ASAYİŞ - 04 Eylül 2023 Pazartesi 10:41

Ameliyat ettiği hasta ölen doktor kendisinden şikayetçi olan aileye hakaret davası açtı

A
A
A
Ameliyat ettiği hasta ölen doktor kendisinden şikayetçi olan aileye hakaret davası açtı

Beşiktaş’ta özel bir hastanede, Cevdet Akbulut’a yanlış müdahalede bulunulduğu ve hastanın ihmal sonucu vefat ettiğini iddia eden Akbulut ailesinin doktor hakkında suç duyurusunda bulundu. Doktor da kendisine ‘hakaret’ edildiği iddiasıyla Cevdet Akbulut’un kızından şikayetçi oldu. Konuyla ilgili konuşan Cevdet Akbulut’un kızı Merve Akbulut “Benden 1 milyon 140 bin TL para talep ediyor. Sayın devlet büyüklerim 45 tane ölümlü vakası olan biri hala ameliyatlara devam ediyor. Adalet istiyoruz” dedi.


Şeker hastası olan eşi Cevdet Akbulut’a tedavi için gittiği Beşiktaş’taki özel bir hastanede yanlış müdahalede bulunulduğunu ve eşinin ihmal sonucu vefat ettiğini iddia eden Nahide Akbulut, doktor hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunmuştu. Konuya ilişkin savcılığa sunulan suç duyurusu dilekçesinde, "Müvekkilin eşi olan ve vefat eden Cevdet Akbulut, şeker hastası olduğundan sürekli inip çıkan hastalığının yaşantısını olumsuz yönde etkilediğinden tedavi olmak amacıyla Etiler’de bulunan özel bir hastaneye gitmiştir. Hastane bünyesinde hasta bakan Doktor Alper Çelik ile görüşmeler neticesinde maktul Cevdet Akbulut tedavi olmaya karar vermiştir. Maktul 25 Nisan 2023’de diyabet ameliyatı için kan değerleri düşmemesine rağmen hastaneye yatış yapmış ve aynı gün ameliyat olmuştur. Ameliyattan 3 gün sonra taburcu olmuş, 6 gün sonra ise dikişlerinden iltihap sızmaya başlamıştır. Oradaki hemşire, doktorun şifahen söylediği reçeteyi müvekkile vermiştir. 10 Mayıs tarihinden sonra ise hasta, dayanılamayan ağrılarından dolayı hastaneye gitmiş ve ameliyattan dolayı enfeksiyon kaptığı söylenerek hastaneye yatırılmıştır. Daha sonra aynı hastanenin bünyesinde hastaya mide stendi takılmıştır" ifadelerine yer verilmişti.


Başsavcılığa sunulan suç duyurusu dilekçesinde hastanın bu ameliyattan sonra daha da ağırlaştığı ileri sürülerek, "Hasta vefat tarihine kadar hastanede kalarak defalarca işleme maruz kalmıştır. Maktulün vefatından 1 gün önce Doktor Çelik, ‘hazırlıklara başlayın’ diyerek maktulün ailesine hastanın yakın zamanda ölümünü beklediğini bildirmiştir. Maktul, diyabet hastalığından kurtulmak için yürüyerek girdiği hastaneden canlı bir halde çıkamamıştır. Doktor Alper Çelik, kan değerleri tutmamasına rağmen hastayı riske atarak ameliyata almış, sonrasında enfeksiyon riskini göze alarak hastayı taburcu etmiştir. Hasta ameliyat sırasında ihmal sonucu enfeksiyon kapmış, sonrasında vefat etmiştir. Hastanın iyileşemediğini anladıkları için hastanın çıkışı için acılı müvekkile tıbbı müdahale ret formunu imzalatmışlardır. Maktul, yapılan yanlış müdahalelerden ötürü yaşam hakkını kaybetmiş olup ölümü şüphelidir’’ denilmişti.


Doktor Alper Çelik ise kendisine sosyal medyada hakaret ettiği iddiasıyla Cevdet Akbulut’un kızı Merve Akbulut hakkında şikayetçi oldu. Doktorun kendisine 1 milyon 140 bin TL’lik dava açtığını belirten Akbulut duruma tepki gösterdi.


Cevdet Akbulut’un kızı Merve Akbulut, "Benim babamı kasten öldüren doktor Alper Çelik benim hukuki yollarımı kesmek için ‘bana sosyal medyada hakaret etti’ diyerek iftira attı. Bana tazminat davası açıyor ve para talep ediyor. Benim davamın açılması bu kadar uzun sürerken kendisi bana jet hızıyla araya arabulucu koyarak dava açması beni yolumdan döndürmez. Hiçbir şekilde yolumdan dönmeyeceğim. Benden 1 milyon 140 bin TL para talep ediyor. Sayın devlet büyüklerim 45 tane ölümlü vakası olan biri hala ameliyatlara devam ediyor. Adalet istiyoruz, yargının cezasını vermesini bekliyoruz. Doktorla bir görüşmem olmadı arabulucu avukatla bir toplantı oldu. Kendisi bana hakarette bulunduğunu söyledi fakat ben hiçbir şekilde hakarette bulunmadım. Olanı söyledim babamı öldürdüğü için haykırışta bulundum. Avukat ve doktor bana sırıtarak ‘hiçbir şey yapamazsınız istediğiniz yere şikayet edin’ dedi" ifadelerini kullandı.


Cevdet Akbulut’un eşi Nahide Akbulut ise "Benim 13 yaşında evladım babasız kaldı. Beş tane evladımı babasız bıraktı. Oğlum odaya giriyor çıkmıyor. Psikolojisini bozdun çocuğumun. Ben şimdi o çocuğa ne söyleyeyim. Sen benim evlatlarımı babasız bıraktın. Şu anda da kızımla uğraşıyorsun, ne istiyorsun bizden? Vicdanın ve merhametin varsa yapmazsın bunu bize. Kabul edersin suçunu. Ben bu adamın ceza almasını istiyorum. Ben iki ay boyunca eşimin başındaydım. Benim yüreğim yanıyor, gece gündüz dökülen gözyaşlarımın hesabını vereceksin. Biz sosyal medyada paylaşım yapınca üzülüyormuş, psikolojisi bozuluyormuş. Peki bizim psikolojimizi kim düzeltecek? Hayvanlar gününde hayvanların gününü kutluyor, bu insanların günü nasıl acaba hiç soruyor mu? Bayramın ilk gününde millet tatilde geziyor, ben ise eşimi gömüyorum" dedi.



Ameliyat ettiği hasta ölen doktor kendisinden şikayetçi olan aileye hakaret davası açtı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Aydın Milli Eğitim Bakanı Tekin’den Aydın’da ’Demokrasi ve Însan’ dersi Bir dizi program ve etkinlik için Aydın’a gelen Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Adnan Menderes Demokrasi Müzesi’nde düzenlenen özel programda Aydın’daki bir grup öğrenciye ‘Demokrasi ve İnsan’ konulu ders verdi. Yıllar sonra öğrencilerin karşısına geçip ders veren Bakan Tekin, yaklaşık 1 saatlik gecikme ile başladığı programına öğrencilerden helallik isteyerek başladı. Aydın İl Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından organize edilen programda Adnan Menderes Anadolu İmam Hatip Lisesi, Aydın Lisesi, Sosyal Bilimler Lisesi, Aydın Fen Lisesi ve Yüksel Yalova Güzel Sanatlar Lisesi’nden seçilen öğrenciler ‘Demokrasi ve İnsan Dersi’ni Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in anlatımı ile dinledi. Dersine; yasama, yürütme ve yargı sistemini anlatarak başlayan Bakan Tekin, Türkiye’de demokrasinin 1878’de başladığını ancak Adnan Menderes Dönemi’nde yaşananların demokrasiyle bağdaşmadığını belirterek, "Bizde demokrasi tartışması bize bu konuda akıl verenlerden çok önce 1878 de başlamıştır" dedi. "Nisan ayını Milli Egemenlik ve Demokrasi Ayı ilan ettik" Demokrasi ve milli egemenlik tarihi bakımından Nisan ayını önemsediklerini ve bu nedenle bu ayı ‘Milli Egemenlik ve Demokrasi Ayı’ ilan ettiklerini kaydeden Bakan Tekin, Demokrasi Müzesi’nde verdiği dersinde demokrasi şehidi Aydınlı Başvekil Adnan Menderes’in siyasi hayatı ve o dönemde yaşananlardan bazı kesitlere yer verdi. Adnan Menderes’in içinde siyasete başladığı CHP’nin takip ettiği politikayı, ülke çıkarları adına beğenmeyerek Celal Bayar ile Demokrat Parti’yi kurduğunu belirten Tekin, Türkiye’de birden fazla siyasi partinin katıldığı ilk seçimde açık oy kullanılıp gizli sayım yapılan günleri anlattı. 27 Mayıs 1960’da halkın iradesi yok sayılarak yapılan darbeden de kısaca söz eden Bakan Tekin, millet iradesi ve demokrasinin önemine değindi. Dersin sonunda Bakan Tekin, öğrencilerin sorularını cevapladı. Türkiye’deki eğitim sistemi ülkemizin dünyadaki durumu hakkında da bilgiler veren Tekin, artık beceri odaklı bir eğitime odaklanıldığını kaydetti. "350 bin sınıftan 750 bin sınıfa geldik" Türkiye’nin 2002 yılındaki sınıf sayısının 350 bin civarında, öğretmen sayısının 500 bin civarında olduğunu geride kalan süreçte bu sınıfların yaklaşık 150 binin deprem veya çeşitli nedenlerle yok olduğunu belirten Tekin, "Bugün gelinen noktada 750 bin sınıf 1 milyon 250 bin öğretmen ile eğitim devam ediyor" dedi. Bakan Tekin, "Eskiden bilgiyi erişmek için tek enstrüman okul idi. O zaman bizim sistem bunun üzerine kurulu idi. Artık bilgi vermek değil beceri temelli bilginin hayata dönüştürüldüğü bir sistem önem kazandı. Beceri odaklı eğitim müfredatına geçtik. Türkiye’de 75 bin okulumuz var. Kararları alırken aldığımız kararın yan etkilerini de düşünerek alıyoruz" dedi. Program sonunda Bakan Tekin’e Yüksel Yalova Güzel Sanatlar Lisesi öğretmeni tarafından anlık olarak çizilen bir portre hediye edildi.