ÇEVRE - 03 Ekim 2025 Cuma 10:10

Buzul çağından bu yana Eğirdir Gölü ilk kez ikiye bölündü

A
A
A

Türkiye’nin dördüncü büyük gölü ve önemli içme suyu rezervi olan Eğirdir Gölü, kuraklık ve yoğun tarımsal sulama nedeniyle geçtiğimiz günlerde ikiye ayrıldı. Isparta Uygulamalı Bilimler Üniversitesi Eğirdir Su Ürünleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Fahrettin Küçük, "Şu anda bile 10 yıl boyunca aralıksız yağmur ve kar yağsa, biz gölden çektiğimiz yer altı sularını eski seviyesine getiremeyiz" dedi.

Isparta’nın Eğirdir ilçesinde bulunan ve "yedi renkli göl" olarak bilinen Eğirdir Gölü, kuraklık, azalan yağışlar ve bilinçsiz tarımsal sulamanın etkisiyle dramatik şekilde küçüldü. Geçtiğimiz haftalarda gölün kuzey ve güney havzaları arasındaki bağlantı koptu ve göl ikiye bölündü. Dronla kaydedilen görüntülerde, gölün orta kesimlerinde suyun tamamen çekildiği, yer yer adacıkların oluştuğu ve vatandaşların gölün ayrılan kısmından yürüyerek karşıya geçtiği görüldü. Bölgeye gelen bazı vatandaşlar ise gölün ayrıldığı kısmın kenarında bulunan yüksek bir noktaya çıkarak manzarayı büyük bir üzüntüyle izledi.

Buzul çağından bu yana Eğirdir Gölü ilk kez ikiye bölündü

"Eğirdir Gölü en kötü dönemini yaşıyor"

Isparta Uygulamalı Bilimler Üniversitesi Eğirdir Su Ürünleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Fahrettin Küçük, gölde yaşanan bu sürecin yıllar önce bilimsel çalışmalarla öngörüldüğünü belirtti. "Eğirdir Gölü ve Türkiye’nin Göller Bölgesi, hatta Orta Anadolu gölleri şu anda en kötü dönemlerinden birini yaşıyor" diyen Prof. Dr. Küçük, "Eğirdir Gölü ile birlikte Beyşehir Gölü de giderek kurumaya yüz tuttu. Son günlerde özellikle son bir hafta içerisinde Eğirdir Gölü’nün ikiye bölünmüş olması bu durumun en somut göstergesi. Aslında bu gelişme, daha önce yapılan bilimsel çalışmalarda öngörülmüştü. Gölün kuzeyi ile güneyi arasındaki bağlantının kopması, gölü canlı bir organizma gibi düşündüğümüzde bir organın diğerinden ayrılması anlamına geliyor" dedi.

Buzul çağından bu yana Eğirdir Gölü ilk kez ikiye bölündü

"İnsan müdahalesi devam ettikçe göllerin kurumamasını beklemek mümkün değil"

Özellikle Hoyran bölgesinde tabandan ve çevreden çıkan kaynak suları Eğirdir Gölü’ne göre kısmen daha fazla olduğu için burada taze su girişinin olduğunu belirten Küçük, "Ancak alt havzaya taze su girmediği sürece biyolojik bir varlık olan Eğirdir Gölü yavaş yavaş canlılığını kaybedecektir. Aslında göllerin yok olması doğal bir süreçtir. Holosen dönemi dediğimiz son buzul çağından günümüze kadar, yani yaklaşık 30 bin yıldır Anadolu’daki tüm iç suların giderek derinliğini kaybettiğini, sıcaklık artışı ve iklim değişikliğiyle birlikte kaynakların azaldığını ve göllerin sığlaştığını görüyoruz. Ancak son 20–30 yılda bölgemizde yapılan yoğun tarım, meyvecilik ve sulama faaliyetleri bu süreci hızlandırmış, göllerin daha erken kurumasına neden olmuştur. Yani iklim değişikliği kadar insan etkisi de çok büyük. İnsan müdahalesi devam ettikçe göllerin kurumamasını beklemek mümkün değil" ifadelerini kullandı.

Buzul çağından bu yana Eğirdir Gölü ilk kez ikiye bölündü

"Eğirdir Gölü, mevcut gidişat sürerse 10 yıl içinde iki küçük göle ayrılabilir"

Türkiye’de özellikle Anadolu’daki yer altı sularının sürekli çekildiğini ifade eden Küçük, "Burada kötü bir gerçek var. Şu anda bile 10 yıl boyunca aralıksız yağmur ve kar yağsa, biz çektiğimiz yer altı sularını eski seviyesine getiremeyiz. Bu nedenle yakın zamanda göllerin eski haline dönmesi pek mümkün görünmüyor. Örneğin Eğirdir Gölü’nün derinliği sadece bir yıl içerisinde yaklaşık 1 metre azaldı. Her azalma kuruma sürecini hızlandırıyor. Çünkü su seviyesi düştükçe göl sığlaşıyor, güneş ışınları tabana kadar ulaştığı için su daha hızlı ısınıyor ve buharlaşma artıyor. Bu da süreci göl aleyhine işletiyor. Tahmini olarak mevcut süreç devam ederse önümüzdeki 10 yıl içerisinde Eğirdir Gölü iki küçük çanak gölüne dönüşebilir" şeklinde konuştu.

Buzul çağından bu yana Eğirdir Gölü ilk kez ikiye bölündü

"İnsan etkisi çok büyük yaralar açtı"

Çözümün doğadan beklendiğini ama doğanın kendi düzenini gösterecek durumda olmadığını söyleyen Küçük, "Çünkü insan etkisi çok büyük yaralar açtı. Yağmur ve kar yağmadığı sürece alınacak önlemler gölün lehine sonuç vermeyecektir. Ancak en azından süreci yavaşlatabiliriz. Bunun için yer altı sularının tarımsal kullanımının tamamen durdurulması ve yalnızca içme suyu için kullanılması gerekir. Çünkü yer altı su seviyeleri düştükçe tektonik yapıya sahip olan bu çöküntü gölü çatlaklardan ve düdenlerden su kaybetmeye devam edecektir. Bu da gölün dolmasını engeller" dedi. Ne kadar yağmur veya kar yağarsa yağsın gölün eski haline gelmesinin artık mümkün olmadığını kaydeden Küçük, "Yerel halk ise durumun önemini yeterince kavramış değil. Bu noktada önerim, Türkiye’deki tüm belediyelerin su kullanımı konusunda eğitilmesi ve örnek olmasıdır. Belediyeler ve kamu kurumları halka tasarruf mesajları verse de önce kendilerinin uygulaması gerekir. Örneğin, yağmurlu havalarda dahi karayollarının ortasındaki refüjlerde çimlerin sulandığını görüyoruz. Oysa çimi sürekli yeşertmeye çalışmak yerine peyzajı farklı şekillerde kullanmamız çok daha yararlı olacaktır" dedi.

"Artık ağaçlardan da umudumuz kalmadı"

Gölün ikiye bölündüğü kısma gelen Eğirdirli çiftçi Mehmet Erdem ise, "İki yıldır bu gölde çalışıyorum. Bu gölün derinliği 18 metreydi, şimdi ise 4 metreye düştü. Biz bahçelerimizde sulama sistemini sondaj yöntemiyle kullanıyoruz. Eğer göl tamamen çekilirse bizim sularımız da azalır. Susuzluktan sondaja indirdiğim pompam hava almaya başladı. Artık ağaçlardan da umudumuz kalmadı. Eğirdir tamamen tehlike altında. Buradaki balıkçılar da artık ava çıkamıyor. Durum çok kötü. Yetkililerin biran önce çözüm bulmasını bekliyoruz" dedi.

Buzul çağından bu yana Eğirdir Gölü ilk kez ikiye bölündü

Emel Turan Kartal - Farhad Dosmammadov

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kayseri Türkiye’de ilk: Suça sürüklenen çocuk spor okullarında eğitim alacak Kayseri’de mahkeme, ilk defa suça karışan çocuğun spor okullarında eğitim almasına hükmederek, Türkiye’de ilk olan bir karara imza attı. Çocuğun avukatı Hüseyin Yayla, verilen kararın hem çocuk hem de toplum açısından önemli olduğuna değinerek, "Hem eğitim bakımından, hem sosyal bakımdan hem de çocukların birer ilgi alanı edinmesi bakımından önü açılmış oldu" dedi. Kayseri 4. Sulh Ceza Hakimliği, ilk defa suça karışan bir çocukla ilgili davada tutuklanma tedbiri yerine Kayseri Valiliği himayelerinde yürütülen ERVA Spor Okulları projesine çocuğun kaydedilmesi ve spor okullarına devam etmesi kararını verdi. Mahkeme ayrıca çocuğun yine Valilik himayesinde ve Kocasinan Kaymakamlığı koordinasyonunda sürdürülen Sensiz Olmaz Projesi çalışmalarına katılmasına karar verdi. Çocuğun avukatı Hüseyin Yayla, kararın hem çocuk hem de toplum için yararlı olacağını söyledi. Verilen ıslah tedbirinin uygun dosyalara uygulandığı sürece faydalı olacağını aktaran Yayla, "Dosyaya baro tarafından atandım. Tutuklama tedbiri yerine gerekli tedbirler değerlendirildi. Bunun sonucunda da Kayseri’de ilk defa gördüğümüz bir tedbire hükmedildi. Kayseri Valiliği bünyesinde Kocasinan Kaymakamlığı’nın ’Sensiz Olmaz Projesi’ ve ’Erva Spor Okulları Projesi’ çerçevesinde suça sürüklenen çocuğun istediği ve ilgi duyduğu kurslara kaydının yaptırılması ve devam etmesi yönünde bir hüküm tesis edildi. Bu hüküm, projenin kapsamı bakımından faydalı olabilecek bir hüküm, gerekli şahıslara ve uygun dosyalara uygulandığı sürece. Suça sürüklenen çocukların hem eğitim bakımından, hem sosyal bakımdan hem de çocukların birer ilgi alanı edinmesi bakımından önü açılmış oldu. İlgi alanı edinen bir çocuk veya eğitim seviyesi biraz yükseltilmiş bir çocuk bir sonrakinde daha az suç işleme oranına sahip olacaktır. Bu yüzden doğru dosyada, doğru şahsa bu projeler kapsamında tedbirler uygulanırsa hem toplumun yararına hem çocuğun yararına olabilecektir. O yüzden güzel bir alternatif oldu. Tutuklama tedbiri en son tercih edilen bir tedbirdir. O yüzden bu alternatif tedbirlerin çoğaltılması hem çocuklar hem de toplum sağlığı için yerinde olacaktır" dedi.
İzmir Altınordu’nun önünde iki kritik maç var Altınordu, ligde oynadığı son iki maçı kazanarak sezonun sonunda kötü bir tabloyla karşılaşmak istemiyor. TFF 2. Lig Beyaz Grup ekiplerinden Altınordu, sezonun sonuna yaklaşırken kümede kalma mücadelesi vereceği iki kritik maça çıkacak. Daha önce Bucaspor 1928, Karaman FK ve Kepezspor’un lige veda etmesiyle birlikte düşecek son takımın kim olacağına kısa süre kalırken İzmir temsilcisi Altınordu’nun yanı sıra Erbaaspor ve Beykoz Anadolu da ligde kalabilmek için mücadele ediyor. Altınordu, son maçında Bucaspor 1928’i 2-0 mağlup ederek puanını 31’e yükseltti ve düşme hattının 2 puan üzerinde 15. sırada yer aldı. Kırmızı-lacivertliler, hafta sonu küme düşmesi daha önce kesinleşen Kepezspor’a konuk olacak. Sezonun son maçında ise play-off hattı hedefleyen İnegölspor’u sahasında ağırlayacak. Altınordu’nun doğrudan rakiplerinden Erbaaspor 33 puanla 14. sırada bulunuyor. Erbaaspor, bu hafta play-off mücadelesi veren Ankaragücü’nü sahasında ağırlayacak, son haftada ise iddiası kalmayan Beyoğlu Yeni Çarşı’ya konuk olacak. Ateş hattındaki bir diğer ekip Beykoz Anadolu ise 29 puanla 16. sırada yer alıyor. Beykoz ekibi bu hafta 40 puanlı Karacabey Belediyespor’u sahasında konuk ederken, son maçında ise küme düşmesi kesinleşen Karaman FK ile karşılaşacak. Altınordu, iki maçı da kazanmak istiyor Altınordu, Kepezspor deplasmanından galibiyetle ayrılması halinde puanını 34’e yükseltecek. Beykoz Anadolu’nun puan kaybetmesi durumunda ise İzmir temsilcisi ligde kalmayı garantileyebilecek. Altınordu’nun bu sezon Beykoz Anadolu’ya karşı 2-1 ve 4-0’lık mağlubiyetleri bulunurken, Erbaaspor’a karşı ise bir galibiyet ve bir beraberliği var. Muhtemel puan eşitliğinde Erbaaspor’a karşı üstünlüğü bulunan Altınordu, Beykoz Anadolu karşısında ise dezavantajlı durumda. Altınordu ekibi, kalan iki maçını da kazanarak sezonu güvenli bölgede tamamlamak ve son haftalarda stres yaşamamak istiyor.