SAĞLIK - 01 Ocak 2025 Çarşamba 01:19

Bakan Memişoğlu, İstanbul’da yeni yılın ilk bebeklerini ziyaret etti

A
A
A

İstanbul’da 2025 yılının ilk bebekleri olan Kerem Ali Demir, Yavuz Selim Ceylan ve Recep Yılmaz, isimli bebekler oldu. Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, bebekleri ve annelerini hastanede ziyaret ederek hediye verdi.

Yeni yılın ilk dakikalarında dünyaya gelen bebekler ailelerini sevince boğdu. İstanbul’da da yeni yılın ilk bebekleri Kerem Ali Demir, Yavuz Selim Ceylan ve Recep Yılmaz dünyaya geldi. Esenler Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesinde normal doğumla dünyaya gelen doğan Kerem Ali Demir’in annesi Fatma Demir, Yavuz Selim Ceylan’ın annesi Cennet Ceylan, Recep Yılmaz’ın annesi ise Çiydem Yılmaz, sevince boğuldu.

Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, İstanbul Valisi Davut Gül, Esenler Belediye Başkanı Mehmet Tevfik Göksu ve İstanbul İl Sağlık Müdürü Abdullah Emre Güner, yeni yılın ilk dakikalarında doğan bebekleri hastanede ziyaret edip, aileleri tebrik etti. Bakan ve beraberindekiler daha sonra bebeklere hediye verdi.

Ziyaret sonrası açıklamalarda bulunan Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, “2025’in milletimize ve dünyaya hayırlar getirmesini, 2024’ten daha iyi daha mutlu, huzurlu bir dünya olmasını, herkes için sevdikleriyle beraber nice günler yaşamasını diliyorum. 2023-2024 yıllarına baktığımızda dünyada daha çok üzüntülü olayların çok olduğunu görüyoruz. Gazze gibi, insanları çocuk çoluk öldürüldüğü bir dünya düzeninin maalesef hüküm sürdüğü, bir zaman dilimi geçiriyoruz. Elimizden geldiğince biz Türk Milleti olarak Sayın Cumhurbaşkanımız olarak, barışın ve huzurun gelmesi için çabalıyoruz. Bugün 2025 senesinde ilk doğan bebeklerimizi ziyaret ettik, anneleri ziyaret ettik. İstanbul’da ilk doğan bebeğimiz Keremi Ali, 4. Çocuk ve hepsi normal doğumla doğmuşlar. Hatta ilk bebeğimiz suda doğdu. Bu da bizim için gurur meselesi. Esenler Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesi, Türkiye’nin Prime sezaryan dediğimiz ameliyat yapılan en düşük hastanesi. Burada daha çok ebeler gözetiminde, doktorun eşliğinde normal doğum yapılıyor, yüzde 90 onaranında. Bunlar ebelerin gebeleri takibi ve onları doğum eylemlerini gerçekleştirmesine yardımcı oluyorlar. Hepsine teşekkür ettim. 4 bebeğimizi ve ailelerini ziyaret ettik” dedi.

Türkiye’nin sağlıkta lider olma yolunda hazırlandıklarını belirten Bakan Memişoğlu, “Türkiye’de prime sezaryan oranları daha yüksek, bunları daha düşürmemiz gerektiğini, özellikle hekim arkadaşlarımıza, anne adaylarımızın bu konuda normal olan doğal doğumu tercih etmesini bekliyoruz. Tabi ki eğer tıbbi olarak ihtiyaç varsa, sezaryanla çocuk dünyaya gelebilir. Ama bu, dünya sağlık örgütünün sadece yüz doğumda 15’nde hendikasyon dediğimiz gerekli olan bir şey. Onun için biz normal doğumu bu sene eylem planı hazırladık. Sayın Emine Erdoğan ile beraber, faaliyete geçirdik. İnşallah bu eylem planı başarılı olur, 2025’te buna çabalıyacağız. Özellikle Türkiye’de doğurganlık oranı ile beraber kilo ile birlikte obezite ve bağımlılıkla mücadele için önemli bir yıl. Koruyan, geliştiren ve üreten sağlık modelimizle inşallah sağlıklı Türkiye Yüzyılını çok daha hastalıktan korunarak, bedenimize ve sağlığımıza dikkat ederek, geçireceğiz. Onun için biz aile hekimliklerini önemsiyoruz. Birinci basamağı koruyucu hekimliği önemsiyoruz. Tabi ki Türkiye’de dünyaya örnek bir sağlık hizmeti sunuyoruz. Bugün baktığınız zaman hem ulaşılabilirlik anlamında hem ekonomik olarak, insanlara yükletilmeyen bir sağlık sistemimiz var. İnşallah bunu hem üreten hem teknolojik ve bilim olarak geliştiren, bir yapıya da dönüştüreceğiz. Türkiye sağlık ile ilgili artık dünyanın söz sahibi bir ülkesi, bunu bilim üreterek de teknoloji üreterek de, liderliğine hazırlanma aşamasında, elimizden gelen çabayı harcıyoruz” şeklinde konuştu.

Mert Yıldırım

 

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İzmir Dikili Devlet Hastanesi’nde fizik tedavi ünitesi hizmete giriyor İzmir Dikili Devlet Hastanesi, bünyesinde kurulan Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Ünitesi ile sağlık hizmetlerini genişletiyor. Yeni ünite, 6 Nisan 2026 itibarıyle ayaktan hasta kabulüne başlayacak. Hastane yönetimi tarafından yapılan açıklamada, ünitenin günlük yaklaşık 100 hasta kapasitesiyle hizmet vereceği bildirildi. Böylece bölgedeki fizik tedavi ihtiyacının önemli ölçüde karşılanmasının hedeflendiği ifade edildi. Modern tedavi alanları oluşturuldu Yeni ünitede farklı tedavi ihtiyaçlarına yönelik donanımlı alanlar hazırlandı. Bu kapsamda; 2 elektroterapi odası, rehabilitasyon odası, parafin tedavi odası, whirlpool (su içi terapi) odası oluşturuldu. Kurulan altyapı ile hastalara kapsamlı ve çok yönlü fizik tedavi hizmeti sunulması planlanıyor. Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Ünitesi’nde birçok alanda tedavi hizmeti verileceği açıklandı. Ünitede; nörolojik rehabilitasyon, ortopedik rehabilitasyon, geriatrik rehabilitasyon, romatizmal hastalıklar için tedavi süreçleri yürütülecek. Ayrıca bel, boyun, diz ve kalça rahatsızlıkları ile omuz ve dirsek problemleri başta olmak üzere kas-iskelet sistemi hastalıklarına yönelik uygulamaların da gerçekleştirileceği belirtildi. Sevk ihtiyacının azaltılması hedefleniyor Hastane Müdürü İbrahim Şimşek, yeni ünitenin bölgedeki sağlık hizmetlerinin kapasitesini artıracağını ifade etti. Ünitenin hizmete girmesiyle birlikte, hastaların farklı merkezlere sevk edilme ihtiyacının azalmasının beklendiği kaydedildi. Ayrıca Dikili ve çevresinde yaşayan vatandaşların fizik tedavi hizmetlerine daha hızlı ve kolay erişim sağlamasının amaçlandığı bildirildi.
Kahramanmaraş Kendi yaptığı torna ile el emeğini sanata dönüştürüyor Kahramanmaraş’ta emekli vatandaş, almak istediği bir bilekliğin pahalı olmasıyla başladığı hobi serüvenini geliştirerek kendi yaptığı torna makinesiyle üretime başladı. Yaklaşık 10 yıldır el emeğiyle üretim yapan vatandaş, kurduğu amatör atölyede bileklikten tespihe, ahşap ürünlerden deri eşyaya kadar birçok ürün ortaya çıkarıyor. Kahramanmaraş’ta yaşayan emekli memur Mustafa Çot, hobisini zamanla geliştirerek kendi üretim araçlarını da yapmaya başladı. Fiyatlarının yüksek olması nedeniyle çözümü kendi imkanlarıyla üretmekte bulan Çot, küçük motorlar ve mandren kullanarak amatör bir torna sistemi kurdu. Mustafa Çot, bu sayede tespih başta olmak üzere birçok ürünü kendi atölyesinde üretmeye başladı. Pandemi döneminde evde geçirdiği zamanı fırsata çeviren Çot, üretim alanını genişleterek deri ve doğal taş ürünlere de yöneldi. Atık malzemeleri değerlendirerek oluşturduğu atölyesinde bileklik, tespih, kuksa, çerezlik ve deri cüzdan gibi birçok ürünü el emeğiyle hazırlayan Çot, zamanla çevresine de bu işleri öğretmeye başladı. Mustafa Çot, ürünleri kendisinin tasarlayıp yaptığını belirterek, "Bazı ürünleri dışarıda görüyoruz, hayranlıkla bakıyoruz ama ya pahalı buluyoruz ya da bulamıyoruz. Biz de farklı platformlardan takip ederek bunların yapımını öğrendik. Hem hobi oldu hem de stres atmamıza vesile oldu. Ortaya bir ürün çıkarmak gerçekten insana haz veriyor. Doğal taşlarla tanıştık. Bu taşları ham haliyle, işlemeden taka haline getirdik. Ahşaplardan kuksa yaptık, çerezlik yaptık. Evde kullanımı da çok hoş oluyor. Doğada vakit geçirmeyi seviyoruz. Dağlarda, ormanlarda yürüyüş yapıyoruz. Çantamızın kenarına bir kuksa koyuyoruz. Pınarlardan su içiyoruz, çayımızı, ayranımızı içiyoruz. Hem doğal hem sağlıklı olduğunu düşünüyoruz. Bir yürüyüşte andız ağacı ve meyvesiyle tanıştık. Daha önce andız tespihini duymuştuk ama nasıl yapıldığını bilmiyorduk. Onu da öğrendik" dedi. "El işiyle uğraşmak zihni dinlendiriyor" Bu işleri yapmaya yaklaşık 10 yıl önce başladığını belirten Çot, "Torna makinesi gerekiyordu ama fiyatlar yüksekti. Biz de küçük motorlar alarak, mandren bağlayarak kendi amatör tornamızı yaptık. Bir kaynakçı arkadaşımızdan destek aldık. O şekilde tespih yapmaya başladık. Zamanla geliştirdik. Pandemi döneminde evde kaldık. ’Ne yapabiliriz’ diye düşündük. Bu süreçte deriyle tanıştık. Deri nasıl kesilir, nasıl delinir öğrendik. Kendi cüzdanlarımızı, çantalarımızı yapabilecek duruma geldik. Sadece kendimize değil, çevremize de öğretmeye çalışıyoruz. Paracord bileklik yapıyoruz. Doğada çok işe yarıyor. Ayrıca makrome düğüm tekniğiyle evde salıncak bile yaptık. Herkes bir hobi edinmeli. Uzmanlar da söylüyor, el işiyle uğraşmak zihni dinlendiriyor. Gençler sadece telefon ve sosyal medyada vakit geçirmesin. Bir şeyler üretsinler. Bu işler hem terapi oluyor hem de isteyenler için gelir kapısı olabilir. İlaca gerek yok bu şeylerle uğraştığınız da kendinizi tedavi etmiş oluyorsunuz" dedi.