmak istiyordu. Çok güzel hayalleri vardı. Kedisinin doğum günü için hazırlıklar yapıyordu. Çok dürüst bir kızdı. Ona meleğim diye seslenirdim. Bir parçam gitti. Artık bu ömrüm nasıl geçer düşünmek istemiyorum. Umarım adalet yerini bulur" diye konuştu. "Hayalleri yarım kaldı" Anne Tuğba Güner ise hukuk mücadelelerini sürdüreceklerini dile getirerek, "Olayı gören, araçlarında kamera kaydı olan kim varsa bize ulaşsın. Sürücünün makas atarak gittiğini gören kişiler bizi bulsun. Sadece bunu istiyorum. Kızımız melek oldu. Ciğerimiz yanıyor. Hayalleri yarım kaldı. Sebep olanlar umarım aynı acıyı yaşarlar. O kişi ömür boyu hapiste kalsa da kızım gelmeyecek ama en büyük cezayı almasını istiyorum" ifadelerine yer verdi.
İstanbul Yedikule Göğüs Hastalıkları Hastanesi’nde "haksız kazanç" davasında 3 sanık hakkında tahliye kararı Hastalar üzerinden haksız kazanç sağlandığı iddiasıyla Yedikule Göğüs Hastalıkları ve Göğüs Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne yönelik, 1’i profesör, 11 sanıklı davada mahkeme, tutuklu 3 sanığın tahliyesine hükmetti. Dava dosyasında tutuklu sanık kalmazken, duruşma eksiklerin giderilmesi için ertelendi. Yedikule Göğüs Hastalıkları ve Göğüs Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde görevli sağlık çalışanlarının hastalar üzerinden haksız kazanç sağlandığı iddiasına ilişkin 1’i profesör 11 sanığın yargılanmasına devam edildi. Bakırköy 20. Ağır Ceza Mahkemesi’nde Cuma günü görülmeye başlanan duruşmaya, 3’ü tutuklu 11 sanık ile tarafların avukatları hazır bulundu. Cuma günü sanıkların savunmaları tamamlanırken, sanıklar savunmalarında üzerlerine atılı suçlamaları kabul etmediklerini belirterek, mahkemeden beraatlarını talep etti. Duruşmanın bugünkü oturumu, müşteki beyanlarıyla devam etti. "Kendi rızamla imza attım, 50 bin lira bağış yaptım" Beyanda bulunan müşteki Münevver Özyurt, sanık V.E.’den şikayetçi olmadığını belirterek, "Sanıklardan bir tek V.E. ve vizite yapan M.M.’yi tanıyorum. V.E. hocadan bir şikayetim bulunmamaktadır. Diğer hiçbir sanıktan da şikayetçi değilim. Ameliyatım iyi geçti bu konuda memnunum. Bu doktoru ben, kendi iradem ile tercih ettim. Hatta hocaya bizzat, ‘ameliyata siz girer misiniz?’ dedim. O da hasta yoğunluğunun olduğunu söyledi. Bana hastaneye bağış yaparsanız sizi ben ameliyat ederim dedi. Medikal alacağım dedi. Ben de kabul ettim ve bağışta bulundum, şikayetçi değilim. Faydam olsun diye bağış yaptım" şeklinde konuştu. Müşteki Ayşenur Yılmaz ise beyanında, "Kardeşim 1 yıldan fazla süredir kanser hastasıydı. Son olarak Yedikule Hastanesine gittik. Ameliyat için sıraya aldık. Kardeşim çok sıkıntılıydı. Ameliyat için bizden herhangi bir para istenmedi. Ameliyattan kardeşim sağ sağlim çıkınca kendim bağış yapmak istedim. Emekli öğretmenim ve bir maaşımı bağışlamak istedim. Hemşire hanımla görüştüm hocaya bilgi verelim dedi. Doktora söyledim bağış yapmak istediğimi söyledim. A. hanıma yönlendirdi. Bir yere imza atmam gerekmiyor mu dedim. Bana bir boş bir kağıt verdi. Kendi rızamla imza attım, 50 bin lira bağış yaptım. Bu bağış parasını elden verdim. Her hangi bir belge almadım. Kardeşimin durumu çok kötüydü bir aydan fazla süre sıra bekledi" dedi. "Şikayetler genelde Y.S., V.E. ve M.M. hakkındaydı" Duruşmada, hastanenin eski Başhekimi Sedat Altın ‘tanık’ sıfatıyla beyanda bulundu. Altın, "2001-2015 arası ve 2019-2024 arası yıllarda Yedikule’de Başhekimlik yaptım. Hastaneler bu zamanda kadar, hasta ve hasta yakınından bağış almıştır. Ancak bağışı idare alır ve döner sermayeden makbuz kesilir ve teşekkürler belgesi verilir. Mesela ben başhekimken acil binası yapıldı ve bu bir bağıştı. Hastane eski olduğu için ve bakanlık ek ödeme yapmadığı için hasta yakınları bizlere bağışta bulunma isteğinde bulunurdu. Biz de onlara eksiğimizi söylerdik. Doktorlar bağış yapmak ister misiniz diye sormaz bağış yapmak isteyen bir hasta varsa idareye yönlendirir" diye konuştu. Hastanenin Başhekimi olan ve ‘tanık’ olarak dinlenen Nurettin Yiyit ise "Bağış sistemi idarenin etkisindedir cihaz bağışı ise komisyon kararı ile olur. Nakdi olacaksa bağış, döner sermaye üzerinden olur. Ancak bazen ikili ilişkiler ya da mevzuat dışı ilişkiler olabiliyor ancak bu ufak tefek tamirat tadilat işleridir. Nakdi ya da cihaz bağışı varsa mevzuata uygun ilerleriz. Bize CİMER üzerinden gelen şikayetlerde ’medikal malzeme aldırıldı’ gibi şikayetler oldu. Biz de bunları İl Sağlık Müdürlüğüne dilekçe olarak bildirdik. Şikayetler genelde Y.S., V.E. ve M.M. hakkındaydı" şeklinde beyanda bulundu. Dava dosyasında tutuklu kalmadı Alınan savunma ve beyanların ardından ara kararını açıklayan mahkeme heyeti tutuklu sanıklar V.E., Y.S. ve M.M.’yi ‘yurt dışına çıkış yasağı’ tedbiriyle tahliyesine hükmetti. Verilen tahliye kararıyla birlikte dava dosyasında tutuklu sanık kalmadı. Duruşma eksikliklerin giderilmesi için ertelendi.