SAĞLIK - 02 Nisan 2026 Perşembe 09:56

’Adet ağrısı normaldir’ algısı, kadınların tanı almasını geciktiriyor

A
A
A
’Adet ağrısı normaldir’ algısı, kadınların tanı almasını geciktiriyor

Endometriozisin üreme çağındaki kadınların yaklaşık yüzde 10’unu etkilediğini belirten Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Sehtap Nazlı Kılıç Çetin, kronik pelvik ağrı şikâyeti olan kadınlarda bu oranın yüzde 30-50’ye, infertilite grubunda ise yüzde 40’a kadar yükseldiğini söyledi. Dünya genelinde yaklaşık 190 milyon kadının bu hastalıktan etkilendiğinin tahmin edildiğini ifade eden Çetin, ’Adet ağrısı normaldir’ algısının tanıyı geciktirdiğine dikkat çekti.


Memorial Bahçelievler Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü’nden Op. Dr. Sehtap Nazlı Kılıç Çetin, endometriozisin, rahim içini döşeyen endometrium dokusunun rahim dışında yumurtalıklar, tüpler, bağırsaklar ve nadiren akciğer gibi farklı organlarda yerleşmesiyle ortaya çıkan kronik bir hastalık olduğunu belirtti.



Çoğunlukla şiddetli adet ağrısı ile ortaya çıkıyor


Hastalığın çoğu zaman şiddetli ağrı ile kendini gösterdiğini ancak belirtilerin kişiden kişiye değişebildiğini vurgulayan Çetin, şu ifadeleri kullandı:


"Şiddetli adet ağrısı (dismenore), cinsel ilişki sırasında ağrı (disparoni), kronik pelvik ağrı, bağırsak ve idrar alışkanlıklarında değişiklikler, infertilite, yoğun ve düzensiz adet kanamaları en sık görülen belirtiler arasında yer alır. Burada özellikle vurgulanması gereken nokta şudur; ‘Adet ağrısı normaldir’ algısı, birçok kadının yıllarca bu hastalıkla tanı almadan yaşamasına neden olmaktadır. Günlük yaşamı kısıtlayan ağrı mutlaka bir kadın doğum uzmanı tarafından değerlendirilmelidir."



Tanıda vajinal muayene ve görüntüleme önemli


Endometriozis tanısının günümüzde giderek daha fazla "klinik tanı" olarak kabul edildiğini belirten Çetin, jinekolojik (vajinal) muayenenin bu açıdan önemli bir yer tuttuğunu söyledi. Muayene sırasında rahim ve çevre dokuların değerlendirildiğini, hassasiyet, nodül veya kitle varlığının araştırıldığını ifade eden Çetin, vajinal ultrasonografi ile yumurtalık kistleri ve diğer bulguların ayrıntılı olarak incelendiğini kaydetti.


Bu yöntemlerin tanıyı desteklediğini belirten Çetin, kesin tanının gerektiğinde laparoskopi ile konulduğunu, manyetik rezonans görüntülemenin ise kompleks olgularda hastalığın yayılımını değerlendirmede önemli katkı sağladığını dile getirdi.


Laparoskopinin tanının kesin olarak doğrulanmasını sağlayan altın standart yöntem olarak kabul edildiğini belirten Çetin, ancak her hastada tanı amacıyla uygulanmasının önerilmediğini, güncel yaklaşımda cerrahi işlemlerin yalnızca seçilmiş olgularda tercih edildiğini, çoğu hastada tanının muayene ve görüntüleme bulgularına göre konulduğunu ifade etti.



Tedavide amaç: Ağrıyı azaltma ve doğurganlığı koruma


Endometriozis tedavisinde amacın ağrıyı azaltmak, hastalığın ilerlemesini yavaşlatmak ve çocuk sahibi olma ihtimalini korumak olduğunu belirten Çetin, birçok hastada ilk tercihin ilaç tedavisi olduğunu söyledi.


Bu tedavilerin, vücuttaki bazı hormonları dengeleyerek hastalığın etkilerini azaltmayı hedeflediğini ifade eden Çetin, şu bilgileri paylaştı:


"Doğum kontrol hapları düzenli veya sürekli şekilde kullanılabilmektedir. Progesteron içeren ilaçlar hastalığın büyümesini baskılayabilmektedir. Hormonlu spiral (rahim içi araç) hem ağrıyı azaltmaya hem de hastalığı kontrol altına almaya yardımcı olabilmektedir. Daha güçlü hormon düzenleyici iğne veya ilaçlar da bazı durumlarda tercih edilmektedir."


Bu tedavilerin özellikle ağrı şikâyetlerini azaltmada etkili olduğunu ve çoğu hastada ameliyata gerek kalmadan kontrol sağlanabildiğini belirten Çetin, ilaçlara rağmen geçmeyen şiddetli ağrı, yumurtalıklarda büyük kist oluşumu, hastalığın bağırsak veya idrar yolları gibi organları etkilemesi ya da çocuk sahibi olamama gibi durumlarda cerrahi tedavinin planlanması gerektiğini söyledi.


Bu durumlarda kapalı yöntemle yapılan ameliyatların tercih edildiğini ifade eden Çetin, ameliyatla hastalıklı dokuların temizlenebildiğini ve bunun bazı hastalarda şikâyetleri belirgin şekilde azaltabildiğini dile getirdi.



Ameliyat kararı dikkatle verilmeli


Ancak her ameliyatın riskleri bulunduğunu hatırlatan Çetin, özellikle yumurtalıklar üzerinde yapılacak işlemlerin ileride çocuk sahibi olma ihtimalini etkileyebileceğini, bu nedenle ameliyat kararının dikkatle verilmesi ve mümkünse deneyimli ekipler tarafından uygulanması gerektiğini vurguladı.


Endometriozisin uzun süreli bir hastalık olabildiğini belirten Çetin, burada amacın hastanın yaşam kalitesini artırmak ve şikâyetlerini kontrol altında tutmak olduğunu söyledi. Hastalığın kronik ve nüks eğilimi yüksek olduğunu ifade eden Çetin, cerrahi sonrası 5 yıl içinde nüks oranlarının yüzde 20-40 arasında bildirildiğini, bu nedenle uzun dönem medikal tedavilerin büyük önem taşıdığını kaydetti.



Psikolojik, sosyal ve ekonomik etkileri de var


Endometriozisin yalnızca bireysel bir sağlık sorunu değil, aynı zamanda önemli bir halk sağlığı problemi olduğunu belirten Çetin tanı gecikmesi, heterojen klinik seyir ve tedaviye rağmen nüks oranlarının yüksekliğinin hastalık yönetimini zorlaştırdığını ifade etti.


Hastalığın yalnızca fiziksel değil psikolojik, sosyal ve ekonomik etkilerinin de bulunduğunu vurgulayan Çetin, kadınlarda iş gücü kaybı, sosyal izolasyon ve depresyon gibi sorunlara yol açabildiğini söyledi.


Endometriozisin milyonlarca kadının yaşamını etkileyen ancak hâlâ yeterince konuşulmayan bir hastalık olduğunu belirten Çetin, erken tanı ve doğru tedavi ile hastaların yaşam kalitesinin belirgin şekilde artırılabileceğini, bunun yolunun ise toplumsal farkındalıktan geçtiğini sözlerine ekledi.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Diyarbakır Diyarbakır’da yeşil dönüşüm: 5 bin ağaç dikildi Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi, bir yılda 5 bin 16 ağacı toprakla buluşturup 6 bin 930 fidanı ücretsiz dağıtarak kentin yeşil dönüşümünü güçlendirdi. Büyükşehir Belediyesi, kentte ekolojik dengeyi gözeten, su verimliliğini esas alan ve sürdürülebilir yeşil alan üretimini önceleyen park ve bahçeler politikası doğrultusunda çalışmalarını bütüncül bir yaklaşımla sürdürüyor. İklim krizi ve kuraklık riskine karşı dirençli bir kent oluşturmayı hedefleyen Büyükşehir Belediyesi, bitki üretiminden peyzaj düzenlemelerine kadar uzanan süreçte yerel türlerin korunması, su tüketimini azaltan uygulamaların yaygınlaştırılması ve kamusal yeşil alanların artırılması yönünde projeleri hayata geçiriyor. Bu yaklaşım çerçevesinde yürütülen çalışmalar, yalnızca kentin estetik görünümünü güçlendirmekle kalmayıp aynı zamanda ekolojik yaşamı destekleyen, doğayla uyumlu ve uzun vadeli bir yeşil dönüşüm perspektifini de ortaya koyuyor. Park ve Bahçeler Dairesi Başkanlığı da bu kapsamda çalışmalarına hız kesmeden devam ediyor. Yenişehir ilçesi Şilbe TOKİ’de bulunan Fidanlık ve Ağaçlandırma Şube Müdürlüğü seralarında yetiştirilen İran çamı ve mavi selvi fidanlarının yanı sıra temin edilen diğer ağaçlarla kentin yeşil dokusu her geçen gün zenginleştirildi. Belirlenen takvim dâhilinde toplam 5 bin 16 ağaç toprakla buluşturuldu. Su verimliliği politikası tür seçimini belirledi Büyükşehir Belediyesinin su varlıklarını koruma politikası çerçevesinde ekipler, kuraklığa dayanıklı ağaç türlerini tercih etti. Bu kapsamda dikim çalışmalarında su tasarrufu sağlayan türlere öncelik verilerek sonbahar ve ilkbahar dönemlerinde yoğun bir çalışma yürütüldü. Ağaçlandırma çalışmalarında ekipler, mavi selvi, çınar yapraklı dut, alev, süs armudu, oya, zakkum ve diş budak gibi türlerden oluşan 5 bin 16 ağacı toprakla buluşturdu. Peyzaj düzenlemelerinde kentin trafik ve yaya yoğunluğunu da göz önünde bulunduran Park ve Bahçeler Dairesi Başkanlığı, her güzergahı ayrı ayrı değerlendirerek bölgenin yapısına uygun ağaç tasarımları oluşturdu. Geniş yapraklı ağaçlarla gölgelik alanlar artırıldı Kentteki hava sıcaklıklarını dikkate alarak daha fazla gölgelik alan oluşturmayı hedefleyen Park ve Bahçeler Dairesi Başkanlığı, cadde, bulvar ve sokakların dokusuna uygun geniş yapraklı ağaçların dikimine öncelik verdi. Peyzaj çalışmalarını özellikle yeni imar alanlarında yoğunlaştıran ekipler, kavşak, refüj ve kaldırımlara ağaç dikimi gerçekleştirdi. Güvenlik standartları gereği kavşak noktalarında yaya ve araç görüş açısını kapatmamak adına özellikle bodur ağaç türleri tercih edildi. Kentin iklim şartlarına en uygun türleri seçen Büyükşehir Belediyesi, kamu kurumlarının, ilçe belediyelerinin ve vatandaşların taleplerini de geri çevirmedi. Bu kapsamda üretilen İran çamı ve mavi selvi fidanları kentin dört bir yanında farklı alanlarda değerlendirilmek üzere ücretsiz dağıtıldı. Fidan dağıtımı faaliyetleri kapsamında Park ve Bahçeler Dairesi Başkanlığı; ilçe belediyeleri ve kamu kurumlarına 2 bin 925, vatandaşlara ise 4 bin 5 adet olmak üzere toplam 6 bin 930 fidanı ücretsiz olarak teslim etti. Kendi bünyesinde ürettiği ve dışarıdan tedarik ettiği bitkilerle kenti güzelleştirmeye devam eden Park ve Bahçeler Dairesi Başkanlığı, ağaçlandırma çalışmalarını sürdürmeye devam edecek.
İstanbul Deney hayvanları için yenilikçi buluş: Yerli ve milli sistem tescillendi Türkiye’de bilimsel araştırma altyapısına katkı sağlayacak yerli ve milli bir sistem daha geliştirildi. Biruni Üniversitesi bünyesinde geliştirilen, deney hayvanlarında güvenli tutuş, sabitleme ve eş zamanlı fizyolojik ölçüm yapılmasını mümkün kılan cihaz, Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından faydalı model olarak tescil edildi. 23 Mart itibarıyla yürürlüğe giren tescil ile buluş, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu kapsamında 10 yıl süreyle koruma altına alındı. Biruni Üniversitesi Tıp Fakültesi Fizyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Dr. Tarık Mecit, geliştirdikleri sistemin bilimsel araştırmalarda önemli bir boşluğu doldurduğunu belirtti. Mecit, deney hayvanlarıyla yürütülen çalışmalarda sabitleme ve fizyolojik ölçümlerin çoğunlukla ayrı sistemlerle yapıldığını ifade ederek, "Mevcut cihazlar genellikle yalnızca mekanik sabitlemeye odaklanmakta, fizyolojik veri toplama kapasitesi ise sınırlı kalmaktadır. Bu durum ölçüm hatalarına ve deneysel varyasyonun artmasına neden olabilmektedir" dedi. Sabitleme ve ölçüm tek platformda birleşti Geliştirdikleri sistemin bu sorunlara çözüm sunduğunu vurgulayan Dr. Mecit, cihazın sabitleme ve ölçüm süreçlerini tek platformda birleştirdiğini kaydetti. Dr. Mecit, "Çift kapaklı ve ayarlanabilir sabitleme mekanizması ile hayvanın güvenli immobilizasyonu sağlanırken, PPG tabanlı sensörler sayesinde kalp atış hızı, oksijen satürasyonu ve vücut sıcaklığı eş zamanlı olarak ölçülebilmektedir. Kablosuz veri aktarımı ile de gerçek zamanlı izleme ve kayıt imkânı sunulmaktadır" diye konuştu. Hayvan refahını destekleyen tasarım Şeffaf ve havalandırmalı yapının hayvan refahını desteklediğini ifade eden Dr. Mecit, esnek devre teknolojisi sayesinde farklı boyutlardaki deney hayvanlarına uyum sağlanabildiğini belirtti. Bu özelliklerin ölçüm doğruluğunu artırırken operatör kaynaklı hataları da minimize ettiğini dile getirdi. Bilimsel araştırmalara güçlü katkı Bilimsel araştırmalara katkısına da değinen Dr. Mecit, sistem sayesinde deneysel verilerin daha güvenilir ve standardize hale geleceğini söyledi. Dr. Mecit, "Hareket artefaktlarının azaltılmasıyla daha doğru fizyolojik veriler elde edilecek, çoklu parametre ölçümü ile bütüncül değerlendirme yapılabilecek. Bu da özellikle farmakolojik, kardiyovasküler ve solunumsal çalışmalar başta olmak üzere birçok alanda önemli katkı sağlayacaktır" ifadelerini kullandı. Etik standartları yükselten yaklaşım Hayvan refahının öncelikleri arasında yer aldığını belirten Mecit, cihazın 3R prensipleri kapsamında özellikle uluslararası etik şartlara katkı sunduğunu vurguladı. Dr. Mecit, "Nazik ve kontrollü sabitleme ile stres en aza indirilecek, fizyolojik parametrelerin sürekli izlenmesi sayesinde erken müdahale imkânı sağlanacaktır. Bu da daha etik ve etkin deney süreçlerini beraberinde getirecektir" dedi. Yerli üretimle stratejik kazanım Yerli üretimin stratejik önemine de dikkat çeken Mecit, geliştirilen sistemin dışa bağımlılığı azaltacağını ve maliyet avantajı sağlayacağını ifade etti. Mecit, "Bu tür cihazların büyük ölçüde ithal edildiği düşünüldüğünde, yerli üretim araştırma ekosistemimiz açısından önemli bir kazanımdır" diye konuştu. Akademik ekipten önemli başarı Söz konusu faydalı model başvurusu Biruni Üniversitesi adına Dr. Tarık Mecit ve buluşun fikir ortağı Halime Karaman tarafından gerçekleştirildi. Geliştirilen sistemin, üniversite-sanayi iş birliklerine de katkı sağlaması bekleniyor.
Antalya Kepez’de kolon kanserine karşı bilinçlendirme eğitimi Kepez Belediyesi, Yaşlı Dostu Kepez Projesi kapsamında Kolon Kanseri Farkındalık Haftası’nda belediye personeline yönelik bilinçlendirme eğitimi düzenledi. Doç. Dr. Bilge Baş’ın katılımıyla gerçekleştirilen programda erken teşhisin önemi, risk faktörleri ve korunma yöntemleri detaylı şekilde ele alındı. Kepez Belediyesi Sağlık Merkezi koordinasyonunda Meclis Salonu’nda düzenlenen "Kolon Kanseri Farkındalık Eğitimi" yoğun ilgi gördü. Programda kolon kanserinin sinsi ilerleyen yapısı, erken dönemde belirti vermeden gelişebilmesi ve bu nedenle düzenli taramaların hayati önem taşıdığı vurgulandı. Uzman hekim tarafından yapılan sunumda; hastalığın oluşum süreci, genetik ve çevresel risk faktörleri, beslenme alışkanlıklarının etkisi ve modern tanı yöntemleri hakkında kapsamlı bilgiler paylaşıldı. Özellikle 50 yaş ve üzeri bireylerde görülme sıklığının arttığına dikkat çekilerek, bu yaş grubunun düzenli tarama programlarına katılmasının erken teşhis açısından büyük önem taşıdığı ifade edildi. Aile öyküsü bulunan bireylerin ise kontrollerine daha erken yaşlarda başlaması gerektiği belirtildi. Eğitimde ayrıca sağlıklı ve dengeli beslenmenin, lif açısından zengin gıdaların tüketilmesinin, fiziksel aktivitenin artırılmasının ve zararlı alışkanlıklardan uzak durulmasının kolon kanseri riskini azaltmadaki etkileri ele alındı. Katılımcılara, günlük yaşamda uygulanabilecek basit ancak etkili önlemlerle hastalığa karşı korunmanın mümkün olduğu aktarıldı. Program, katılımcıların yönelttiği sorularla interaktif şekilde devam ederken, toplumda doğru bilinen yanlışların düzeltilmesine ve bilimsel, güvenilir bilgilerin yaygınlaştırılmasına katkı sağladı. Eğitim sonunda katılımcıların konuya ilişkin farkındalığının arttığı gözlemlendi. Düzenlenen bu anlamlı etkinlik, Kepez Belediyesi’nin "Yaşlı Dostu Kepez" vizyonu doğrultusunda hayata geçirilen çalışmalar arasında yer aldı. Kepez Belediyesi, bireylerin yalnızca hastalık sürecinde değil, hastalıklar ortaya çıkmadan önce bilinçlenmesini sağlamak amacıyla bu tür eğitim ve farkındalık çalışmalarını düzenli olarak sürdürürken, her yaştan vatandaşın daha sağlıklı bir yaşam sürmesi hedefiyle çalışmalarına devam ediyor. "Erken teşhis hayat kurtarır" Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz ise yaptığı açıklamada, "Toplum sağlığını korumak, yerel yönetimlerin en önemli sorumluluklarından biridir. Bizler Kepez’de yalnızca hizmet üretmiyor, aynı zamanda sağlıklı yaşam bilincini de yaygınlaştırıyoruz. Erken teşhis hayat kurtarır; bu nedenle vatandaşlarımızın düzenli sağlık kontrollerini ihmal etmemelerini özellikle rica ediyorum. Daha sağlıklı bir Kepez için çalışmalarımızı kararlılıkla sürdüreceğiz" ifadelerini kullandı.