YEREL HABERLER - 08 Aralık 2015 Salı 10:42

Kore İle Türk Kültürü Beyoğlu'nda Buluştu

A
A
A
Kore İle Türk Kültürü Beyoğlu'nda Buluştu

Anadolu Kültürlerarası Dayanışma Derneği’nin organize ettiği “Kore-Türkiye Kültürlerarası İletişim Etkinliği” Beyoğlu Belediyesi’nin ev sahipliğinde Beyoğlu Belediyesi Gençlik Merkezi’nde gerçekleştirildi. Türkiye ve Kore kültürüyle ilgili tanıtım videolarının izletildiği ve her iki kültüre ait halk oyunlarının sergilendiği program, katılımcılar tarafından ilgiyle izlendi.
Anadolu Kültürlerarası Dayanışma Derneği’nin organize ettiği “Kore- Türkiye Kültürlerarası İletişim Etkinliği” Beyoğlu Belediyesi’nin ev sahipliğinde Beyoğlu Gençlik Merkezi’nde gerçekleştirildi. Programa İstanbul Kültür ve Turizm İl Müdürü Nedret Apaydın, İstanbul Kore Başkonsolosluğu Muavin Konsolos Ok-Sok KO ve Anadolu Kültürlerarası Dayanışma Derneği Başkanı Eda Özcan’ın yanı sıra çok sayıda Türk ve Koreli öğrenci katıldı. Türkiye ve Kore kültürüne ait halk oyunları ve yöresel kıyafetlerin sergilendiği program, katılımcıların büyük beğenisini topladı.
KORE VE TÜRK YEMEKLERİ İKRAM EDİLDİ
Katılımcılara Türkiye ve Kore kültürüyle ilgili tanıtım videolarının da izletildiği etkinlikte, Tasarımcı Kübra Rendecioğlu Kore Hanbok geleneksel kıyafetlerini tanıttı. Barbend Sanat evi kurucusu Ayten Bakoğlu da, geleneksel Türk Kaat-ı Sanatı’nın güzel örneklerini sergiledi. Daha sonra Fuaye alanında devam eden programda konuklara Kore ve Türk yemekleri ile Asya çayları ikram edildi.
“AMACIMIZ KÜLTÜRLER ARASI İLETİŞİM KURMAK”
Etkinliğin açılış konuşmasını yapan Anadolu Kültürlerarası Dayanışma Derneği Başkanı Eda Özcan, amaçlarının kültürler arası iletişimi sağlamak olduğunu belirterek, “Biz Türk kültürü ile diğer kültürlerin kendilerini aynı sahnede tanıttığı ortak kültürel aktiviteler oluşturuyoruz. Amacımız kendi kültürümüzün dünyaya anlatılması için diğer kültürlere kendilerini anlatma fırsatı verilmesi ve böylece farklı kültürlerin bizim kültürümüzün tanıtılmasında daha büyük bir ilgi ve dikkat oluşturacağı görüşündeyiz” dedi.
“BU DOSTLUĞUN GENÇ KUŞAKTA ÇOK DAHA BÜYÜK ETKİLERİNİN OLDUĞUNU GÖRÜYORUZ”
İstanbul Kültür ve Turizm İl Müdürü Nedret Apaydın ise, Türkiye ile Kore arasındaki ilişkinin her geçen gün artarak devam ettiğini belirterek, “2017 yılının Türkiye-Kore Kültür yılı olması kararlaştırıldı. Hazırlıklar 2015 yılında başladı ve 2016 yılında da devam edecek. Bu dostluğun genç kuşakta çok daha büyük etkilerinin olduğunu bugün burada hep beraber görüyoruz. Bu programı düzenleyenlere ve emeği geçenlere tek tek teşekkür etmek istiyorum” ifadelerini kullandı.
“ARKADAŞLIĞIMIZI SÜRDÜRMEYE VE DAHA DA İLERLETMEYE DEVAM EDECEĞİZ”
Kore Cumhuriyeti İstanbul Başkonsolosluğu ekonomi ve kültürden sorumlu konsolos Oksok KO da, Kore Başkonsolosu olarak İstanbul’da görev yapmanın ve iki ülke arasında köprü vazifesi üstlenmenin kendisi için bir onur olduğunu söyleyerek, “Kore ve Türkiye tüm alanlarda hızlı bir gelişim göstermiştir. İnanıyorum ki muhteşem arkadaşlığımızı sürdürmeye ve daha da ilerletmeye devam edeceğiz. Bir kez daha bu güzel organizasyonda bulunduğum için herkese tebriklerimi iletiyorum. Teşekkürler” şeklinde konuştu.
Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Konya Ata tohumları Karatay’da toprakla buluştu Konya’nın merkez Karatay ilçe Belediyesi’nin üretilebilir, yerli ve milli Ata Tohumlarının da çoğaltılıp Türk tarımına katkı sağlaması hedefiyle hayata geçirdiği “Karatay Ata Tohum” projesi devam ediyor. Bu çerçevede belediye, Karatay Saracoğlu Mahallesi’ndeki 300 bin metrekarelik alanda 33 çeşit ürünün Ata Tohumu fidesini toprakla buluşturdu. Karatay Belediyesi de iki yıl önce hayata geçirdiği “Karatay Ata Tohum” Projesi ile bugüne kadar vatandaşa kapya kırmızıbiber, kıl biber, köy biberi, biber yediveren, mısır, karpuz, salatalık ve kabak gibi on binlerce ücretsiz Ata Tohumu dağıttı. Yine Karatay Belediyesi, yerli üretime katkı sunmak adına her yıl 20 bin üreticiye de Ata Tohumu dağıttı. 33 çeşit ata tohumu fidesi toprakla buluştu Söz konusu proje kapsamında Karatay Belediyesi ayrıca; Karatay’ın Saracoğlu Mahallesi’nde oluşturulan 300 dekar yani 300 bin metrekarelik alanda 33 çeşit Ata Tohumu’nun fidesini de yine toprakla buluşturdu. Bu projeyle; dolma biber, kıl biber, kapya biber, köy biberi, acı yediveren biber, acı sarı top biber, sarı kapya, kırmızı acı kapya, salçalık domates, köy domatesi, ayaş domatesi, pembe domates, turuncu domates, mor domates, siyah domates, kırım domatesi, osmanlı patlıcanı, kavun, karpuz, kara kabak, beyaz kabak, su kabağı, bal kabağı, lif kabağı, atalık mısır, salatalık, pırasa, kırmızı lahana, beyaz lahana, fasulye, kudret narı, kavılca buğdayı ve aiyez buğdayı fideleri ekildi. Bu tohumlar atalarımızın bize kıymetli bir emanet Karatay Belediye Başkanı Hasan Kılca, Karatay Ata Tohum Projesi ile Türk tarımının yerli ve milli tohum ile güçlenmesine katkı sağlama amacı taşıdıklarına vurgu yaptı. Başkan Hasan Kılca şunları söyledi: “Konyamız, tarımda ülkemizin en önemli üretim merkezlerinin başında yer alıyor. Tarih boyunca da çiftçimizin alın teriyle işlediği mahsuller, Anadolu coğrafyasının medeniyet değerleriyle bereketlenip nice sofralara ulaştı. İlçemiz de bu konuda hem şanslı hem de bereketli bir belde. Bilindiği gibi Hayıroğlu Mahallemizdeki Boncuklu Höyük kazı alanında yapılan çalışmalar sonucunda, tarımın Avrupa’ya Anadolu’dan gittiğine dair buluntular ortaya çıkarıldı. Bu kanıt, kadim şehrimizin tarih boyunca tüm dünyadaki tarımsal faaliyetlere yön veren önemli bir merkez olduğunu bizlere bir kez daha göstermektedir. Karatay Belediyesi olarak mirasçısı olduğumuz bu aziz topraklara minnet ve vefa duygusuyla sürdürdüğümüz ‘Karatay Ata Tohum’ projemizle besin değerleri kaybolmamış ve doğallığını yitirmemiş tohumları koruyup çoğaltarak gelecek nesillerimize ulaştırmayı amaç edindik. Projemiz kapsamında on binlerce vatandaşımıza ata tohumunu ücretsiz bir şekilde hediye ettik. Yine söz konusu projeyle bu tohumlarımızdan ürettiğimiz fidelerimizi ilçemiz sınırları içerisinde Saracoğlu Mahallemizde 300 bin metrekarelik alanda toprakla buluşturduk. Bu tohumlar bize atalarımızın bize birer kıymetli emaneti. GDO’suyla oynanmamış, yerli ve milli olan bu tohumları gelecek nesillere aktarmak için çabalıyoruz. Projemizin yarınlarımıza güzellik, şehrimize ve tarıma değer katacağına yürekten inanıyoruz” ifadelerini kullandı. Ata Tohumu, genetiğiyle oynanmamış, herhangi bir laboratuvar ortamında müdahaleye maruz kalarak DNA dizilimi bozulmamış, lezzet ve besin değeri yüksek olarak mahsul alınan tohumlar olarak biliniyor. Bu özelliğiyle Ata Tohumları, kültürel bir miras olarak nesilden nesille aktarılmanın önemi artıyor.
Mersin Seçer: "Tarıma desteği artırarak devam ettireceğiz" Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer, bitkisel üretimden hayvancılığa kadar her alanda bölgenin tarımsal üretimine önemli katkılar yaptıklarını belirterek, "Her yıl da artırarak devam ettireceğiz” dedi. Seçer, Ziraat Mühendisleri Odası Mersin Şubesi tarafından düzenlenen ‘Geleneksel Başak Balosu’na katıldı. Meslektaşlarıyla birlikte olmaktan mutluluk duyduğunu söyleyen Seçer, ziraat mühendisliğinin kutsal meslekler arasında olduğunu belirterek, “Üretim ve gıda olmazsa insan hayatı olmaz, devam etmez. Sadece bölgemizin ve ülkemizin değil, dünyanın şu anki sorunu, gıda, gıdaya ulaşım ve gıda arzı” diye konuştu. Türkiye’de de en büyük sorun alanlarından bir tanesinin tarım sektörü olduğuna dikkat çeken Seçer, “Uzun yıllardır Türkiye’nin mevcut yapısı, koşulları, şartları, bölgeye ve dünyaya tarım ürünleri konusundaki yaptığı ihracat, ticaret gibi bütün bu önemli özellikler bir tarafa alınıp ülkemizde uzun boyutlu, sürdürülebilir, istikrarlı bir tarım politikası uygulandığını söyleyemeyiz. Ülkemiz verimli tarım topraklarına sahip bir tarım ülkesi. Toplumumuz tarım toplumu olarak değerlendirilir” ifadelerini kullandı. “Tarıma desteği her yıl artırarak devam ettireceğiz” Mersin Büyükşehir Belediye olarak Mersin’de üretici için çalıştıklarını kaydeden Seçer, “Biz yerel yöneticiler olarak yetkilerimizden kaynaklanan gücümüzle tarım sektörüne de bütçe ayırabiliriz, projeler geliştirebiliriz ve destekler yapabiliriz. 2019 yılında göreve geldiğimiz günden bugüne kadar uygulamamız tam da bu anlayışta oldu. Özellikle küçük aile işletmeleri ve üretici kadınlar bizim hedef kitlelerimiz oldu. Bitkisel üretimden hayvancılığa kadar her alanda yaptığımız dokunuşlarla bölgenin tarımsal üretimine önemli katkılar yaptık. Her yıl da artırarak devam ettireceğiz” şeklinde konuştu. Ziraat mühendislerine iş birliği çağrısı Ziraat Mühendisleri Odası üyelerine seslenen Seçer, projelerde ortaklaşma çağrısı yaparak, “Biz Büyükşehir Belediyesiyiz, mutlaka her anlamda sizlere güç, cesaret ve güven verebiliriz. Çok iyi işler çıkarabilirsiniz, yeter ki bunu hep beraber isteyelim. Başkanımıza da zaman zaman söylediğim talebimi yineliyorum; sizlerle iş birliği yapmak ve sizlerin bilgi birikiminden yararlanmak isteriz. Beraberce Mersin’e, Mersin halkına ve Mersin’deki üreticilerimize katkı yapmak isteriz” dedi. Konuşmaların ardından Ziraat Mühendisleri Odası Mersin Şube Başkanı Prof. Dr. Okan Özkaya tarafından Başkan Seçer’e plaket takdim edildi.
Eskişehir Belde Evleri, kadınların hayatına dokunuyor Tepebaşı Belediyesi bünyesinde bulunan Belde Evleri, dayanışmanın, paylaşmanın ve sosyalleşmenin merkezi olmaya devam ederken, kadınların hayatına dokunmayı da sürdürüyor. Tepebaşı bölgesinde yaşayan vatandaşların daha iyi hizmet alabilmesi, talep ve şikayetlerin yerine getirilebilmesi adına belirli noktalarda oluşturulan Belde Evleri’nde açılan kurslar, gerçekleştirilen sosyal yardımlar ve kültürel faaliyetler ile büyük beğeni topluyor. Belde Evleri’nde; genç, yaşlı, kadın, erkek, çocuk binlerce vatandaş, eğitim, hobi, spor, müzik gibi kurslarından ücretsiz olarak yararlanabilirken, bugüne kadar yetişkinler ve çocuklar için çok sayıda branşta kurs düzenlendi. Bu kurslara on binlerce Eskişehirli katılım gösterdi. Her yaştan insanı bir araya getiren, paylaşma ve yardımlaşma mutluluğunun yaşandığı Belde Evleri, özellikle kadınların hayatına dokunarak hem sosyalleşmelerine hem de ev ekonomilerine katkı sunmalarına yardımcı oluyor. Eskişehir’de Belde Evleriyle tanışan 66 yaşındaki emekli öğretmen Hülya Yücel, Batıkent Belde Evi’nde geleneksel ve unutulmaya yüz tutmuş el sanatlarından biri olan çini sanatına katkı sağlamak için açılan çini kursunda, geçen yıl yaşanan, asrın felaketi olarak nitelendirilen Şubat depreminin ardından Antakya’dan Eskişehir’e geldiğini ve burada Belde Evleriyle tanıştığını anlattı. “Belde Evleri beni büyük ölçüde iyileştirdi” Yücel, depremden dolayı büyük bir depresyon yaşadıklarını ancak Belde Evleriyle tanışmasıyla kendisinde büyük bir iyileşme olduğuna dikkat çekerek “Eskişehir’i çok sevdiğimiz ve buranın medeniyetini, yaşam şeklini çok beğendiğimiz için depremden sonra Antakya’dan buraya geldik. Depremden sonra büyük depresyon yaşadık. Bizim evimiz yıkıldı, her şeyimiz gitti. Pijamalarımızla, kimliksiz sokaklarda kaldık. Yavaş yavaş kendimizi toparlamaya başladık. Belde Evi’ni bulmuş olmak, burada olmak, hocamızla birlikte bu güzel çalışmaları yapabiliyor olmak bana büyük bir rehabilite oldu. Beni çok büyük ölçüde iyileştirdiğini düşünüyorum. Ayrıca Belde Evleri hem yetenek olarak hem çevre olarak bana çok şey kattı. 66 yaşındayım ama yine de bir şeyleri başarmak zorundayım. Çünkü ben her şeyden önce bir anneyim. Dolayısıyla güçlü olmak, kendime bakmak ve dimdik olmak zorundayım. Bunu yapmaya çalışıyorum. Diğer arkadaşlarım kursa benden önce başlamıştı. Biz depremden sonra geldiğimiz için biraz geç başladım. Baktım herkes çok güzel şeyler yapıyor. Ben önce bir korktum, ben yapamam diye düşündüm. Hocam da bana bir iki çizim gösterdi. Şimdi hem çini işliyorum hem de satış yaparak ev ekonomisine katkı sunuyorum. Bütün hanımlara yaşı ne olursa olsun herkese tavsiye ediyorum. Ben Tepebaşı Belediyesi’ne hem sıcak karşılamaları için hem de bu tür çalışmalar gerçekleştirdiği için çok teşekkür ederim” dedi. “Arkadaşlarına örnek oluyor” Çini kursu eğitmeni Sevil Aktaş da kursiyeri Hülya Yücel’in azmi ile diğer katılımcılara örnek olduğunu belirterek, “Hülya Yücel çok çalışkan ve azimli. İleriye dönük hayalleri var. Hevesi ve disiplini ile diğer kursiyerlerden öne çıkıyor. Çalışma ve azmi ile kurstaki arkadaşlarına örnek oluyor. Satış yapmayı ve daha da önemlisi çini sanatını Eskişehir’e tanıtmayı hedefliyor” dedi. “Kentimize değer katıyor” Belde Evleri ile ilgili değerlendirmelerde bulunan Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç, “Tepebaşı’mızın simgelerinden biri olan Belde Evleri projemiz 2001 yılından bu yana kentimize değer katıyor. Belde Evlerimiz, 7’den 70’e tüm Eskişehirlilerin sevdiği sıcak birer yuva gibi. Bu aile sıcaklığını hissettiğimiz için çok mutluyuz. Başta kadınlarımız olmak üzere tüm Eskişehirliler Belde Evleri’ni çok seviyor. Kadınlarımız burada hem sosyalleşiyor, hem kendilerine zihinsel olarak rahatlıyor hem de ev ekonomilerine katkıda bulunma imkanı yakalıyor. Tepebaşılı hemşehrilerimiz bu merkezleri doldurduğu için projemiz anlam kazanıyor, bunun için mutluyuz” diye konuştu.