KÜLTÜR SANAT - 25 Kasım 2025 Salı 14:38

BASE 2025 kapılarını Trendyol Sanat ana partnerliğinde açtı

A
A
A
BASE 2025 kapılarını Trendyol Sanat ana partnerliğinde açtı

Türkiye’nin önde gelen sanat etkinliklerinden BASE’in 2025 edisyonu, bu yıl bir kez daha Trendyol Sanat’ın ana sponsorluğunda ziyarete açıldı. Konuk Ülke Programı kapsamında bu yıl Romanya’yı ağırlayan etkinlik, 26-30 Kasım tarihlerinde İstanbul’da ziyaretçilerini ağırlayacak.



Genç sanatçılara sürdürülebilir destek sağlamak amacıyla çalışmalarını sürdüren Trendyol Sanat, bu yıl da BASE 2025’in ana sponsoru oldu. Dijital olanaklarla sanatı daha geniş kitlelere ulaştırmayı hedefleyen platform, yeni mezun sanatçıların üretimlerini görünür kılmayı amaçlayan BASE iş birliğini güçlendirerek devam ettiriyor.



Dört yıldır destek veren kurum, son üç yıldır üstlendiği ana sponsorlukla genç yeteneklere hem dijital hem de fiziksel mecralarda alan açma vizyonunu benimsiyor.



Trendyol Grubu Kurumsal İletişim Direktörü İrem Poyraz etkinlikte açıklamalarda bulunarak, "Trendyol Sanat olarak, genç sanatçıların seslerini duyurabilmelerini ve üretimlerini daha geniş kitlelerle buluşturabilmelerini sağlamak önceliklerimiz arasında yer alıyor. Teknolojinin olanaklarını kullanarak zaman ve mekandan bağımsız olarak sanatın daha geniş kitlelere ulaştırmayı hedefliyoruz. Genç yeteneklerin üretimlerini sanatseverlerle buluştururken, Türkiye’nin çağdaş sanat ekosistemine katkı sağlamaya çalışıyoruz. BASE ile olan iş birliğimiz de Trendyol Sanat’ın misyonunu somutlaştıran önemli bir örnek. Türkiye’deki genç sanatçıların üretimlerini yalnızca ulusal değil, uluslararası bir buluşmanın da parçası haline getiren BASE’in destekçisi olmaktan büyük mutluluk duyuyoruz" ifadelerini kullandı.



BASE Kurucularından Aslı Boduroğlu ise yaptığı açıklamada, "BASE bu sene yeni mezun sanatçıları bir araya getiriyor. 36 farklı şehirden, 43 üniversiteden 150 yeni mezun sanatçının eserleri sanatseverler ile buluşuyor. Konuk ülke Romanya programında ise 13 sanatçımızın 80’e yakın eseri sergileniyor olacak. 26-30 Kasım tarihlerinde sergi ziyarete açık olacak. Tüm sanatseverleri BASE’e bekliyoruz" diye konuştu.



Trendyol Sanat katkılarıyla genç sanatçılar arasında kültürlerarası köprüler kuruluyor


BASE, bu yıl "Konuk Ülke: Romanya Çağdaş Sanatına Bir Bakış" sergisine de ev sahipliği yapıyor. Trendyol Sanat’ın desteğiyle bu yıl BASE’in uluslararası diyaloğunu güçlendiren özel seçkide, Romanya’dan 13 genç sanatçının 80 eseri Derya Yücel küratörlüğünde sanatseverlerle buluşuyor. Türkiye ile Romanya’daki genç kuşak sanatçıların aynı platformda görünürlük kazandığı bu buluşma; resim, heykel, seramik, yerleştirme, video-performans ve fotoğraf gibi pek çok disiplini kapsayan üretimlerin izini sürüyor ve çağdaş sanatın genç bakış açısıyla nasıl dönüştüğünü ortaya koyuyor.



Trendyol Sanat, Türk çağdaş sanatının gelişimine katkı sunarak genç sanatçılara daha geniş bir görünürlük kazandırmayı amaç ediniyor. Bu yılki seçki, farklı coğrafyalardan genç üreticileri bir araya getirip birbirlerinden ilham alabilecekleri ortak bir buluşma zemini kurmayı hedefliyor. Bu yaklaşım doğrultusunda Trendyol Sanat, pozitif etkiyi artırarak Türkiye’deki sanat ekosistemine uluslararası bir bakış açısı kazandırmayı önceliklendiriyor.



Genç sanatçılar destekleniyor


Trendyol Sanat, yeni mezun sanatçıları desteklemek, üretim motivasyonlarını güçlendirmek ve sanat profesyonelleriyle kuracakları diyaloğu geliştirme misyonuyla düzenlenen BASE’e dört yıldır destek verirken, bu yıl üçüncü kez ana sponsor olarak BASE’de yer aldı. Türkiye’nin tek kapsamlı yeni mezun sanatçı sergisi olan BASE’in 9’uncu edisyonunun küratöryel çerçevesi "Sınırlar ve Olasılıklar" etrafında şekillendi.



BASE 2025’te Türkiye’deki üniversitelerin resim, heykel, fotoğraf, video, baskı, geleneksel Türk sanatları, grafik tasarım, görsel iletişim tasarımı, animasyon, cam ve seramik, tekstil, mimarlık, iç mimarlık bölümlerinden mezun olan 150’yi aşkın genç sanatçının eserleri sergileniyor. Farklı disiplinlerdeki eserlerden oluşan seçki; kimlik, bellek, aidiyet ve dijital çağın algısal dönüşümü gibi temaları merkezine alarak, kişisel deneyim ile toplumsal belleğin kesişimini görünür kılan zengin bir anlatı sunuyor.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İzmir Dikili Devlet Hastanesi’nde fizik tedavi ünitesi hizmete giriyor İzmir Dikili Devlet Hastanesi, bünyesinde kurulan Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Ünitesi ile sağlık hizmetlerini genişletiyor. Yeni ünite, 6 Nisan 2026 itibarıyle ayaktan hasta kabulüne başlayacak. Hastane yönetimi tarafından yapılan açıklamada, ünitenin günlük yaklaşık 100 hasta kapasitesiyle hizmet vereceği bildirildi. Böylece bölgedeki fizik tedavi ihtiyacının önemli ölçüde karşılanmasının hedeflendiği ifade edildi. Modern tedavi alanları oluşturuldu Yeni ünitede farklı tedavi ihtiyaçlarına yönelik donanımlı alanlar hazırlandı. Bu kapsamda; 2 elektroterapi odası, rehabilitasyon odası, parafin tedavi odası, whirlpool (su içi terapi) odası oluşturuldu. Kurulan altyapı ile hastalara kapsamlı ve çok yönlü fizik tedavi hizmeti sunulması planlanıyor. Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Ünitesi’nde birçok alanda tedavi hizmeti verileceği açıklandı. Ünitede; nörolojik rehabilitasyon, ortopedik rehabilitasyon, geriatrik rehabilitasyon, romatizmal hastalıklar için tedavi süreçleri yürütülecek. Ayrıca bel, boyun, diz ve kalça rahatsızlıkları ile omuz ve dirsek problemleri başta olmak üzere kas-iskelet sistemi hastalıklarına yönelik uygulamaların da gerçekleştirileceği belirtildi. Sevk ihtiyacının azaltılması hedefleniyor Hastane Müdürü İbrahim Şimşek, yeni ünitenin bölgedeki sağlık hizmetlerinin kapasitesini artıracağını ifade etti. Ünitenin hizmete girmesiyle birlikte, hastaların farklı merkezlere sevk edilme ihtiyacının azalmasının beklendiği kaydedildi. Ayrıca Dikili ve çevresinde yaşayan vatandaşların fizik tedavi hizmetlerine daha hızlı ve kolay erişim sağlamasının amaçlandığı bildirildi.
Kahramanmaraş Kendi yaptığı torna ile el emeğini sanata dönüştürüyor Kahramanmaraş’ta emekli vatandaş, almak istediği bir bilekliğin pahalı olmasıyla başladığı hobi serüvenini geliştirerek kendi yaptığı torna makinesiyle üretime başladı. Yaklaşık 10 yıldır el emeğiyle üretim yapan vatandaş, kurduğu amatör atölyede bileklikten tespihe, ahşap ürünlerden deri eşyaya kadar birçok ürün ortaya çıkarıyor. Kahramanmaraş’ta yaşayan emekli memur Mustafa Çot, hobisini zamanla geliştirerek kendi üretim araçlarını da yapmaya başladı. Fiyatlarının yüksek olması nedeniyle çözümü kendi imkanlarıyla üretmekte bulan Çot, küçük motorlar ve mandren kullanarak amatör bir torna sistemi kurdu. Mustafa Çot, bu sayede tespih başta olmak üzere birçok ürünü kendi atölyesinde üretmeye başladı. Pandemi döneminde evde geçirdiği zamanı fırsata çeviren Çot, üretim alanını genişleterek deri ve doğal taş ürünlere de yöneldi. Atık malzemeleri değerlendirerek oluşturduğu atölyesinde bileklik, tespih, kuksa, çerezlik ve deri cüzdan gibi birçok ürünü el emeğiyle hazırlayan Çot, zamanla çevresine de bu işleri öğretmeye başladı. Mustafa Çot, ürünleri kendisinin tasarlayıp yaptığını belirterek, "Bazı ürünleri dışarıda görüyoruz, hayranlıkla bakıyoruz ama ya pahalı buluyoruz ya da bulamıyoruz. Biz de farklı platformlardan takip ederek bunların yapımını öğrendik. Hem hobi oldu hem de stres atmamıza vesile oldu. Ortaya bir ürün çıkarmak gerçekten insana haz veriyor. Doğal taşlarla tanıştık. Bu taşları ham haliyle, işlemeden taka haline getirdik. Ahşaplardan kuksa yaptık, çerezlik yaptık. Evde kullanımı da çok hoş oluyor. Doğada vakit geçirmeyi seviyoruz. Dağlarda, ormanlarda yürüyüş yapıyoruz. Çantamızın kenarına bir kuksa koyuyoruz. Pınarlardan su içiyoruz, çayımızı, ayranımızı içiyoruz. Hem doğal hem sağlıklı olduğunu düşünüyoruz. Bir yürüyüşte andız ağacı ve meyvesiyle tanıştık. Daha önce andız tespihini duymuştuk ama nasıl yapıldığını bilmiyorduk. Onu da öğrendik" dedi. "El işiyle uğraşmak zihni dinlendiriyor" Bu işleri yapmaya yaklaşık 10 yıl önce başladığını belirten Çot, "Torna makinesi gerekiyordu ama fiyatlar yüksekti. Biz de küçük motorlar alarak, mandren bağlayarak kendi amatör tornamızı yaptık. Bir kaynakçı arkadaşımızdan destek aldık. O şekilde tespih yapmaya başladık. Zamanla geliştirdik. Pandemi döneminde evde kaldık. ’Ne yapabiliriz’ diye düşündük. Bu süreçte deriyle tanıştık. Deri nasıl kesilir, nasıl delinir öğrendik. Kendi cüzdanlarımızı, çantalarımızı yapabilecek duruma geldik. Sadece kendimize değil, çevremize de öğretmeye çalışıyoruz. Paracord bileklik yapıyoruz. Doğada çok işe yarıyor. Ayrıca makrome düğüm tekniğiyle evde salıncak bile yaptık. Herkes bir hobi edinmeli. Uzmanlar da söylüyor, el işiyle uğraşmak zihni dinlendiriyor. Gençler sadece telefon ve sosyal medyada vakit geçirmesin. Bir şeyler üretsinler. Bu işler hem terapi oluyor hem de isteyenler için gelir kapısı olabilir. İlaca gerek yok bu şeylerle uğraştığınız da kendinizi tedavi etmiş oluyorsunuz" dedi.