KÜLTÜR SANAT - 15 Temmuz 2022 Cuma 10:47

Türk senarist İngiltere’de yayınlanan ’No return’ dizisini değerlendirdi

A
A
A
Türk senarist İngiltere’de yayınlanan ’No return’ dizisini değerlendirdi

Türkiye’ye tatile gelen 2 çocuklu bir İngiliz ailesinin ve akrabalarının yaşadıklarını konu alan No Return dizisini değerlendiren senarist Binnur Karaevli, "Senaryo özensiz yazılmış ve yanlış bilgilerle dolu.

Türkiye’ye tatile gelen 2 çocuklu bir İngiliz ailesinin ve akrabalarının yaşadıklarını konu alan No Return dizisini değerlendiren senarist Binnur Karaevli, "Senaryo özensiz yazılmış ve yanlış bilgilerle dolu. Bu çağda böyle bir dizi nasıl olabilir?” dedi.



Hakan Muhafız’ın senaristi, dünyaca ünlü Türk senarist Binnur Karaevli Türkiye’nin konu edildiği ve bir İngiliz televizyon kanalında yayınlanan No Return dizisi hakkında konuştu. Yanlış bilgilerle dolu ve özensiz yazılmış senaryo; mantıksız olay örgüsü ve gerçeklikten uzak karakterlerle canlandırılmış dizinin zamanlamasına da dikkat çeken Karaevli, yabancı kültürlerin konu edildiği dizilerin yerinde ve detaylı bir araştırmayla yazılması gerektiğini söyledi. 4 bölüm olarak yayınlanan mini dizi No Return (Dönüş Yok) Türkiye’ye tatile gelen 2 çocuklu tipik bir İngiliz ailesinin ve akrabalarının Türkiye’de yaşadıklarını konu ediyor. Miras romanı ile adından çok bahsedilen senarist Binnur Karaevli, erken rezervasyon dönemi öncesi yayına giren No Return dizisi için “Bu çağda böyle bir dizi nasıl olabilir?” diye konuştu.



Dizinin senaryosunu değerlendiren Karaevli, “Birlikte çalıştığım İngiliz yazarlar No Return dizisini biraz sıkılarak ve utanarak bana bahsettiklerinde bu devirde bu tip bir hikâyenin bu şekilde ekrana aktarılabileceğine inanamamıştım. Başarılı İngiliz yazar Daniel Brocklehurst’ün İngiliz televizyon kanalı için yaptığı bu dizi iki çocuklu tipik bir İngiliz ailesi ve akrabalarının Türkiye’de bir tatil köyüne gelmeleriyle başlıyor. İspanya’da çekilen dizide güzel ve ucuz bir tatil yapmayı planlayan ailenin hayatı 16 yaşındaki oğullarının başka bir çocuğa saldırdığı gerekçesiyle Türk polisi tarafından tutuklanmasıyla kabusa dönüşüyor. Diziyi izlemeye başladığımda aklıma 80’li yılların sonunda Amerika’daki öğrencilik dönemim geldi. O zamanlar kime Türk olduğumu söylesem hemen Midnight Express filmini sorardı. Çünkü birçok Amerikalı’nın Türkiye hakkındaki tek bilgisi bu filmle sınırlıydı. Türk öğrenciler olarak dünyanın her yerindeki hapishanelerin çok kötü olduğunu, Alcatraz’da da insanların piknik yapmadıklarını anlatmaya çalıştık. Bir an ‘No Return’ü izlerken acaba gençliğimdeki Midnight Express travmam mı tetiklendi diye kendimi sorguladım. Ama hayır” diye konuştu.



“Ben İngiliz bir anne olsaydım hemen rezervasyonumu iptal ederdim”


Karaevli sözlerine şöyle devam etti: “Bir yazar ve yönetmen olarak sanatçıların istediği hikayeleri anlatma konusunda serbest olmalarına yüzde yüz katılıyorum. Türkiye’de tatil köyünde tutuklanan gencin hikayesini mi anlatmak istiyorsun, tamam; Türk hukuk sisteminin bir yabancı için anlaşılması zor olduğunu mu göstermek istiyorsun, ona da tamam! Netflix ve diğer dijital platformların seyircileri dünya ile tanıştırdığı, dizi ve film sektöründe sınırların kalktığı 2022 yılında senaristler biraz dikkatli olmalı. Tanımadığınız bir ülkede geçen, bilmediğiniz bir kültürü ve insanları içeren bir hikâyede biraz daha duyarlı, biraz daha bilinçli olmalısınız. Bu dizi İngiltere’de tam turist sezonu başlamadan önce yayınlandı. Ben bir İngiliz anne olsam ve diziyi seyretsem kesinlikle o dakika Türkiye’deki rezervasyonumu iptal ederdim. Bu kötü propaganda kısmını da geçiyorum zaten benim derdim konu ile değil çünkü amacım milliyetçilik yapmak değil. Bir seyirci olarak isteğim başka bir kültür ile ilgili bir hikâye izlediğimde otantik bir iş olduğuna güvenmek. ‘No Return’ dizisinin olay örgüsünün mantıksızlığı, dizideki Türk karakterlerin gerçeklikten uzak olması, hiçbir Türk sahnesinin otantik gerçekçi olmaması. İşte en sinir bozucu kısım da burası.”



“Dizi sektöründe gerçeği yakalamak için yoğun bir çaba var”


Amerika Birleşik Devletleri, Kanada, İngiltere gibi ülkelerde son yıllarda dizi ve film sektöründe eski günahları affettirmeye yönelik müthiş bir çalışmanın olduğunu dile getiren Karaevli, “2000’li yıllara kadar ekranlarda izlediğimiz karakterlerin çoğu beyazdı ama artık bu durum hızla değişiyor. Her renkten, kültürden, cinsel eğilimden insanların hikayelerini anlatan güzel işler hayata geçiyor. Örneğin eskiden Afrikalı Amerikalılarla ilgili bir filmi beyazlar yazarken artık bu da değişti. Şu anda her dizinin yazar odasında değişik ırklardan yazarlar var. Zaten doğrusu da bu! Hal bu iken ‘No Return’ dizisinin sömürgeci bakış açısı ve ‘kültürel yağmacılıktan’ çekinmeden bilmedikleri bir ülke ve toplum hakkında ahkam kesmesi inanılır gibi değil. Dizinin üretici kadrosunda hiçbir Türk’ün olmaması da gerçekten hayret verici! Dünya izleyicisi olarak her türlü kültürel sömürgeciliğe ve yağmacılığa hayır demeliyiz” şeklinde konuştu.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bursa Ebeveynlere dijital çağ rehberi Özel Bursa Kültür Okulları’nın geleneksel hale gelen ’MomTalks 2026’ etkinliğinde farklı alanlardan uzman isimler, ebeveynlikten dijital güvenliğe kadar geniş bir yelpazede önemli konular ele aldı. Sağlıklı, başarılı ve mutlu çocuklar yetiştirmenin ebeveyn eğitiminden geçtiğine inanan ve ’Gelecek Aileden Başlar’ diyen Türkiye’nin ilk ve en kapsamlı ebeveyn - uzman buluşma platformu Momtalks, bu yıl da özel Bursa Kültür Okulları’nın ev sahipliğinde Bursa’da düzenlendi. Özel Bursa Kültür Okulları Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Yıldırım Sırakaya, anne baba olma bilinci taşıyan, bu sorumluluğu önemseyen ve hem evladına hem de öğrencisine karşı görevlerinin farkında olan bireyleri bir arada buluşturmayı hedeflediklerini söyledi. Sırakaya konuşmasında ebeveynlik sorumluluğunun giderek arttığına vurgu yaparak, "Bugün burada gerçekten anne baba olmanın bilincinde, bunu dert edinmiş bireylerle birlikteyiz. Çocuklarımız artık mahallenin, sokağın, büyük ailenin çocuğu olarak yetişemiyor. Modern hayat bizleri biraz daha yalnızlaştırdı. Kaygılarımız artıyor ve farkında olmadan bunları çocuklarımıza da aktarıyoruz. Oysa çocukların en büyük ihtiyacı sevgi, şefkat ve kendilerini önemli hissetmeleri. Bunları şartsız şekilde hissettirmemiz gerekiyor" diye konuştu. "Çocukları hayata hazırlamalıyız" Sırakaya, etkinlik kapsamında çocuklara yönelik şartsız sevgi, şefkat ve muhabbetin nasıl ifade edileceği üzerinde durulacağını vurgulayarak şunları kaydetti; "Özellikle sosyal medyada çok farklı içeriklerin servis edildiğini, iyi öğrencinin, iyi çocuğun, mükemmel çocuğun nasıl ve ne şekilde hayata hazırlanacağıyla ilgili belli bilgi kirliliklerini de hep beraber gözlemliyoruz. Editoryal anlamda neyin doğru neyin yanlış olduğunu maalesef şu an ölçemiyoruz. Hep birlikte bu yolculukta sorumluluk alarak siz anne baba olarak, biz eğitimciler olarak çocuklarımızın hayatında olan, onlara değinen, dokunan, ilgili kurumlarla birlikte çocuklarımızın temel yoksunluklarını gidererek onları hayata hazırlamak gibi bir görevimiz var." "Ebeveynlerin gelişime ve değişime ihtiyacı var" MomTalks’ın fikir annesi Bahar Eriş de, etkinliğin temel amacına dikkat çekerek, "Bizim etkinliklere gelen insanlar genelde öğrenmeye açık insanlar. Bizim temel derdimiz, o gelmeyen insanları buraya nasıl çağırabileceğimiz. Ebeveynlerin gelişime ve değişime çok ihtiyacı var. Siz bugün burada olmak yerine başka bir yerde olmayı tercih edebilirdiniz. Ama buraya çocuğunuzu daha iyi anlamak ve onu daha iyi yetiştirebilmek için geldiniz" dedi. Momtalks Partneri Zeynep İşman ise, çocukları doğu şekilde dinlemenin önemine vurgu yaptı. Anne babaların çocuklarının eğitiminde kullandıkları bilgilerin kaynaklarına dikkat etmeleri gerektiğini belirten Zeynep İşman, "Günümüzde bilgileri genel geçer bir şekilde alıp kullanıyoruz ancak bu bilgilerin hayatımızda, ailemizde ve çocuklarımızın kişiliğindeki geçerliliğini süzgeçten geçirmek gerekiyor. Çocuklarımız dünyayı ilk önce bizim gözlerimizden görüyorlar, bu yüzden davranışlarımızla örnek olmamız çok önemli" şeklinde konuştu. Klinik Psikolog Çağla Tuğba Selveroğlu da, "Duygusal kasları güçlü çocukları yetiştirmek" başlıklı sunumunda çocukların ömürlerinin ebeveynleri ile birlikte geçirdikleri bölümünün yüzde 70’ini 12 yaşına kadar yaşadıklarını belirterek, çocukların bu süre zarfında hayatı ebeveynlerinin tutum ve davranışları ile gördüklerini ifade ederek, bu süreçte çocuklara doğru örnek olmanın önemine vurgu yaptı. Klinik Psikolog Betül Güldal ise, "Mükemmel ebeveyn yorgunluğu" konulu sunumunda günümüzde ebeveynlerin mükemmel anne babalık yapmaya çalışırken yaşadıkları yorgunluktan bahsederek, "Bu konu sosyal medyanın ve teknolojinin gelişimi ile daha da ayyuka çıktı. Şu anda ebeveynlerimiz çocuklara hata yapma hakkı tanımıyor ve bu yolda psikolojik olarak çok yorulup bazen, bu sürecin zevkli taraflarını göremiyorlar. Çocuklarımızın yaptıkları hataların ortaya çıkardığı sorunları çözme yeteneklerini geliştirmeliyiz" dedi. Akademisyen - Yazar Saniye Bencik Kangal, "Ergenlik kapıyı çarpmadan" başlıklı bir sonum gerçekleştirdi. Kangal, insanı insan yapan özelliklerin hayatta kazandığı sosyal beceriler ve manevi ilkeler olduğunu anlatarak, "Biz bu kural ve özellikleri doğduğumuz andan itibaren ebeveynlerimizden öğreniyoruz. Çocukların mizacı çevreleriyle şekilleniyor. Bu anlamda ebeveynlerin sorumluluk almaları çok önemli" şeklinde konuştu. "Yapay zeka çağında ebevenylik: Dijital okuryazarlık ve siber güvenlik" konusunda görüşlerini açıklayan Siber Güvenlik Uzmanı - Yazar Elçin Biren de, teknoloji çağında ebeveynlerin ve çocukların teknolojik imkanları doğru ve güvenli bir şekilde kullanabilmelerinin yollarını anlatırken, Eğitimci - Yazar Müjdat Ataman da "Akran zorbalığına dur de" başlığı altında günümüz şartlarında çocukları hayatın her alanına doğru şekilde hazırlanmasının yolların anlattı. Konuşmacıların, davetlilerin sorularını da yanıtladığı programda aynı zamanda konuşmacılar, kitaplarını okurları için imzaladı. Etkinlikte aynı zamanda çocuklar için çeşitli dallarda atölye etkinlikleri düzenlendi.
Şırnak Vali Ekici hem makamda dinledi hem sahada esnafın nabzını tuttu Şırnak Valisi Birol Ekici, vatandaşla doğrudan temas kurmayı esas alan Açık Kapı Projesi kapsamında hafta sonu da yoğun mesaisini sürdürdü. Valilik makamında vatandaşları kabul eden Ekici, iletilen talep ve sorunları tek tek dinleyerek çözüm için anında talimat verdi. Şırnak Valiliğinde gerçekleştirilen görüşmelerde, toplumun farklı kesimlerinden gelen vatandaşların dile getirdiği sorunlar masaya yatırıldı. Vatandaş odaklı yönetim anlayışıyla hareket eden Ekici’nin, her başlığı titizlikle değerlendirdiği ve çözüm sürecini hızlandırmak adına ilgili kurumları devreye aldığı belirtildi. Valilikten yapılan açıklamada, "Açık Kapı (Milletin Kapısı)" anlayışıyla yürütülen çalışmaların aralıksız sürdüğü vurgulanarak, vatandaşların devlete doğrudan ulaşabilmesinin önündeki tüm engellerin kaldırılmasının hedeflendiği ifade edildi. Hafta sonu gerçekleştirilen kabul, bu yaklaşımın sahaya yansıması olarak değerlendirildi. Valilikteki yoğun programının ardından sahaya inen Vali Ekici, kent merkezinde esnaf ziyaretleri gerçekleştirerek ekonomik hayatın nabzını tuttu. Esnafla birebir temas kuran Ekici, iş yerlerinde samimi sohbetler gerçekleştirip hayırlı kazanç temennisinde bulundu. Ziyaretler kapsamında Şırnak Ticaret ve Sanayi Odası Meclis Üyesi Erdal Uysal ile bir araya gelen Ekici, bölgedeki ticari hareketlilik hakkında bilgi aldı. Ardından esnaftan Bülent Fidan ve Süleyman Ermiş’i ziyaret eden Ekici, işletme sahiplerinin talep ve beklentilerini yerinde dinledi. Ziyaretlerde öne çıkan başlıklar arasında ekonomik şartlar, iş hacmi ve yerel ticaretin gelişimi yer alırken, Ekici’nin çözüm odaklı yaklaşımı esnaf tarafından memnuniyetle karşılandı. Vatandaşlar, devletin sahada ve ulaşılabilir olmasının kendileri için büyük önem taşıdığını dile getirdi. Vali Ekici’nin hem makamda hem sahada sürdürdüğü yoğun temas trafiği, Şırnak’ta kamu yönetiminin aktif ve erişilebilir yüzünü ortaya koydu. Vatandaşın derdini dinleyen, esnafın sorunlarını yerinde tespit eden bu yaklaşımın, şehirdeki sosyal ve ekonomik dengeye katkı sağlaması bekleniyor. Şırnak’ta "devlet kapısı"nın her zaman açık olduğunu bir kez daha ortaya koyan programlar, vatandaş ile kamu arasında kurulan güçlü bağın en somut örneklerinden biri olarak değerlendirildi.