GENEL - 05 Mart 2012 Pazartesi 15:16

(ÖZEL HABER) HAVALİMANINDA BIÇAKLAR PERSONELE ZİMMETLENECEK

A
A
A
(ÖZEL HABER) HAVALİMANINDA BIÇAKLAR PERSONELE ZİMMETLENECEK

İstanbul Atatürk Havalimanı’nda "open gate" uygulamasına geçilirken, güvenlik zafiyetine sebep olmasından endişe edilen pasaport arkasındaki restoranlardaki bıçak ve satırların personele zimmetlenmesi kararlaştırıldı.
Türkiye’nin dünyaya açılan en büyük kapısı Atatürk Havalimanı’nda open gate uygulamasına bu ayın ortalarında geçilecek. Dış Hatlar Gidiş Terminali’nde hazırlıklar tüm hızıyla sürerken, Mülki İdare Amirliği’nin başkanlığında gerçekleştirilen güvenlik komisyonu toplantılarında hararetli tartışmalar yaşandı. Toplantılarda open gate uygulamasının başlaması ile birlikte arındırılmış salonda bulunan ve uçuş güvenliğini tehlikeye düşüren döner bıçakları, satırlar ve bıçakların durumu uzun süre konuşulduktan
sonra personele zimmetlenmesi kararı alındı. Pasaport arkasındaki restoranlarda kullanılan bıçak, satır ve çatal gibi kesici ve delici aletlerin oluşturacağı güvenlik zafiyetinin ortadan kaldırılması için çeşitli öneriler ortaya atıldı. Bir öneri içeride kullanılan kesici ve delici aletlerin envanterinin çıkarılması ve barkotlanarak dışarı çıkarılmak istendiğinde tıpkı mağazalardaki ürünler gibi sinyal vermesi olurken; bir diğer öneri ise envanteri çıkarılan kesici, delici aletlerin bunu kullanan restoran
personeline zimmetlenmesi oldu. Bu iki önerinin de yetkililerce incelemeleri sonucu kesici, delici aletlerin personele zimmetlenmesi kararlaştırıldı. Havalimanı yetkilileri, kesici ve delici aletlerin yolcunun eline geçmemesi için uygulamaya koyduğu yeni sistemle bu aletleri özel dolaplarda kilitli biçimde muhafaza edip, dolapların anahtarını da sadece döner bıçağı, pala ve kesici aletleri zimmetlendiği personele verme kararı aldı.
Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Diplomasi ve diyalog adil ve kalıcı bir barışa giden en güvenli yoldur" Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’e Atatürk Uluslararası Barış Ödülü Takdim Töreni’nde yaptığı konuşmada, "Diplomasi ve diyalog adil ve kalıcı bir barışa giden en güvenli yoldur. Dolayısıyla bölgemizin bir ateş çemberine döndüğü bu zor günlerde Sayın Genel Sekreterin diplomasi ve diyalog çağrılarını bu bakımdan çok değerli bulduğumu vurgulamak istiyorum" dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Beştepe Millet Sergi Salonu’nda "BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’e Atatürk Uluslararası Barış Ödülü Takdim Töreni"nde katıldı. Burada konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Birleşmiş Milletler Genel Sekreterlik görevini tarafsızlık ve büyük bir ferasetle yürüten kıymetli dostum Sayın Antonio Guterres’i ülkemizde ağırlamanın memnuniyeti içindeyim. Sayın Guterres’in ülkemizi her ziyareti bizler için ayrı bir önem ve mana taşımıştır. Kendileri 2017’de Genel Sekreterlik görevini üstlenmesinin ardından ilk ikili ziyaretini yine Türkiye’ye gerçekleştirmiştir. Müteakip her ziyaretinde mültecilerin korunması, küresel adaletin tesisine dair projelerin uygulanması ve Ukrayna’daki savaş bağlamında mekik diplomasisine yaptığı çok değerli katkılara hep birlikte şahit olduk. Uluslararası barış ve güvenliğin tesisi için adeta sessiz çoğunluğun sesi olan değerli dostuma bu 6’ıncı ziyareti vesilesiyle Atatürk Uluslararası Barış Ödülü’nü takdim etmekten büyük bir memnuniyet duyuyorum" ifadelerini kullandı. "Bölgemizdeki çatışmalar, savaşlar, zulümler ve insani krizler olmak üzere nerede bir yangın varsa söndürmek için su taşıyoruz" Guterres’in hayatı boyunca birçok vazife üstlendiğini tüm vazifelerinde de barışı, diyaloğu, refahı öne çıkaran birisi olduğunu söyleyen Erdoğan, "Cumhuriyetimizin banisi Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ten miras kalan ’yurtta sulh cihanda sulh’ ilkesini atılgan ve girişimci bir anlayışla yoğurarak dış politikamızın odağında tutmayı sürdürüyoruz. İnsanlığın ortak vicdanını, küresel dayanışma iradesini ve geleceğe yönelik umudunu temsil eden Birleşmiş Milletlerin kurucu değerlerinin 80 yıldır en güçlü destekçilerinden biriyiz. Başta bölgemizdeki çatışmalar, savaşlar, zulümler ve insani krizler olmak üzere nerede bir yangın varsa söndürmek için su taşıyoruz. Nerede bir acı varsa, dram, trajedi, gözyaşı varsa tüm gücümüzle onu dindirmeye çalışıyoruz. Burada değerli dostum Guterres’in hakkını özellikle teslim etmek isterim. Sayın Guterres, 9 yıldır büyük bir başarıyla icra ettiği bu önemli vazifeyi üstlenmeden önce de barışı, diyaloğu, refahı öne çıkaran bir siyasetçiydi. Portekiz Başbakanı olarak ülkesinde refahın artmasına ve demokrasinin kökleşmesine eşsiz katkılar yapmış, yapıcı ve uzlaştırıcı siyaset tarzıyla halkının takdirini kazanmıştı. Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiseri olarak görev yaptığı 10 yıllık dönemde ise yerinden edilenlerin insanlık onuruna yakışır şekilde muamele görmeleri ve korunmaları yönünde üstün gayretler sarf etmişti. Sayın Guterres’in bu süreçteki vicdanlı ve kararlı liderliğinin kendisini Birleşmiş Milletler Genel Sekreterliğine taşıyan merhaleyi teşkil ettiğine inanıyorum" diye konuştu. "Diplomasi ve diyalog adil ve kalıcı bir barışa giden en güvenli yoldur" BM Genel Sekreteri Guterres’in görevi sırasında Türkiye’nin Birleşmiş Milletler çatısı altındaki katkılarını her alanda güçlendirdiklerini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Aradan geçen 10 yılda Sayın Genel Sekreterle gerek bölgemizde gerek dünyada barışı tehdit eden meseleler konusunda yakın diyalog içerisinde olduk. Bu istişare ve çabalarımızın bazen en zorlu şartlarda dahi sonuç verdiğini de memnuniyetle gördük. Sayın Guterres’le birlikte yoğun çaba sarf ettiğimiz Karadeniz Tahıl Girişimi bu sayede küresel bir gıda krizinin önüne geçmeyi başardık. Ukrayna’da barışın yeniden inşasına ve savaşın sonlandırılmasına yönelik çabalarda Birleşmiş Milletlerle yakın iş birliğimizi devam ettiriyoruz. Diplomasi ve diyalog adil ve kalıcı bir barışa giden en güvenli yoldur. Dolayısıyla bölgemizin bir ateş çemberine döndüğü bu zor günlerde Sayın Genel Sekreterin diplomasi ve diyalog çağrılarını bu bakımdan çok değerli bulduğumu vurgulamak istiyorum" ifadelerini kullandı. "Genel Sekreterin, çağımızın en büyük mezalimlerinden birinin yaşandığı Gazze’de sergilediği duruş her zaman övgüyle anılacaktır" Türkiye olarak coğrafyanın topyekun bir felakete sürükleme riski taşıyan İran merkezli şiddet sarmalının daha fazla büyümemesi için yoğun bir diplomasi trafiği yürüttüklerini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Umutları kırmak, bizi mücadelemizden vazgeçirmek isteyenlere rağmen sabırla ve kararlılıkla çalışmaya devam edeceğiz. Burada şunun da bilinmesinde fayda görüyorum; Sayın Genel Sekreterin, çağımızın en büyük mezalimlerinden birinin yaşandığı Gazze’de sergilediği duruş her zaman övgüyle anılacaktır. İnsanlık değerlerimizin sınandığı bu vahşet, özellikle bunun karşısında Sayın Genel Sekreter kendisinden beklenen ilkesel tavrı güçlü şekilde ortaya koymuş, Birleşmiş Milletler parametreleri temelinde iki devletli çözüm yönünde çalışma kararlılığında asla taviz vermemiştir. Sayın Guterres’in gönlünde müstesna bir yere sahip olan mültecilerin korunması ise yakın iş birliği içinde çalıştığımız bir başka alan olmuştur. Bunun da hiçbir zaman unutulmayacağını burada vurgulamak istiyorum. Bu vesileyle asrın felaketinin ardından yaşadığımız zor günlerde bize dost elini uzatarak yaraların sarılmasına destek olan tüm Birleşmiş Milletler Teşkilatı’na, Sayın Genel Sekreter’in şahsında tekrar teşekkür ediyorum" dedi. "Birleşmiş Milletler Evi projemizi hayata geçirmeye hazır haldeyiz" Genel Sekreter Guterres’in gelecek nesillere yaşanabilir bir dünya bırakma hedefi için büyük bir özveriyle çalıştığına şahit olduğunu dile getiren Erdoğan, "Bu vesileyle kendilerinin bilhassa iklim değişikliğiyle mücadele alanında başlattığı girişimlerin önemini vurgulamak istiyorum. Türkiye olarak bu çalışmalara katkıda bulunma hedefiyle Kasım 2026’da Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 31’inci Taraflar Konferansı’na ev sahipliği yapmaya hazırlanıyoruz. Eşim Emine Erdoğan’ın öncülüğünde 2017 yılında başlattığımız Sıfır Atık Projesi’nin küresel bir girişime dönüşmesini sağlayan, Birleşmiş Milletler sürecinde desteğini esirgemeyen ve Küresel Sıfır Atık İyi Niyet Beyanı’nın ilk imzacılarından olan Sayın Guterres’e bir kez daha teşekkürlerimi iletiyorum. İstanbul’u bir Birleşmiş Milletler merkezi haline getirme vizyonumuz doğrultusunda teşkilatın ofislerini aynı çatı altında toplayacak Birleşmiş Milletler Evi projemizi hayata geçirmeye hazır haldeyiz. Bu projenin Sayın Genel Sekreter’in Birleşmiş Milletler 80 girişimine de ulusal düzeyde önemli katkı sunacağını düşünüyorum" ifadelerini kullandı. "Birleşmiş Milletleri daha kapsayıcı bir yapıya dönüştürmeyi amaçlayan tüm girişimleri desteklemeyi sürdüreceğiz" Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Yaşadığımız her hadise ve kriz ilk kez bundan 13 yıl önce dile getirdiğimiz dünya 5’ten büyüktür tespitimizin haklılığını teyit ediyor. Adalet olmadan dünyada kalkınma, barış, istikrar olmayacağına inanan bir lider olarak Birleşmiş Milletleri daha kapsayıcı bir yapıya dönüştürmeyi amaçlayan tüm girişimleri desteklemeyi sürdüreceğiz. Sayın Genel Sekreter, şahsınıza ve liderlik ettiğiniz teşkilata yönelik karalama kampanyalarına rağmen Gazze başta olmak üzere insani krizlerin aşılması ve uluslararası barışın tesisi için ortaya koyduğunuz ilkeyi ve özverili çabalarınızın bu müstesna ödülümüzün ruhu, manası ve hedefleriyle fevkalade uyumlu olduğuna inanıyorum. Sizin nezdinizde dünyanın dört bir tarafında çetin şartlarda barış için fedakarca görev yapan Birleşmiş Milletler personelini selamlıyor, hayatını kaybeden Birleşmiş Milletler çalışanlarını saygıyla yad ediyorum. Şahsınıza tevcih ettiğimiz Atatürk Uluslararası Barış Ödülü’nün Birleşmiş Milletler ve tüm insanlık için hayırlara vesile olmasını diliyorum" diye konuştu. "Ben bu ödülü kabul etmekten onur duyuyorum" BM Genel Sekreteri Guterres, bu ödülün bölgede çok büyük ızdırapların yaşandığı bir döneme denk geldiğinin farkında olduğunu dile getirerek, "Çok kötü çatışmalar, giderek derinleşen jeopolitik bölünmeler var. Küresel iş birliğine güven azalıyor. Atatürk Uluslararası Barış Ödülü, barışın soylu bir vizyonun ötesinde bir şey olduğunu bize gösteriyor. Barış bir toplanma çağrısıdır. Ben bu ödülü kabul etmekten onur duyuyorum. Atatürk’ün toplumsal ilerlemeye, eşitliğe ve refaha kendini adamış olması, bu konudaki çalışmaları Birleşmiş Milletler misyonu içinde kendisini buluyor. Bu miras bugün Türk halkı aracılığıyla yaşamaya devam ediyor. Burada, mübarek ramazanda hepinizle birlikte olmak istedim. Birleşmiş Milletler ailesinde geçirdiğim 20 yıl boyunca hep bir ramazan geleneğim oldu. Şahsi olarak bir Müslüman topluma gittim ve iftar yaptım. Bu ziyaretler hem bana hem de dünyaya İslam’a gerçek ruhunu hatırlatan ziyaretler oldu; Merhamet, cemaat ve empati. Türk halkının olağanüstü ve yüce gönüllü ruhuna da dikkat çekmek için geldim. Gerçekten eşi benzeri görülmemiş bir yerinden etme durumunda Türkiye kapılarını açtı ve milyonlarca insan şiddetten Türkiye’ye kaçtı. Başka hiçbir ülkede insanlar bu kadar rahat ve güvenli bir şekilde sınırı geçmediler. Türkiye bu anlamda birinci sırada geliyor. Bölge bir kırılma noktasına gelmek üzere ve bunun sonuçları da tüm dünyada etkili oluyor. Güvensizlik, istikrarsızlık artıyor. En kırılgan olanlar da en çok acıyı çekiyor. Şiddetin azaltılması ve diyalog en iyi çıkış yolu olacaktır" dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, BM Genel Sekreteri Guterres’e ’Atatürk Uluslararası Barış Ödülü’nü takdim etti. Törenin ardından iftar yemeğine geçildi.
Bolu Boluspor - Çorum FK maçının ardından Trendyol 1. Lig’in 30. haftasında oynanan Boluspor-Çorum FK maçının ardından iki takımın teknik direktörleri açıklamalarda bulundu. Trendyol 1. Lig’in 30. haftasında Boluspor ile Çorum FK, Bolu Atatürk Stadyumu’nda karşı karşıya geldi. Son dakika golüyle Çorum FK, mücadeleden 2-1’lik skorla galip ayrıldı. Mücadele sonrası düzenlenen basın toplantısında teknik direktörler karşılaşmayı değerlendirdi. "Son dakikada gelen gol bizi gerçekten çok sevindirdi" Son dakika gelen golle çok mutlu olduklarını ifade eden Çorum FK Teknik Direktörü Uğur Uçar, "Zorlu bir deplasmandan üç puanla döndüğümüz için mutluyuz. Tabii maç içindeki sakatlıklar biraz oyun aksiyonumuzda etkisiz kalmamıza neden oldu. Ama oyuncu değişiklikleriyle beraber çok fazla pozisyon yakaladık. Ama son vuruşlarda eksikliğimiz devam ediyor. Daha farklı bir skorla ayrılabilirdik. Son dakikada gelen gol bizi gerçekten çok sevindirdi. Dört gün sonra kupa maçı var, ona en iyi şekilde hazırlanıp oradan da üç puanla ayrılırız inşallah" dedi. "Oyuncuların yaptığı mücadeleden son derece memnunum" Oyuncularının mücadelesinden memnun olduğunu ifade eden Boluspor Teknik Direktörü Suat Kaya ise, "İlk yarıyla ikinci yarı siyah ve beyaz gibi bir oyun oynandı. Açıkçası oyunu oynarken sahada bir faktör vardı; iki takım için de değişik değişik, kimsenin anlamadığı acayip acayip kararlar veren hakem. Böyle durumlarda kelimeleri iyi seçmek lazım. Bizim yediğimiz ilk gol ve hemen akabindeki yaptıkları atak aynı karbon kağıdı gibi iki futbolcuda 1 metre, 1,5 metre ofsayt, net. İki kulübe de bakışıyoruz, herkes ofsayt diyor. Oradan bir gol çıkıyor, direnç kırılıyor tabii. Böyle içeri girdiğimizde rakibi konuşmamız lazım. Ama biz ikinci yarı rakipten daha fazla isteğimizi sahaya yansıttık, golü de bulduk. Ve son dakikada da, uzatma bölümü başlamadan son dakikada galibiyeti de kaçıran taraf olduk aslında. Yani Alex’in o koşuyu yapmayıp da önündeki adamı başka tarafa doğru hareketlendirse Barış’ın önünü açacak ve karşı karşıya bırakacak, olması gereken pozisyondu. Ama orada direkt kaleci, sonra uzatmada son saniyede golü yedik. Buna çok üzüldüm, oyuncular da çok üzüldü. Ben oyuncuların yaptığı mücadeleden son derece memnunum. Bir şeylerin arkasına sığınmadığımı ilk sizle konuşmamda da söyledim. Şu anda hasta, sakat, cezalı; bunların bir sürüsünü sayabilirim ama hiç önemli değil. Oynayanlar da gerekli mücadeleyi verdi. Dört gün sonra bir maçımız daha var, şimdi ona yarından itibaren hazırlanmaya başlayacağız" diye konuştu.