SAĞLIK - 15 Ekim 2019 Salı 10:08

"Grip ve nezleye karşı hijyeni elden bırakmayın"

A
A
A
"Grip ve nezleye karşı hijyeni elden bırakmayın"

Dr.

Dr. Betül Mercan, soğuk havalarla birlikte görülme sıklığı artan nezle ve grip arasındaki farka değindi. Dr. Mercan, "Ateş, boğaz ağrısı daha çok gripte görülür. Soğuk algınlığı ayakta geçirilirken grip daha ağırdır ve ciddi komplikasyonlara neden olabilir" dedi.



Medipol Mega Üniversite Hastanesi Dahiliye Bölümü’nden Uzman Dr. Betül Mercan, kış aylarında sıkça görülen hastalıklara karşı uyarıda bulundu. Mercan, yaptığı açıklamada, kışın artan hava kirliliğinin enfeksiyon oluşumunu arttırdığına dikkati çekti.



Kışın, iklimsel değişimin oluşturduğu fiziksel ve sosyal yaşamdaki değişikliklerin tetiklediği çoğu zaman viral enfeksiyonlar ile gelişen bulaşıcı hastalıklara değinen Mercan, "En sık soğuk algınlığı, grip görülür ancak larenjit, farenjit, tonsilit gibi üst solunum yolu enfeksiyonları ile bronşit, zatürre gibi alt solunum yolu enfeksiyonlarının da sıklığı artar. Kış mevsiminde vücudun soğuk havaya uyum sağlayabilmesi için daha fazla enerji harcaması gerekir ve bu karşılanmadığı taktirde de doğal olarak vücut direncinde düşme ve enfeksiyonlara yatkınlık olur" değerlendirmesinde bulundu.



"Hava kirliliği enfeksiyonu artırıyor"


Mercan, havaların soğuması ile beraber kapalı alanlarda, toplu ve kalabalık ortamlarda daha fazla zaman geçirilmesinin de enfeksiyon riskini arttırdığına işaret ederek şöyle devam etti: "Okul, kışla, toplu taşıma araçları ve toplu yaşam alanları da solunum yolu enfeksiyonlarının daha kolay ve hızlı yayılmasına ve bulaşmasına kolaylık sağlar. Hava kirliliğinin ve hava kuruluğunun artması da enfeksiyon oluşumunu kolaylaştırır. Vücut direncinin ve vücut ısısının korunması oldukça önemli. Ayrıca kış mevsiminde hareketsizliğin artması, daha az güneş görmek de enfeksiyonlar için hazırlayıcı faktörlerdir".



"Grip aşınızı mutlaka yaptırın"


Kış hastalıklarına karşı öncelikle hijyene dikkat edilmesi gerektiğini belirten Mercan, alınacak önlemlere ilişkin şu bilgileri paylaştı: "Öncelikle kişinin vücut direnci önemli. Bu da dengeli ve sağlıklı beslenmek, bağışıklığın güçlü olması için spor yapmak, günlük su tüketimine önem vermek ile olur. Ayrıca düzenli uyku da oldukça önemli. Demir, D vitamini, B vitaminleri ve minerallerin seviyesini kontrol ettirmek ve gerektiğinde desteklemek gerekir. Kış hastalıkları en çok solunum yolu ile bulaştığından öksürme, hapşırma, aksırma durumuna dikkat edilmeli mesela tek kullanımlık mendiller kullanılabilir. Ayrıca el hijyeni çok önemli. Elleri sık yıkamak, ağza buruna, göze sürmemek gerekir. Bu konuda özellikle çocuklara hijyen eğitimi vermek önemli koruyucu tedbirler arasında. Özellikle toplu taşıma aracı, telefon, klavye kullanımdan sonra bile el yıkanması gerekir. Soğuk kış mevsiminde vücut ısının dengelenmesi önemli. Bu hususta ortamı aşırı ısıtmamak gerekir ve de çok kalın ya da çok ince giyinmemeye dikkat edilmeli. Hava kirliğinin de arttığı bu mevsimde özellikle çocukların bir de sigara dumanına maruziyetinin önüne geçilmeli. Oda, sınıf gibi alanlar sıklıkla havalandırılmalı. Hava kuruluğuna karşı oda havasının nemli olması için ısıtıcılar üzerine su koymak gibi basit önlemler de alınabilir. Vücut kırgınlığı hissedildiğinde de istirahat etmek ve sıvı tüketimini arttırmak gerekir. Günümüzde aşılanmak en önemli önlem olduğundan başta risk grubu hastalar olmak üzere herkese grip aşısı yaptırılması tavsiye edilir".



"Dinlenin ve bol sıvı tüketin"


Mercan, kışın sıklıkla görülen solunum yolu enfeksiyonunun viral etkenlerle meydana geldiğini ifade ederek şöyle devam etti: "Genellikle burun akıntısı ve tıkanıklığı, hapşırık, vücut kırgınlığı, halsizlik ile seyreden bir hastalık olup çoğu kez ayakta geçirilir. Vücut direncine bağlı olarak 1 hafta içinde iyileşme görülür. İstirahat, sıvı alınması, pastiller ve ağrı kesici gibi ilaçların kullanımı yeterli olur. Grip ise influenza virüsü ile gelişen solunum yolu enfeksiyonudur, şiddetli kas-eklem ağrısı, yüksek ateş, baş ağrısı, boğaz ağrısı, vücut kırgınlığı olur, seyri ağırdır ve ciddi komplikasyonlara neden olabilir".



"Antibiyotik kullanımına gerek yok"


Soğuk algınlığı ile gribin birbirinden farklı olduğuna dikkati çeken Mercan, "Soğuk algınlığında ateş çok nadirdir, gripte ise genellikle 38 derece ve üzerinde ateş mevcuttur. Boğaz ağrısı gripte daha sık görülen bir bulgu iken soğuk algınlığında nadirdir. Burun tıkanıklığı, hapşırma daha çok soğuk algınlığında görülürken, öksürük daha çok grip bulgusudur. Soğuk algınlığı ayakta geçirilir ve ilerleyici değildir ancak grip daha ağır bir tablo olup ciddi komplikasyonlara neden olabilir. Kas-eklem ağrısı gripte daha yoğun hissedilir. Bazen gripte ishal de görülebilir, soğuk algınlığında ise beklenmez. Ayrıca grip, aşı ile önlenebilirken soğuk algınlığını önleyecek aşı yoktur. Dikkat çekmek istediğim nokta ise hem soğuk algınlığı hem de grip virüsler ile gelişen solunum yolu enfeksiyonları olduğundan antibiyotik kullanımına gerek yok. Sadece grip sonrası gelişen bakteriyel enfeksiyonlara karşı antibiyotik kullanımı gerekebilir ki bunu da muayene olduğunuz hekim belirler".



"Diğer 5 solunum yolu enfeksiyonu"


Mercan, kışın kendisini gösteren diğer solunum yolu enfeksiyonlarını ise şöyle sıraladı: "Larenjit ses teli iltihabı olarak bilinir ve ses kısıklığı ile karakterize viral enfeksiyondur. Tedavisinde istirahat ve sıvı tüketimi dışında genellikle ilaca gerek yok. Farenjit ise ateş, boğaz ağrısı ya da yanma gibi şikayetler ile seyreden viral ve bakteriyel kaynaklı olabilen boğaz enfeksiyonudur. Tonsillit de bademcik enfeksiyonu olarak bilinir, etken genellikle beta mikrobudur. Yüksek ateş, boğaz ağrısı, yaygın vücut ağrısı hatta karın ağrısı da görülebilir. Özellikle çocukluk çağında oluşan tonsilitin gelecekte romatizmal kalp hastalıkları gibi ciddi komplikasyonlara neden olmaması için tedavi edilmesi gerekir. Bronş adı verilen büyük hava yollarının iltihabi hastalığına bronşit denilir. Hem virüs hem de bakteriler akut bronşite neden olur. Öksürük ve genellikle de koyu renkli balgam vardır. Öksürük süresi değişkendir ancak nadiren 1 ayı geçer. Zatürre ise mikroplar veya kimyasal ajanların neden olduğu akciğer iltihaplanmasıdır. Genellikle hasta kişinin öksürmesiyle, hapşırmasıyla havaya karışan mikroplu damlacıkların solunmasıyla bulaşır. Öksürük, balgam (koyu-kıvamlı), ateş, göğüs ağrısı, nefes almakta zorlanma gibi şikayetler ön plandadır. Bazen de baş ağrısı, karın ağrısı, eklem ağrısı olur. Genellikle tanı için akciğer filmi, kan ve balgam tahlili istenir ve tedavi başlanır. Ağır bir tablodur ancak günümüzde uygun tedavi ile başarı ile tedavisi sağlanır. Ancak günümüzde özellikle risk grubu kişilere zatürre aşısı yaptırılarak bu hastalığın önlenmesi daha öncelikli tercihtir. Bağışıklık yetmezliği olanlar, şeker, kalp, böbrek hastaları, astım ve KOAH gibi akciğer hastalığı bulunanlar, dalağı alınmış kişiler ile 65 yaş üzerindekiler risk grubundadırlar".

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Aydın Aydın’da bir ayda 111 milyon dolar ihracat yapıldı Önemli ihracat ürünleriyle Türkiye ekonomisine katkı sağlayan Aydın’da Kasım ayında 111 milyon 702 bin dolar ihracat, 27 milyon 164 bin dolar ithalat gerçekleştirildi. Aydın’ın 2025 yılı Ekim ayı ithalat ve ihracat rakamları belli oldu. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Dış Ticaret İstatistikleri verilerine göre Aydın’da 2025 yılı Kasım ayında bir önceki aya göre ihracat rakamları yüzde 12’lik düşüşle 111 milyon 702 bin dolar olurken, ithalat rakamları ise yüzde 3’lük azalışla 27 milyon 164 bin dolar oldu. 2025 yılı Ocak-Kasım aylarında da toplam 353 milyon 317 bin dolar ithalat, 1 milyar 120 milyon 855 bin dolar ihracat gerçekleştirildi. En fazla ithalat Temmuz ayında yapıldı Aydın’da 2025 Ocak-Kasım dönemlerinde en çok ithalat 45 milyon 647 bin dolar ile Temmuz ayında gerçekleştirilirken, en düşük ithalatın yapıldığı ay ise 26 milyon 146 bin dolar ile Ocak ayı oldu. En düşük ihracat Haziran ayında yapıldı Aydın’da 2025 Ocak-Kasım dönemlerinde en çok ihracat 127 milyon 441 bin dolar ile Ekim ayında gerçekleştirilirken, en düşük ihracatın yapıldığı ay ise 85 milyon 721 bin dolar ile Haziran ayı oldu. Öte yandan son 10 yıldaki değişime bakıldığında ise 2015 yılı Kasım ayında 57 milyon 459 bin dolar olan ihracat rakamı 2025 Kasım ayında yüzde 94’lük artışla 111 milyon 702 bin dolar oldu. 2015 yılı Ocak-Kasım aylarında 569 milyon 828 bin dolar olan ihracat rakamı da 2025’in aynı dönemlerinde yüzde 96 artarak 1 milyar doları aştı. Son 10 yıldaki ithalat rakamlarına da bakıldığında 2015 Kasım ayında 13 milyon 563 bin dolar olan ithalat, 2025 Kasım ayında 27 milyon 164 bin dolar oldu. 2015 Ocak-Kasım aylarında 237 milyon 564 bin dolar olan ithalat ise 2025’in aynı dönemlerinde 353 milyon 317 bin dolar olarak gerçekleşti.
Ankara Bakan Uraloğlu: "2025 yılında yüksek hızlı, anahat, bölgesel ve kent içi hatlarda yaklaşık 283 milyon yolcumuza konforlu ve güvenli ulaşım imkânı sağladık" Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, "2025 yılında yüksek hızlı, anahat, bölgesel ve kent içi hatlarda yaklaşık 283 milyon yolcumuza konforlu ve güvenli ulaşım imkânı sağladık. 85,6 milyon olan Türkiye nüfusunun üç katından fazla yolcumuza hizmet verdik" dedi. Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, 1 Ocak 2017 tarihinde faaliyetlerine başlayan TCDD Taşımacılık A.Ş.’nin 9. yıl dönümü vesilesiyle yazılı açıklamada bulundu. Bakan Uraloğlu, demiryolu taşımacılığı açısından 2025 yılını tüm yönleriyle değerlendirerek hem yolcu hem de yük taşımalarında kaydedilen ilerlemeye dikkati çekti. 1 yılda 283 milyon yolcu Bakan Uraloğlu, son 23 yılda yapılan yatırımlarla daha görünür hâle gelen demiryolu taşımacılığının, 2025 yılında da etkin ve verimli bir yıl geçirdiğini ifade etti. Bakan Uraloğlu, "2025 yılında yüksek hızlı, anahat, bölgesel trenler ve kent içi hatlarımızda yaklaşık 283 milyon yolcumuza konforlu ve güvenli ulaşım imkânı sağladık. 85,6 milyon olan Türkiye nüfusunun üç katından fazla yolcumuza hizmet verdik. Yolcu taşımacılığında 2026 yılında yüzde 7 oranında büyüme öngörüyoruz." Uraloğlu ayrıca, 2025 yılında yaklaşık 25 milyon ton yük taşımacılığı gerçekleştirildiğini kaydetti. YHT’ler 12 milyonu taşıdı Bakan Uraloğlu, 2009 yılında Ankara-Eskişehir Hattı ile başlayan yüksek hızlı demiryolu işletmeciliğinin bugün 2 bin 251 kilometrelik hatta sürdürüldüğünü dile getirerek, sözlerine şu şekilde devam etti: "2025 yılı boyunca 12 milyondan fazla yolcu yüksek hızlı trenlerimizi tercih etti. En yoğun kullanılan hattımız, yaklaşık 6 milyon yolcu ile Ankara-İstanbul hattı olurken bunu 2 milyon yolcu ile İstanbul-Konya-Karaman hattı ve 1 milyon 750 bin yolcu ile Ankara-Konya-Karaman hattı izledi." "Kent içi demiryolu taşımacılığı kapsamında toplam 262 milyon yolcuya hizmet verdik" Bakan Uraloğlu, TCDD Taşımacılık tarafından işletilen hatlardaki yolcu hareketliliği hakkında açıklamada bulunduBakan Uraloğlu, "Söz konusu dönemde Marmaray hattında 220 milyondan fazla, Başkentray hattında 25 milyondan fazla, İstanbul Havalimanı-Gayrettepe Metro Hattı’nda 12 milyon ve Kazlıçeşme-Sirkeci Hattı’nda 4 milyondan fazla yolcumuza hizmet sunduk. Böylece kent içi demiryolu taşımacılığı kapsamında toplam 262 milyon yolcuya hizmet verdik." bilgisini paylaştı. Demiryolunda dijitalleşme vizyonu Dijitalleşme vizyonu doğrultusunda, Yolcu Taşıma Platformu’nu (YTP Projesi) 2024 yılı sonunda yurt içi, 2025 yılı sonunda ise uluslararası bilet satışlarında devreye aldıklarını kaydeden Bakan Uraloğlu, sözlerine şu şekilde devam etti: "Bu sayede dijital biletleme ve müşteri hizmetleri süreçlerini tek bir entegre yapı altında topladık. YTP projemiz, 2025 Yılı Türkiye Bilişim Ödülleri’nde birincilik elde ederek başarısını taçlandırdı. Platform sayesinde bilet satışları, rezervasyon işlemleri ve müşteri talepleri tek merkezden yürütülmeye başlandı. Dijital bilet ve QR kodlu kontrol sistemleri uygulamaya alındı. Ayrıca T.C. Kimlik Kartı okuma sistemi ile trene kabul süreçleri hızlandırıldı. Bu yeniliklerle yolcu deneyimi önemli ölçüde iyileştirildi. 2025 yılında toplam bilet satışlarımızın yüzde 45’i mobil uygulama, yüzde 24’ü web sitesi üzerinden gerçekleştirildi. Yüksek hızlı trenlerde ise bilet satışlarının yüzde 89,7’si dijital kanallar aracılığıyla yapıldı.
Bursa "Altın yatırımcısının yüzü 2026’da da gülecek" Yatırım araçları arasında 2025 yılında altının yüz güldürdüğünü belirten Bursalı kuyumcu Emir Yasin Kılıç, "Altın yatırımcısının yüzü 2026 yılında da gülecek" dedi. Altının son yıllarda güvenli bir yatırım amacı olma özelliğini koruduğunu vurgulayan Bursa Kuyumcular Odası üyesi Emir Yasin Kılıç, eskiden kadınların gram, çeyrek ve Cumhuriyet altını yatırımı yaptığını ancak son birkaç yılda işçilik oranları çok düşük olduğu için Ajda bileziklerin tercih edildiğini ifade etti. Yüzde 72 kazandırdı Altının 2025 yılında yüzde 72 oranında prim yaptığını anlatan Emir Yasin Kılıç, son dönemde kadınların Ajda bileziklerine ilgisinin arttığını kaydederek, "2025 yılı da Ajda yılı oldu. Talep de olunca farklı modelleri üretilmeye başlandı. En çok 10 gramlık Ajda bilezikleri geçtiğimiz sezon sattık. Çünkü hem şık ve gösterişli, hem de yatırım aracı. İşçilik çok düşük olduğu için alırken de satarken de yatırımcılar zarar etmiyor" dedi. 2026 yılında da altın konusunda benzer durumun yaşanmasının beklendiğini ifade eden Emir Yasin Kılıç, "Küresel krizler ve ekonomik riskler olduğu sürece altın yatırımcısının yüzü her zaman gülmeye devam edecektir. Son yıllara bakıldığında altın güvenli limana olarak yatırımcısının yüzünü güldürmüştür. Biz müşterilerimize uluslararası gündemi takip etmelerini tavsiye ediyoruz. Zaman zaman geri çekilmelerle alım için fırsatlar sunduğunda yapılan işlemlerin müşterilerimize daha fazla kazanç sağladığını anlatıyoruz. Daha fazla kar edebilmek için yatırımcılarımız bilinçli ve planlı hareket etmeli" dedi. Fiyatlardaki birkaç günlük geri çekilmenin alım bölgesine girilmesi sonrası sert bir teknik düzeltme olduğunu vurgulayan Emir Yasin Kılıç, "2026 yılının ilk üç ayı için gram altında özellikle 6 bin 200-6 bin 300 TL bandına doğru hareketler görebiliriz. Ons altında ise 5 bin 10 dolar bandı 6 ayda beklenebilir. TL bazında gümüşte farklılıklar söz konusu olabilir ama daha çok yatırımcının tercihini altından yana kullanması orta vade için biraz daha doğru strateji olacaktır." ifadelerini kullandı