SPOR - 03 Eylül 2025 Çarşamba 13:35

Aziz Yıldırım: "Varlığını ve zamanlamasını onaylamadığım bu sürecin parçası olmayı reddediyorum"

A
A
A
Aziz Yıldırım: "Varlığını ve zamanlamasını onaylamadığım bu sürecin parçası olmayı reddediyorum"

Fenerbahçe eski Başkanı Aziz Yıldırım, 20-21 Eylül tarihlerinde yapılacak sarı-lacivertlilerin başkanlık seçimiyle ilgili, "Bu kongre, Fenerbahçe’nin imkanlarıyla mevcut yönetimin arzusu adına yapılmaktadır. Varlığını ve zamanlamasını onaylamadığım bu sürecin parçası olmayı reddediyorum. Bir kongre yapılacaksa, haziran ayında yapılmış olmalıydı" dedi.

Fenerbahçe eski Başkanı Aziz Yıldırım, olağanüstü seçimli genel kurul öncesi yazılı bir açıklama yayımladı. Son zamanlarda adının aday olacağıyla ilgili geçmesinden dolayı açıklama yapmasının zaruri olduğuna değinen Yıldırım, "Gerek yakın çevremden, gerekse camiamız içerisinden yaklaşan kongrede aday olmam yönünde tarafıma defaatle telkin ve tavsiyelerde bulunulmaktadır. Ancak, hatırlanmalıdır ki, 26 Temmuz 2025’te yapılan Yüksek Divan Kurulu’nda, ’Eylül ayında bir kongre yapılmasının kulübün yararına olmayacağını ve bundan vazgeçilmesi gerektiğini’ söylemiştim. Böyle bir zamanda, mevcut koşullar altında yapılacak bir kongre Fenerbahçe için değil, mevcut yönetim için yapılmış bir kongre olacaktır. Bu karar camiayı çocukça bir hile ile aldatma girişiminden başka bir şey değildir. Oysa, bugün Fenerbahçe’nin ve hatta tümüyle Türk spor kulüplerinin esas meselesi, yöneticilerinin becerileri ve yetenekleri meselesi olmaktan çıkmış, başka ve daha büyük bir mesele haline gelmiştir. Yönetim kültürü ve yönetici ahlakı meselesi, sadece Fenerbahçe’nin değil, giderek tüm spor kulüplerinin birincil meselesi haline gelmektedir. Yapılan harcamalar, gelir ve gider açıkları, rekabetin ortadan kalkması, himaye ve kayırmanın ligin karakteri haline gelmesi, kulübün var olan ve müstakbel imkanlarının çok üstünde borçlanmaya gidilmesi, kulüp varlıklarının ipotek altına alınması ya da satılması, mali tabloların makyajlanarak finansal gerçeklerin örtülmesi gibi olgular, sonunda faturayı masum insanların ödediği büyük bir fiyaskoya gebedir" ifadelerini kullandı.

"Bu kongre, Fenerbahçe’nin imkanlarıyla mevcut yönetimin arzusu adına yapılmaktadır"

Kulüp başkanlığının, bir kariyer basamağı olmadığını vurgulayan Aziz Yıldırım sözlerine şöyle devam etti:

"Kulüpler, başkanların ’başarılı adam’ olmak arzularının nesnesi kılınamaz. Yöneticilik de oyun değildir. Oynamaya doymayanlar, babasının parasıyla alınmış oyuncaklarıyla oynayabilirler. Milyonluk camiaların geleceği ve onuruyla oyun oynanamaz. Bu kongre, Fenerbahçe’nin imkanlarıyla mevcut yönetimin arzusu adına yapılmaktadır. Varlığını ve zamanlamasını onaylamadığım bu sürecin parçası olmayı reddediyorum. Bir kongre yapılacaksa, haziran ayında yapılmış olmalıydı" şeklinde konuştu.

"Görülecek bir hesap varsa bunu sezonun sonuna bırakmaktır"

Kongrede aday olmanın şahsı adına hizipçilikten öteye geçmeyeceğini ifade eden Yıldırım, "Mevcut halde, kulübün yararı, sezon sonunun sükunetle beklenmesinden geçer ki kulübün katlanacağı yükümlülüklerin kararını alanlar, herhangi bir mazeretin arkasına saklanmasınlar. Ben Fenerbahçe başkanı olmaktan daha çok bir Fenerbahçeliyim. Bu gidişat, samimi tüm Fenerbahçeliler gibi beni de üzüyor. Ama sezon başlamış, transferler yapılmış, teknik direktör adaylarının, ’Kurmadığım kadronun sorumluluğunu kabul etmem’ diyerek Fenerbahçe’yi reddettiği bir vasatta yapılacak bir kongre ve bu kongrede aday olmak, şahsım için hizipçilikten öte bir anlam taşımaz. Bu vesileyle Fenerbahçe camiasına söylemek istediğim şey, hep birlikte, takımımızın başarısı için çaba sarf etmek, özlediğimiz şampiyonluk için takıma destek vermek ve görülecek bir hesap varsa, bunu sezonun sonuna bırakmaktır. Bu konuyla ilgili artık ismimin herhangi bir şekilde speküle edilmemesini kamuoyundan rica ediyor, yeni sezonda tüm branşlarda mücadele eden takımlarımıza ve sporcularımıza başarılar diliyorum" diye konuştu.

İsmail Yasin Akçın

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İzmir Çeşme’de, duygu dolu Çanakkale anması 18 Mart Çanakkale Zaferi’nin 111. yıl dönümü dolayısıyla Çeşme’de anlamlı bir anma programı düzenlendi. 18 Mart’ta okulların ara tatilde olması nedeniyle bugün gerçekleştirilen törende duygu dolu anlar yaşandı. Çakabey Kültür Merkezi’nde düzenlenen programa ilçe protokolü, daire amirleri, siyasi parti temsilcileri, öğretmenler, öğrenciler ve çok sayıda vatandaş katıldı. Program, Sıdıka Kelami Ertan Ortaokulu tarafından hazırlanırken, saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı. Günün anlam ve önemine ilişkin konuşmayı okul müdürü Hikmet Aykut yaptı. Aykut, konuşmasında Çanakkale Zaferi’nin yalnızca bir askeri başarı olmadığını, aynı zamanda bir milletin kaderini değiştiren tarihi bir dönüm noktası olduğunu vurguladı. Çanakkale’de verilen mücadelenin fedakârlık, inanç ve kararlılığın en büyük örneklerinden biri olduğunu ifade eden Aykut, Mustafa Kemal Atatürk’ün liderliğine dikkat çekerek, "Onun askeri dehası ve sarsılmaz iradesi olmasaydı bugün bu topraklarda özgürce yaşamak mümkün olmayacaktı" dedi. Konuşmasında gençlere de seslenen Aykut, Çanakkale ruhunun yalnızca geçmişte kalmaması gerektiğini belirterek, bu ruhun bilim, sanat ve üretimle geleceğe taşınmasının önemine değindi. Şehitlerin emaneti olan vatanın korunmasının en büyük sorumluluk olduğunu ifade etti. Öğrencilere ödülleri verildi Program kapsamında İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından düzenlenen şiir ve resim yarışmalarında dereceye giren öğrencilere ödülleri takdim edildi. Öğrencilerin Çanakkale ruhunu yansıtan eserleri, katılımcılar tarafından ilgiyle karşılandı. Tören, öğrenciler tarafından sahnelenen "Geçilmez Çanakkale" adlı gösteri ile devam etti. Duygusal anların yaşandığı gösteri, izleyicilerden büyük alkış aldı. Anma programı, toplu hatıra fotoğrafı çekiminin ardından sona erdi.
Kocaeli Patrondan nezarethanede para teklifi iddiası: "Başını kaldır bana bak, sigortalı söyle" Kocaeli’nin Dilovası ilçesinde 7 işçinin hayatını kaybettiği parfüm fabrikası yangınına ilişkin davanın duruşmasında, olaydan yaralı kurtulan personel Gülhan Bendi yaşananları anlattı. Olaydan önce elektrik sorunları yaşandığını ve yangın merdiveninin maliyet gerekçesiyle yapılmadığını söyleyen Bendi, ayrıca fabrikada Defacto ve LC Waikiki gibi ünlü markalara parfüm dolumu yaptıklarını belirterek, üretimin iddiaların aksine aktif şekilde sürdüğünü söyledi. Bendi, "Kurtuluş Oransal bana nezarethanede ’Gülhan başını kaldır bana bak. İşçilerin SGK’lı olduğu söyle’ diyerek para teklif etti" dedi. Olay, 8 Kasım 2025 tarihinde Dilovası Mimar Sinan Mahallesi Mimar Sinan Caddesi’ndeki Ravive Kozmetik isimli parfüm dolum tesisinde meydana geldi. Tesiste çıkan yangında Hanım Gülek (65), Esma Dikan (65), Şengül Yılmaz (55), Tuncay Yıldız (48), Tuğba Taşdemir (18), Nisa Taşdemir (17) ile Cansu Esatoğlu (16) hayatını kaybetmişti. Sanık savunmaları tamamlandı Kandıra Ceza İnfaz Kurumu Yerleşkesi’nde görülen davanın duruşmasında, aralarında şirket yetkililerinin de bulunduğu 8’i tutuklu, 2’si firari 16 sanığın savunmaları tamamlandı. Sanık savunmaları tamamlanmasının ardından müşteki ifadelerinin dinlenmesine geçildi. Müştekilerden, patlamadan yaralı kurtulan çalışan Gülhan Bendi (40), fabrikanın çalışma düzeni, üretim süreci ve yangın öncesine ilişkin beyanlarda bulundu. "Yandım ama sesleri duyuyordum" Olaydan yaklaşık bir hafta önce elektrik tesisatında sıkıntıların başladığını ve şalterlerin sürekli attığını belirten Bendi, "Ravive Kozmetik’te yaklaşık 4,5-5 yıldır çalışıyordum. Olaydan 1 hafta önce elektrikte sıkıntı vardı. Tuncay Yıldız fişi taktıktan sonra patlama oldu. Ben çıktım ama diğerleri çıkamadı. Yandım ama sesleri duyuyordum, çıktığımda ben de yanıyordum. Saniyeler içinde fabrika tutuştu, herkes çığlık çığlıyaydı. Kurtuluş Bey de yoldan geri dönmüş" dedi. "Hafta sonu çalışmamız istendi" Fabrikadaki üretim süreci ve eksiklikler hakkında bilgi veren Bendi, "Kurtuluş Bey bize özellikle ’hafta sonu gelin, yetişmesi gereken ürünler var’ dedi. Defacto, LC Waikiki, Sheliq, Kiva, Shauran ürünleri o gün yapılacaktı. Önce hastaneye, sonrasında karakola gittik. Shauran üretimini de yapıyorduk, yapılmıyordu söylemleri yalandır. Biz Sheliq paketlemesine gidiyorduk, hatta Ataşehir’deki ofiste bizi görmedikleri, tanımadıkları iddiası yalandır. Olay günü Tuncay Yıldız Defacto’nun karışımını yaptı, biz de dolumunu yapacaktık. Tuncay alana getirdi ürünü. Aynı zamanda krem yapıyordu. Yaklaşık bir hafta boyunca şalter atıyordu ama bir problem olmuyordu, aynı zamanda elektrik faturası da geliyordu" diye konuştu. Tutuklu sanıklardan fabrika sahibinin gelini Aleyna Oransal’ın "iş yerine hiç gitmediği" yönündeki savunmasını yalanlayan Bendi, "Eski fabrikada bir makine vardı, ikinci fabrikaya geçince 2 makine alındı. Aleyna Oransal fabrikaya gelmediğini söylüyor ancak geldi, hatta işimiz yoğun olduğu zaman yardımcı da oldu. Çağatay ve Gökberk Güngör de ofise geliyordu" ifadelerini kullandı. "SGK yalanı için para teklif etti" Çalışanların sigortasız çalıştırıldığına ilişkin de konuşan Bendi, gözaltı sürecinde kendisine para teklif edildiğini ileri sürerek, "Kurtuluş Oransal bana nezarethanede ’Gülhan başını kaldır bana bak. İşçilerin SGK’lı olduğu söyle’ diyerek bana para teklif etti. Ben de 3 gün nezarethanede kaldım. Çok merak ediyorum, babaları yaşasaydı suçu yine babalarının üzerine atabilecekler miydi" diye konuştu. "Kurtuluş Oransal çok para dedi" Gülhan Bendi, sözlerine şöyle devam etti: "Tekirdağ’dan ürünler geliyordu, burada dolum yapıyorduk. Kiva, Defacto, LC Waikiki dolumlarını yapıyorduk. Hem kendi fabrikalarına hem de başka fabrikalara üretim ve dolum yapıyorduk. Altay Ali Oransal ve İsmail Oransal (tutuklu fabrika yetkilileri) yeni yere geliyordu. Bazen çalışıyor, müşteri de getiriyorlardı. Daha çok Altay müşterilerle görüşüyordu. Yangın merdiveni için 300 bin TL istediler, Kurtuluş Oransal ’Çok para’ dedi. İkinci kez gelenler 500 bin istedi, yaptırmadı." "Kurtuluş Oransal Kartepe’ye taşınmak istemişti, o da farkındaydı tehlikenin" Gülhan Bendi ayrıca, fabrikaya hiçbir resmi kurumun denetime gelmediğini söyleyerek, "Bize iş güvenliği eğitimi verilmedi. Hiçbir resmi kurum denetime gelmedi. Sadece zabıta geliyordu, çaylarını içip gidiyorlardı. Çevreden şikayet geliyordu, koku ve çöplerle ilgili. Kurtuluş Oransal Kartepe’ye taşınmak istemişti, o da farkındaydı tehlikenin. Zabıtalar parfüm alıp gidiyordu" cümlelerine yer verdi. Bendi’nin ifadesinin ardından duruşmaya ara verildi.