TEKNOLOJİ - 19 Aralık 2024 Perşembe 17:03

Selçuk Bayraktar’a Fahri Doktora unvanı

A
A
A
Selçuk Bayraktar’a Fahri Doktora unvanı

Türkiye’nin yerli ve milli savunma sanayisinin öncülerinden Baykar Yönetim Kurulu Başkanı ve Baykar Savunma Teknik Müdürü Selçuk Bayraktar, Süleyman Demirel Üniversitesi tarafından Fahri Doktora unvanı ile onurlandırıldı.


Isparta Süleyman Demirel Üniversitesi, Isparta Uygulamalı Bilimler Üniversitesi ve Türkiye Teknoloji Takımı (T3 Vakfı) tarafından düzenlenen "Milli Teknoloji Hamlesi" söyleşisi kapsamında gerçekleştirilen tören, Prof. Dr. Lütfü Çakmakçı Konferans Salonu’nda yapıldı.


Başkan Şükrü Başdeğirmen’den teşekkür


Törende konuşan Isparta Belediye Başkanı Şükrü Başdeğirmen, Selçuk Bayraktar’ın Türkiye’nin savunma sanayisindeki dönüşümünde oynadığı kritik rolü vurgulayarak, "Ülkemize atılmış en önemli adımların sahibini ağırlamaktan gurur duyuyoruz. Dosta güven, düşmana korku veren bu gücümüz her gün adım adım ilerliyor. Kendisine ülkemize sağladığı katkılar ve Isparta’mıza teşrifleri için teşekkür ediyorum" dedi.


Türkiye SİHA ve İHA alanında dünya lideri


Söyleşide önemli açıklamalarda bulunan Selçuk Bayraktar, Türkiye’nin insansız hava araçları (İHA) ve silahlı insansız hava araçları (SİHA) alanında dünya liderliğini üstlendiğini belirtti. Dünya SİHA pazarının yüzde 65’ine sahip olan Türkiye’nin başarısına dikkat çeken Bayraktar, Baykar’ın büyüme hikayesini anlattı. Baykar tarafından geliştirilen Bayraktar TB2’nin 2014 yılında ilk uçuşunu gerçekleştirdiğini hatırlatan Bayraktar, "Şu anda Bayraktar TB2, 35 ülkede aktif olarak görev yapıyor ve dünyanın en fazla ülkeye ihraç edilen SİHA’sı oldu" dedi.


Bayraktar, 2015 yılında Roketsan’ın yaptığı mühimmatlarla silahlanan TB2’nin Türkiye’nin ilk SİHA’sı olduğunu ifade ederek, bu sürecin 6 kilodan başlayan bir serüvenin, 2019’da 6 tonluk AKINCI’nın uçuşuyla devam ettiğini belirtti.


KIZILELMA ve yeni teknolojik hedefler


2023 yılında uçurulan KIZILELMA insansız savaş uçağının yeni bir dönemin kapılarını araladığını dile getiren Bayraktar, KIZILELMA’nın 2024’te üretim versiyonunun uçuşunu gerçekleştirdiğini ve seri üretim sürecinin devam ettiğini söyledi. Bayraktar, kısa pistli gemilerden otomatik iniş ve kalkış yapmayı başaran Bayraktar TB3’ün dünyada bir ilk olduğunu belirterek, bu başarının Türkiye’nin teknoloji alanındaki liderliğini pekiştirdiğini ifade etti.


Savunma Sanayisinde İhracat ve Yerlilik


Baykar’ın gelirlerinin yüzde 90’ından fazlasını ihracattan elde ettiğini belirten Selçuk Bayraktar, firmanın son üç yıldır en yakın rakibinden üç kat büyük olduğunu açıkladı. Savunma sanayisindeki yerlilik oranının yüzde 80’in üzerine çıktığını vurgulayan Bayraktar, 20 yıl önce bu oranın yüzde 89 oranında dışa bağımlı olduğunu hatırlattı.


Uzay çalışmaları


Baykar’ın uzay teknolojileri üzerine de çalıştığını belirten Bayraktar, yeni kurulan Fergani girişimiyle küresel konumlama sistemi inşa etmeyi ve bağımsız fırlatma araçları geliştirmeyi hedeflediklerini söyledi. Ayrıca, Türkiye’nin ilk uydusunu önümüzdeki ay uzaya göndermeyi planladıklarını açıkladı.


Bayraktar’dan gençlere çağrı


Selçuk Bayraktar, gençlere hitaben yaptığı konuşmada, Türkiye’nin tam bağımsız ve müreffeh bir geleceğe ulaşması için kararlılıkla çalışmaya devam edilmesi gerektiğini ifade etti. Program üniversiteli gençlerin Bayraktar’a sordukları soruların ardından sona erdi.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul "Glokom belirti vermeden görme kaybına yol açabilir" Halk arasında göz tansiyonu olarak bilinen glokomun sessiz ilerleyen bir hastalık olduğuna dikkat çeken Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Ahmet İçağasıoğlu, "Glokom belirti vermeden görme kaybına yol açabilir. Düzenli göz muayenesi, ilaçlara uyum ve sağlıklı yaşam alışkanlıkları, görmenin korunması için en etkili önlemlerdir. Özellikle 40 yaş sonrası ve risk gruplarındaki kişiler kontrollerini ihmal etmemelidir" dedi. VM Medical Park Pendik Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Ahmet İçağasıoğlu, 8-14 Mart Dünya Glokom Haftası dolayısıyla açıklamalarda bulundu. Glokomun göz içi basıncının artışıyla göz sinirine zarar veren ve tedavi edilmezse görme kaybına yol açabilen kronik bir hastalık olduğunu belirten Op. Dr. Ahmet İçağasıoğlu, "Glokom halk arasında göz tansiyonu olarak bilinir. Hastalık çoğu zaman sinsi şekilde ilerler ve erken dönemde hastalar herhangi bir belirti fark etmeyebilir. Bu nedenle glokom ‘sağlıklı gözün sessiz hırsızı’ olarak adlandırılır" dedi. ’’Görme kaybı geri döndürülemez’’ Glokomun retina ve optik siniri etkilediğini anlatan Op. Dr. İçağasıoğlu, hastalığın mekanizmasını şu sözlerle açıkladı: "Hastalık genellikle önce çevresel görmeyi etkiler. Başlangıçta hastalar görmelerinin iyi olduğunu düşünebilir, bu yüzden çoğu fark etmez. Ancak ilerledikçe görme alanı daralır ve ileri evrede tünel görme gelişebilir. Glokomda kaybolan retinal ganglion hücreleri ve optik sinir lifleri geri gelmez. Tedavinin amacı kaybedilen görmeyi geri kazandırmak değil, hastalığın ilerlemesini durdurmak veya yavaşlatmaktır." Göz içi basıncının dalgalanmalarının da hastalıkta önemli rol oynadığını dile getiren Op. Dr. İçağasıoğlu, "Sadece ortalama basınç değil, gün içi dalgalanmalar ve özellikle gece yükselmeleri de sinir hasarını hızlandırır. Bu yüzden düzenli damla kullanımı ve takip hayati önemdedir" dedi. ’’Düzenli takip kritik önemde’’ Glokom tedavisinde düzenli kontrollerin ve ilaç uyumunun büyük önem taşıdığını belirten Op. Dr. İçağasıoğlu, hastaların çoğu zaman kendilerini iyi hissettikleri için tedaviyi aksatabildiğini ifade etti. Op. Dr. İçağasıoğlu, "Glokom kronik ve ilerleyici bir hastalıktır. Göz içi basıncı kontrol altında tutulmazsa, sinir hasarı sessiz şekilde devam eder. Düzenli takip, OCT ve görme alanı testleri ile hastalığın ilerlemesini izlemek gerekir. Tedavi planı buna göre ayarlanır" şeklinde konuştu. ’’40 yaş sonrası göz muayenesi ihmal edilmemeli’’ Glokomda erken tanının görmenin korunmasında en önemli faktör olduğunu kaydeden Op. Dr. İçağasıoğlu, "Glokomda erken tanı görmenin korunmasında en önemli faktördür. Özellikle 40 yaşından sonra düzenli göz muayenesi ihmal edilmemelidir. Ailede glokom öyküsü bulunan kişilerde risk daha yüksektir. Bu yüzden bu kişilerin daha erken yaşlardan itibaren düzenli göz muayenesi yaptırmaları gerekir" dedi. ’’Sağlıklı yaşam alışkanlıkları göz sağlığını destekliyor’’ Günlük yaşam alışkanlıklarının göz sağlığı üzerinde etkili olduğunu vurgulayan Op. Dr. İçağasıoğlu, düzenli egzersiz ve yaşam tarzı önerilerini şöyle paylaştı: "Tempolu yürüyüş, hafif koşu ve yüzme gibi aerobik egzersizler göz içi basıncını birkaç birim düşürebilir ve gözün kan dolaşımını artırabilir. Ancak çok ağır kaldırma gibi basıncı artırabilecek egzersizlerden kaçınılması gerekir. Ayrıca uyku pozisyonu da önemlidir; yüzüstü uyumak veya sürekli aynı göz üzerine yatmak basıncı artırabilir. Bazı yoga hareketlerinde yapılan baş aşağı duruşlar da dikkatli uygulanmalıdır. Çok fazla kahve veya su, göz içi basıncını geçici olarak yükseltebilir. Sıvı tüketimini gün içine yaymak daha sağlıklıdır. Antioksidan açısından zengin beslenme ve sigaradan uzak durmak göz sinirini korumaya yardımcı olur." ’’Bebeklerde de görülebiliyor’’ Glokomun nadir de olsa bebeklerde görülebileceğini belirten Op. Dr. İçağasıoğlu, konjenital glokom hakkında şunları söyledi: "Konjenital glokomda göz içi sıvısının dışarıya akmasını sağlayan yapıların gelişiminde bozukluk olur. Bu durum göz içi basıncının yükselmesine ve göz dokularında hasara yol açabilir. Bebeklerde aşırı göz sulanması, ışıktan kaçma, gözleri sıkma ve kornea bulanıklığı en sık görülen belirtilerdir. Ayrıca göz büyüklüğünde artış ve korneada ödem görülebilir. Bu belirtiler fark edildiğinde vakit kaybetmeden göz hastalıkları uzmanına başvurulmalıdır." Tedavinin genellikle cerrahi yöntemlerle yapıldığını söyleyen Op. Dr. İçağasıoğlu, "Erken dönemde yapılan müdahale ile görme büyük oranda korunabilir. Geç kalınırsa optik sinir hasarı kalıcı olur" dedi. Dünya Glokom Haftası mesajı Op. Dr. İçağasıoğlu, toplumda farkındalık oluşturmanın önemine değinerek şunları paylaştı: "Glokom sessiz ilerleyen bir hastalıktır. Belirti vermeden görme kaybına yol açabilir. Düzenli göz muayenesi, ilaçlara uyum ve sağlıklı yaşam alışkanlıkları, görmenin korunması için en etkili önlemlerdir. Özellikle 40 yaş sonrası ve risk gruplarındaki kişiler kontrollerini ihmal etmemelidir."
Samsun OMÜ’de "Cumhuriyet ve Kadınların Siyasal Temsili" söyleşisi Samsun Ondokuz Mayıs üniversitesi (OMÜ) Merkez Kütüphanesi’nde "Cumhuriyet ve Kadınların Siyasal Temsili" adlı söyleşi düzenlendi. Düzenlenen söyleşide; İktisadi Ve İdari Bilimler Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Nuray Ertürk Keskin ve Eğitim Fakültesi Dr. Öğr. Üyesi Mehmet Aydın konuşmacı olarak yer aldı. Türkiye’de kadınların ulusal ve yerel siyasetteki konumunu sayısal verilerle değerlendiren Prof. Dr. Nuray Ertürk Keskin, kadınların siyasi olarak güçlendirilmesinin önemini vurguladı. Dünya Ekonomik Forumu’nun Küresel Cinsiyet Uçurumu Endeksinin 2025 verilerini paylaşan Keskin, kadınların siyasal temsilinin önündeki engelleri sıralayarak bu engellerin aşılmasına yönelik önerilerini dile getirdi. Keskin, kadınların siyasette yer almaları kadar kamu politikalarına ilişkin talep ve program sahibi olmalarının da önemli olduğunu belirtti. Söyleşinin diğer konuşmacısı olan Dr. Öğr. Üyesi Mehmet Aydın ise Türk tarihinde ve toplumunda kadının yeri ile ilgili genel bir değerlendirme yaptıktan sonra Samsun’un ilk kadın milletvekili Ayşe Meliha Ulaş’tan bahsetti. 8 Mart Dünya Kadınlar Gününün ardından düzenlenen söyleşide tarihe adını ilklerle yazdıran, siyasal temsilci ve milli mücadele döneminde etkin bir faal gösteren kadınlar konuşuldu. Kadın ve Aile Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi destekleriyle düzenlenen söyleşi, teşekkür belgesi takdimi ve hatıra fotoğrafı çekimiyle sona erdi.
Manisa Köprübaşı Çileği altın sezonunu yaşıyor Mart ayında kilosu 200 liraya alıcı bulan coğrafi işaretli Köprübaşı Çileği, dört mevsim süren hasadı ve yoğun talebiyle hem üreticinin yüzünü güldürüyor hem de ilçe ekonomisine önemli katkı sağlıyor. Manisa’nın en küçük ilçesi olan Köprübaşı’nda coğrafi işaretli çileğin üretimi dört mevsim aralıksız devam ediyor. Tadı, aroması ve kalitesiyle dikkat çeken tescilli Köprübaşı çileğinin mart ayında kilosu 200 liradan alıcı bulması ise üreticinin yüzünü güldürdü. Tarlaya gelen bazı alıcıların çilekleri kendilerinin toplaması ise dikkat çekti. İlçede yaklaşık 4 bin dekar alanda yetiştirilen Köprübaşı çileği, yaz ve kış aylarının ardından bahar ayında da hasat edilmeye devam ediyor. Büyük emekle toplanan çilekler, Manisa’nın yanı sıra çevre il ve ilçelerdeki pazarlarda tüketiciyle buluşuyor. Mart ayında da üretimini sürdüren çilek üreticisi Selçuk Kayacan, örtü altında 6 dekar, açık alanda ise 4 dekar olmak üzere toplam 10 dekarda üretim yaptığını belirtti. Kayacan, Köprübaşı çileğinin hem açık arazide hem de sera altında yetiştirilebildiğini ifade ederek, fiyatların üreticiyi memnun ettiğini söyledi. Çileğin kilosunun 200 liradan başladığını dile getiren Kayacan, "Toptancıların ilgisi güzel. Hatta bazı alıcılar tarlaya gelip çileği kendileri topluyor. Yüzümüz gülüyor, cebimiz para görüyor. İlçemizde dört mevsim çilek hasadı yapılabiliyor. Köprübaşı çileği artık markalaşmış bir ürün" dedi. Kayacan ayrıca Köprübaşı çileğinin Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından coğrafi işaret belgesiyle tescillendiğini hatırlatarak, ürünün yıl boyunca aranır hale geldiğini vurguladı. Köprübaşı’nda yaklaşık 500 üreticinin 4 bin dekarlık alanda çilek yetiştirdiği öğrenilirken, kış sezonunda üretimi artırmak için tünel sera çalışmalarının sürekli artarak devam ettiği bildirildi.