MAGAZİN - 27 Ağustos 2021 Cuma 12:25

Tarkan ve Sibel Can’dan dönüş almayınca albüm çıkardı

A
A
A
Tarkan ve Sibel Can’dan dönüş almayınca albüm çıkardı

Ünlü sanatçı Tarkan ve Sibel Can’a beste gönderdikten sonra olumlu ya da olumsuz dönüş alamayan genç besteci Berkay Akçay, bestelerini kullanmak için single çıkardı.

Ünlü sanatçı Tarkan ve Sibel Can’a beste gönderdikten sonra olumlu ya da olumsuz dönüş alamayan genç besteci Berkay Akçay, bestelerini kullanmak için single çıkardı. Birçok ünlü isme şarkı sözü, beste ve aranjörlük yapan ve bestecilikten yorumculuğa geçiş yapan genç sanatçı ‘Tarkan ve Sibel Can’a teşekkür ediyorum’ dedi.


Başkent Üniversitesi Devlet Konservatuarı ve Rotterdam Konservatuarı bölümünden mezun olan genç sanatçı Berkay Akçay, son aylarda hem söz hem müzik açısından farklılaşmaya başlamasıyla birlikte müzik dünyasına giriş yaparak müzikseverlerden olumlu not aldı. Aynı zamanda besteci ve yorumcu olan Akçay, bestecilikten yorumculuğa geçiş sürecini anlattı.



“Tarkan ve Sibel Can’a beste gönderdim dönüş almayınca albüm çıkarmaya karar verdim”


Karadenizli bir ailenin en büyük oğlu olan Berkay Akçay, “Popüler müzikte beste yazarken hep hayalimde olan bazı şeyler vardı. Örneğin Tarkan’a ve Sibel Can’a bir beste vermek. Onlar için besteler yapmaya başladım. Bu yazdığım besteleri de bir gün yakın bir tanıdık aracılığıyla kendilerine gönderdim. Bunun sonucunda baya bir süre olumlu ya da olumsuz bir cevap bekledim ama gelmedi. Gelmeyince de bende kendi yoluma gitmek zorunda kaldım. Kendim şan eğitimi aldım. Aldığım eğitimle de kendi bestelerimi yapmaya başladım ve albümüm olan ‘Yalnızım’ ı çıkardım” dedi.



“Tarkan ve Sibel Can’a teşekkür ediyorum”


Tarkan ve Sibel Can’a gönderdiği parçalardan geri dönüş alamayınca hırslanarak eserlerini kendisi seslendiren Akçay, “Tarkan ve Sibel Can’a çok teşekkür ediyorum. Onlara gönderdiğim parçalardan geri dönüş olmadığı için bende hırslandım. Çünkü o eserlere çok emek harcamıştım. Bu hırsımı da özel şan eğitimi alarak kendi albümümü, kendi şarkılarımı söyleyerek halkla buluşturduğum için çok mutluyum” şeklinde konuştu. Şu anda popüler müzik çalışmalarına ağırlık veren Akçay, “ Türkiye’ye döndükten sonra popüler müzik alanında çalışmalar yapıyordum. Belli bir süreden sonra tamamen popüler müziğe döndüm. Bunun içerisinde Türk Sanat Müziği de var. Birçok dalda pop - fantezi müzikte var, bunları besteliyorum” dedi.


Farklı tarzlarda besteler yapabildiğini kaydeden Akçay, “Küçük yaşlarda fark etmiş olduğum yeni bir yeteneğim ortaya çıktı. Farklı tarzlarda beste yapabildiğimi fark ettim. Bu da müzikte çeşitliliği doğuran bir şey. Popüler müzikte özellikle bir yaptığım parça diğer yaptığım parçadan farklı oluyordu. Normalde insanlar tek tip beste yaparlar ve bunu anlarsınız. Dersiniz ki bu Ahmet’in, Mehmet’in bestesi. Çünkü hepsi belli bir kalıptadır. Ama benim çalışmalarımda bunu diyemiyorsunuz. Bu Berkay’ın bestesi, bu sanki Sibel Can için Tarkan için bestelenmiş gibi şeyler insanlardan çok duydum. Bunun sonucunda onlara da gönderdim. Ama bir cevap alamadım. Bu da beni hırslandırdı normal olarak. Bende kendi müziğimi kendim söylemeye başladım. Bunun neticesinde de ortaya çeşitlilik çıktı. Kimse şunu diyemiyor. Bu Berkay’ın parçası. Çünkü zorlanıyorlar. Hepsi farklı kişilere bestelendiği için onları ben yorumladığımda bu kez ortaya farklı bir şey çıkıyor. Ortaya çıkan sanki hepsi Berkay’ın değilmiş gibi. Ama aslında hepsi benim bestem. Sözünü ben yazdım ve hepsi benim üzerime kayıtlı. Çoğunu da şu an söyledim ve hazır durumda” dedi.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Palandöken: "Esnaf sayısı 2,5 milyona yaklaştı, lokantacılık zirvede" Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu (TESK) Genel Başkanı Bendevi Palandöken, ülke genelinde esnaf ve sanatkâr sayısının mart ayında 2 milyon 263 bin 674’e yükseldiğini ve lokanta sektörünün zirvede olduğunu söyledi. Türkiye genelinde esnaf ve sanatkâr sayısı mart ayı itibarıyla 2 milyon 263 bin 674’e, toplam iş yeri sayısı ise 2 milyon 553 bin 165’e ulaştı. Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan TESK Genel Başkanı Bendevi Palandöken, "Yılın ilk çeyreğinde yaklaşık 75 bin esnaf iş yeri açtı. Bu arada 34 bin iş yeri de kapanmış oldu. Ülkemizdeki hem ekonomik sıkıntılar, aynı şekilde çevremizdeki savaş nedeniyle bu üç aylık periyot zamanında bile esnaf sayısındaki artış çok önemli. Bundan lokantacılık sektörü yani hizmet sektörü ilk başta, ondan sonra sırasıyla büfecilik, bakkallık, kahvecilik, aynı şekilde kıraathane, motorlu taşıtlar, nakliye sektörü gibi sektörler geliyor" dedi. 2026 yılının ilk üç ayında iş yeri açılış ve kapanış verilerini de değerlendiren Palandöken, "Bilindiği üzere TESK’in 2,5 milyona yakın esnaf sanatkarının iş yeriyle birlikte üyesi mevcut. Bunun tabii en önemli bölümlerinden biri de bilindiği üzere esnaf sanatkarın geleneksel hayatın vazgeçilmezi. Bu arada hizmet sektöründeki bu yapılmış olan sayısal rakamlara göre terk edilen mesleklerinde de yine tabii genel konjonktürdeki insanların bu değişken ekonomideki sıkıntılarından kaynaklanan. Buna rağmen 439 bin kadın üyesiyle Türkiye’deki sivil toplum kuruluşu içerisinde sayısal büyüklüğe sahip ticari işletmeler. Böylelikle kadın üyeleri de pozitif ayrımcılık yapmak suretiyle kadınların iş hayatındaki çalışma alanlarının genişletmesiyle ilgili de periyodik hizmet içi eğitimler TESK tarafından veriliyor. Yine aynı şekilde Avrupa Birliği projelerine de öncülük yapan TESK, bu yılki ilk üç aydaki olumsuzluklara rağmen ticari hayata atılan esnaf sayısında da gerçekten büyük bir ivme kazanmış oldu" ifadelerini kullandı.
Samsun Milli ruh okul duvarlarını aşıp gönüllere dokunuyor SAMSUN (İHA) – Samsun’da lise öğrencilerinin oluşturduğu koro, seslendirdiği türkülerle büyük beğeni topluyor. Lise öğrencileri Samsun’da örnek bir eğitim ve kültür projesiyle bir ilke daha imza attı. Samsun Atatürk Anadolu Lisesi Müzik Öğretmeni Ferhat Doğan’ın öncülüğünde hayata geçirilen ve Samsun İl Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından onaylanan proje kapsamında öğrenciler milli ve manevi değerlerle buluşup, bu değerleri başkalarıyla da buluşturuyor. Milli ve manevi değerler eğitimi kapsamında oluşturulan öğrenci korosu, toplumun farklı kesimlerine ulaşarak anlamlı konserler veriyor. Huzurevleri, şehit ve gazi aileleri dernekleri, Kıbrıs gazileri, Türk Silahlı Kuvvetleri personeli ve emniyet güçlerine yönelik gerçekleştirilen konserlerde kadim türküler, Türk dünyasının ortak ezgileri ve marşlar seslendiriliyor. Proje, milli ruhu okul duvarlarının dışına taşıyarak gönüllere dokunuyor. Proje yalnızca bir müzik etkinliği olmanın ötesine geçiyor. Öğrenciler, sahne deneyimi kazanarak toplum önünde kendilerini ifade etme becerisi geliştirirken aynı zamanda milli ve manevi değerlere sahip çıkma konusunda güçlü bir sorumluluk bilinci ediniyor. Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli doğrultusunda şekillenen bu çalışma, öğrencilere okul dışı öğrenme alanları sunarak eğitimi hayatın içine taşıyor. Proje hakkında bilgi veren Ferhat Doğan, gençlerin sesinde yeniden hayat bulan bu eserlerin kültürel mirasın gelecek nesillere aktarılmasında önemli bir köprü görevi gördüğünü, Samsun’dan yükselen bu anlamlı projenin Türkiye genelinde örnek teşkil edecek nitelikte bir model olarak dikkat çektiğini söyledi.
Rize Köprünün kitabesi çıktı, sırrı çözüldü Rize’de yol çalışmasıyla yeniden gün yüzüne çıkartılan kemer köprünün Osmanlıca Kitabesi ortaya çıkınca sırrı çözüldü. Rize Belediyesi tarafından Rize Merkez Cumhuriyet Caddesi’nden başlayarak Kale Mahallesi boyunca Yağlıtaş Mahallesi’ne kadar uzanacak yol çalışması başlatıldı. Başlatılan çalışma kapsamında Atatürk Caddesi’nin Kale Mahallesiyle birleştiren güzergahta bulunan ve 1940’lı yıllarda bir kısmı, 1960’lı yıllarda ise tamamı kapatılan ve ‘Çitanın köprüsü’ olarak bilinen tarihi kemer köprünün üzeri yeniden açılmaya başladı. Çalışma kapsamında Osmanlıca yazılmış kitabesi de ortaya çıkan kemer köprünün 1888 yılında Zırhzade Hacı İzzet Efendi’nin hayrına yapıldığı öğrenilmiş oldu. Kitabeyi okuyan Rizeli Araştırmacı-Yazar Recep Koyuncu, köprünün vasiyet üzerine yapıldığını dile getirerek "Eski Rize fotoğraflarında köprünün fotoğrafı elimizde mevcuttu fakat önceki yıllarda buranın üzerinin örtülmesi neticesinde bugün köprü gün ışığına çıktı ve kitabesini bulup okuduk. Kitabesine bakarak 1888 tarihinde yapıldığını tespit ediyoruz. O dönemde Bağdat’ta ticaretle meşgul olan Zırhzade Hacı İzzet Efendi’nin vefatından beş yıl sonra varisleri tarafından, babalarının yapılmış olduğu bir vasiyet uğruna, bu köprü ile adı anılsın diye imar edilmiş" dedi. Kitabede yer alan beyitleri Rize’nin meşhur şairlerinden Şakir Agâhi Efendi’nin yazdığını sözlerine ekleyen Koyuncu "Bizim için önemi daha da önemini arttıran hususlardan bir tanesi de şu; kitabenin beytini Şakir Agâhi Efendi adındaki ünlü Rizeli şair yazmış. Kitabenin net tarihi 20 Zilhicce sene 1305, miladi olarak 28 Ağustos 1888 yılına tekabül etmekte. Son kısmında tarih düşürme gerçekleşmiş ve Zırhzade Hacı İzzet Efendi’nin himmetinin devam edebilmesi için varisleri tarafından yaptırılmış olan bir köprüdür" ifadelerini kullandı. Çıtanın Köprüsü olarak bilinen köprünün tapu kayıtlarına göre asıl adının Çıtağan Köprüsü olduğunu kaydeden Koyuncu "1583 tarihli Tapu Tahrir defterindeki belgelere göre burada mevcut bir köprü zaten vardı. Fakat zaman içerisinde yıkılmasından sonra bu şahsın adının anılması için yerine bu köprü yapılmış ve kayıtlarda köprünün ismi Çitağan Köprüsü olarak geçmektedir" dedi. Zırhzade Hacı İzzet Efendi’nin kumaş ticaretiyle uğraştığı ve mezarının hayatını kaybettiği Bağdat’ta olduğunu dile getiren Koyuncu "Zırhzade Hacı İzzet Efendi o dönemde Rize’de bir esnaf ve Bağdat’tan bizim İhtisas Kütüphanesi arşivimizdeki belgelere göre kumaş ticaretiyle uğraşan, Tatoğlu isimli aileyle beraber kumaş ticareti yapan bir esnaf. Kitabede yazdığına göre öğrendiğimiz Bağdat’ta zaten vefat ediyor kendisi. Mutlaka bir ticari alışveriş için Bağdat’a gitmiş ve orada vefat etmiş. Mezarı Rize’de değil yani" dedi.