POLİTİKA - 18 Nisan 2022 Pazartesi 22:05

CHP’li Meclis üyesi AK Parti’ye geçti

A
A
A
CHP’li Meclis üyesi AK Parti’ye geçti

İstanbul’da 2019 yerel seçimlerinde CHP’den Sultangazi Belediye Meclis Üyesi olan Fahrettin Yürek, AK Parti İstanbul İl Başkanlığı’nda düzenlenen törenle AK Parti’ye geçti.

İstanbul’da 2019 yerel seçimlerinde CHP’den Sultangazi Belediye Meclis Üyesi olan Fahrettin Yürek, AK Parti İstanbul İl Başkanlığı’nda düzenlenen törenle AK Parti’ye geçti. Yürek’e rozetini AK Parti İstanbul İl Başkanı Osman Nuri Kabaktepe taktı.


2019 yerel seçimlerinde CHP’den Sultangazi Belediye Meclis Üyesi olan Fahrettin Yürek, AK Parti İstanbul İl Başkanlığı’nda düzenlenen törenle AK Parti’ye geçti. Yürek’e parti rozetini AK Parti İstanbul İl Başkanı Osman Nuri Kabaktepe taktı. Törene AK Parti İstanbul İl Başkan Yardımcıları, AK Parti Sultangazi İlçe Başkanı Süleyman Yiğitoğlu, Sultangazi Belediye Başkanı Abdurrahman Dursun, Yürek ailesi ve çok sayıda teşkilat mensubu katıldı.



“Mutlu ve gururluyum”


İl Başkanlığı’nda düzenlenen törende konuşan Fahrettin Yürek, “Bu kararı almamda en büyük etkenlerden biri İl Başkanımız Osman Nuri Kabaktepe’nin samimiyeti ve güveni olmuştur. Kendisine ve teşkilatına bir kez daha teşekkür ediyorum. Mutlu ve gururluyum. Allah’ın izniyle bana güvenenleri mahcup etmeyeceğim. Ailemle birlikte bu kutlu davaya en iyi şekilde hizmet etmeye gayret edeceğim” dedi.



“AK Parti güçlenerek büyüyor”


"Hizmet kervanımız güçlenerek büyüyor" diyen AK Parti İstanbul İl Başkanı Osman Nuri Kabaktepe ise, “İnsan, dünyaya bıraktığı şeydir’ derler. Biz de Cumhurbaşkanımızın liderliğinde ardımızda hem insanlık için hem Türkiye için hem de İstanbul için güzel ve hayırlı hizmetler bırakmak için çalışıyoruz. Bu hizmet kervanında her birimizin katkısı çok kıymetli. Ben iyi niyetinden ve teveccühünden dolayı hem Fahrettin kardeşime hem de onunla birlikte buraya gelen aile üyelerine ve sevenlerine tekrardan teşekkür ediyorum. Bizim derdimiz Türkiye’nin geleceğini inşa etmektir. Bunu tek başımıza değil hep birlikte güç birliğiyle başaracağız. İşte bu nokta Fahrettin kardeşimiz soyadı gibi yürekli bir davranış ortaya koyduğu için tebrik ediyorum. Hayırlı uğurlu olsun” diye konuştu.



“Hizmet için doğru adreste”


AK Parti Sultangazi İlçe Başkanı Yiğitoğlu ise, “Fahrettin Yürek kardeşimize tekrardan hoş geldin diyorum. Kendisi çalışkan, gayretli ve özverili bir kardeşimizdir. İlçemize ve İstanbul’a daha iyi hizmet edebilmek için artık doğru adreste. Bundan böyle yol ve dava arkadaşı olarak birlikte hareket edecek olmaktan mutluluk duyuyorum. Nice başarılara, seçim zaferlerine hep birlikte erişebilmek duasıyla hayırlı uğurlu olsun” ifadelerini kullandı.



“Gönül birlikteliği bizimle olan bir kardeşimizdi”


Sultangazi Belediye Başkanı Dursun da şunları söyledi:


“Fahrettin kardeşimiz, gönül birlikteliği bizimle olan bir kardeşimizdi. Bir süre farklı yollara gitmiş olsa da ana yuvasına dönmüş oldu. Varlığıyla bize güç katacaktır. Bugünden itibaren Cumhurbaşkanımızın liderliğinde davamıza hep birlikte hizmet edeceğiz.”


Sultangazi Belediye Meclis Üyesi Fahrettin Yürek, oturmadığı eve İSKİ tarafından gönderilen su borcuna isyan etmiş, İBB yönetimini eleştirmişti. Söz konusu hatanın telafi edilmesi yerine CHP yönetiminin sert tepkisiyle karşılaşan Yürek, toplantılara dahi çağrılmamıştı. Bunun üzerine CHP’den istifa edip bir süre bağımsız olarak çalışmalarını sürdüren Yürek, AK Parti saflarına geçti.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Bakan Fidan: "Türkiye bu devam eden haksız savaşta yer almak istememektedir" Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, "Türkiye her türlü provokasyona karşı direnecektir. Cumhurbaşkanımızın bu noktadaki iradesi kesindir. Türkiye bu devam eden haksız savaşta yer almak istememektedir. Bizim bu savaşın içine sürüklenmemize biz kesinlikle karşıyız provokasyonlara gelmeme konusunda da tam bir irademiz mevcut" dedi. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, ilk yurt dışı ziyaretini Türkiye’ye gerçekleştiren Bangladeş Dışişleri Bakanı Khalilur Rahman ile Ankara’da bir araya geldi. Bakan Fidan ve Bengal mevkidaşı Rahman ikili ve heyetler arası görüşmesinin ardından Dışişleri Bakanlığı’nda ortak basın toplantısı düzenledi. Uzun süre sonra Bangladeş’te hükümetin kurularak istikrarın sağlanmasını Türkiye olarak desteklendiğini vurgulayan Bakan Fidan, Bangladeş’in hem İslam dünyasında hem de bölgesel olarak hak ettiği yeri alması gerektiğini kaydetti. "Uluslararası teşkilatlarda ortak duruşumuzu ve iş birliğimizi daha da güçlendirme konusunda mutabık kaldık" Yeni hükümet ile iyi ortaklıklar kurulacağını belirten Bakan Fidan, "Ticaret, yatırım ve savunma sanayii gibi alanlarda atabileceğimiz çok adım var. Şu anda ikili ticari hacmimiz var olan potansiyeli çok fazla yansıtmıyor, 1,3 milyar dolarlık bir ticaret hacmi var. Bunu da bizim olduğu gibi yükseltmemiz gerekmekte. Uluslararası teşkilatlarda ortak duruşumuzu ve iş birliğimizi daha da güçlendirme konusunda değerli kardeşimle mutabık kaldık. Güçlenen ortaklığımız Güney Asya’nın ve bölgemizin istikrar ve refahına da doğrudan katkı sağlayacaktır" ifadelerini kullandı. Bangladeş’in Rohingya Müslümanları’na sahip çıktığını anımsatan Bakan Fidan, "Bildiğiniz gibi krizin üzerinden yaklaşık on yıl geçmesine rağmen Rohingya Müslümanlarının maruz kaldığı trajedi ne yazık ki devam etmekte. Bangladeş bir milyondan fazla Rohingyalı’ya ev sahipliği yaparak tüm insanlık adına tarihi bir fedakarlık sergilemektedir. Bangladeşli kardeşlerimizin Rohingya Müslümanlarına gösterdikleri örnek misafirperverlik ve insani duruş takdire şayandır. Bizler de bu yükü paylaşmak Rohingyaların yaşadığı acıları hafifletmek ve Bangladeş’e destek olmak amacıyla yardımlarımızı hız kesmeden sürdürmekteyiz. Ülkemiz tarafından sağlanan insani yardımların toplam değeri 80 milyon dolara ulaşmış durumda. TİKA, AFAD, Türk Kızılay ve Türkiye Diyanet Vakfı tarafından sağlık, barınma, eğitim ve altyapı gibi alanlarda desteklerimizi aksatmadan sürdürmekteyiz" şeklinde konuştu. "Vahim hadiseyle ilgili olarak İranlı muhataplarımızla doğrudan temas halindeyiz" Türkiye’nin bulunduğu bölgenin istikrarı, güvenliği ve huzuru dış politikanın temel öncelikler arasında yer aldığının altını çizen Bakan Fidan, şu ifadelere yer verdi: "Savaşın tüm bölgeye yayıldığını endişeyle müşahede ediyoruz. Bu yıkıcı tablonun yalnızca bölgesel güvenlik ve insani boyutta kalmadığı küresel ekonomik istikrarı tehdit ettiği de aşikardır. Bu gelişmelerin bölgemizde telafisi imkansız, kalıcı düşmanlıklara yol açmasından da endişe etmekteyiz. Bu savaşa bir an önce son verilmesi gerekmektedir. Gelinen aşamada tüm tarafların diplomasi masasına dönmesi gerektiği, kalıcı çözüme ancak diyalog yoluyla ulaşılabileceği açıktır. Türkiye olarak gayretlerimizi tamamen bu yönde yoğunlaştırmış durumdayız. Barış ve istikrar yönündeki samimi gayretlerimiz sergilediğimiz anlayış ve yapıcı yaklaşım milli güvenliğimizden zerre taviz vereceğimiz anlamına kesinlikle gelmemektedir. Biliyorsunuz dün ülkemize yönelen bir füze daha havada etkisi hale getirilmiştir. Bu vahim hadiseyle ilgili olarak İran’lı muhataplarımızla doğrudan temas halindeyiz." "İsrail Lübnan’ı da yeniden insani bir felakete ve kalıcı bir siyasi istikrarsızlığa sürüklemek istemektedir" İsrail’in bölgede kendi jeopolitik hesaplarını dış müdahaleler yoluyla dayatmasına göz yumulmasının mümkün olmadığına işaret eden Bakan Fidan, "Netanyahu Hükümeti, Gazze’de ateşkes ihlallerini sürdürmekte ve sahadaki insani durum her geçen gün ağırlaşmaktadır. İnsani yardımların kesintisiz ulaştırılması ve Gazzelilerin başta barınma olmak üzere temel ihtiyaçlarının karşılanması acil bir önceliktir. İsrail iki devletli çözümü sekteye uğratmak için Batı Şeriya’da yeni adımlar atmaktadır. Batı Şeriya’da yerleşimciler her gün Filistinli kardeşlerimizi şehit etmektedir. Öte yandan İsrail’in Mescidi Aksa’yı ibadete kapatması bölgemize yeni bir infali tetikleyebilecek son derece tehlikeli bir adımdır. Bu tehlikeli provokasyondan bir an önce vazgeçilmeli, insanlığın ortak sorumluluğunu olan kutsal mekanlara gereken saygı gösterilmelidir. İsrail Lübnan’ı da yeniden insani bir felakete ve kalıcı bir siyasi istikrarsızlığa sürüklemek istemektedir. Netenyahu’nun Hizbullah’la mücadele bahanesiyle yeni bir soykırma yönelmesinden açıkçası endişe duyuyoruz. Uluslararası toplumun İsrail’in işlemeye devam ettiği suçlar karşısında bir an önce harekete geçmesi gerekmektedir" dedi. İlk yurt dışı ziyaretini Türkiye’ye gerçekleştirdiğini aktaran Bangladeş Dışişleri Bakanı Rahman, Türkiye ile dostane ilişkilere dikkati çekerek Bengal’in oluşumunda Türklerin çabalarını hatırlattı. "Diplomasiye bir şans vermesi gerektiğine inanıyoruz" Körfez’de başlayan çatışmaların sadece bölgedeki ülkeleri etkilemediğini belirten Rahman, "Dünyanın geri kalanında da birçok ülkeyi etkiledi. Biz bunun sonuçlarını ilk elden yaşadık. Kendi halkımızdan dört kişiyi kaybettik bu Körfez ülkelerindeki hava saldırılarında ve yaralanan vatandaşlarımız da var. Yine aynı zamanda enerji piyasasındaki dalgalanmalar da bizi çok etkiledi. Deniz nakliyatının sürdürülebilmesinde önemli sorunlar yaşadık. Bütün bunların dünyanın her yerinde ve benim halkım dahil bütün halkları etkileyecek ve sonuçlar getirecek. Biz bu çatışmanın en kısa zamanda sona ermesini ve tarafların tamamının müzakere masasına geri dönüp diplomasiye bir şans vermesi gerektiğine inanıyoruz. Filistin’le ilgili olarak sayın kardeşim biliyorsunuz bizim konumumuz sizinkine çok benzer. Biz burada gerçekleşen kıyımı Gazze’deki kıyımı kınıyoruz. Dünyanın gözleri önünde güncel dönemde hiç görmediğimiz bir kıyımdı bu. Biz burada bir yeniden inşaa sürecinin gerçekleşmesi gerektiğine inanıyoruz. Herhangi bir ara verilmeden Gazze halkının yardımları erişebilmesini diğer kaynaklara da erişebilmesine inanıyoruz. Bu hak onlara şimdiye kadar verilmedi" diye konuştu. "Türkiye bu devam eden haksız savaşta yer almak istememektedir" Basın mensuplarının sorularını cevaplandıran Bakan Fidan, ABD-İsrail ile İran arasında yaşanan çatışmalardan önce yapılan uyarıların ve analizlerin ne kadar doğru olduğunu gördüklerini aktararak, "Bu savaşın öngörülemez bir yayılmaya gideceğini baştan söylemiştik. Belli tutumlar, tavırlar devam ederse yani bu noktada savaşın bir an önce durması ve diplomasi masasına dönülmesi gerekmekte. Aksi takdirde bölgede daha fazla bu savaşın yayılmaya başladığını göreceğiz. Bizim dediğim gibi en büyük endişemiz bölgede saldırılar devam ettikçe İran’a yönelik saldırı devam ettikçe İran’ın da bölge ülkelerine saldırıları devam ettikçe bu giderek daha büyük bir içinden çıkılamaz, sarmala dönüşecek. Bunu engellemek gerekiyor. Bu saldırıların sadece bölgedeki ülkeleri tabii ki tehdit etmekle kalmıyor. Maalesef bu savaş aynı zamanda dünya ekonomisine de büyük bir zarar verme potansiyeline sahip. Şimdiden onun ilk etkilerini dünya ekonomisi hissetmeye başladı. Umarım kalıcı olmaz. Bunun olmaması için de elimizden geleni yapıyoruz. Türkiye her türlü provokasyona karşı direnecektir. Cumhurbaşkanımızın bu noktadaki iradesi kesindir. Türkiye bu devam eden haksız savaşta yer almak istememektedir. Bizim bu savaşın içine sürüklenmemize biz kesinlikle karşıyız provokasyonlara gelmeme konusunda da tam bir irademiz mevcut" dedi. "İran’a yapılan saldırılar ve İran’ın bölge ülkelerine saldırıları bir an önce durmalı" Türkiye’nin caydırıcılık kabiliyetlerinin yüksek olduğunu ancak stratejik olarak gücü ne zaman ve nerede kullanacağı konusunda her zaman için bir fikrinin olduğuna dikkati çeken Bakan Fidan, "Bu savaş şu anda diplomasinin bir an önce işlemesi gereken bir savaş. İran’a yapılan saldırılar bir an önce durmalı. İran’ın da bölgedeki ülkelere yaptığı saldırılar durmalı ve bir an önce diplomasi masasına dönüş dönülmeli. Bu noktada diğer ülkelerde provokasyona gelmemeli. Biz bu noktada elimizden geleni yapıyoruz. İranlı meslektaşımla bu son olaydan sonra da görüştük, haberleştik. Yine kendileri bu olayı sahiplenmiyorlar. Böyle bir konunun talimatını vermediklerini böyle bir saldırıyla ilişkilerinin olmadıklarını söylüyorlar. Tabii elde de teknik yönler var, başka konular var. Biz bu iki beyan ve gerçeklik arasındaki zıtlığı açıkçası kendileriyle konuşuyoruz. Farklı düzeylerde, askeri düzeyde, bizim düzeyimizde. Bunlar şu anda konuşuluyor. Dediğim gibi bizim bir numaralı önceliğimiz savaşın daha geniş coğrafya yayılmasını engellemek, savaşın ömrünü kısaltmak, mümkün olan en kısa şekilde hemen mümkünse sonlanması ve hiçbir şekilde Türkiye’nin bu savaşın içine çekilmesine müsaade etmemek."
Ankara Bakan Fidan: "Türkiye bu devam eden haksız savaşta yer almak istememektedir" Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, "Türkiye her türlü provokasyona karşı direnecektir. Cumhurbaşkanımızın bu noktadaki iradesi kesindir. Türkiye bu devam eden haksız savaşta yer almak istememektedir. Bizim bu savaşın içine sürüklenmemize biz kesinlikle karşıyız provokasyonlara gelmeme konusunda da tam bir irademiz mevcut" dedi. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, ilk yurt dışı ziyaretini Türkiye’ye gerçekleştiren Bangladeş Dışişleri Bakanı Khalilur Rahman ile Ankara’da bir araya geldi. Bakan Fidan ve Bengal mevkidaşı Rahman ikili ve heyetler arası görüşmesinin ardından Dışişleri Bakanlığı’nda ortak basın toplantısı düzenledi. Uzun süre sonra Bangladeş’te hükümetin kurularak istikrarın sağlanmasını Türkiye olarak desteklendiğini vurgulayan Bakan Fidan, Bangladeş’in hem İslam dünyasında hem de bölgesel olarak hak ettiği yeri alması gerektiğini kaydetti. "Uluslararası teşkilatlarda ortak duruşumuzu ve iş birliğimizi daha da güçlendirme konusunda mutabık kaldık" Yeni hükümet ile iyi ortaklıklar kurulacağını belirten Bakan Fidan, "Ticaret, yatırım ve savunma sanayii gibi alanlarda atabileceğimiz çok adım var. Şu anda ikili ticari hacmimiz var olan potansiyeli çok fazla yansıtmıyor, 1,3 milyar dolarlık bir ticaret hacmi var. Bunu da bizim olduğu gibi yükseltmemiz gerekmekte. Uluslararası teşkilatlarda ortak duruşumuzu ve iş birliğimizi daha da güçlendirme konusunda değerli kardeşimle mutabık kaldık. Güçlenen ortaklığımız Güney Asya’nın ve bölgemizin istikrar ve refahına da doğrudan katkı sağlayacaktır" ifadelerini kullandı. Bangladeş’in Rohingya Müslümanları’na sahip çıktığını anımsatan Bakan Fidan, "Bildiğiniz gibi krizin üzerinden yaklaşık on yıl geçmesine rağmen Rohingya Müslümanlarının maruz kaldığı trajedi ne yazık ki devam etmekte. Bangladeş bir milyondan fazla Rohingyalı’ya ev sahipliği yaparak tüm insanlık adına tarihi bir fedakarlık sergilemektedir. Bangladeşli kardeşlerimizin Rohingya Müslümanlarına gösterdikleri örnek misafirperverlik ve insani duruş takdire şayandır. Bizler de bu yükü paylaşmak Rohingyaların yaşadığı acıları hafifletmek ve Bangladeş’e destek olmak amacıyla yardımlarımızı hız kesmeden sürdürmekteyiz. Ülkemiz tarafından sağlanan insani yardımların toplam değeri 80 milyon dolara ulaşmış durumda. TİKA, AFAD, Türk Kızılay ve Türkiye Diyanet Vakfı tarafından sağlık, barınma, eğitim ve altyapı gibi alanlarda desteklerimizi aksatmadan sürdürmekteyiz" şeklinde konuştu. "Vahim hadiseyle ilgili olarak İranlı muhataplarımızla doğrudan temas halindeyiz" Türkiye’nin bulunduğu bölgenin istikrarı, güvenliği ve huzuru dış politikanın temel öncelikler arasında yer aldığının altını çizen Bakan Fidan, şu ifadelere yer verdi: "Savaşın tüm bölgeye yayıldığını endişeyle müşahede ediyoruz. Bu yıkıcı tablonun yalnızca bölgesel güvenlik ve insani boyutta kalmadığı küresel ekonomik istikrarı tehdit ettiği de aşikardır. Bu gelişmelerin bölgemizde telafisi imkansız, kalıcı düşmanlıklara yol açmasından da endişe etmekteyiz. Bu savaşa bir an önce son verilmesi gerekmektedir. Gelinen aşamada tüm tarafların diplomasi masasına dönmesi gerektiği, kalıcı çözüme ancak diyalog yoluyla ulaşılabileceği açıktır. Türkiye olarak gayretlerimizi tamamen bu yönde yoğunlaştırmış durumdayız. Barış ve istikrar yönündeki samimi gayretlerimiz sergilediğimiz anlayış ve yapıcı yaklaşım milli güvenliğimizden zerre taviz vereceğimiz anlamına kesinlikle gelmemektedir. Biliyorsunuz dün ülkemize yönelen bir füze daha havada etkisi hale getirilmiştir. Bu vahim hadiseyle ilgili olarak İran’lı muhataplarımızla doğrudan temas halindeyiz." "İsrail Lübnan’ı da yeniden insani bir felakete ve kalıcı bir siyasi istikrarsızlığa sürüklemek istemektedir" İsrail’in bölgede kendi jeopolitik hesaplarını dış müdahaleler yoluyla dayatmasına göz yumulmasının mümkün olmadığına işaret eden Bakan Fidan, "Netanyahu Hükümeti, Gazze’de ateşkes ihlallerini sürdürmekte ve sahadaki insani durum her geçen gün ağırlaşmaktadır. İnsani yardımların kesintisiz ulaştırılması ve Gazzelilerin başta barınma olmak üzere temel ihtiyaçlarının karşılanması acil bir önceliktir. İsrail iki devletli çözümü sekteye uğratmak için Batı Şeriya’da yeni adımlar atmaktadır. Batı Şeriya’da yerleşimciler her gün Filistinli kardeşlerimizi şehit etmektedir. Öte yandan İsrail’in Mescidi Aksa’yı ibadete kapatması bölgemize yeni bir infali tetikleyebilecek son derece tehlikeli bir adımdır. Bu tehlikeli provokasyondan bir an önce vazgeçilmeli, insanlığın ortak sorumluluğunu olan kutsal mekanlara gereken saygı gösterilmelidir. İsrail Lübnan’ı da yeniden insani bir felakete ve kalıcı bir siyasi istikrarsızlığa sürüklemek istemektedir. Netenyahu’nun Hizbullah’la mücadele bahanesiyle yeni bir soykırma yönelmesinden açıkçası endişe duyuyoruz. Uluslararası toplumun İsrail’in işlemeye devam ettiği suçlar karşısında bir an önce harekete geçmesi gerekmektedir." İlk yurt dışı ziyretini Türkiye’ye gerçekleştirdiğini aktaran Bangladeş Dışişleri Bakanı Rahman, Türkiye ile dostane ilişkilere dikkati çekerek Bengal’in oluşumunda Türklerin çabalarını hatırlattı. "Diplomasiye bir şans vermesi gerektiğine inanıyoruz" Körfez’de başlayan çatışmaların sadece bölgedeki ülkeleri etkilemediğini belirten Rahman, "Dünyanın geri kalanında da birçok ülkeyi etkiledi. Biz bunun sonuçlarını ilk elden yaşadık. Kendi halkımızdan dört kişiyi kaybettik bu Körfez ülkelerindeki hava saldırılarında ve yaralanan vatandaşlarımız da var. Yine aynı zamanda enerji piyasasındaki dalgalanmalar da bizi çok etkiledi. Deniz nakliyatının sürdürülebilmesinde önemli sorunlar yaşadık. Bütün bunların dünyanın her yerinde ve benim halkım dahil bütün halkları etkileyecek ve sonuçlar getirecek. Biz bu çatışmanın en kısa zamanda sona ermesini ve tarafların tamamının müzakere masasına geri dönüp diplomasiye bir şans vermesi gerektiğine inanıyoruz. Filistin’le ilgili olarak sayın kardeşim biliyorsunuz bizim konumumuz sizinkine çok benzer. Biz burada gerçekleşen kıyımı Gazze’deki kıyımı kınıyoruz. Dünyanın gözleri önünde güncel dönemde hiç görmediğimiz bir kıyımdı bu. Biz burada bir yeniden inşaa sürecinin gerçekleşmesi gerektiğine inanıyoruz. Herhangi bir ara verilmeden Gazze halkının yardımları erişebilmesini diğer kaynaklara da erişebilmesine inanıyoruz. Bu hak onlara şimdiye kadar verilmedi" "Türkiye bu devam eden haksız savaşta yer almak istememektedir" ABD-İsrail ile İran arasında yaşanan çatışmalardan önce yapılan uyarıların ve analizlerin ne kadar doğru olduğunu gördüklerini aktaran Bakan Fidan, "Bu savaşın öngörülemez bir yayılmaya gideceğini baştan söylemiştik. Belli tutumlar, tavırlar devam ederse yani bu noktada savaşın bir an önce durması ve diplomasi masasına dönülmesi gerekmekte. Aksi takdirde bölgede daha fazla bu savaşın yayılmaya başladığını göreceğiz. Bizim dediğim gibi en büyük endişemiz bölgede saldırılar devam ettikçe İran’a yönelik saldırı devam ettikçe İran’ın da bölge ülkelerine saldırıları devam ettikçe bu giderek daha büyük bir içinden çıkılamaz, sarmala dönüşecek. Bunu engellemek gerekiyor. Bu saldırıların sadece bölgedeki ülkeleri tabii ki tehdit etmekle kalmıyor. Maalesef bu savaş aynı zamanda dünya ekonomisine de büyük bir zarar verme potansiyeline sahip. Şimdiden onun ilk etkilerini dünya ekonomisi hissetmeye başladı. Umarım kalıcı olmaz. Bunun olmaması için de elimizden geleni yapıyoruz. Türkiye her türlü provokasyona karşı direnecektir. Cumhurbaşkanımızın bu noktadaki iradesi kesindir. Türkiye bu devam eden haksız savaşta yer almak istememektedir. Bizim bu savaşın içine sürüklenmemize biz kesinlikle karşıyız provokasyonlara gelmeme konusunda da tam bir irademiz mevcut" dedi. "İran’a yapılan saldırılar ve İran’ın bölge ülkelerine saldırıları bir an önce durmalı" Türkiye’nin caydırıcılık kabiliyetlerinin yüksek olduğunu ancak stratejik olarak gücü ne zaman ve nerede kullanacağı konusunda her zaman için bir fikrinin olduğuna dikkati çeken Bakan Fidan, "Bu savaş şu anda diplomasinin bir an önce işlemesi gereken bir savaş. İran’a yapılan saldırılar bir an önce durmalı. İran’ın da bölgedeki ülkelere yaptığı saldırılar durmalı ve bir an önce diplomasi masasına dönüş dönülmeli. Bu noktada diğer ülkelerde provokasyona gelmemeli. Biz bu noktada elimizden geleni yapıyoruz. İranlı meslektaşımla bu son olaydan sonra da görüştük, haberleştik. Yine kendileri bu olayı sahiplenmiyorlar. Böyle bir konunun talimatını vermediklerini böyle bir saldırıyla ilişkilerinin olmadıklarını söylüyorlar. Tabii elde de teknik yönler var, başka konular var. Biz bu iki beyan ve gerçeklik arasındaki zıtlığı açıkçası kendileriyle konuşuyoruz. Farklı düzeylerde, askeri düzeyde, bizim düzeyimizde. Bunlar şu anda konuşuluyor. Dediğim gibi bizim bir numaralı önceliğimiz savaşın daha geniş coğrafya yayılmasını engellemek, savaşın ömrünü kısaltmak, mümkün olan en kısa şekilde hemen mümkünse sonlanması ve hiçbir şekilde Türkiye’nin bu savaşın içine çekilmesine müsaade etmemek."