GENEL - 07 Kasım 2021 Pazar 14:24

Anadolu Aydınlar Ocağı Genel Başkanı Prof. Dr. İbrahim Öztek: "Büyük vatan zaferi kutlu olsun, Karabağ Azerbaycan’dır"

A
A
A
Anadolu Aydınlar Ocağı Genel Başkanı Prof. Dr. İbrahim Öztek: "Büyük vatan zaferi kutlu olsun, Karabağ Azerbaycan’dır"

Anadolu Aydınlar Ocağı Genel Başkanı Prof.

Anadolu Aydınlar Ocağı Genel Başkanı Prof. Dr. İbrahim Öztek, "Büyük vatan zaferi kutlu olsun, Karabağ Azerbaycan’dır" dedi.


Anadolu Aydınlar Ocağı Genel Başkanı Prof. Dr. Öztek, 8 Kasım Karabağ Zaferi’nin 1. yıl dönümü dolayısıyla yaptığı açıklamada, "Çar Petro’dan itibaren Rusların sıcak denizlere inme hayalleri, Ermenilerin Azerbaycan topraklarına yerleştirilmesi ile Güney Kafkasya dengeleri giderek bozuldu. Rusya ile Osmanlı İmparatorluğu arasında oluşturulan bu tampon bölgenin merkezi de Karabağ’dı. Rus stratejistlere göre Karabağ’a hakim olan Anadolu’ya, Azerbaycan coğrafyasına ve İran’a hakim olacaktı. 1813, 1827 ve 1828 Osmanlı-Rus ve İran-Rus savaşlarından sonra yenilgimiz Rusları giderek hedeflerine yaklaştırdı. Bölgeye topladıkları Ermeniler, Rus çıkarları için eğitildi, donatıldı ve Türklerin üzerine salındı. Birinci Dünya Savaşı günlerinde Trabzon’a, Erzurum’a ve Muş’a kadar gelen Rus birlikleri Azerbaycan’da da büyük katliamlar ve soykırımlar uyguladı. Büyük savaşın son aylarında Kafkas İslam Ordusu ve Nuri Paşa, daha sonra da Kazım Karabekir Paşa hem Ruslara hem de Ermenilere gereken dersi vererek, ordularını perişan etti. Azerbaycan’ın çilesi bitmedi. 1990 yılında Ruslar 60 bin kişilik orduları ile Azerbaycan’a girdi. 1991 yılında Sovyetler Birliği’nin dağılması sonrası uslanmayan Ermeniler, Rus birliklerinin de desteği ile 1992 yılında Hocalı soykırımı ve Karabağ işgalini gerçekleştirdi. İşgal edilen bölgede Türk yurtları, tarih ve kültürel varlıkları talan edildi. Binlerce soydaşımız katledildi. 1 milyon soydaşımız tehcire uğradı. Bu azap ve işkence 30 yıla yakın sürdü. Ermenistan, ne Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ne de Birleşmiş Milletler kararlarını hiçe saydı. Fakat başta Devlet Başkanı İlham Aliyev ve Azerbaycan diasporası yılmadan büyük bir gayretle haklı davalarını tüm dünya platformlarında canlı tutarak, siyasi olarak da daima Ermenilerden önde oldular. Türkiye ve Azerbaycan’ın petro-gaz başta olmak üzere enerji, ekonomi, kültürel, siyasi ve askeri, her konudaki işbirliği, Azerbaycan’ın giderek Kafkasların parlayan yıldızı olması, Ermenistan’ı çileden çıkardı. Zaman zaman yaptığı sınır tecavüzleri ile dikkatleri Karabağ’ın dışına taşıma gayretlerine girdi. Özellikle enerji arterlerinin ve demiryolunun geçtiği stratejik Tovuz bölgesine tecavüzü bardağı taşıran son damla oldu. Bunun üzerine savaşa hazır, imanlı, inançlı, yıllardır düşmanının haksız tecavüzlerine karşı bilenmiş kahraman Azerbaycan Türk askeri 27 Temmuz 2020’de birçok cepheden taarruza geçti. Kuzey, güney ve cepheden akınlar, dağlık bölgelerde göğüs göğüse savaş, dünyada emsali görülmemiş Türkiye-Azerbaycan dayanışması, İHA’nın ardı ardına darbeleri Ermenistan Silahlı Kuvvetleri’ni çökertti ve Ermenistan teslim olmak zorunda kaldı. Savaşın en büyük kazançlarından biri de Türk’ün şark kapısı olan Nahcivan ile Azerbaycan arasında açılacak olan koridordu. Bu koridor, Türk dünyasını birleştirecek bir koridordur. Bu koridorun başı Türkiye, boyun kısmı Azerbaycan ve gövde ulu Türkistan’dır" dedi.


44 gün içinde kazanılan büyük vatan zaferinin “Karabağ Azerbaycan’dır” haklılığını ortaya koyduğunu ve 30 yılın hasretinin bittiğini söyleyen Öztek, "Azerbaycan öz topraklarını işgalden azad etmiş, Azerbaycan’ın hasretiyle yanan kayıp vatan topraklarını yeniden vatana katmıştır. Bu zafer Azerbaycan’ın olduğu kadar bütün Türk milletinin zaferidir. Bu zafer, Rusya’ya, Amerika’ya, Fransa’ya ve tüm batı dünyasına karşın kazanılmış küçümsenmeyecek büyük bir zaferdir. Bugün bu zaferin birinci yıl dönümümü yaşıyoruz ve büyük bir coşku ile kutluyoruz. Bu zafer Kafkaslara istikrar getirecek bir zaferdir. Arzumuz bundan sonra Türkiye, Azerbaycan ve Ermenistan el ele versin, bu elbirliğine diğer bölge ülkeleri de katılsın ve bölgemiz huzur içinde giderek kalkınsın ve zenginleşsin. Vatan uğrunda kaybettiğimiz şehitlerimize Allah’tan rahmet, gazilerimize de şifalar diliyoruz" ifadelerini kullandı.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Elazığ Elazığspor Teknik Direktörü Erkan Sözeri: "Elazığspor rakip seçmez, çıkar oyununu oynar" Önlerinde 2 final kaldığını aktaran Elazığspor Teknik Direktörü Erkan Sözeri "Hele bir yerimizi garantileyelim, ondan sonra rakip kim olursa olsun fark etmez. Elazığspor rakip seçmez, çıkar oyununu oynar" dedi. Elazığspor, Nesine 2. Lig Beyaz Grup’un 37. haftasında deplasmanda İskenderunspor ile karşılaşacak. Bordo- Beyazlılar bu maçın hazırlıklarına kendi tesislerinde devam ediyor. İskenderunspor maçı hazırlıklarının çok iyi geçtiğini belirten Sözeri, "12 finalin 10’u tamam. Yola çıkarken 12 finalimiz var demiştik, 10 tanesini alnımızın akıyla geçtik. Şimdi önümüzde 2 final kaldı. Hele bir yerimizi garantileyelim, ondan sonra rakip kim olursa olsun fark etmez. Elazığspor rakip seçmez, çıkar oyununu oynar. 3 puan alırsak kesin, sonuçlara göre 2 puanla da Play-Off’tayız. Ama biz kazanmak için sahada olacağız" şeklinde konuştu. Şehrin desteğinin çok önemli olduğunu vurgulayan Erkan Sözeri, "Bize inanılmaz bir destek verdiler. Taraflarımızın yanımızda olması çok değerli ve kıymetliydi. Bundan sonra da zaten olacaklardır. Bizde zaten hiçbir şeye bakmadan play-off’a kalmış olacağız. Belki sonuçlarda bizi destekleyecektir ama biz 2 puana zaten kalıyoruz. 3 puan alırsak mutlaka play-off’a kalıyoruz. Ondan sonraki süreç tabi ki oyucularımızla biz bir kampa gideceğiz. İnşallah bize bu şampiyonluk nasip olur. Bu çalışma ve irade işi ama nasip olursa da çok mutlu olacağız. Bu şehir özellikle stadıyla camiasıyla büyüklüğüyle gerçekten şampiyonluğu hak ediyor. Elazığspor bir üst ligi değil hatta Süper Ligi hakkediyor. Biz bu yönde çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Oyuncularımızdan çok memnunuz gerçekten çok iyi irade sergiliyorlar. Bazen hata yapsalar da biz bunları tolere ediyoruz" diye konuştu.
İstanbul Kırkpınar Ağası Ufuk Özünlü: Farklı dönemlerde 3 kez kemer alan başpehlivanlarımıza da devlet sporcusu ünvanı verilebilir" Kırkpınar Ağası Ufuk Özünlü: Farklı dönemlerde 3 kez kemer alan başpehlivanlarımıza da devlet sporcusu ünvanı verilebilir" dedi. Kırkpınar Ağası Ufuk Özünlü, D-Smart’ta yayınlanan Spor Ajansı programında gündeme dair açıklamalarda bulundu. ‘Kırkpınar Ağası’ olma hikayesini anlatan Özünlü, "Babam, ‘Kırkpınar Ağası’ olmak istiyordu, rahatsızlanınca ’Bu işi sen yap’ dedi. Aslında ben bu işe öyle başladım. Benden önceki kişi zaten ağabeyim Seyfettin Selim’dir. O yaşayan bir efsane, ağaların ağasıdır. Kendisi bu işi severek ve inanarak yapan birine bırakacağını söylemişti. Orada devraldığım iki miras var; önce buna uygun hareket etmek gerekiyordu" diye konuştu. "Bu işi herkes açısından daha cazip hale getirmeliyiz" Ufuk Özünlü, normal şartlarda Kırkpınar’da 3 kez üst üste şampiyon olan başpehlivanların altın kemerin ebedi sahibi olmasının yanı sıra "Devlet sporcusu" ünvanını da kazandığı belirterek, "Bu milli sporcu statüsüdür ve çok kıymetlidir. Ancak günümüzde altın kemeri almak çok zor olduğu için bu kurala farklı dönemlerde 5 kez kazananlarında altın kemerin ebedi sahibi olması konusunda değişiklik yapıldı. Uluslararası milli müsabaka tekrarlanma sıklığına dikkat edersek şahsi fikrim yağlı güreşin sürdürülebilirliği ve yetişen gençler içinde yağlı güreşi meslek olarak seçmesi açısından 3 yıl farklı dönemlerde Kırkpınar’da birinci olanlara devlet sporcusu ünvanı verilebilir. Başpehlivanlık 40’lı yaşlar kadar süren çok zor bir süreç. Bu işi herkes açısından daha cazip hale getirmeliyiz" açıklamasında bulundu. "Yağlı güreş kendi içinde büyük bir saygı barındırır" Yağlı güreşin birçok yönüyle diğer spor dallarından ayrıldığını belirten Özünlü, "Er meydanı aslında insanın nefsi ile mücadelesidir. Bir meydan okumadır, cesarettir. Bizim güreşlerimizde aynı boyda olanlar arasında sıklet, kilo farkı ya da yaş farkının bir önemi yok. Kendi içinde büyük bir saygı barındırır; kazananın, kaybedenin elini öptüğü bir spor dalıdır. İngiltere’de şampiyon takımı rakibin alkışlaması gibi, bizde de bu centilmenlik ’ata sporu’ ruhuyla hep vardı. Ben kişisel er meydanım olan iş hayatımdaki başarıyı buraya da taşımayı ve bu aile bilincini yukarı taşımayı seviyorum" ifadelerini kullandı. "Matematik ve tarihe atıf yapmayı seviyorum" Ağalık ihalelerinde verdiği rakamları ve içeriklerini de açıklayan Ufuk Özünlü, "İlk ihaledeki 34 milyon 571 bin 952 TL rakamının bir anlamı var. 34, işimizin ve aşımızın olduğu İstanbul’u temsil ediyor. 57, babamın doğum yeri olan Sinop’u ifade ediyor. 1952 ise babamın doğum yılı. Babam ihaleye giremedi ama en azından rakamlarla adını tarihe yazalım istedim. İkinci ihalede verdiğim 40 milyon 664 bin 665 TL ise 40 rakamı Kırkpınar’dan, 664 ve 665 rakamları ise üst üste ağalık yaptığım yıllardan geliyor. Matematik ve tarihe atıf yapmayı seviyorum, önümüzdeki yıl yine sürpriz rakamlarım olacak" diye konuştu. "Kırkpınar Ağalığı bambaşka bir şey" ‘Kırkpınar Ağalık’ kavramının zamanla değiştiğini belirten Özünlü, "Ağalık çok zor bir iş, toplumda her zaman iyi bir karşılığı olmayabiliyor. Günde 50 kez yardım mesajı alıyorum, elimizden geldiğince yapıyoruz ama Kırkpınar ağalığı bambaşka bir şey. Kırkpınar, 665 yıldır süren bir gelenek ve Guinness Rekorlar Kitabı’na girmiş bir marka. Ben kendimi ’kurumsal bir ağa’ olarak konumluyorum ve bu süreci kurumsal yapıda yönetmeyi seviyorum. Seyfettin ağabey daha otoriter ve geleneksel ağa yapısında. Tarzlarımız farklı olsa da cevaplarımız ve hedefimiz her zaman aynıdır" dedi. "Önümüzdeki sezon futbol için ’Er Meydanı Sezonu’ densin isteriz" Ufuk Özünlü; futbol dünyasından Sadettin Saran, Ali Koç, İbrahim Hacıosmanoğlu gibi isimlerle görüştüklerini, gelecek ay da Dursun Özbek ile görüşeceklerini söyledi. Özünlü, sözlerini şöyle sürdürdü: "Sayın Ali Koç, başkan seçilseydi Antalyaspor maçında sahaya çıkan çocuklarımıza kıspet giydirecektik. Kendisi konuya çok ilgili ve bana bu geleneği tekrar anlattırdı. Vedalaşırken de kol bağlayarak güzel bir anımız oldu. Futboldaki herkesin mağdur olduğu ve şikayet ettiği bir ortam var. Artık geçmişe bir sünger çekilsin isteriz. Önümüzdeki sezon futbol için ’Er Meydanı Sezonu’ densin isteriz, bu konuda her türlü desteği sunmaya hazırız. Geçtiğimiz hafta TFF 1. Başkan Vekili Mecnun Otyakmaz ile bir araya geldik. Kendisi de ciddi bir güreşsever. Çok da destekliyor bizi. Bana Türk Milli Takım formasını takdim etti. Ben de onlara üzerine ’Ermeydanı’ ve ’Kırkpınar Türkiye’dir’ yazan atkımızı hediye ettim. İnşallah biz de milli takıma destek olmak ve onların da bize Er Meydanı’nda bir destek göstermesini isteriz." "Söz veriyorum 1 sene boyunca şahsi sponsorları olacağım" Güreşin lig usulüne dönme kararıyla ilgili düşüncelerini de paylaşan Özünlü, "Sponsorluk ve yayın geliri olmadan hiçbir spor büyümez. Onun için liglerin büyütülmesi gerektiğini söyledi. Eğer 4 büyük kulübümüzden biri yağlı güreş branşı açarsa, söz veriyorum 1 sene boyunca şahsi sponsorları olacağım" sözlerini sarf etti. "Bu yıl Kırkpınar’da çok daha fazla seyirci deneyimi olacak" Geçen yıl seyircilerin konforu ve ihtiyaçları için yapılan düzenlemelerin herkes tarafından takdir görmesi üzerine sorulan soruya, her anlamda seyirci açısından geçen yıla göre daha fazla hazırlık yaptıklarını söyleyen Kırkpınar Ağası Ufuk Özünlü seyirciyi daha fazla işin içinde tutacaklarını ve heyecanın dorukta yaşanacağı hazırlıklar yaptıklarını dile getirdi.