KÜLTÜR SANAT - 07 Mart 2026 Cumartesi 11:57

Aras Kargo’dan 8 Mart Dünya Kadınlar Günü mesajı

A
A
A
Aras Kargo’dan 8 Mart Dünya Kadınlar Günü mesajı

Aras Kargo, toplumsal cinsiyet dengesini insan odaklı dönüşüm yolculuğunun merkezine yerleştirerek kadınların iş hayatındaki varlığını ve liderliğini güçlendirmeye yönelik projelerini sürdürüyor. Aras Kargo’nun 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü için hazırladığı özel filmle sahadan karar masalarına uzanan farklı alanlarda kadınların emeğini, katkısını ve kurum içindeki etkisini gösterirken Aras Kargo’nun insan odaklı ve kapsayıcı kültür yaklaşımını da somut bir şekilde ortaya koyuyor.


Türkiye’nin önde gelen kargo şirketlerinden Aras Kargo, kadınların iş hayatındaki varlığını ve liderliğini destekleyen yaklaşımını kurum kültürünün merkezine yerleştirdiğini duyurdu. Bu kültürel dönüşümün bir yansıması olan toplumsal cinsiyet dengesi yaklaşımıyla kapsayıcı adımlar atılırken, kadınların işe alım süreçlerinden kariyer gelişimine kadar iş hayatının her aşamasında daha görünür ve güçlü bir şekilde yer alması destekleniyor.


Sahada, karar masasında, sporda


8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü için hazırlanan özel film, kadınların sahadan yönetim masasına uzanan güçlü varlığını ve oluşturdukları etkiyi görünür kılıyor. Filmde; direksiyon başındaki kadın sürücüler ve dağıtım yapan kadın kuryelerin görüntüleriyle kadınların Aras Kargo’daki aktif ve etkili rolü öne çıkıyor. Bir toplantı masasında karar mekanizmalarında yer alan kadın yöneticiler ile kadın liderlerin Aras Kargo’daki temsiliyeti, Sultanlar Ligi’nde mücadele eden Aras Kargo Kadın Voleybol Takımı ile de kadınların spordaki varlıkları vurgulanıyor. Film; Aras Kargo’ nun kadın CEO’su, kurduğu voleybol takımı ve kadınların operasyonel alandaki rolleriyle cinsiyet dengesi yaklaşımını ortaya koyuyor.


"Toplumsal cinsiyet dengesi kurumsal dönüşümümüzün merkezinde"


Aras Kargo CEO’su Barbara Hagen kadın liderliği ve toplumsal cinsiyet dengesine verilen önemi vurgulayarak, şu açıklamada bulundu: "Aras Kargo’da amacımız; kadın liderlerin neşeyle bir araya geldiği, birbirine ilham verdiği ve sektörde daha fazla kadının liderlik rollerine adım atmasına cesaret veren bir alan oluşturmak. Kadınların gelişebileceği bir alan oluşturmanın, tüm çalışanları yukarı taşıdığına inanıyoruz. Bu nedenle karar alma süreçlerinde cinsiyet dengesini bir iyi niyet meselesi olarak değil, temel bir iş stratejisi olarak ele alıyor ve kadın lider oranımızı yüzde 40’a taşıyacak somut adımları hayata geçiriyoruz. Aras Kargo İcra Kurulu’nda ben dahil beş kadın liderin bulunması, bu yaklaşımımızı ortaya koyuyor. İnsan ve kültür yapılanmamız altında cinsiyet eşitliğine yönelik 416 farklı KPI’ı takip ediyor; hızlı sonuç üreten uzun vadeli dönüşümü destekleyen uygulamalar hayata geçiriyoruz. "Kadın adaylara açığız" ifadesini içeren iş ilanları, her mülakat sürecinde en az bir kadın yöneticinin yer alması ve çalışan annelere kreş desteği bu adımların bir kısmını oluşturuyor. Ebeveynliği ise bireysel değil, ortak bir yolculuk olarak görüyoruz. Erkek çalışanlarımıza tanıdığımız 30 gün babalık izni ile erkeklerin de ebeveynlik sorumluluğunu paylaşabildiği bir çalışma kültürü kurmayı önemsiyoruz. İşe Dönüş Rehberi uygulamamız ile çalışan annelerimizin iş hayatına dönmesine destek oluyoruz. Çünkü biliyoruz ki; kadınlar görüldüğünde, duyulduğunda ve desteklendiğinde sadece bireyler değil, tüm organizasyon güçlenir. 8 Mart için hazırladığımız bu özel filmle de her zaman yanlarında olduğumuz kadın çalışanlarımızın rolünü ve oluşturdukları etkiyi görünür kılmayı amaçladık. Direksiyon başındaki kadın sürücülerimiz, sahada dağıtım yapan kadın kuryelerimiz, Türkiye’de ve iştirak ülkelerimizde karar masalarında yer alan kadın yöneticilerimiz ve Sultanlar Ligi’nde mücadele eden kadın voleybol takımımız başta olmak üzere kendilerini istedikleri yere taşıyan tüm kadınların her zaman yanındayız. Bu vesileyle; emeğiyle, vizyonuyla ve cesaretiyle dünyayı dönüştüren tüm kadınların 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nü en içten dileklerimle kutluyorum."


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Manisa Ramazan geleneği ’Susamlı helva’ tezgahlarda Manisa’nın Demirci ilçesinde Ramazan ayının simgesi haline gelen ve halk arasında "bitli helva" ya da "köy helvası" olarak da bilinen susamlı helva, 75 yıldır aynı geleneksel yöntemlerle sofraları süslüyor. Manisa’nın Demirci ilçesinde 75 yıldır aynı yöntemle hazırlanan geleneksel susamlı helva sadece Ramazan aylarında yapılıyor. Demirci ilçesinde yaşayan 85 yaşındaki İhsan Akgün, 76 yıl boyunca sürdürdüğü helvacılık mesleğini oğlu Mustafa Akgün’e devretti. Hacıhasan Mahallesi’ndeki tarihi iş yerlerinde baba yadigarı kazanların başına geçen Akgün ailesi, sahur vaktinden iftar saatine kadar yoğun mesai harcayarak bu asırlık lezzeti yaşatıyor. Mesleği dedesinden ve babasından devralan 3. kuşak temsilcisi Mustafa Akgün, susamlı helvanın yapım sürecini sabahın erken saatlerinde başlatıyor. İçerisinde glikoz veya yapay tatlandırıcı bulunmayan helva; su, şeker, limon suyu ve çöven otunun ateşte kaynatılmasıyla hazırlanan ağdanın, tahta kepçelerle kıvam alması ve çifte kavrulmuş susamla buluşmasıyla üretiliyor. "Sadece Ramazan ayında üretiyoruz" Babasından öğrendiği usulleri harfiyen uyguladığını belirten Mustafa Akgün, şunları kaydetti: "Bu lezzet Demirci’mizin 75 yıllık kültürel bir mirasıdır. İşçiliği ve hazırlanışı oldukça zor olduğu için sadece Ramazan ayında üretiyoruz. Diğer yerlerde yapılan kandil helvasıyla karıştırılsa da tadı ve kıvamıyla çok sıra dışı bir lezzettir. Babam ilerleyen yaşı nedeniyle artık fiilen üretim yapamıyor ama dükkana gelerek hem işleri kontrol ediyor hem de müşterilerle ilgileniyor. Geleneksel çizgimizden ödün vermeden ilçemize ve kargo yoluyla il dışına bu lezzeti ulaştırıyoruz." Helvacı İhsan Akgün’ün damadı Nurullah Baş, "75 yıldır deden toruna devam eden bir mesleğimiz var. Susamlı helva Demirci’nin değerli bir ürünüdür. Her ramazan ayında ailecek devam ettirmeye gayret ediyoruz. Ramazanda kaçınılmaz bir lezzet. Şeker kazanda pişirilerek ağda haline getirilir. İlk kıvamda çöven suyu atılarak son kıvama getirilir. Sinide yığılan susamın içerisine ağda dökülerek açılır ve helva haline getirilir" dedi. Vazgeçilmez bir lezzet İlçe sakinlerinden biri olan Sami Bol isimli vatandaş, "Devamlı müdavimiyiz. Tahini köpüklü helvası ve bitli helvası vazgeçilmez bir lezzet" derken, bir diğer vatandaş Hamise Dede ise şunları söyledi: "Helvacı İhsan’ın helvasını çok seviyoruz. Ramazan girince gelmeden edemiyoruz. Geleneksel bir lezzet bizim için. Tahini çok güzel".
İstanbul Küçükçekmece’de APP plaka kuyruğu: 140 bin lira ceza yememek için şoförler odası önünde yoğunluk oluştu Yürürlüğe giren yeni düzenleme gereği ‘APP’ plaka olarak bilinen standartlara aykırı plakalarını 140 bin lira ceza yememek için değiştirmek isteyen sürücüler, plaka basımı için İstanbul Küçükçekmece Şoförler Odası önünde uzun kuyruklar oluşturdu. Yürürlüğe giren Trafik Ceza Kanunu uygulaması nedeniyle araçlarında standartlara aykırı (APP) plaka kullanan ve resmi mühür ve güvenlik unsurlarına uymadığı tespit edilen sürücülere ilk ihlalde 140 bin para cezası kesilecek ve sürücü belgeleri 30 günlüğüne geri alınacak. İhlalin aynı yıl içinde ikinci tekrarında ise ceza miktarı 280 bin lira olacak ve sürücülerin ehliyetine 60 günlüğüne el konulacak. Yeni düzenleme çerçevesinde ceza yememek için sürücüler Küçükçekmece Şoförler Odası önünde yoğun kalabalık oluşturdu. "Panik yaparak plakaları değiştirmeye geldik" Cezayı öğrenir öğrenmez panikle plakasını değiştirmeye geldiğini belirten bir vatandaş, "İnternette sosyal medyada gördüğümüz plakaya yazılan cezalar şu an gündemde ‘APP’ plakanın güncel sistemde uygun olmadığı belirtiliyor. Son zamanlarda gündemde olan haberlerden dolayı panik yaparak plakaları değiştirmeye geldik" dedi. "Yaklaşık 3 saattir sıradayız" 3 saattir sırada burada beklediğini ifade eden Doğan Özçelik, "Satın aldığım aracın ön plakası orijinal arka plakası ‘APP’ plaka çıktı polis arkadaşlar değiştirmemi söyledi. E-devlet üzerinden tek plaka için başvuru yaptım. 140 bin lira gibi bir cezadan bahsediliyor. Tüm şoförlerin dikkat etmesini rica ediyorum. Yaklaşık 3 saattir sıradayız maalesef içeride 1 kişi görev yapıyor şoförler odasından destek istiyoruz" diye konuştu.
İzmir 30 yıllık emeğe ‘uluslararası’ onur Dünyanın en etkili bilim insanları listesine seçilen sayılı Türk akademisyenden biri olan İzmir Ekonomi Üniversitesi (İEÜ) Elektrik-Elektronik Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Aydın Akan, uluslararası ödüllerine bir yenisini daha ekledi. Haberleşmeden sağlık teknolojilerine, jeofizikten uzay sistemlerine kadar birçok alanda kullanılan sinyal işleme üzerine yaptığı çalışmalarla tanınan Prof. Dr. Akan, Avrupa Sinyal İşleme Birliği (EURASIP) tarafından ‘2026 Üstün Hizmet Ödülü’ne layık görüldü. Dünyanın en saygın bilimsel kuruluşları arasında yer alan Avrupa Sinyal İşleme Birliği, 2000 yılından bu yana çalışmalarıyla fark oluşturan ve gelecek kuşaklara ışık tutan bilim insanlarını, ‘üstün hizmet ödülü’ ile onurlandırıyor. Bu ödül, her yıl sadece bir kişiye takdim ediliyor. Bilim camiasındaki liderliği ile örnek gösterilen İEÜ Elektrik-Elektronik Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Aydın Akan, 31 Ağustos-4 Eylül 2026 tarihleri arasında Belçika’nın Bruges kentinde gerçekleştirilecek törende ödülünü alacak. "Yazdığım kitap yurt dışında okutuluyor" EURASIP içerisinde daha önce de çeşitli kademelerde görevler üstlendiğini belirten Prof. Dr. Akan, "Sinyal işleme alanında 1990’lı yıllardan bu yana çok sayıda çalışma yürüttüm. Alanımla ilgili iki ders kitabı kaleme aldım. ‘Signals and Systems Using Matlab’, dünyanın birçok farklı yükseköğretim kurumunda ders kitabı olarak okutuluyor. EURASIP Biyomedikal Görüntü ve Sinyal Analitiği Teknik Komitesi’nde de önceki dönem başkanlık görevini üstlenmiştim. Mühendislik alanındaki çalışmalarımı, ilk günkü heyecan ve kararlılıkla sürdüreceğim" dedi. "Üretmeye devam edeceğim" Prof. Dr. Akan, sözlerini şöyle sürdürdü: "Yaklaşık 30 yıldır sinyal işleme alanında eğitim verip, bu alanda 38 doktora ve 57 yüksek lisans öğrencisi mezun ettim. Çok sayıda bilimsel araştırma eseri yayınladım. Bu çabalarımın, böylesine anlamlı bir ödülle taçlandırılması benim için son derece keyifli ve mutluluk verici oldu. Bundan sonra da İzmir Ekonomi Üniversitesi’nin güçlü akademik ekosistemi içinde üretmeye ve bilime katkı sunmaya devam edeceğim." Bir başarı öyküsü Akademik hayatına 1996 yılında başlayan Prof. Dr. Aydın Akan’ın bugüne kadar uluslararası indeksli dergilerde yayımlanmış 93 makalesi, 142 uluslararası konferans bildirisi, 2 ulusararası kitabı, 10 uluslararası kitap bölümü bulunuyor. Akademik çalışmaları şimdiye dek 5 bin 552 atıf alan Prof. Dr. Akan, 2023 yılında Stanford Üniversitesi’nden özel bir araştırma ekibinin açıkladığı ‘Dünyanın En Etkili Bilim İnsanları Listesi’nde yer alarak ülkemizi gururlandırdı. Geçmişte EURASIP Biyomedikal Görüntü ve Sinyal Analitiği Teknik Komitesi Başkanlığı yapan Prof. Dr. Akan, Institute of Electrical and Electronics Engineers (IEEE) bünyesinde faaliyet gösteren Engineering in Medicine and Biology Society (EMBS) Türkiye Kolu Başkanlığı görevini de sürdürüyor.
İzmir Apartman sakinlerine ’raporlu’ zulüm İzmir’in Buca ilçesinde bir apartman sakini, akli dengesi yerinde olmadığı ve babası tarafından yönlendirildiği iddiasıyla komşularına asansöre çöp atma, kapılara dışkı sürme ve biber gazı sıkma gibi yöntemlerle adeta vatandaşları canından bezdirdi. Yıllardır süren rahatsızlıklar nedeniyle çocukların sokağa çıkmaya korktuğu binada, mahkeme süreçlerinden sonuç alamayan vatandaşlar yetkililerin acilen duruma el koymasını bekliyor. İzmir’in Buca ilçesinde bir apartmanda yaşayan vatandaşlar, akli dengesi yerinde olmayan ve babasının yönlendirmesiyle hareket ettiği öne sürülen komşuları M.D.’nin sözlü ve fiziksel saldırıları nedeniyle zor günler geçiriyor. Yıllardır çöplerin etrafa saçılması, kapılara dışkı sürülmesi ve biber gazı sıkılması gibi olaylarla karşılaşan bina sakinleri yetkililerden yardım bekliyor. Güvenlik kamerası kaydetti Apartmanda yaşayan M.D.’nin komşularının kapısına çöp bıraktığı anlar yer alırken, psikolojik sorunlar yaşadığı iddia edilen kadının evin balkonundan bağırdığı anlar da yine komşular tarafından kaydedildi. "Bir kişi uğruna bütün apartman rahatsız oluyor" Binaya yaklaşık bir ay önce taşındıklarını ve kısa sürede olaylara şahit olduklarını belirten Zeynep Akil, "Taşındığımızdan beri binadaki sesleri duyuyordum. Binada kokular yayılınca komşularımıza sorduk. Sormamıza gerek kalmadan olaylara şahit olduk. Çöp toplamaları, yaşayanlara rahat vermemeleri, bağırmalar gibi olaylar yaşanıyor. Yöneticimizin kapısına çöpler atılıyor, dışarıdan çöp toplanıp asansöre getiriliyor. O gürültüden ve bağırmalardan dolayı çocuğum çok korktu ve psikolojisi bozuldu. İki çocuğum var, ben bile o bağrışmalardan korktum. Herkesin huzurla oturmak istediği bir evde sessizlik ve sakinlik istiyoruz. Karakola gidiliyor, saatlerce kalınıyor ama ev sahipliğinden ya da kızın hastalığından dolayı bir şey yapılamıyor. Bir kişi uğruna bütün apartman rahatsız oluyor, yetkililerin bu duruma el koymasını istiyoruz" dedi. "Kimse bir şey yapamıyor, çok korkuyoruz" Sorunun yıllardır devam ettiğini vurgulayan bir apartman sakini, "Bu kızın raporu var, her türlü şeyi babasının yönlendirmesiyle bize yaptırıyor. Raporu olduğu için defalarca karakola gitmemize rağmen kimse bir şey yapamıyor ve çok korkuyoruz. Zili çaldığınızda biber gazı sıkar diye kapıyı korka korka açtım. Kapımıza dışkı sürüyor, pislik bırakıyor. Benim 18 yaşındaki kızım hala asansörle tek başına inmeye korkuyor. Yöneticimize huzur vermedi, diğer komşulara da aynı şekilde davranıyor. Biz kendi halimizde insanlarız, kimseyle husumetimiz yok. İlla birilerinin ölmesi mi gerekiyor, yetkililerden bir çare istiyoruz" ifadelerini kullandı. "Kapıma dışkı döktürdü" 2005 yılından bu yana site yöneticiliği yaptığını söyleyen Hüseyin Ateş (78), "İlk geldiğimde aidatları ödemediği için bu kadının babasını icraya verdim ve olaylar ondan sonra başladı. Babası, kızının akıl dengesi yerinde olmadığı ve ceza ehliyeti bulunmadığı için onu tembihleyerek kapımın önüne dışkı döktürdü. Defalarca kamera koydum, mahkemeye gittik. Bu kadın Manisa’ya gönderildi sonra geri geldi. O kızın suçu günahı yok, babası yönlendiriyor. En az 8-9 mahkemem var bu insanlarla. Çocuklarımızın can güvenliği yok, korkudan dışarı çıkaramıyorlar. Kapıları yağlı boyayla boyuyor. Babasının kızı uzaklaştırmasını ve burada huzurla yaşamayı istiyoruz" diye konuştu. "Üzerimize biber gazı sıktı" Pandemi döneminde binaya taşındığını ve bir dönem yöneticilik yaptığını belirten Mehtap Aydoğdu, "Yöneticilik dönemimde kapımdan terliklerim çalındı. 2026’da evimi su bastı, gelip kapımdan fayanslarımı kırdı ve kumumu döktü. Bütün komşularıma zarar veriyor, çöp ve dışkı atıyor. Şikayetçi oldum, ustalarımın üstüne su dolu bidon attı ve biber gazı sıktı. Durduk yere apartmanda biber gazı kokusuyla karşılaştık. Çocuğumla beraber yaşıyorum ve kimsenin can güvenliği yok. Bütün apartman olarak çöp içinde yaşıyoruz, temizlik ve huzur istiyoruz" açıklamasında bulundu.