ASAYİŞ - 16 Nisan 2026 Perşembe 13:48

(Düzeltme) Arnavutköy’de 15 ay önce öldürülen berberin ailesi, adalet arayışında

A
A
A
(Düzeltme) Arnavutköy’de 15 ay önce öldürülen berberin ailesi, adalet arayışında

İstanbul Arnavutköy’de 15 ay önce 17 yaşındaki cinayet zanlısı tarafından silahla vurularak öldürülen Muhammet Deniz’in ailesi, adalet çağrısında bulundu. İlk duruşmada hakim karşısına çıkan zanlının suçunu itiraf ettiği ve haksız tahrik indiriminde bulanarak cezasının düşürülmesi için savunma yaptığı öğrenildi.


25 Ocak 2025 tarihinde Arnavutköy ilçesi Karlıbayır Mahallesinde meydana gelen cinayette Muhammet Deniz, o tarihte 17 yaşında olduğu cinayet zanlısı tarafından öldürüldü. Gaziosmanpaşa Adliyesi 3.Ağır Ceza Mahkemesinde başlayan yargılamada cinayet zanlısı bugün hakim karşısına çıktı. Savunmasında suçunu itiraf eden zanlı, öldürdüğü kişinin ablasına mesaj attığını ve bu sebeple Muhammed Deniz’i öldürdüğü öğrenildi.


Hayatını kaybeden Muhammet Deniz’in avukatı Yılmaz Çakmak, zanlının ifadesinde çelişkilerin olduğunu söyledi. Aile adına konuşan Avukat Yılmaz Çakmak, suça sürüklenen çocuk tanımındaki yargılama tasarrufunda değişiklik yapılmasını söyledi.



"Adaletin gereken cezayı vermesini istiyorum"


Feci bir şekilde öldürülen Muhammet Deniz’in babası Mehmet Deniz, adalet çağrısında bulundu.


Baba Mehmet Deniz, "Bugün oğlumun duruşmasıydı. Normalde bir senedir bekliyorduk bu duruşmayı. Hep "gizlilik, gizlilik" diye tutturdular, bir türlü açmadılar. Bugün açtılar mahkemeyi. İşte mahkeme de 3 Temmuz’a atıldı. Gereken bilgileri zaten avukat bey size iletti. Onun dediklerinin her şeyi doğrudur. Yani adaletin yerini bulmasını istiyorum inşallah. Önceki haberlerde "Yok işte daha yakalanmadı, firardır" diye. Aynı gün zaten bir saat içinde yakalandı emniyet müdürlüğünde. Adaletin gereken cezayı vermesini istiyorum. Yani çocuk yaptırdıysa, yaptıran varsa. Çocuk olarak yargılanmaması gerekiyor. Yani tetikçi de çocuk olarak yargılanmaması lazım. SSÇ kavramı gerçekten... Gereken delillerin göz önünde bulundurularaktan adaletin yerini bulmasını istiyorum. İnşallah da bulur, gereken cezayı da alır. Yani daha diyecek bir lafım yok, idamla yargılansın" dedi.


"Abla bugün gelip ifadesinde "Benim kardeşim ceza alma ihtimaline karşılık, haksız tahrik indiriminde bulunma ihtimaline karşı böyle bir beyanda bulunmuştur" diye kardeşini yalanladı"


Duruşmaya katılan Avukat Yılmaz Çakmak, suçu işleyen kişinin ablasının ifadesinden bahsetti. Avukat Çakmak, "Yani soruşturma tabii gizli yürüdüğü için soruşturma aşamasında bizim delillerden uzak kalma durumumuz söz konusu oldu. Fakat özellikle suça sürüklenen çocuk kavramının değiştirilmesine yönelik o kadar muallak bir çalışma yapıldığı noktasında belli bazı kamuoyunda söylentiler olmasına rağmen mahkemelerin olsun, savcılıkların olsun suça sürüklenen çocukların beyanları doğrultusunda soruşturmayı ve kovuşturmayı genişletmeleri çok anlamsız. Çünkü özellikle bizim dosyada daha önce de zaten medyaya yansıyan bir dosya. Bu dosyada suça sürüklenen çocuk ifadesinde "Benim müvekkilime yönelik ablamı sırf sarkıntılık yapıp mesaj attı diye ben böyle bir eylemde bulundum" dedi. Abla bugün gelip ifadesinde "Benim kardeşim ceza alma ihtimaline karşılık, haksız tahrik indiriminde bulunma ihtimaline karşı böyle bir beyanda bulunmuştur" diye kardeşini yalanladı zaten" şeklinde konuştu.



"Biz bu çelişkili beyanlar üzerine mahkemeye resen ihbarda bulunması talebinde bulunduk"


Cinayet zanlısının çelişkili ifadeler verdiğini söyleyen Avukat Yılmaz Çakmak, "Biz burada tabii aileler arasında bir sosyal infial olmasın diye belli başlı bazı noktalara dikkat ederek beyanlarımızda bulunduk. Aile de bu konuda çok hassas. Fakat özellikle Suça sürüklenen çocuğa yönelik belli başlı bazı kanuni çalışmaların olması gerekiyor. Çünkü Suça sürüklenen çocuğu olay yerine götüren patronu, "harçlık çıkarmak için benim yanımda çalışıyordu" dediği kardeşini kalkıp kendi özel arabasıyla işe getirip işe götüren birisi. Biz bu çelişkili beyanlar üzerine mahkemeye resen ihbarda bulunması talebinde bulunduk. Umarım bir an önce adalet yerini bulur. Bizim farklı şüphelerimiz var. Şey yani özellikle benim müvekkilimin evliliğinden yaklaşık bir yıl sonra evini terk eden eşinin müvekkilime annesinin telefonundan atmış olduğu tehdit, ölümle tehdidine yönelik mesajlar var. Tabii bu gizli olan yetişkin dosyasında devam ediyor" ifadelerini kullandı.



"Suça sürüklenen çocuk kavramı noktasında ciddi anlamda bir değerlendirme yapılması gerekiyor"


Açıklamasında yargılamalarda suça sürüklenen çocuk kavramının yeniden gözden geçirilmesi gerektiğini söyleyen Avukat Yılmaz Çakmak, "Gaziosmanpaşa 3. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından apar topar karara çıkarılmaz, o diğer dosyanın akıbeti beklenir. Adalet bir an önce yerini bulur, Efnan’ın babasının katili bulunur. Bunu iştirak edenler varsa, azmettirenler varsa bunların da tespiti noktasında savcılığın da mahkemenin de gerekli çalışmaları yapacağına inanıyoruz. Size de çok teşekkür ediyoruz. Şüpheli şöyle, şüpheli olay tarihinde aslında 17 yaşına yeni girmiş. Olay tarihinde kullanmış olduğu bir silah var olayda. Yani failin burada kullanmış olduğu silahı "Ben 3 yıl önce elde ettim" demiş. Yani 6. sınıfta okulu terk etmiş biri. 12 yaşından sonra hemen. "Çalışmıyorsun etmiyorsun, aileni silahtan haberi yok, 3 yıl boyunca hiç kullanılmamış bir silah nasıl tutukluk yapmadı, sen doğrudan tek atış yaptın, daha önce hiç kullanmadım" dedi beyanında. Yani artık Suça sürüklenen çocuklara yönelik hakikaten yani kişinin ayırt etme gücünün olup olmadığı tespiti noktasında, suça sürüklenen çocuk kavramı noktasında ciddi anlamda bir değerlendirme yapılması gerekiyor" cümlelerini kullandı.



"Yani burada yardım eden vasfıyla mı olsun, ya da iştirak eden anlamında mı olsun hakikaten savcılıkların, mahkemelerin çok titizlikle dosyaları incelemeleri gerekiyor"


Açıklamasında mahkemelerin dosyaları titizlikle incelemesi gerektiğini Avukat Yılmaz Çakmak, "Biz suç tarihinde çocuk mu değil mi ona bakarız. Kanun buna bakar. Suç tarihinde fail çocuk olduğu için SSÇ olarak yargılanacak maalesef. Bunda biliyorsunuz infaz noktasında çok ciddi, çok fahiş indirimler var. Umarım onlardan yararlanmaz. Tabii, özellikle olay yerinden onu aldıktan sonra babasının evine götürüp emniyete teslim edilmesi için tanık Osman’ın ifadesiyle kendi ifadesi çok çelişkili. SSÇ, sulh ceza ifadesinde "Ben olaydan haberim vardı, Osman’a biz anlattık" diyor. Daha doğrusu "Osman bizi dinledi, biz babamıza telefonla anlattık" diyor araçla giderken. Osman da "Benim yanımda bir şey konuşmadılar. Ben kapıya gittikten sonra baba gelip dövdükten sonra ben öğrendim. Halen Osman ne hikmetse bilmiyor, ikinci defa alıp ’gel ben seni biraz gezdireyim’ diyor." Ama SSÇ bugün beyanında dedi ki "Ben dedim Osman’a bizi gezdir diye." Yani burada yardım eden vasfıyla mı olsun, ya da iştirak eden anlamında mı olsun hakikaten savcılıkların, mahkemelerin çok titizlikle dosyaları incelemeleri gerekiyor" ifadelerini kullandı.



"Duruşma 3 Temmuz’a ertelendi"


Duruşmanın 3 Temmuz’a ertelendiğini söyleyen Avukat Yılmaz Çakmak, "Maalesef şu an ülkemizde adalete insanların güveni çok sarsılmış durumda. Fakat işlerini çok güzel yapan hakim, savcılarımız var. Umarım bizim de müvekkilin katilleri, katili bir an önce tespit edilip dosya arasında varsa başkaları da, bağlantılı fiili bir bağlantıları varsa bunlar da tespit edilip dahil edilir. Gizli olan dosyada bir an önce açılır umarım. Gizlilikten bahsediyoruz; fakat o gün doğrudan gidip emniyete teslim olmuş bir şahıs hakkında haber kanallarında maalesef "İşte firari halen yakalanmadı" gibisinden haberleri biz gördük. Bunlar çok yazık. Kamuoyunu yanlış yönlendirmemek gerekiyor. Duruşma 3 Temmuz’a ertelendi. Sizlerin de katkılarınız bayağı bir oldu, çok sağ olun. Bu anlamda umarım mahkeme kamuoyu vicdanını hafifletecek, ailenin vicdanındaki kor ateşi dindirecek olumlu bir karar verir" dedi.



"Savunmasında suçunu kabul etti"


Avukat Yılmaz Çakmak, zanlının suçunu itiraf ettiğin söyledi. Avukat Çakmak, "Savunmasında suçunu kabul etti. "Ben yaptım" dedi. Fakat o şunun farkında, olur da maktulün üzerindeki swapla benim üzerimdeki swap kaydı eşleşmezse (çünkü farklı bir silahı teslim ettiği noktasında bizim şüphelerimiz var), bu aşamada suçu kabul etti ama salt sanık ikrarı biliyorsunuz ki cezalandırmaya yeter bir delil değil. Biz bunu kabul etmiyoruz. Yani bunun bir savunma mekanizması olarak kullanılmaması gerekiyor. Yan deliller zaten var. Ailenin beyanları da var. Umarım bir an önce cezalandırılır ve bu süreç bitmiş olur" diye konuştu.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara ÖSYM’den Türkiye’de bir ilk: e-YDTS başvuruları açıldı Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığı (ÖSYM), e-YDTS sınavını Türkiye’de ilk kez yapacak. Sınav başvuruları 16-28 Nisan tarihleri arasında ÖSYM’nin resmi sitesinden yapılabilecek. ÖSYM, Türkiye’de bir ilk olarak Elektronik Yabancı Dil Olarak Türkçe Sınavı’nın (e-YDTS) 9 Mayıs’ta yapılacağını açıkladı. Okuma, dinleme, konuşma ve yazma bölümlerinden oluşan e-YDTS’nin bilgisayar tabanlı bir Türkçe yeterlilik sınavı olarak, modüler becerilere dayalı bir yaklaşımla sınava katılan adayların dil becerilerini Diller İçin Avrupa Ortak Başvuru Metni (D-AOBM) ile uyumlu bir şekilde ölçeceği belirtildi. B2, C1 ve C2 seviyelerinde geçerli ve güvenilir bir Türkçe yeterlilik sertifikası sunulacak Bu doğrultuda sınavın adaylara B2, C1 ve C2 seviyelerinde geçerli ve güvenilir bir Türkçe yeterlilik sertifikası sunması amaçlanıyor. e-YDTS; eğitim kurumları, meslek kuruluşları, devlet kurumları ve diğer ilgililer için değerlendirme kriterleri, geçerlilik ve güvenilirlik açısından uluslararası standartlarla karşılaştırılabilir bir araç sağlamayı hedefliyor. Ayrıca e-YDTS’nin D-AOBM’de yer alan 4 hedef dil kullanım alanından eğitim ve mesleki dil kullanım alanlarına yönelik bir içeriğe sahip olacağı ifade edildi. Sınavın Ankara, İstanbul, İzmir ve Adana’daki e-Sınav uygulama binalarında yapılacağı dile getirilirken, sınava başvuruların ise 16-28 Nisan tarihleri arasında olacağı açıklandı. Adayların başvurularını 16 Nisan günü saat 14.00’ten itibaren ÖSYM’nin https://sanalpos.osym.gov.tr adresinden yapabileceği dile getirildi. Kapasite sınırlı olacak Sınava başvuracak aday sayısı, e-Sınav uygulama binalarının kapasitesiyle sınırlı olacak. Sınav için kontenjan Ankara’da 652, İstanbul’da 200, İzmir’de 48 ve Adana’da 100 olarak belirlendi. Ayrıca adayların sınav ücretini ödeme sırasına göre kontenjana dahil edileceği, kontenjan dolduğu takdirde adayların sınav ücretini yatırmasının sistem tarafından engelleneceği ve sınav ücreti ödeme sürecinin sonlanacağı ifade edildi.
İstanbul Kapalıçarşı’da düzenlenen operasyonda 3 milyon dolar değerinde 80 karat pırlanta yüzük ele geçirildi İstanbul’da, tarihi Kapalıçarşı’da düzenlenen operasyonda, Endonezya’dan kaçak yollarla ülkeye getirilen piyasa değeri 3 milyon doların üzerinde 80 karat pırlanta ele geçirildi, 6 şüpheli yakalandı. Şebekenin, değerli taşı Kapalıçarşı’da satmaya çalıştıkları sırada suçüstü yakalandıkları belirtildi. Alınan bilgiye göre, İstanbul Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık Suçlarıyla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, yurt dışından yasa dışı yollarla değerli pırlanta kaçakçılığı yapan şüphelilerin deşifre edilerek yakalanmasına yönelik çalışma başlattı. Yabancı uyruklu bir şebekenin değerli taş kaçakçılığı yaptığı istihbaratını alan kaçakçılık polisi, bu yönde çalışma yürüttü. Şebekenin izini süren polis, çalışmalar kapsamında, Endonezya’dan havayolu üzerinden kaçak yollarla yurda sokulan bir pırlantayı, Kapalıçarşı’da satmaya çalışan 4 şüpheli olduğunu saptadı. Adları ve eşgalleri tek tek belirlenen şüpheliler, satış esnasında polis tarafından suçüstü yakalandı. Zanlılar gözaltına alınırken, 80 karat olduğu ifade edilen değerli taşa el konuldu. Şebekeye yönelik yapılan araştırmalarda, zanlıların 12 Nisan Pazar günü Türkiye’ye giriş yaptıkları belirlendi. Çalışmalarının derinleştiren emniyet ekipleri, şebekeyle bağlantılı olduğu belirlenen 2 şüpheliyi daha düzenlenen operasyonla gözaltına aldı. Uluslararası şebekenin 6 üyesi sorgulanmak üzere Kaçakçılık Suçlarıyla Mücadele Şubesine götürüldü. Zanlıların emniyetteki işlemleri sürerken, pırlantaya yönelik yapılan incelemelerde, ülke çapında bir operasyonda ele geçirilen en büyük ve en değerli kaçak pırlanta taşı olduğu ifade edildi. Yakalanan 6 şüpheli hakkında yürütülen tahkikat işlemleri devam ediyor. (SK-
Erzincan Vali Aydoğdu: "Şiddetle mücadele eğitim seferberliğiyle güçlenecek" Erzincan Valisi Hamza Aydoğdu, merkezde görev yapan okul müdürleriyle bir araya gelerek eğitimde güvenlik, rehberlik hizmetleri ve toplumsal şiddetle mücadele konularını değerlendirdi. Valilikte düzenlenen toplantıya vali yardımcıları, birim amirleri ve eğitim sendikalarının temsilcileri de katıldı. Toplantıda konuşan Vali Aydoğdu, son dönemde yaşanan üzücü olaylara değinerek, görevi başında şehit olan öğretmene ve hayatını kaybeden gençlere Allah’tan rahmet, ailelerine ve eğitim camiasına sabır diledi. Şiddet olaylarının tek bir nedene bağlanamayacağını belirten Aydoğdu, "Toplumsal huzuru sarsan şiddet olayları yalnızca güvenlik tedbirleriyle değil, topyekûn bir eğitim seferberliğiyle aşılabilir. Bilgiyle donatılmış bir zihin, ahlakla taçlandırılmadığı sürece eksik kalır." dedi. Okulların şiddetin önlenmesinde tek başına yeterli olmayacağını ifade eden Aydoğdu, ilgili kurumlar, aileler ve sivil toplum kuruluşlarının sürece aktif katılımının önemine dikkati çekti. Vali Aydoğdu, "Bir evladımızı dahi feda etmeye tahammülümüz yok. Eğitim camiası olarak sevgi dilini şiddetin diline üstün kılmak zorundayız. Valiliğimiz koordinasyonunda ilgili tüm kurumlarımızla birlikte önleyici tedbirler alacak ve olaylara hızlı şekilde müdahale edeceğiz." diye konuştu. İl genelindeki okullarda güvenlik önlemlerinin artırılacağını ve rehberlik hizmetlerinin daha etkin hale getirileceğini kaydeden Aydoğdu, öğretmen ve öğrenciler için daha güvenli eğitim ortamı oluşturmak amacıyla çalışmaların sürdürüleceğini bildirdi. Toplantı, karşılıklı görüş alışverişinin ardından sona erdi.