SAĞLIK - 01 Mayıs 2020 Cuma 10:08

Op. Dr. Hüseyin Kandulu liposuction ve ultrasonik liposuction arasındaki farkı anlattı

A
A
A
Op. Dr. Hüseyin Kandulu liposuction ve ultrasonik liposuction arasındaki farkı anlattı

Avrupa ve Asya’da onlarca seminer ve konferanslar vermiş, Türkiye’nin ilk ve tek yağ aldırma ve liposuction eğitmeni olan önemli estetik cerrahlarından Op.

Avrupa ve Asya’da onlarca seminer ve konferanslar vermiş, Türkiye’nin ilk ve tek yağ aldırma ve liposuction eğitmeni olan önemli estetik cerrahlarından Op. Dr. Hüseyin Kandulu, liposuction ile ilgili soruları yanıtladı.


Türkiye’nin önemli cerrahlarından Op. Dr. Hüseyin Kandulu, liposuction operasyonu hakkında ayrıntılı bilgiler vererek,


liposuction ve ultrasonik liposuction arasındaki farkı anlattı. Op. Dr. Kandulu, “Maalesef istenmeyen bölgesel yağlardan zayıflama ile kurtulmak mümkün olmamaktadır. Bu sebeple son dönemlerde liposuction operasyonları global anlamda çok fazla ilgi görmekte ve bu ilgi her geçen gün de artmaktadır. Bu operasyonların nasıl yapıldığı konusuna gelirsek de anestezi sonrasında operasyon yapılacak bölgeye hem kanama engelleme özelliği bulunan hem de yağ parçalayıcı özelliği bulunan ve aynı zamanda ilaç içeren özel bir sıvı enjekte edilir. Yağlar parçalandıktan sonra vakumlama işlemi yapılmasını sağlayan özel aletlerle içerideki istenmeyen yağlar sıvı halde vücuttaki sinirlere ve kılcal damarlara zarar vermeden vücuttan uzaklaştırılır. Bu modern çözümler sayesinde iyileşme süresi minimuma indiği gibi kanamalar ve şişlikler de minimuma indirilmiş olunuyor” dedi.



“Amaç bedeni küçültmek değil bedene şekil vermek”


Liposuction’ın kilo verme yöntemi zannedildiğini söyleyen Kandulu, “Liposuction kesinlikle bir kilo verme yöntemi değil. Çok basit bir örnek vermek istiyorum. Eskiden liposuction’da vücuttan yağı uzaklaştırıyordunuz, aynı şekilde vücut küçülüyordu. Şimdi gerek teknoloji, gerek tekniğin değişmesiyle amacımız, bedeni küçültmek değil bedene şekil vermek. Bunun beden ölçüsüyle hiç ilgisi yok. Bu işlem obez olmayan herkese uygulanabilir. 46 beden olabilirsiniz, 48 beden olabilirsiniz, hatta 36 beden bile olabilirsiniz. İnanın birçok hastam 36 beden ama hastalarım tarafından istenmeyen durum bel, basen ya da göbek gibi bölgelerden küçük bir çıkıntının çıkmasıdır. Bu yüzden bedene şekil vermek ana mantık ve evet biz liposuction yapıyoruz, teknolojiyi kullanıyoruz" diye konuştu.


Op. Dr. Hüseyin Kandulu sözlerine şöyle devam etti:


“Artık hastalar, küçük müdahalelerden sonra hastanede konaklama gereksinimi duymuyor. Ama istediğimiz gerçekten şekilli vücutlar. Hastanın giydiğinin yakışması, kendisini rahat hissetmesi ve özgüveninin yerinde olması sağlanıyor. Bu teknikle bir diğer ismi ile ultrasonik liposuction tekniği ile birkaç saat içerisinde ameliyatın süresi değişebiliyor. Lokal anestezi ya da genel anestezi seçenekleri tercih edilebiliyor. Unutmadan söylemek gerekir ki anestezi tercihinde önemli etken hasta üzerinde nerede çalışacağınız olmakta."



Ultrasonik liposuction


Dünya geneline bakıldığı zaman 1980’li yıllardan sonra estetik operasyonlar içerisinde liposuction’un talep görme konusunda çok ciddi bir ivme kazandığına dikkat çeken Op. Dr. Hüseyin Kandulu, “Diğer operasyonlara göre özellikle de birkaç küçük delikten girilerek deri altına müdahale edilen bu operasyonda hiçbir şekilde görüş olmaması nedeni ile liposuction plastik cerrahi müdahaleleri içerisindeki en zor ameliyattır. Elbette bu ameliyatı gerçekleştirebilmek için ilk öncelik tecrübeli cerrahların varlığıdır ancak bilim insanları operasyonda daha çok kazanım elde edilebilmesi amacı ile birçok teknolojik yenilikleri hayatımıza kazandırmıştırlar. Bunlardan en güncel ve fayda getireni ise ultrasonik liposuction olmuştur. Umarım ki bugünkü söyleşimizin ardından siz değerli okuyucuların aklındaki birçok soruya cevap vermiş olacağız” diye konuştu.



Klasik liposuction ile ultrasonik liposuction arasındaki farklar


Klasik liposuction’da ortaya çıkan sorunların önde geleninin uzun iyileşme süreci olduğunu söyleyen Kundulu, “Bu noktadan bakacak olursak klasik liposuction’da deri altındaki yağ dokusunu uzaklaştırmak için uygulanan yöntemin mekanik güç olması nedeni ile uzun ödem süreci, morluklar, istenmeyen kanamalar ve yetersiz sonuç kazanımı gibi problemler başı çekmekteydi. Çok fazla talep gören bu operasyonlarda ortaya çıkan bu olumsuzluklar ile mücadelede cerrahlar, öncelikle deneyimlerini artırarak bu olumsuzlukların önüne geçmeye başladılar. Burada belirtilmesi gereken çok önemli bir nokta da bu operasyonun öğrenme sürecinin, gerçekten çok uzun süren bir dönem olduğunu altını çizerek belirtmekte fayda var. Ancak tecrübe arttıkça ve cerrahi teknikler geliştikçe elde edilmek istenen sonuçlar üzerindeki beklenti de giderek arttı. Ve zaman içerisinde operasyona yardım amaçlı PAL (Power Assisted Liposuction), laser liposuction, radiofrequency assisted liposuction, UAL (Ultrasound Assisted Liposuction) gibi birçok teknolojik kazanım bu alana girmiştir. Güncel olan ve artık birçok cerrahın kullanım deneyimini artırmak için yoğunlaştığı yöntem ise ultrasonik liposuction’dır. Ultrasonik liposuction’ın en temel özelliği ses dalgaları ile yağ hücrelerini deri altında birbirinden ayırmak ve uzaklaştırılmaya hazır hale getirmesidir. Bu sayede hem vücudun birçok alanına aynı anda müdahale edilebilmekte, hem de yüksek hacimdeki yağ vücuttan tek seferde uzaklaştırılabilmektedir. Yöntemin tek dezavantajı kullanıcının yani estetik cerrahın deneyimine bağımlı olmasıdır. Deneyimli cerrahların elinde bu liposuction yöntemi ile ileri düzey sonuçlar elde etmek mümkündür" şeklinde konuştu.



Ultrasonik liposuction’a aday hasta profilleri


Vücut şekli ile ilgili şikâyeti olan ve obezite sınırını aşmamış her insanın bu operasyona aday olabileceğinin altını çizen Op. Dr. Kandulu, "Operasyonun temel amacı vücudu bölgesel olarak dengeli ve daha şekilli hale sokmak olsa da güncel konsept ileri düzey vücut şekillendirme veya benim tabirimle; olanı en iyi şekilde ortaya çıkarmadır (real-definition)" dedi.



Real definition


Real definition, kişinin vücudundaki kas iskelet sistemine bağlı olarak kişisel vücut yapısındaki tüm kas gruplarının ve yağ dokusu ile örtülmüş tüm gölgelenmelerin yağ hücrelerinin pürüzsüz bir şekilde uzaklaştırılıp ortaya konmasına dayanır. Bu konseptte kadınlarda vücut şekline verilmek istenen kıvrımlar önem kazanırken, erkek hastalarda maskülen yapıyı ortaya çıkarmak için kas gruplarının dinamik yapısı nedeni ile kaslı bir vücut yapısı ortaya çıkarmak önem kazanmaktadır.



Liposuction’da real definition uygulanmasının avantajları


Liposuction’da real definition uygulanmasının avantajına değinen Kandulu, "Kadın hastaların kum saati şeklinde kıvrımlı vücut şekline olan ilgileri ve karın bölgelerinde atletik hatlarını (ab cracks) ortaya çıkmasını istemeleri bizleri vücuda kombine yaklaşıma itmiştir. Real definition tekniğinde önemli olan kişinin alt yapısını ortaya çıkarmak olduğu için bir diğer önemli avantajı da sonuçlarının kalıcı olmasıdır. Özellikle BBL (brazillian butt lift) olarak da bilinen kalça şekillendirme operasyonu, birçok ultrasonik liposuction işlemi ile kombine olarak uygulanmaktadır. Bu şekilde vücuttaki dikdörtgen görüntüden kıvrımlı ve daha feminen hatlı bir hale dönüştürülebilmektedir. Erkek hastalarda ise, başta karın bölgesi olmak üzere koldan bacağa kadar daha adaleli bir görünüm ve maskülen yapıya kavuşturulması sağlanır. Bu noktada tekrarlamak gerekir ki olmayan bir şeyi oluşturma çabası içerisine girmektense kişide olanı görünür hale getirme çabası real definition operasyonunun temel mantığıdır. Dolayısı ile iz bırakmadan birkaç küçük delikten girilerek gerçekleştirilen ultrasonik liposuction işlemi ile six packleri bir çadır gibi örtmüş yağ dokusu vücuttan uzaklaştırılıp kişiyi mevcut doğal kasları görünür hale getirilmesi hedeflenir. Bu işlem erkeklerde göğüs kafesine ve kol kaslarına da uygulanmakta ve V şeklinde genel maskülen yapının ortaya konmasına sağlamaktadır" diye konuştu.



Op. Dr. Hüseyin Kandulu


Op. Dr. Hüseyin Kandulu, ECAMS gibi Dünya’nın en saygın estetik akademisinde eğitimler veren, Türkiye’yi uluslararası arenada en başarılı şekilde temsil eden, Türkiye’nin ilk ve tek yağ aldırma ve liposuction eğitmenidir. Amerika, Avrupa, Asya, Afrika ve Avustralya gibi dünyanın her yerinden gelen estetik cerrahlara “Vücut Şekillendirme Yöntemleri” eğitimleri veren dünyanın en saygın estetik cerrahlarındandır. Uluslararası otoriter kuruluşlar tarafından geliştirdiği real definition ile takdir toplamıştır. Op. Dr. Hüseyin Kandulu, kendi geliştirdiği real definition dahil Vaser assited Tummy Tuck, Postbariatrik, Vaser Hi-Def, Vaser Mid-Def, Vaser 4D, Vasersmooth ve Standart Vaser gibi liposuction yöntemlerini hem hastalarına uygulamakta hem de estetik cerrahlara eğitimler vermektedir.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Uzmanlardan ‘kahve’ uyarısı: "Günde 4 fincan ve üzeri olumsuz etkiler oluşturabiliyor" En çok tüketilen içeceklerden olan kahvenin kalp sağlığına etkilerine yönelik konuşan Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Duygu Ersan Demirci, "Gençler arasında giderek yaygınlaşmakta. Hem ülkemizde hem dünya genelinde en sık tüketilen içecek durumuna gelmekte. 4 fincan ve üzeri kahve tüketimi artık kafeine bağlı olumsuz etkileri beraberinde getirebiliyor. Bunlar genellikle nabız artışı, tansiyonda ani yükseliş, kaygı hali oluşturabilir. Yeni nesil kahvecilerdeki kahveler fazla miktarda şeker, şurup içerebilmekte, olumsuz etkiler göz önünde bulundurulmalı" dedi. Her gün milyonlarca kişinin tükettiği kahve, çay gibi ürünlerde bulunan kafeinin kalp sağlığına etkilerine ilişkin bilgi veren uzmanlar uyarıyor. Mehmet Akif Ersoy Göğüs Kalp ve Damar Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kardiyoloji Bölümü’nden Doç. Dr. Duygu Ersan Demirci de kafeinin hem olumlu hem olumsuz etkileri olabildiğini söyledi. Günde 4 fincan ve üzeri kahve tüketiminin olumsuz etkiler oluşturabileceğini belirten Doç. Dr. Duygu Ersan Demirci, kalp sağlığının korunması için yapılması gerekenleri sıraladı. "Nabız artışı, tansiyonda ani yükseliş, kaygı oluşturabilir" ‘Kafein şu anda dünya genelinde çok tüketilen içeceklerin içerisinde bulunan temel bileşen, çalışmaların devam ettiği bir molekül’ diyerek sözlerine başlayan Doç. Dr. Duygu Ersan Demirci, "Kafein tüketiminin hem olumlu hem olumsuz etkileri var. Mevcut veriler ışığında söylenebilecek olan kafein tüketiminin genel olarak hafif orta düzeyde güvenli olduğu, hatta bazı kardiyak ve metabolik açılardan koruyucu etkilerinin de olduğu yönünde. Yüksek dozda tüketiminin kalp krizini arttırdığını gösteren çalışmalar olduğu gibi sağlıklı bireylerde orta düzeyde tüketimin koruyucu olduğunu gösteren çalışmalar da var. Bu konu halen araştırma aşamasında. 4 fincan ve üzeri kahve tüketimi artık kafeine bağlı olumsuz etkileri beraberinde getirebiliyor. Genel olarak nabız artışı, düzensiz ritim olabilir. Tansiyonda ani yükselişe neden olabilir, sinirlilik hali, kaygı oluşturabilir. Özellikle öğleden sonra fazla tüketiminde uykuyu olumsuz yönde etkileyebilir, kalp dışı etkileri; kalsiyum emilimini bozarak kemik erimesine neden olabilir. Gebeler bu açıdan riskli diyebiliriz, yüksek dozda tüketim erken doğum ya da bebekte gelişme geriliğine neden olabiliyor bu açıdan da dikkatli olmak gerekir" dedi. "Yeni nesil kahvecilerdeki kahveler fazla miktarda şeker, şurup içerebilmekte" ‘Kafein tüketim deyince ilki başta çay kahve tüketimi akla gelmekte’ diyen Doç. Dr. Duygu Ersan Demirci, "Ama yüksek dozda kafein içeren enerji içecekleri mevcut. Enerji içeceklerinin kalp damar sağlığı açısından olumsuz etkileri giderek daha fazla ortaya çıkmakta. Sağlıklı bireylerde dahi enerji içeceği tüketimi sonrası önemli ritim bozuklukları, tansiyon yüksekliği, kalp krizinin tetiklenmesi gibi durumlar ortaya çıkabilmekte. Kafeinin etkileri açısından bireysel farklılıklar olduğunu söyleyebiliriz. Kafeini metabolize eden enzimdeki bireysel değişikliklerden kaynaklanıyor. Kahve tüketimi özellikle gençler arasında giderek yaygınlaşmakta. Hem ülkemizde hem dünya genelinde en sık tüketilen içecek durumuna gelmekte. Yeni nesil kahvecilerde mevcut olan kahveler fazla miktarda şeker, şurup içerebilmekte. Bunlara bağlı fazla şeker alımının getirdiği olumsuz etkiler de yine göz önünde bulundurulmalı. Kalp hastaları için şuan ki veriler ışığında orta düzeyde tüketim güvenilir gözükmekte. Kalp damar sağlığı dediğimiz zaman en temel 2 nokta; sağlıklı beslenme ve fiziksel egzersiz. Akdeniz tipi beslenme, bitkisel ağırlıklı bir beslenmeyi kast ediyoruz. Doymuş yağ asitleri yerine doymamış yağ asitlerinin tercih edilmesi, işlenmiş etin minimum oranda tüketilmesi, bunun yerine balık tüketiminin haftada en az 1 gün olacak şekilde desteklenmesi önerilmekte. Tuz ve şeker tüketimini mümkün olduğunca kısıtlamak ve yine fazla alkol tüketimine dikkat etmek vurgulanması gereken noktalar. Sigaranın bırakılması, mental sağlık, stres yönetimi de kalp sağlığı açısından önemli noktalar" şeklinde konuştu.
İzmir İEÜ’lü gençler, 27 katlı ofis tasarımıyla finale kaldılar İzmir Ekonomi Üniversitesi (İEÜ) öğrencileri, ‘Finance Bridge’ adını verdikleri 27 katlı ofis binası tasarımıyla Doğal Afet Sigortaları Kurumu’nun (DASK) düzenlediği Depreme Dayanıklı Bina Tasarımı Yarışması’nda finale kaldı. Yarışmanın formatı gereği İstanbul Finans Merkezi’nde yer alması öngörülen bir bina tasarımına imza atan ve projenin maketini de yapan gençler, Türkiye genelinde finale adını yazdıran 21 ekipten biri oldu. Öğrencilerin deprem bilincini ve depreme dayanıklı bina tasarımı becerisini artırmak hedefiyle gerçekleşen yarışmanın finali, 13-15 Mayıs 2026 tarihlerinde İstanbul’da düzenlenecek. İzmir Ekonomi Üniversitesi İnşaat Mühendisliği öğrencileri Arcan Koşvar, Ece Koçanalı ve Mert Arzık ile Mimarlık Bölümü öğrencileri Zeynep Bahtiyar ve Zeynep Yazan’dan oluşan ekip, projeleri için 3 ay süren hazırlık süreci geçirdi. Deprem analizi yapıldı İEÜ İnşaat Mühendisliği Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Egemen Sönmez’in danışmanlığında çalışmalarını tamamlayan gençler, muhtemel bir depremde binanın hasar almaması için kiriş, kolon, perde duvar ve çapraz desteklerden oluşan taşıyıcı sistemin ve mimari özelliklerin nasıl şekilleneceği üzerinde en ince ayrıntısına kadar çalıştı. İzmir Ekonomili gençler, bilgisayar ortamında modelleme yaparak 27 katlı binanın deprem analizini de gerçekleştirdi. Çok sayıda iddialı proje arasından finale kalmayı başaran gençler, hedefini birincilik olarak belirledi. "Can güvenliği sağlanacak şekilde tasarlandı" Dr. Egemen Sönmez, geçtiğimiz yıl ilk kez katıldıkları yarışmada finale kalmalarına rağmen dereceyi az farkla kaçırdıklarını hatırlatarak, bu sene ise birinciliğe ulaşmak istediklerini söyledi. Ofis binası projesini, deprem karşısında can güvenliğini sağlayacak şekilde tasarladıklarını belirten Dr. Sönmez, "Öğrencilerimiz, bu projeye hazırlanırken sadece estetik ya da fonksiyonel bir yapı tasarlamakla kalmadı; deprem gerçeğini merkeze alan, mühendislik ve mimarlık disiplinlerini birleştiren bütüncül bir yaklaşım benimsedi. Ayrıca öğrencilerimiz, bilgisayar ortamında gerçekleştirdikleri modelleme ve deprem simülasyonları sayesinde, tasarladıkları yapının farklı senaryolarda nasıl davranacağını test etme imkânı da buldu. Bu tür yarışmalar, öğrencilerimizin teorik bilgilerini pratiğe dökmesi açısından çok değerli" ifadelerini kullandı. "Öğrenciler için büyük kazanım" Dr. Sönmez, sözlerini şöyle sürdürdü: "Öğrencilerimizin, depreme dayanıklı yapı tasarımı konusunda erken dönemde farkındalık kazanmaları, mesleki gelecekleri açısından çok önemli bir kazanım. Bu deneyimin, gençlerimizin kariyer yolculuğunda güçlü bir adım olacağına inanıyorum. Finale kaldığımız için gururlu ve mutluyuz. İçimize sinen, fark oluşturan, estetik bir tasarıma imza attığımızı düşünüyorum. Ekipteki tüm öğrencilerimizi başarılarından dolayı kutluyorum."
Diyarbakır Diyarbakır’da otizm farkındalığı için renkli etkinlik Diyarbakır’da 2 Nisan Dünya Otizm Farkındalık Günü kapsamında düzenlenen etkinliklerle farkındalık oluşturdu. Diyarbakır ABA Otizm Eğitim Merkezi, 2 Nisan Dünya Otizm Farkındalık Günü dolayısıyla çeşitli etkinlikler gerçekleştirdi. Etkinliklerde çocuklar pankartlar açarak müzikler eşliğinde yürüyüş yaptı, vatandaşların dikkatini otizme çekti. Program kapsamında boyama etkinlikleri de düzenlenirken, çocukların yaptığı resimler sergilenerek katılımcıların beğenisine sunuldu. Renkli görüntülere sahne olan etkinliklerle otizme dikkat çekilmesi amaçlandı. ABA Otizm Eğitim Merkezi Müdürü Ahmet Çaçan, her yıl olduğu gibi bu yıl da 2 Nisan Dünya Otizm Farkındalık Günü nedeniyle etkinlikler yaptıklarını ifade etti. Çaçan, "Çocuklarımızla beraber etkinlikler yaptık, boyamalar yaptık, pamuk şekerler dağıttık, tabelalarla, mesajlarımızla Diyarbakır’da yürüyüş yaptık. Çok güzel bir gün geçti. Tabi amacımız bir gün değil, her gün bu çocukları hatırlamak. Bu amaçla beraber her yıl bu şekilde etkinliklerimizi düzenliyoruz. Otizmin rengi bu sene kırmızıydı. Bizler, öğretmenlerimiz, çocuklarımız, velilerimiz hep beraber bugün kırmızı giydik. Kırmızı temaya uygun davrandık. Otizmin bu anlamda farkındayız, onların yanındayız" şeklinde konuştu. ABA Otizm Eğitim Merkezi öğretmenlerinden Nur Sayan ise 2 Nisan Otizm Farkındalık Gününü dikkat çektiklerini söyledi. Sayan, "Bu kapsamda, farkındalık oluşturabilecek resimler özellikle seçtik. Bu resimlerle boyama yaptık, boyama etkinliği gerçekleştirdik. Daha sonrasında bu etkinliğimizle birlikte küçük bir sergi oluşturduk. Otizmin rengi olarak bu yıl belirlediğimiz renk kırmızı. Kırmızı temaya uygun kırmızı balonlar dağıttık çocuklarımıza. Aslında bugün bizim oluşturmak istediğimiz şey, tamamen otizmin bir farkındalık olduğu otizmin bir spektrum bozukluğu olduğu ve bu farkındalığa dikkat çekmek. Buna yönelik olarak çocuklarımızla bugün burada oyunlar oynadık, halaylar çektik, dans ettik, boyamalar yaptık, balonlu etkinliklerimiz oldu, yürüyüş yaptık. Tüm bu etkinliklerimiz, dediğimiz gibi, birazcık gürültülü oldu açıkçası. Zaten gürültülü olması bizim istediğimiz bir şeydi. Çünkü otizm var, biz buradayız. Otistik çocuklar, otizm spektrumuna sahip çocuklar da burada. Herkesin onları görmesini istiyoruz aslında. Herkesin onların farkına varmasını istiyoruz. O yüzden bugün bizim için birazcık gürültülü etkinlikler oldu. Tam da istediğimiz şekilde, çok güzel etkinlikler düzenledik bugün kurumumuzda" diye konuştu.