SAĞLIK - 22 Mayıs 2020 Cuma 09:55

Ağır işte çalışanlara pekmez önerisi

A
A
A
Ağır işte çalışanlara pekmez önerisi

Ramazan günlerinde koronavirüs tehdidine karşı yeterli ve dengeli beslenmenin önemine dikkat çeken uzmanlar, özellikle ağır işte çalışanlara pekmez tüketimini önerdi.

Ramazan günlerinde koronavirüs tehdidine karşı yeterli ve dengeli beslenmenin önemine dikkat çeken uzmanlar, özellikle ağır işte çalışanlara pekmez tüketimini önerdi.


Beykent Üniversitesi Sağlık Bilimleri Yüksekokulu Beslenme ve Diyetetik Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Mehmet Akman ve Öğr. Gör. İrem Dürçek, koronavirüs (covid-19) pandemi sürecinde, Ramazan ayındaki beslenme alışkanlıklarının, bağışıklık sistemi açısından risk oluşturmadan yönetilebileceğini belirtti.


Akman, içerisinde bulunduğumuz pandemi sürecine ramazan ayının da dahil olmasıyla, bağışıklık sistemimizi güçlü tutmanın öneminin daha da arttığına vurgu yaparak, ’’Vücudun bu doğal sistemi bizi hastalıklardan en iyi koruyan sistemdir. Bu nedenle, oruç tutan kişilerin Ramazan ayı süresince yeterli ve dengeli beslenme konusunda dikkatli olmaları gerekir. Yeterli ve dengeli beslenme, başlıca dört besin grubunda bulunan besinlerin yeterli miktarda tüketilmesi ile sağlanabilir’’ dedi.


Akman, yeterli miktarda tüketilmesi gereken dört besin grubunu paylaştı:


1. Grup: Süt, peynir, yoğurt, ayran, çökelek v.b.


2. Grup: Et, tavuk, balık, yumurta ve kurubaklagiller,


3. Grup: Ekmek, makarna, pirinç, bulgur, mısır, tarhana v.b.,


4. Grup: Taze sebze ve meyvelerdir.


Ağır işte çalışanlara özel tavsiye


Ayrıca ağır işte çalışan bireylerin enerji ve mineral ihtiyaçlarını karşılamak için pekmez gibi ürünlerden de yararlanması gerektiğini ifade eden Akman, ’’Günün oruç tutulmayan kısımlarında, yeterli ve dengeli beslenmeyi sağlayabilmek için öncelikle sahur öğününü atlamamak ve iftar ile sahur arasında düzgün kan şekeri sağlayabilmek için sık aralıklarla, az miktarda, kabızlık oluşmaması için lif içeriği yüksek, vitamin-mineralce zengin gıdalar tüketilmelidir’’ ifadelerini kullandı.


İftar ve sahura özel gıda önerileri


Akman, oruç tutan bireyler için iftar ve sahur öğünlerinde tüketilmesi gereken gıdaları, tüm özellik ve faydalarıyla birlikte şu şekilde sıraladı;


1. Süt, peynir, yoğurt : Süt ve ürünleri protein, kalsiyum, fosfor başta olmak üzere birçok öğeyi barındırırken içerisinde bulunan lizin amino asidi ile bağışıklık sistemi hücrelerinin yapımında görev alır.


2. Yumurta: Protein, çinko, selenyum, demir, A vitamini, B12 vitamini içeriği sayesinde bağışıklık sistemini korur.


3. Domates: İçeriğindeki aktif maddeler sayesinde bağışıklık sistemini en büyük destekçisidir.


4. Yeşil biber ve tüm yeşillikler: Yüksek C vitamini içerikleri ile savunma sistemini korumada ve güçlendirmede etkindirler.


5. Soğan: İçerdiği allisin ve sülfür ile bağışıklık sistemini güçlendirir.


6. Sarımsak: Antimikrobiyal özelliğinden dolayı bağışıklık sistemini güçlendirir ve kanın akışkanlığını sağlayarak kolesterolü düşürür. Yemeklere eklenen sarımsak miktarı ve sofralarda tüketilen sarımsaklı yiyeceklerin (cacık v.b.) miktarı arttırılabilir.


7. Balık: İçeriğindeki omega-3, çinko, B12 vitamini sayesinde bağışıklık sistemini güçlendirir.


8. Et: Protein, çinko, demir içeriği sayesinde bağışıklık sistemine destek olur.


9. Baklagiller: Nohut, barbunya, kuru fasulyenin içerisinde bulunduğu baklagiller bitkisel protein, B6 vitamini, çinko ile bağışıklığı destekler.


10. Portakal-mandalina: İçerdikleri zengin C vitamini ile vücudun savunma mekanizmasını kuvvetlendirir. C vitamininin yanı sıra, potasyum, kalsiyum, magnezyum gibi mineralleri de içerir.


Dürçek ise, sıvı tüketiminden yemek pişirilmesine, kilo ve egzersizlerden uzak durulması gereken gıdalara ilişkin tavsiyelerde bulundu.



Mineral kaybına dikkat


Bol sıvı, şekersiz bitki çayı ve en önemlisi de bol su içilmesini öneren Dürçek, ’’Günde 2,5 - 3 litre su tüketimi şart. Ayrıca sıcak havalarda minerallerden en büyük kayıp sodyumda ortaya çıkar. Bu yüzden sıcakta çalışanlar ve aşırı terleyenlerin kaybedilen sodyumu almaları için sodyumun kısıtlanmasını gerektiren herhangi bir kronik hastalıkları (yüksek tansiyon, kronik böbrek yetmezliği gibi) yoksa iftarda tuzlu ayran içilmeli’’ dedi.


Sütlü tatlıları tercih edin


İftarda az ve hafif yiyeceklerin tüketilmesi gerektiğini ifade eden Dürçek, ’’15-20 dakika ara verilerek beslenmek en doğru seçenek. Bunun haricinde, aşırı yağlı, şekerli, şerbetli tatlılar yerine, güllaç, meyveli muhallebi gibi sütlü tatlılar tercih edilmeli’’ diye konuştu.


Dürçek, yemek pişirme yöntemlerinin de önem taşıdığına dikkat çekerek, ’’Kızartma, kavurma yerine ızgara, haşlama, buğulama gibi sağlıklı pişirme yöntemleri daha doğru olacaktır. Ek olarak, ideal ağırlığımızı da korumalıyız. Haftada en az 3 kez 30-45 dakikalık yürüyüşler yapılmalı ve gün içinde aktif olmaya çalışılmalı ve uyku düzeni ayarlanmalıdır’’ ifadelerini kullandı.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kırıkkale Belediye personelini öldürmüştü, cinayet zanlısının ilk sözü: "Bana iftira attı" Kırıkkale’nin Karakeçili ilçesinde iki gün önce belediye garajında nöbet tutan husumetlisini av tüfeğiyle öldüren cinayet zanlısı, gizlendiği metruk evde düzenlenen polis operasyonuyla gözaltına alındı. Emniyete sevk edilen zanlı, öldürdüğü kişinin kendisine iftira attığını, şerefini zedelediğini öne sürdü. Olay, 19 Nisan’da Karakeçili ilçesindeki belediye garajında meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, İ.A. (49), husumetlisi olduğu iddia edilen belediye personeli Celil Yazıcı’ya (42), nöbet tuttuğu sırada pompalı av tüfeğiyle ateş etti. Ağır yaralanan Yazıcı, kaldırıldığı hastanede yapılan tüm müdahalelere rağmen hayatını kaybetti. Cinayetin ardından kaçan zanlının yakalanması için Kırıkkale İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü ekiplerince teknik ve fiziki çalışma başlatıldı. Çevik Kuvvet ekipleri, dron desteğiyle ilçenin giriş ve çıkışlarını havadan takip ederken, şüpheli araçları da durdurarak kontrol etti. Ekipler ayrıca ilçe genelindeki yaklaşık 100 metruk binada arama yaptı. Yürütülen çalışmalar kapsamında zanlının, Yavuz Sultan Selim Mahallesi’nde bulunan metruk bir ikamette gizlendiği belirlendi. İstihbarat ekiplerinin de yer tespitine destek verdiği operasyonda, Cinayet Büro Amirliği ile balyoz ekibi tarafından saklandığı yerde yakalanan şüpheli gözaltına alındı. Cinayette kullanıldığı değerlendirilen av tüfeği ele geçirilirken, zanlının ikameti ve müştemilatında yapılan aramalarda 2 tüfek daha bulundu. Emniyete sevk edilen zanlı gazetecilere, öldürdüğü Celil Yazıcı’nın kendisine iftira attığını, namusunu ve şerefini zedelediğini iddia etti.
Ankara Emine Erdoğan: "Özellikle teknoloji şirketlerinin hesap verebilir olmaları ve çocuk dostu tasarım yapmaları bir zorunluluktur" Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan, "Dijital dünyanın çocuklar için daha güvenli hale getirilmesi yalnızca ailelerin değil, kamu kurumlarının, teknoloji şirketlerinin, uluslararası kuruluşların ve medya endüstrisinin ortak sorumluluğudur. Özellikle teknoloji şirketlerinin hesap verebilir olmaları ve çocuk dostu tasarım yapmaları bir zorunluluktur" dedi. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Çocuklara Yönelik Şiddet Özel Temsilciliği Ofisi ve UNICEF iş birliğinde bir otelde "Çocukların Dijital Ortamlarda Korunması: Uluslararası Politika ve Uygulama Paylaşımı" toplantısı düzenlendi. Emine Erdoğan, programda yaptığı konuşmada, bu çağda tehlikelerin, çocukları sadece sokakta ya da dış dünyada değil, sınır tanımayan dijital dünyada da kuşattığını belirterek dünya genelinde internet kullanıcılarının üçte birini oluşturan çocukların, karşı karşıya olduğu risklerin alarm verici boyuta ulaştığını vurguladı. Bu meselenin, ülkelerin sınırlarını aşan, ortak çözümler üretmeyi ve birlikte hareket etmeyi zorunlu kılan küresel bir sorumluluk olduğuna dikkati çeken Emine Erdoğan, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına son derece anlamlı bu toplantıda buluşturduğu için, UNICEF’e ve Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Çocuklara Yönelik Şiddet Özel Temsilciliğine kıymetli iş birlikleri için teşekkür etti. Emine Erdoğan, günümüzde bilgi teknolojileri sayesinde çocukların yapay zeka destekli öğrenme araçları, çevrim içi eğitim platformları ve küresel bilgi ağları gibi önceki nesillerin sahip olmadığı ölçüde öğrenme ve gelişim fırsatına sahip olduklarını söyledi. "Yılda 300 milyondan fazla çocuk çevrim içi istismar ve tacize maruz kalıyor" Çocukların dijital dünyada bilgiye ve milyonlarca kaynağa bir ‘tık’la ulaşabildiklerini belirten Emine Erdoğan, "Ancak ne yazık ki, aynı dünyada her türlü istismar da çocuklara aynı hızda, yani bir ’tık’la ulaşıyor. Yapılan araştırmalar, küresel olarak yılda 300 milyondan fazla çocuğun çevrim içi istismar ve tacize maruz kaldığını gösteriyor. Bu vakaların sıklığının her 10 saniyede 1’e kadar düşmesi, aslında her ülkeyi, her haneyi, her okulu saran bu ’gizli salgının’ boyutlarını açıkça ortaya koyuyor" diye konuştu. Emine Erdoğan, bugün çocukların, dijital dünyada sadece vakit geçirmediğini, bu dünyada büyüdüğünü, sosyal ilişkilerini, değerlerini ve kimliğini burada inşa ettiğini belirterek şöyle devam etti: "Maalesef yetişkinler olarak bizler, üzerimize yapıştırılan dijital göçmen etiketiyle bu dünyanın dışına itilmiş durumdayız. Çocukların yerlisi ilan edildiği dijital dünyaya sınır çizme hakkımız elimizden alındığı gibi bugüne kadar bu çerçevede atılan her adım sansür iddiasıyla maalesef engellendi. Anne babalar ne zaman endişelerini dile getirse çağın gerisinde kalmakla itham edildiler. Dijital mecralara dair düzenlemeler sosyal politikaların konusu olduğunda hükümetler baskıcı olmakla suçlandılar. Maalesef bu işin sonu, çocuk ve gençlerin, siber zorbalık, dijital bağımlılık, kişisel verilerin kötüye kullanılması, şiddet içerikleri, ayrımcılık ve nefret söylemleri gibi risklerle çepeçevre kuşatılmasına neden oldu. Bugün bu sınırsızlığın bedelini, çocukların ruhsal, zihinsel, bilişsel, sosyal ve fiziksel gelişimlerinde ortaya çıkan hasarlarla ödüyoruz." ‘Dijital Dünyada Çocuk Hakları Sözleşmesi’ni imzalamaya davet etti Çocukların uyanık oldukları sürenin yarısından fazlasını ekranlara gömülü olarak geçirdiklerine dikkati çeken Emine Erdoğan, "Sosyal medyayla ve bilgisayar oyunlarıyla dolu 8,5 saate varan ekran süresi, dijital bir bitkisel hayat demek" dedi. Emine Erdoğan, Türkiye olarak, çocukları korumak için önemli adımlar attıklarını belirterek şu ifadeleri kullandı: "Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığımızın hayata geçirdiği ’Dijital Dünyada Çocukların Güçlendirilmesine Yönelik Eylem Planı’ ile meseleye bütüncül bir stratejiyle yaklaşıyoruz. Ayrıca yine Bakanlığımızın hazırladığı ’Dijital Dünyada Çocuk Hakları Sözleşmesi’, çocukların dijital ortamlarda korunmasını, desteklenmesini ve güçlendirilmesini hedefleyen, uluslararası ölçekte ortaya konmuş önemli bir çağrıdır. Bu vesileyle tüm paydaşları bu sözleşmeyi imzalamaya davet ediyorum. Unutmayalım ki, dijital dünyanın çocuklar için daha güvenli hale getirilmesi yalnızca ailelerin değil, kamu kurumlarının, teknoloji şirketlerinin, uluslararası kuruluşların ve medya endüstrisinin ortak sorumluluğudur. Özellikle teknoloji şirketlerinin hesap verebilir olmaları ve çocuk dostu tasarım yapmaları bir zorunluluktur." Küçük çocukların sosyal medya platformlarına erişimini yasaklayan yasal düzenlemelerin Avusturalya, Fransa, Danimarka gibi birçok ülkenin gündeminde olduğuna işaret eden Emine Erdoğan, "Ne mutlu ki bu konuda adeta küresel bir uyanış var. Ülkemizde de çocukların yaşlarına uygun sosyal medya ve oyun içeriklerine erişimini sağlayacak düzenlemeleri içeren kanun teklifi, Türkiye Büyük Millet Meclisine sunuldu. Bu çerçevede, 15 yaşını doldurmamış çocuklarımızın sosyal medyaya erişiminin kısıtlanması, 15 yaşını doldurmuş gençlerimiz için ise yaşlarına uygun ayrıştırılmış hizmetler ile ebeveyn kontrol araçlarının sunulması planlanıyor" diye konuştu. "Sağlam sınırlara ihtiyacımız var" Dijital ortamları çocuklar için güvenli ve onların eğitim hayatlarına katkı sunan faydalı bir mecra yapma hedeflerinde, aileleri en önemli paydaş olarak gördüğünü bildiren Emine Erdoğan, "Eğer çocuklarımızı dijital dünyanın tekinsiz arka sokaklarından çekip çıkaracak ve onları geleceği omuzlayacak güçlü ve şuurlu gençler olarak yetiştireceksek bunu ebeveynlerle el ele vererek yapmalıyız" dedi. Emine Erdoğan, bu işin birkaç formülü olduğunu belirterek sözlerini şöyle sürdürdü: "Bunların ilki, dijitalleşmeyle yıkılan sınırların yeniden inşa edilmesidir. Zira, çağımızda insanlığın içinden çıkamadığı birçok sorunun temelinde, sınırsızlığın özgürlükle bir tutulması yatıyor. Halbuki gerçek özgürlük, başıboş bir istediğini yapabilme gücü değil, insanın her şeyden önce eleştirel düşünebilmesidir. Aklını, zihnini, ruhunu istila edecek unsurlara karşı sınır çizebilmesidir. Güzel bir sözde denir ki, ilacı zehirden ayıran dozudur. Yani teknoloji, sağladığı faydalarla insanlığı ileri taşıma potansiyeline sahipken kontrolsüz bırakıldığı takdirde insanlığın geleceğini tehdit edebilir. Aynı şekilde dijitalleşme, iş süreçlerinden günlük yaşama kadar pek çok alanda verimliliği artırırken, eğer ipin ucu kaçarsa çocuklarımızın hayatı bir anda dijital dadılarla, dijital arkadaşlarla, dijital oyun parklarıyla istila edilebilir. İşte bu yüzden sağlam sınırlara ihtiyacımız var." "Aile, hayatın türlü fırtınaları karşısında yegane sığınağımız" Her anne babanın bu işin dinamiklerini, nerede sınır çizilmesi gerektiğini çok iyi bildiğinden emin olduğunu ifade eden Emine Erdoğan, şöyle devam etti: "Çünkü ebeveynlik, dünyanın en eski mesleğidir. Bugün bir çocuk kalkıp gece yarısı tek başına sokağa çıkmak istese ona izin verir miyiz? Hiç tanımadığı birinin onu elinden tutup götürmesine göz yumar mıyız? Ya da kumar oynamasına, sapkın propagandalara maruz kalmasına, hayatını riske atacak bir işe kalkışmasına razı gelir miyiz? Bunların tümüne ortak cevabımız elbette ki ’Hayır’ olacaktır. O halde çocuklarımızın dijital ortamlarda da aynı tehlikelerle karşı karşıya kalabileceğini unutmadan, onlara güvenli sınırlar çizelim. Keza eğitimcilerimiz de gerçek özgürlüğün teminatı olan sınırların mimarı ve koruyucularıdır. İnanıyorum ki ortak bir anlayış ve güçlü bir işbirliğiyle çocuklara dijital okuryazarlık becerisi kazandırarak, onları sınırlarla barıştırarak, mevcut gidişata yeni bir yön verebiliriz. Dijital ortamları çocuklar için güvenli hale getirecek bir diğer çözüm de güçlendirilmiş aile içi iletişimdir. O halde göz göze, gönül gönüle, yüz yüze iletişim kurmaktan, ailece birlikte vakit geçirmekten vazgeçmeyelim. Şu bir gerçek ki aile, dün olduğu gibi bugün de hayatın türlü fırtınaları karşısında yegane sığınağımızdır." Toplantıda gerçekleştirilecek fikir teatisini çok önemli bulduğunu vurgulayan Emine Erdoğan, toplantıda iyi uygulamaları paylaşacaklarını, ortak projeler geliştireceklerini ve teknoloji şirketlerini çocuk güvenliği konusunda daha yüksek standartlar uygulamaya teşvik edeceklerini söyledi. Emine Erdoğan, bu çabalarının, ebeveynlere yönelik küresel kampanyaların düzenlenmesi ve gençlerin dijital becerilerini artıracak programların desteklenmesi gibi çocuklar için çok hayırlı sonuçlar doğuracağına inandığını belirterek Türkiye olarak, bu ortak hedef doğrultusunda her türlü yapıcı girişime katkı sunmaya hazır olduklarını bildirdi. Konuşmasının ardından Emine Erdoğan’a, bir çocuk tarafından "dijital dünya kafesinden kurtuluşu" anlatan bir resim tablosu hediye edildi. Program, aile fotoğrafı çektirilmesiyle sona erdi. Türkiye’de 15 yaş altı çocuklara yönelik getirilen sosyal medya düzenlemesine ilişkin kamu spotunun gösterildiği programa, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Özbekistan Ulusal Sosyal Koruma Ajansı Birinci Başkan Yardımcısı Shakhnoza Shavkatovna Mirziyoyeva, Avusturya Avrupa Birliği, Entegrasyon ve Aileden Sorumlu Federal Bakanı Claudia Bauer, Karadağ Sosyal Refah, Aile Bakımı ve Demografi Bakanı Damir Gutic, Nijerya Kadın İşleri ve Sosyal Kalkınma Bakanı İmaan Sulaiman İbrahim, Tunus Aile, Kadın, Çocuk ve Yaşlılar Bakanı Asma Jabri, Sırbistan Kadın-Erkek Eşitliği, Kadına Yönelik Şiddetin Önlenmesi ile Kadınların Ekonomik ve Siyasi Güçlenmesinden Sorumlu Bakanı Tatjana Macura, AK Parti Grup Başkanvekili Leyla Şahin Usta, AK Parti Genel Başkan Yardımcıları Fatma Betül Sayan Kaya ve Kürşad Zorlu, BM Genel Sekreteri Çocuklara Yönelik Şiddet Özel Temsilcisi Najat Maalla M’jid, UNICEF Avrupa ve Orta Asya Bölge Direktörü Regina De Dominicis, Türkmenistan Çalışma ve Nüfusu Sosyal Koruma Bakan Yardımcısı Halbibi Tachjanova, Azerbaycan Aile, Kadın ve Çocuk Sorunları Devlet Komitesi Başkanı Bahar Muradova, Mısır Ulusal Kadın Konseyi Başkanı Maya Morsy, Özbekistan Cumhurbaşkanı Şevket Mirziyoyev’in Sosyal Korumadan Sorumlu Danışmanı ve Ulusal Sosyal Koruma Ajansı Direktörü Mansurbek Polvonzoda Olloyorov, Suudi Arabistan Aile İşleri Konseyi Genel Sekreter İcra Asistanı Haya Almaqwashi, bazı milletvekilleri, bakan yardımcıları ile gazete ve televizyonların temsilcileri katıldı.
Ankara Bakan Göktaş: "Dijital ortamları hukuk, etik, eğitim ve sosyal politika boyutlarıyla birlikte ele almak zorundayız" Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, "Dijital ortamları, sadece teknik bir gelişme alanı olarak değil, bir hukuk, etik, eğitim ve sosyal politika boyutlarıyla birlikte ele almak zorundayız" dedi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan ile Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş’ın katılımıyla, ‘Çocukların Dijital Ortamlarda Korunması: Uluslararası Politika ve Uygulama Paylaşımı’ başlıklı toplantı gerçekleştirildi. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Çocuklara Yönelik Şiddet Özel Temsilciliği Ofisi ve Birleşmiş Milletler Uluslararası Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF) iş birliğinde düzenlenen toplantıda konuşan Bakan Göktaş, çocukların artık dijital dünyanın tam merkezinde büyüdüğünü dile getirerek, UNICEF verilerine göre dünyada her yarım saniyede bir çocuğun internetle tanıştığını anlattı. Dijital dünyanın avantajları olduğu kadar riskleri de içinde barındırdığını aktaran Göktaş, bu dünyanın çocuklarda kaygıyı artıran, yalnızlaşmayı derinleştiren ve depresif etkiler doğuran ağır sonuçlara yol açabildiğini belirtti. "Dijital ortamları hukuk, etik, eğitim ve sosyal politika boyutlarıyla birlikte ele almak zorundayız" Bakan Göktaş, "Dijital ortamları, sadece teknik bir gelişme alanı olarak değil, bir hukuk, etik, eğitim ve sosyal politika boyutlarıyla birlikte ele almak zorundayız. Çocuklarımızın dijital ortamlarda güvenliğini sağlamak; yalnızca ulusal değil, küresel bir sorumluluktur. Bu doğrultuda, güçlü ve sürdürülebilir bir uluslararası iş birliği zemini oluşturmayı hedefliyoruz" diye konuştu. "Çocuklarımızın dijital dünyada güven içinde var olması, sosyal devlet anlayışımızın ayrılmaz bir parçası" Koruyucu ve önleyici mekanizmaları güçlendiren bir çerçeveye her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulduğuna dikkati çeken Göktaş, "Bu çerçeve, aileyi desteklemeli, okulu sürece dahil etmeli, dijital platformlara açık ve net sorumluluklar yüklemeli ve uluslararası iş birliğini güçlü şekilde sürdürmelidir. Biz Türkiye olarak, çocuklarımızın dijital dünyada güven içinde var olmasını, sosyal devlet anlayışımızın ayrılmaz bir parçası olarak görüyoruz. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde, çocuklarımızın dijital ortamlarda korunmasını, aileyi ve toplumu güvence altına alan stratejik bir öncelik olarak ele alıyoruz" ifadelerini kullandı. "Sosyal ağ sağlayıcılara ve oyun platformlarına, çocukların korunmasını esas alan yükümlülükler getiriyoruz" Göktaş, 15 yaş altına yönelik sosyal medya düzenlemesine ilişkin de konuşarak sözlerine şöyle devam etti: "Çocuklarımıza daha güvenli bir dijital ortam sunmak amacıyla sosyal medya düzenlemesini önemli bir adım olarak görüyoruz. Ülkemize özgü bir model geliştirmek amacıyla bir yılı aşkın süredir yoğun bir çalışma yürüttük. Bu çalışmalar sonucunda, 15 yaş altındaki çocuklara yönelik sosyal medya düzenlemesinin temel çerçevesini oluşturduk. Bu yeni düzenlemeyle, sosyal ağ sağlayıcılara ve oyun platformlarına çocukların korunmasını esas alan yükümlülükler getiriyoruz. Öte yandan, çocuk haklarının, dijital mecralarda korunması gerektiğinin çocuklarımız da farkında. Çocuk Hakları Komitelerimiz, Kasım ayında hem yaşadıkları hem de beklentilerinden yola çıkarak bu konuda 17 maddelik bir bildiri hazırladı. Değerlendirmelerinde güvenli internetten sosyal medya kültürüne, aile desteğinden uluslararası iş birliklerine kadar pek çok başlık kapsamlı biçimde ele alınıyor. Çocuklarımızın dijital dünyaya dair sözünü doğrudan duymayı, bu programın en kıymetli kazanımlarından biri olarak görüyoruz. Çünkü çocukların sesi duyulmadan, onlar için tasarlanan hiçbir politikanın tam anlamıyla başarılı olmayacağına inanıyoruz." "Çocukların dijital ortamlarda korunması meselesi hiçbir ülkenin tek başına çözebileceği bir mesele değildir" Dijital dünyanın artık sınır tanımayan bir etki alanı olduğunu dile getiren Göktaş, şu ifadeleri kullandı: "Çocukların dijital ortamlarda korunması meselesi hiçbir ülkenin kendi sınırları içinde tek başına çözebileceği bir mesele değildir. Karşı karşıya olduğumuz tablo, uluslararası toplumu ortak ilkeler etrafında buluşmaya mecbur bırakıyor. Çünkü çocukların güvenliği, korunması gereken evrensel bir haktır. Bu durumda, çocukların dijital güvenliği alanında güçlü bir hukuki zemin kurmak mecburiyetindeyiz. Aynı zamanda teknoloji yönetiminde şeffaflığı ve hesap verebilirliği hakim kılmalıyız. Eğitim ve dijital okuryazarlık politikalarını daha güçlü daha kararlı biçimde güçlendirmeliyiz. En önemlisi, çocukların kendileriyle ilgili süreçlerde söz sahibi olmasını sağlamalıyız. İnanıyorum ki, sizlerle kuracağımız bu ortak zemin, daha güçlü politikaların, etkili denetim mekanizmalarının ve uluslararası iş birliklerinin önünü açacaktır. Türkiye olarak, çocuklarımızın hukukunu her platformda savunmaya, dijital alanda çocuğun üstün yararını esas alan adımları kararlılıkla atmaya devam edeceğiz."