SAĞLIK - 10 Mayıs 2020 Pazar 09:41

’’Menopoz sonrası inme riskine dikkat’’

A
A
A
’’Menopoz sonrası inme riskine dikkat’’

Dr.

Dr. Öğr. Üyesi Berkan Kaplan, ’’55 yaştan sonraki her 10 yılda inme riski 2 kat artıyor. Ayrıca daha çok erkeklerde görülen inmenin, menopoz sonrası dönemde kadınlarda görülme sıklığında da artış var. Migren, uyku apnesive bazı enfeksiyonların inme ile muhtemel ilişkisi de bulunuyor’’ dedi.



Çamlıca Medipol Üniversitesi Hastanesi Nöroloji Bölümünden Dr. Öğr. Üyesi Berkan Kaplan, 10 Mayıs Dünya İnme Önleme Günü kapsamında halk arasında felç olarak da bilinen inmeye ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Dr. Kaplan, dünyada her 6 saniyede 1 kişinin inme nedeniyle hayatını kaybettiğini belirterek, ’’İnme, beyin ve omurilikten oluşan merkezi sinir sisteminde damarsal bir nedenle meydana gelen ani başlangıçlı bölgesel bir hasar ve buna bağlı olarak meydana gelen nörolojik bozukluklar olarak tanımlanır’’ dedi.



Beyinde etkilenen bölgeye göre bozulmaların meydana geldiğini ifade eden Dr. Kaplan, şöyle devam etti: ’’İnme, en sık damar tıkanıklığına bağlı olarak beyin dokusunun ihtiyacı olan oksijen ve besin maddelerinin temininde bozulmayla ilişkili ortaya çıkar. Aynı zamanda daha az sıklıkta beyin damarlarının yırtılarak beyin dokusu veya beyin zarlarının içine kanaması şeklinde de olabilir. Beyindeki her bölgenin vücudumuzun belli bölgesindeki işlevleri yönetme görevi olduğu için etkilenen bölgenin fonksiyonu ile ilişki bozulmalar ortaya çıkmaktadır’’.



’’15 dakikada bir kişi hayatını kaybediyor’’


Her yıl 17 milyon insanın inme geçirdiğine dikkati çeken Dr. Kaplan, ’’Dünya Sağlık Örgütü ve çeşitli çalışmalara baktığımız zaman dünya genelinde her yıl yaklaşık 17 milyon kişi inme geçirmekte ve bunların yaklaşık üçte 1’i hayatını bu sebepten dolayı kaybetmektedir. Bu da yılda yaklaşık 6 milyon kişinin bu sebepten vefat ettiğini, yani her 6 saniyede 1 kişinin bu sebepten dolayı hayatını kaybettiğini ve dünya çapında ortalama 6 kişiden birinin ömrünün bir döneminde inme geçirdiğini göstermektedir.Ülkemizde ise yaklaşık olarak her yıl 100 binden fazla kişi inme geçirmektedir. TÜİK verilerine göre 2018 yılında 36 binden fazla kişi inme nedeni ile hayatını kaybetmektedir. Yani Türkiye’de yaklaşık her 4 dakikada bir kişi inme geçirmekte ve her 15 dakikada bir kişi inme nedeni ile hayatını kaybetmektedir’’ şeklinde konuştu.



’’55 yaşından sonra risk artıyor’’


İnme ile ilgili değiştirilebilen ve değiştirilemeyen risk faktörlerinin bilindiğine değinen Dr. Kaplan “Yaş, cinsiyet, etnitisite, genetik ve aile öyküsü değiştirilemeyen risk faktörleridir. Bilindiği üzere inme için en önemli değiştirilemeyen risk faktörü yaştır. Yaşla beraber inme riskinde artış meydana gelir. 55 yaştan sonraki her 10 yılda inme riski 2 kat artıyor. Bununla beraber inme, erkek cinsiyette daha fazla görülmekle beraber menopoz sonrası dönemde kadınlarda görülme sıklığında artış olmaktadır” ifadelerini kullandı.



Migren inmeye neden olur mu?


Dr. Kaplan, hastalıklarla inme arasındaki ilişkiyi ise şu şekilde açıkladı: ’’İnme için bilinen en önemli risk faktörü hipertansiyondur. Hem kanama hem de damar tıkanıklığı ile ilişkisi kesindir. Diyabet, kolesterol yüksekliği (dislipidemi), sigara kullanımı, hareketsizlik, obezite ve kalpteki bazı ritim bozukluklarının inme ile kesin ilişkisi vardır. Migren, uyku apnesi, aşırı alkol kullanımı ve bazı enfeksiyonlarda ise muhtemel ilişki olmakla beraber diğer hastalıklardaki kadar net ilişki gösterilememiştir’’.



’’Konuşma ve görme bozukluğunu ciddiye alın’’


’’İnmenin en önemli özelliğinin ani başlangıçlı olmasıdır’’ diyen Dr. Kaplan, şu durumlarda acilen hastaneye gitmek gerektiğinin altını çizdi: ’’Ani başlangıçlı yüzde kayma, kol veya bacaklarda özellikle tek taraflı olan güçsüzlük, konuşma bozuklukları, ani gelişen denge bozuklukları ve özellikle görme alanının bir tarafının etkilendiği görme bozuklukları olduğunda inmeden şüphe edilmeli. İnme şüphesi olması durumunda hiç zaman kaybetmeden hastaneye başvurmak gerekmektedir. Belirtilerin, geçici olabileceğini düşünerek hastaneye başvurmanın gecikmesi tedavi için çok kıymetli olan zamanın harcanması anlamına gelmektedir. Bahsedilen belirtilerin kısa süreli olup geçmesi de bizim bu konuda rahatlamamıza neden olmamalıdır. Bir inme atağı öncesinde kısa süreli belirtilerin olup geçmesi, gelecek olan inme atağının habercisi olduğundan bu dönemde yapılan müdahaleler inmenin meydana gelmesini engelleyebilmekte ve hatta hayat kurtarıcı olabilmektedir’’.



’’Fast-food yerine Akdeniz tipiyle beslenin’’


İnme tedavisi ve inmeden korunma yollarına hakkında bilgili veren Dr. Kaplan, ’’Özellikle damar tıkanıklığı olan inme tipinde ilk 4,5 saat içinde damar açıcı tedaviler ve ilk 6 saat içinde damardan pıhtının çıkartılması yöntemi ilerleyen dönemdeki engellilik ve ölümün önemli ölçüde önüne geçilmesini sağlar. Özellikle erken dönemde her dakikada milyonlarca hücrenin kaybedildiği düşünülürse inmeye erken müdahalenin ne kadar önemli olduğu ortadadır. Erken tedavi süresini geçen damar tıkanıklıklarında ve kanamalarda, hastalık süreçleri ile ilişkili çeşitli ilaç tedavileri uygulanmaktadır. Eğer inme geçirildiyse tekrarlanmasını engellemek için öncelikle inme ile ilişkili ek hastalıklar tedavi edilmeli veya kontrol altına alınmalı. İnmeye yakalanmamak içinse sigara ve aşırı alkol kullanımı gibi zarar alışkanlıkların sonlandırılması, özellikle fast-food tipi aşırı yağlı ve karbonhidratlı beslenme yerine Akdeniz tarzı beslenme alışkanlıkları ve düzenli egzersiz yapılması büyük önem taşıyor’’ diye konuştu.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bursa Ebeveynlere dijital çağ rehberi Özel Bursa Kültür Okulları’nın geleneksel hale gelen ’MomTalks 2026’ etkinliğinde farklı alanlardan uzman isimler, ebeveynlikten dijital güvenliğe kadar geniş bir yelpazede önemli konular ele aldı. Sağlıklı, başarılı ve mutlu çocuklar yetiştirmenin ebeveyn eğitiminden geçtiğine inanan ve ’Gelecek Aileden Başlar’ diyen Türkiye’nin ilk ve en kapsamlı ebeveyn - uzman buluşma platformu Momtalks, bu yıl da özel Bursa Kültür Okulları’nın ev sahipliğinde Bursa’da düzenlendi. Özel Bursa Kültür Okulları Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Yıldırım Sırakaya, anne baba olma bilinci taşıyan, bu sorumluluğu önemseyen ve hem evladına hem de öğrencisine karşı görevlerinin farkında olan bireyleri bir arada buluşturmayı hedeflediklerini söyledi. Sırakaya konuşmasında ebeveynlik sorumluluğunun giderek arttığına vurgu yaparak, "Bugün burada gerçekten anne baba olmanın bilincinde, bunu dert edinmiş bireylerle birlikteyiz. Çocuklarımız artık mahallenin, sokağın, büyük ailenin çocuğu olarak yetişemiyor. Modern hayat bizleri biraz daha yalnızlaştırdı. Kaygılarımız artıyor ve farkında olmadan bunları çocuklarımıza da aktarıyoruz. Oysa çocukların en büyük ihtiyacı sevgi, şefkat ve kendilerini önemli hissetmeleri. Bunları şartsız şekilde hissettirmemiz gerekiyor" diye konuştu. "Çocukları hayata hazırlamalıyız" Sırakaya, etkinlik kapsamında çocuklara yönelik şartsız sevgi, şefkat ve muhabbetin nasıl ifade edileceği üzerinde durulacağını vurgulayarak şunları kaydetti; "Özellikle sosyal medyada çok farklı içeriklerin servis edildiğini, iyi öğrencinin, iyi çocuğun, mükemmel çocuğun nasıl ve ne şekilde hayata hazırlanacağıyla ilgili belli bilgi kirliliklerini de hep beraber gözlemliyoruz. Editoryal anlamda neyin doğru neyin yanlış olduğunu maalesef şu an ölçemiyoruz. Hep birlikte bu yolculukta sorumluluk alarak siz anne baba olarak, biz eğitimciler olarak çocuklarımızın hayatında olan, onlara değinen, dokunan, ilgili kurumlarla birlikte çocuklarımızın temel yoksunluklarını gidererek onları hayata hazırlamak gibi bir görevimiz var." "Ebeveynlerin gelişime ve değişime ihtiyacı var" MomTalks’ın fikir annesi Bahar Eriş de, etkinliğin temel amacına dikkat çekerek, "Bizim etkinliklere gelen insanlar genelde öğrenmeye açık insanlar. Bizim temel derdimiz, o gelmeyen insanları buraya nasıl çağırabileceğimiz. Ebeveynlerin gelişime ve değişime çok ihtiyacı var. Siz bugün burada olmak yerine başka bir yerde olmayı tercih edebilirdiniz. Ama buraya çocuğunuzu daha iyi anlamak ve onu daha iyi yetiştirebilmek için geldiniz" dedi. Momtalks Partneri Zeynep İşman ise, çocukları doğu şekilde dinlemenin önemine vurgu yaptı. Anne babaların çocuklarının eğitiminde kullandıkları bilgilerin kaynaklarına dikkat etmeleri gerektiğini belirten Zeynep İşman, "Günümüzde bilgileri genel geçer bir şekilde alıp kullanıyoruz ancak bu bilgilerin hayatımızda, ailemizde ve çocuklarımızın kişiliğindeki geçerliliğini süzgeçten geçirmek gerekiyor. Çocuklarımız dünyayı ilk önce bizim gözlerimizden görüyorlar, bu yüzden davranışlarımızla örnek olmamız çok önemli" şeklinde konuştu. Klinik Psikolog Çağla Tuğba Selveroğlu da, "Duygusal kasları güçlü çocukları yetiştirmek" başlıklı sunumunda çocukların ömürlerinin ebeveynleri ile birlikte geçirdikleri bölümünün yüzde 70’ini 12 yaşına kadar yaşadıklarını belirterek, çocukların bu süre zarfında hayatı ebeveynlerinin tutum ve davranışları ile gördüklerini ifade ederek, bu süreçte çocuklara doğru örnek olmanın önemine vurgu yaptı. Klinik Psikolog Betül Güldal ise, "Mükemmel ebeveyn yorgunluğu" konulu sunumunda günümüzde ebeveynlerin mükemmel anne babalık yapmaya çalışırken yaşadıkları yorgunluktan bahsederek, "Bu konu sosyal medyanın ve teknolojinin gelişimi ile daha da ayyuka çıktı. Şu anda ebeveynlerimiz çocuklara hata yapma hakkı tanımıyor ve bu yolda psikolojik olarak çok yorulup bazen, bu sürecin zevkli taraflarını göremiyorlar. Çocuklarımızın yaptıkları hataların ortaya çıkardığı sorunları çözme yeteneklerini geliştirmeliyiz" dedi. Akademisyen - Yazar Saniye Bencik Kangal, "Ergenlik kapıyı çarpmadan" başlıklı bir sonum gerçekleştirdi. Kangal, insanı insan yapan özelliklerin hayatta kazandığı sosyal beceriler ve manevi ilkeler olduğunu anlatarak, "Biz bu kural ve özellikleri doğduğumuz andan itibaren ebeveynlerimizden öğreniyoruz. Çocukların mizacı çevreleriyle şekilleniyor. Bu anlamda ebeveynlerin sorumluluk almaları çok önemli" şeklinde konuştu. "Yapay zeka çağında ebevenylik: Dijital okuryazarlık ve siber güvenlik" konusunda görüşlerini açıklayan Siber Güvenlik Uzmanı - Yazar Elçin Biren de, teknoloji çağında ebeveynlerin ve çocukların teknolojik imkanları doğru ve güvenli bir şekilde kullanabilmelerinin yollarını anlatırken, Eğitimci - Yazar Müjdat Ataman da "Akran zorbalığına dur de" başlığı altında günümüz şartlarında çocukları hayatın her alanına doğru şekilde hazırlanmasının yolların anlattı. Konuşmacıların, davetlilerin sorularını da yanıtladığı programda aynı zamanda konuşmacılar, kitaplarını okurları için imzaladı. Etkinlikte aynı zamanda çocuklar için çeşitli dallarda atölye etkinlikleri düzenlendi.
Şırnak Vali Ekici hem makamda dinledi hem sahada esnafın nabzını tuttu Şırnak Valisi Birol Ekici, vatandaşla doğrudan temas kurmayı esas alan Açık Kapı Projesi kapsamında hafta sonu da yoğun mesaisini sürdürdü. Valilik makamında vatandaşları kabul eden Ekici, iletilen talep ve sorunları tek tek dinleyerek çözüm için anında talimat verdi. Şırnak Valiliğinde gerçekleştirilen görüşmelerde, toplumun farklı kesimlerinden gelen vatandaşların dile getirdiği sorunlar masaya yatırıldı. Vatandaş odaklı yönetim anlayışıyla hareket eden Ekici’nin, her başlığı titizlikle değerlendirdiği ve çözüm sürecini hızlandırmak adına ilgili kurumları devreye aldığı belirtildi. Valilikten yapılan açıklamada, "Açık Kapı (Milletin Kapısı)" anlayışıyla yürütülen çalışmaların aralıksız sürdüğü vurgulanarak, vatandaşların devlete doğrudan ulaşabilmesinin önündeki tüm engellerin kaldırılmasının hedeflendiği ifade edildi. Hafta sonu gerçekleştirilen kabul, bu yaklaşımın sahaya yansıması olarak değerlendirildi. Valilikteki yoğun programının ardından sahaya inen Vali Ekici, kent merkezinde esnaf ziyaretleri gerçekleştirerek ekonomik hayatın nabzını tuttu. Esnafla birebir temas kuran Ekici, iş yerlerinde samimi sohbetler gerçekleştirip hayırlı kazanç temennisinde bulundu. Ziyaretler kapsamında Şırnak Ticaret ve Sanayi Odası Meclis Üyesi Erdal Uysal ile bir araya gelen Ekici, bölgedeki ticari hareketlilik hakkında bilgi aldı. Ardından esnaftan Bülent Fidan ve Süleyman Ermiş’i ziyaret eden Ekici, işletme sahiplerinin talep ve beklentilerini yerinde dinledi. Ziyaretlerde öne çıkan başlıklar arasında ekonomik şartlar, iş hacmi ve yerel ticaretin gelişimi yer alırken, Ekici’nin çözüm odaklı yaklaşımı esnaf tarafından memnuniyetle karşılandı. Vatandaşlar, devletin sahada ve ulaşılabilir olmasının kendileri için büyük önem taşıdığını dile getirdi. Vali Ekici’nin hem makamda hem sahada sürdürdüğü yoğun temas trafiği, Şırnak’ta kamu yönetiminin aktif ve erişilebilir yüzünü ortaya koydu. Vatandaşın derdini dinleyen, esnafın sorunlarını yerinde tespit eden bu yaklaşımın, şehirdeki sosyal ve ekonomik dengeye katkı sağlaması bekleniyor. Şırnak’ta "devlet kapısı"nın her zaman açık olduğunu bir kez daha ortaya koyan programlar, vatandaş ile kamu arasında kurulan güçlü bağın en somut örneklerinden biri olarak değerlendirildi.