GÜNDEM - 02 Nisan 2026 Perşembe 09:45

İzmir’de domuzlar sosyal hayatın parçası olmaya başladı

A
A
A

 İzmir'in Balçova ilçesinde ormanlık alandan kent merkezine inen yaban domuzlarının sokak hayvanları için bırakılan mamaları kedilerle birlikte tüketmesi, ekolojik dengedeki değişimi gözler önüne seriyor. Hayvanseverlerin parklara bıraktığı yiyeceklere yönelen domuzların kedilerle yan yana beslenmesi mahalle sakinlerini tedirgin ediyor.

Doğayla iç içe bir coğrafyaya sahip olan Balçova ilçesinde yaban hayatı ile şehir yaşamının sınırları giderek ortadan kalkıyor. Doğal ortamlarında yiyecek bulmakta zorlanan devasa yaban domuzları, sokak kedileri için çocuk parklarına bırakılan mamalara yöneliyor. Domuzların bu yiyecekleri kedilerle yan yana ve hiçbir çatışma yaşamadan tüketmesi dikkat çekiyor. Yaban domuzlarının besin arayışı için kent merkezlerini mesken tutması ve sokak hayvanlarıyla aynı sofrayı paylaşması, tabiatın değiştiğine dair manzaralar oluşturuyor. İnsan nüfusuna bağlı habitat daralması ve ormandaki doğal besinlerin azalması, bu hayvanların şehre inme eğilimini artırıyor.

İzmir’de domuzlar sosyal hayatın parçası olmaya başladı

Vatandaşlardan duyarlılık çağrısı

Parklara gelişigüzel bırakılan mamaların yaban domuzlarını şehre çektiğini ve bu durumun çocuklar için risk oluşturduğunu belirten Halil Eker, "Hepimiz hayvanseveriz ancak bazı vatandaşlar sınırları zorluyor. Parkların içine mama bırakılmaması gerekiyor çünkü belediyemiz tarafından bu amaçla yapılmış uygun alanlar mevcut. Fakat bazı duyarsız vatandaşların parklara mama koymasının önüne geçilemiyor ve biz de bu durumdan muzdaribiz. Hepimizin çocukları var, parklarda oynadıklarında tehlike yaşayabilirler; bu nedenle vatandaşlarımızdan biraz daha duyarlı olmalarını istiyorum. Yaban domuzları şu an üreme döneminde oldukları ve avlanma yasağı bulunduğu için çoğalıyor, dağda yiyecek bulamadıklarından ister istemez şehirlere iniyorlar. Bazı vatandaşların ekmek vermesiyle birlikte domuzlar yabanilikten çıkarak alıştılar ve bu durumun acilen önüne geçilmesi gerekiyor. Doğrudan kimseye bir zararları yok ancak çevreye rastgele bırakılan yiyecekler ve özellikle çok sevdikleri kedi mamaları, domuzların sürekli olarak yerleşim yerlerine gelip beslenmesine zemin hazırlıyor" dedi.

İzmir’de domuzlar sosyal hayatın parçası olmaya başladı

Güvenlik ve hijyen endişesi

Şehir ortamında artan başıboş hayvan popülasyonunun ve merkeze inen yaban domuzlarının güvenlik ile hijyen sorunları oluşturduğuna dikkat çeken Mecit Azim Dost, "Hayvanları beslemek güzel bir davranış olsa da şehir içinde bu durum çeşitli mağduriyetlere yol açabiliyor. İşe veya eve yalnız gidip gelen vatandaşlar domuzların saldırısına uğruyor. Ayrıca parklarda aşırı artan kedi popülasyonu da koku ve çevre temizliği açısından rahatsızlık veriyor. Domuzlar özellikle yanlarında yavruları varken onları koruma içgüdüsüyle insanlara saldırdıkları için ciddi bir tehlike oluşturuyor. Altı yaşında bir torunum var ancak etraftaki bu riskler yüzünden onu parka dahi götüremiyoruz. Belediyenin yaşanan bu sorunlara ivedilikle kalıcı bir çözüm bulması gerekiyor" ifadelerini kullandı.
İzmir’de domuzlar sosyal hayatın parçası olmaya başladı

Abdurrahman Derici - Sinan Yeniçeri

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İzmir Ege’nin genç yetenekleri, geleceğin teknolojilerini FRC’de yarıştırdı Muğla’yı temsil eden Maretech ve İzmir’den FRC’ye katılan Cymurghs, Lyron ve Rotatech robotik takımları, liseler arası robotik yarışması FIRST Robotics Competition’da (FRC) İstanbul’un Bakırköy ayağında yarıştı. Ağırlıklı kız öğrencilerden oluşmasıyla dikkat çeken takımlar, müsabaka süreçlerinde ihtiyaç duydukları internet altyapısını Turknet’in sağladığı fiber teknoloji desteğiyle karşıladı. Turknet’in teknoloji destekçisi olduğu FRC’nin Bakırköy ayağında İzmir ve Muğla’nın gençleri yeteneklerini sergiledi. Ege’nin farklı ilçelerinden gelen genç yetenekler, sadece geliştirdikleri robotlarla değil; kadın gücü, takım ruhu, dayanışma kültürü ve toplumsal farkındalık yaklaşımlarıyla da dikkat çekti. Teknoloji sahnesinde kadın gücü: "Biz de varız" Bu yıl kurulan ve FRC’de Marmaris’i temsil eden Maretech, robotik dünyasında kadınların etkisini ve etkinliğini artırmayı hedefleyen vizyonuyla dikkat çekti. Turnuvanın tek kadın "driver" (robot sürücüsü) ekibine sahip olan takım, "Kızlar da bütün sektörlerde var olabilir" mottosuyla turnuva alanında hem teknik becerileri hem de dayanışma ruhuyla öne çıktı. Mekanik, halkla ilişkiler ve yazılım alanlarında da kendilerini geliştiren Maretech ekibi, turnuvada sadece bir robot yarıştırmadı; aynı zamanda farklı ülkelerden gelen takımlarla kurdukları bağlarla yardımseverlik ve paylaşım kültürünü de temsil etti. Genç yetenekler, kolektif çalışma disipliniyle İzmir’i temsil ediyor İzmir Çiğli’den 41 kişilik öğrenci kadrosuyla turnuvaya katılan Lyron, FRC atmosferinin kazandırdığı güçlü aidiyet duygusu ve sosyal gelişim süreciyle fark oluşturdu. Takım ruhu, iş birliği ve dayanışmayı "aile" kavramıyla özdeşleştiren ekip, robotik hazırlık çalışmalarını bir sosyal gelişim platformuna dönüştürmüş durumda. İlk kez katılan üyelerin dahi kısa sürede kurduğu güçlü bağlar, teknik becerilerin yanı sıra iletişim ve sosyal yetkinliklerin de en üst seviyeye taşınmasını sağladı. Sahadaki enerjileriyle dikkat çeken genç yetenekler, kolektif çalışma disipliniyle İzmir’i teknoloji arenasında başarıyla temsil etti. Küllerinden doğan Anka kuşundan ilham İzmirli gençlerden robot şov İzmir’in köklü robotik takımlarından biri olan ve ismini küllerinden yeniden doğan Anka kuşu efsanesinden alan Cymurghs, Türkiye’nin ilk bağımsız robotik takımı olarak sekizinci sezonunda da fark oluşturmaya devam etti. Atölye çalışmaları İzmir’de yürütülen ancak Aydın, Manisa, İstanbul ve Ankara gibi 16 farklı şehirden gelen 42 kişilik dev bir öğrenci kadrosuna sahip olan ekip, dijital iş birliğinin en başarılı örneklerinden birini sergiledi. Teknoloji üretiminde cinsiyet eşitliğini temel prensip edinen takım, mühendislik kaptanlığının bir kız öğrenciye emanet edilmesi ve atölye ekibinin yarısının kız öğrencilerden oluşmasıyla kalıpları yıkıyor. Gaziemir’in genç yetenekleri ilk heyecanını yaşıyor Rota Koleji öğrencilerinden oluşan Rotatech, İzmir’in Gaziemir ilçesini temsil etmek üzere FRC heyecanına katıldı. Toplam 12 öğrenci ve 2 mentordan oluşan 14 kişilik dinamik ekip, turnuvadaki deneyimlerini büyük bir heyecan ve motivasyonla yaşadı. Hazırlık sürecinden itibaren disiplinli bir çalışma yürüten ve ilçelerini teknoloji arenasında gururla temsil eden genç yetenekler, etkinlik alanındaki hızlı bağlantı imkanı sayesinde teknik süreçlerini hiçbir aksama yaşamadan yönetti. Okullarının ve Gaziemir’in robotik alanındaki potansiyelini sergileyen ekip, edindikleri bu yeni deneyimle geleceğin mühendislik projeleri için güçlü bir temel oluşturmayı hedefledi.
Yozgat Yağışlı havaya aldırış etmeyen üreticiler ve alıcılar bu pazarda buluşuyor Yozgat’ın Sorgun ilçesinde bulunan canlı hayvan pazarı, yağışlı havaya rağmen üretici ve alıcıları buluşturuyor. Bölgenin en büyük hayvan pazarlarından biri olan Sorgun Canlı Hayvan Pazarı, her hafta perşembe günü alıcı ve satıcıları bir araya getiriyor. Alım satım yapmak isteyen, kesimlik hayvan tercih eden ve Kurban Bayramı için erkenden kurbanlık seçenler bu pazarda toplanıyor. Her hafta perşembe günü sabah 05.00’te kurulan hayvan pazarı öğle saatlerinde sona eriyor. Pazar, Yozgat ve ilçelerinin yanı sıra Sivas, Tokat, Çorum, Kırşehir gibi çevre illerdeki besicilere de hitap ediyor. Üreticiler bin bir emekle yetiştirdikleri hayvanlarını en iyi fiyata elden çıkarmaya çalışırken, alıcılar ise bütçelerine uygun alım yapmak için kıyasıya rekabet ediyor. Sorgun Hayvan Pazarı sadece bir alışveriş noktası değil, aynı zamanda bölge ekonomisinin en önemli lokomotiflerinden biri olarak görülüyor. Özellikle Kurban Bayramı öncesi zirve noktasına ulaşan hareketlilik ilçedeki ticari hayata büyük katkı sağlıyor. Pazara giden Şevki Soybir, "Hayvanlar alınıyor satılıyor. Kurbanlığa talep çok şu anda. Kurbanlıklar iyi satılıyor. Hisse fiyatları 45’ten başlıyor. 55, 60 bin lira aralığında gidiyor" dedi. Kırşehir’den canlı hayvan pazarına geldiğini ifade eden Sami Erkanlı ise "Kurbanlıklara yeni yeni talepler var. 5-6 kişilik olanlar 180 veya 150 bin arası. 4-5 kişilikler 120-130 arası. En büyük pazar Sivas Şarkışla hayvan pazarıdır. Çorum pazarı, Sorgun pazarı, Kırşehir pazarı, Aksaray pazarı böyle gidiyor sırayla. Buradaki esnaf oraya gidiyor, oradakiler buraya geliyor. İlla ki aralarında bir ekmek parası dönüyor. Dana, kurbanlık inek, damızlık inekleri buradan tamamlar. Buraya dışarıdan gelen de çok. Kırşehir’den Tokat’tan Sivas’tan Mersin’den Adana’dan gelenler var" cümlelerini kullandı.
Çankırı Müzede sergilenen kilimler asırlık motifleri gelecek nesillere aktarıyor Çankırı’daki Kilim Müzesi’nde sergilenen kilimler, yüzlerce yıllık motif kültürünü gelecek nesillere aktarıyor. Çankırı’da Osmanlı döneminde 1609 yılında inşa edilen Tarihi Karataş Hamamı, restore edilerek dokuma atölyesi ve kilim müzesi olarak hizmet vermeye başladı. Çankırı Belediyesi’nce yürütülen ve Kuzey Anadolu Kalkınma Ajansı’nın desteklediği proje kapsamında, unutulmaya yüz tutmuş dokumacılık yeniden canlandırılıyor. Hamam içerisinde kurulan atölyede dokuma kursları verilirken, müzede ise Çankırı’dan toplanan tarihi kilimler sergileniyor. Müzedeki en eski Çankırı kiliminin yaklaşık 200 yıllık olduğu ve Kızılırmak ilçesi Güneykışla yöresinde dokunduğu biliniyor. Kilimlerde yer alan motiflerin, geçmişte yapılan dilek ve duaların dokuma yoluyla ifade edildiğini söyleyen Rehber Kübra Sarıkaya, "Şu an Tarihi Karataş Hamamı’ndayız. Bu hamam, Osmanlı Devleti döneminde 1609 yılında inşa edilmiştir. Uzun yıllar hamam olarak hizmet vererek çok sayıda ziyaretçiyi ağırlamış ve hamam kültürünün yaşatılmasına katkı sağlamıştır. Günümüzde ise Çankırı Belediyesi tarafından restore edilmiştir. Kuzey Anadolu Kalkınma Ajansı’nın da destek verdiği bu proje kapsamında hamam, dokuma atölyesi olarak kullanılmakta ve burada dokuma kursları verilmektedir. Projenin amacı, unutulmaya yüz tutmuş dokumacılığı yeniden canlandırmak, insanlara tanıtmak ve kadınlara istihdam alanı sağlamaktır. Bunun yanı sıra burada bir kilim müzesi de bulunmaktadır. Müzede, Çankırı’dan toplanan tarihi kilimler sergilenmektedir. Müzede bulunan en eski Çankırı kilimi yaklaşık 200 yıllıktır. Bu kilim, Kızılırmak ilçesi Güneykışla yöresinde dokunmuştur. Aynı zamanda Çankırı kilimlerinde sıkça kullanılan motifleri barındırmaktadır. Kilim üzerinde yer alan akrep motifi, tehlikelerden korunma amacıyla işlenen bir motiftir. Diğer motif ise aile bireyleri, özellikle eşler arasındaki birlik ve beraberliğin artması temennisiyle dokunmuştur. Buradan da anlıyoruz ki Çankırı’da yapılan dilek ve dualar, kilim motifleriyle anlam bulmuş ve kültürel bir miras olarak günümüze kadar ulaşmıştır" diye konuştu.